M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

Demirtaş ne dedi de savcı fezleke hazırladı?

En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim. Selahattin Demirtaş dedi ki, Ey Kürd halkı; çok açık, net, onurlu bir kardeşlik, eşit bir barış, başını öne eğmeyen özgür bir duruş sergileyerek size saldıranlara yasaların tanıdığı şekilde kendinizi savunun dedi.

Savcılar Demirtaş’ın baş eğmeme çağrısını gerekçe gösterip fezleke açmışlarsa kendileri bilir.

Bakınız Sayın Demirtaş ne demiş:

"Şehirlerarası otobüsler, işyerleri, evler, mevsimlik işçiler, yolda yürüyenler, gazete binaları, yani hedef olarak belirlenmiş ne varsa. Daha önceden tespit edilmiş ne kadar yer varsa, organizeli tek elden yönetildiği belli olan bir saldırı, linç kampanyası devlet eliyle başlatılmıştır. Topluma şu mesaj verilmek isteniyor; 'Bize 400 vekil vermezseniz sizin burnunuzdan getiririz.' Şu anda devlete el koymuş durumdalar. Yakıp, yıkanlar, linç edenler, hepinizin görüntüsü var.”

Demirtaş, kardeşlik vurgusu yapanların kardeşliklerini gösterme zamanının bugün olduğunu belirterek, "Türkiye toplumunun vicdanlı insanlarına sesleniyoruz. Bu işteki tersliği görmeniz lazım. Sizin sokaklarda linç etmeye çalıştığınız, partisini yakmaya çalıştığınız, işyerini yaktıklarınız bugüne kadar 'kardeşimiz' dediğiniz Kürtlerdir. Bugün işte kardeşlik var mı yok mu onu gösterme zamanı. Cadı avını durduracak gün bugündür. Aradan aylar, yıllar geçtikten sonra pişmanlık fayda getirmez. Dostlar düğünden çok, taziyede belli olur. Bunu görmek istiyoruz" dedi.

Devamla, "Bütün halkımıza mesajımız şudur; Tahrikler sürecek, öyle gözüküyor sakın prim vermeyin. Fakat bu da Türk Ceza Kanunu'nda bir haktır. Biri sizin evinizi yakmaya geliyorsa, ona karşı kendinizi savunmanız kanuna göre de haktır. Size evinizi, işyerinizi, partinizi yakmaya yıkmaya çalışanlara karşılık vermeniz hakkınızdır. Orantılı bir şekilde herkes meşru müdafaasını yapmalıdır.”

Ve yine, “Kaybedilen canların üniformasına, kim tarafından öldürüldüğüne bakmadan “amsız, ancaksız” sahip çıkıyor, ısrarla barış diyoruz. Savaş kararını biz değil Cumhurbaşkanı ve Başbakan verdi. Buna rağmen ölümlerin durması için çaba sarf ediyoruz. Allah şahidimiz o kadar çok çocuk öldürüldü ki, çocuklarımıza sarılıp, öpemeye utanıyoruz. PKK eylemleri yokken partimize 176 yerde saldırı oldu. Mitingleri bombalandı. Buna rağmen sağduyu, kardeşlik ve barış mesajı veren bizdik. Ama son 2 günde (7-8 Eylül) olanlar teröre tepki değildir. Şehirlere gönderdikleri cenazeleri oya dönüştürmek için iç savaş provası yapıyorlar. Sokaklarda faşizm rüzgârı estirilerek Kürd adına ne varsa, dikkat HDP demiyorum Kürd’e benzeyen ne varsa yakıp, yıkarak diz çöktürme operasyonu yapılıyor.

Cumhurbaşkanı, Başbakan partimizin ismini vererek hedef gösterdiler. Onurlu savcı, hâkimlere çağrı yapıyorum. Lütfen onlardan delillerini isteyin. Hesap vermeye hazırız. Bu ülkenin alçak medyası Dağlıca’da emri benim verdiğimi yazdı. Hesap vermeye hazırız, korkmuyoruz. Hesabı şehit haberlerini bildiği halde Konya’da gol coşkusu yaşayanlar versin. Türkiye’nin batısından oy almak için değil, birlikte yaşamak için tabelamızı asıyoruz.

Onlar sıradan tabela değil, kardeşlik tabelasıdır. Yakmaya devam ederseniz birlikte yaşama duygusunu yok edersiniz. Batıya savaş istemediğimizin mesajıdır o tabelalar. Barış ve ülke huzuru için her şeyi göze aldık. Suriye’ye, Irak’a bakın utanın.

Cizre’de yasak günlerce kaldırılmıyor, insanlar günlük ihtiyaçlarını karşılayamıyor. 12 Eylül’de sıkıyönetimin en vicdansız hükümetleri bile 1-2 saat zaman tanırlardı. Cizre’de 6 gündür kesintisiz sokağa çıkma yasağı var. Anons yapılıyor. Madem HDP’ye oy verdiniz hadi bakalım çıkın görelim, kafasını çıkaranı vururuz diyorlar.

Keskin nişancıların vurduğu kadının defnedilemeyerek buzdolabında bekletiliyor. Ekmek, su, elektrik yok. Bebekler susuzluktan çatlayacak. Müslümanım diyene sesleniyorum, Cizre halkının tamamı Müslümandır. Kendine Müslümanım diyen iktidar 6 gündür çocukları susuz ölüme terk ediyor. Ne olacak, 1 Kasımda Cizre yüzde 90 AKP’ye oy mu verecekler.

Kürd milletinin, Türk gençlerinin kanı üzerinden milliyetçi oylara oynuyorlar. Enver, Talat Paşalar gibi ülkeyi felakete götüren Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a laf edemeyenler HDP den ne bekliyorlar. Gece gündüz ‘savaş’ diyorlar, ‘kökünü kazıyacağız’ diyorlar. Savaş politikasında bu kadar ısrarcı iseler HDP 30 kez Kandil’e gitse ne olacak? ‘Savaş’ isteyen onlar; bizden başka ‘Barış’ diyen var mı?” Dedi.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, namusunuz, onurunuz, şerefiniz için: Türkiye değil; Dünya’nın bütün savcı, hâkimlerini bir araya getiriniz. Selahattin Demirtaş’ın konuşmasında zalimlerin zalimliği, mazlumların mazlumluğunu dile getirip “çözüm”, “barış”, “kardeşlik” yeniden “bir arada” “eşit” ve “özgür yaşamanın nasıl olacağını ifade etmekten başka ne var?

Ama hayır, Devlet, AKP, Hükümet ve dahi Türk halkı biz bu ülkede egemeniz, üstün olan biziz. Biz ne dersek o olur. Dilersem bir şehri (Cizre örneğinde olduğu gibi) haftalar değil, aylarca abluka altında tutarız; gerekiyorsa o şehri topyekûn yakarız, yıkarız; insanlarını aç, susuz bırakırız diyorsanız işte ona ne Sayın Demirtaş’ın ne de bir başka Kürd’ün kabul etmesi mümkün değildir.

Ve dahi bu ülkenin yönetim gücünü elinde bulunduran egemenlerinde Türk tarihinde örneği geçmişte olmayan bu yaklaşımı sürdürmeleri de ne hakları, ne de haddidir. Türkiye’nin kurucusu ve önderi Mustafa Kemal Atatürk ne demiş: “Özgürlük olmayan ülkede, ölüm yıkılışı vardır. Kurtuluşun anası özgürlüktür.” Kürdlerin istediği tek şey “özgürlük” ve “eşitlik” başka da hiçbir şey değil. Bunu Devlet, Cumhurbaşkanı, AKP, CHP, MHP ve dahi Türk ve Kürd halkı çok iyi bellemelidir. Evet, sadece “özgürlük” ve “eşitlik” verilirse Kürd meselesi, Kürd sorunu her ne derseniz deyin kökten hal olur. Değilse 500 yıl daha kanlı savaş günleri, şehitlerin cenaze merasimleri arkasında ağıt yapar dururuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.