Cemaat Cumhuriyetine!

"Ergenekon'dan çok daha profesyonel yol alan bir güç oluşmuştur Türkiye'de."

 

Ergenekon davası, düşünce denizine zincirlemişken, kafamızın ıssız koylarında dolaştırıp durduğumuz bir çok soru ve sorun ortaya çıktı.

 

Düşünce dünyamızın büyük bir oranını Ergenekon işgal ederken; ayrıntıları derinliği olmayan koylarda analiz etmeye çalışmak, bütünü ve dolayısıyla asıl gerçeği görmemize engel oluyor.

 

İktidar partisinin kapanmaması ve tüm bu olanlar, bize Ergenekon'dan çok daha güçlü ve profesyonel çalışan bir örgütün oluştuğu sinyalini veriyor.

 

Hatta örgüt yerine cemaat dersem herkes ne dediğimi en başından anlamış olur.

 

Bizim aleyhimize çalışan ama düdüğü ötenlerin lehine iş yapan bir yapılanmadan bahsediyorum.

 

Şemdinli ve ona benzer hiçbir faili aşikar olayın üzerine gitmeyenler nasıl oldu da köklü bir çeteyi ortaya çıkarma cesaretini gösterdi.

 

"Feto" dedi diye gazeteciye dava açanlar meğer arkası boş savcılar değilmiş.

 

Onların ağabeyleri de darbe diye inleyen Ergenekon'un üstüne üstüne gitti ve cemaatin uzantısı bürokratlara zeval gelmesini engellediler.

 

Asıl hayrete düşüren ise tarihin hiçbir döneminde demokrasi sevdalısı olmayanların bugün demokrasi kazandı diye yaygara yapıp pay çıkarmasıdır.

 

Bu ülkedeki yargının da CHP ve ordu kafalı düşünüp öyle hareket ettiğini hepimiz iyi biliyoruz. Şimdi nasıl oldu da yargı olması gerektiği gibi bir karar verdi.

 

Bunun arkasında cemaat hattatlarının özene bezene, sabırla işlediği kafa karıştırıcı ama kendi içinde tutarlı bir nakış sezmiyor musunuz. O baş döndürücü nakşı görmüyor musunuz?

 

Şimdi yargının bizde süregelen imajını tazelemesi ve demokrasi adına yaptıklarına inandırması için DTP davasında da aynı kararlılığı göstermesi gerekecek. Eğer aksi olursa kuma gömülü tüm kafalara çağrımdır… Çıkarın kafanızı!

 

Gerçi aksi olmasa da ben bunlar kılıfına uydurdu diyeceğim ama siz bu ne peşin hükümlülük diyeceksiniz... 

 

DTP'nin kapatılması ile bu ülkede zaten hiçbir zaman değer verilmeyen Kürt kesiminin iradesine yine zeval gelecek, gururu ve onuru yine ayaklar altına alınacak.

 

Ama kimse bunu göremeyecek, kimse kıyaslamayacak, içten içe bir muhasebe yapıp iç çatışmalarla doğruyu görmeye çalışmayacak. Kimse kendini yormayacak. Kimse evlerine gönderilen üç paket makarnaya hayır demeyecek.

 

Asıl önemlisi ise kimse kültürünü, milliyetini sahiplenip müritliği bir kenara atmayacak. Ta burnumuzun dibinde bizim değerlerimizi hiçe sayarak ümmet diyecekler, hizmet diyecekler ve bizim zaaflarımızdan yararlanıp kurban diyecekler. Ama kimse anlamayacak, anlamak istemeyecek.

 

Anlatabildim mi kurban?

 

Türkiye'de dengeler çok hızlı değişiyor. Bugün ülkeyi yönetenler için bile bu bir hayalden öte değildi ama şimdi tam da o hayalin içindeler. Herkes her şeyi çok olağan buluyor ben dilimi yutmuş durumdayım. Yargısı, yasama ve yürütme organları aynı elde toplanıyor bu ülkenin. Hatta dördüncü büyük güç olan medya da aynı elde. Bunun yaratacağı modern İran modeli açıkçası beni korkutuyor.

 

Tabi temennimiz bu yönlü bir kayma değil aksine demokratik, laik ve insan haklarını ilke edinen sosyal bir hukuk devletinin oluşmasıdır.

 

Ve bilinmelidir ki bu yeni düzende her şey çok hızlı değişip gelişecek. Ama bu sefer işi yapanlar gerçekten de uzman…

 

"Ne yapılabilir?" sorusuna gelince;

 

Bir sene evvel Ekopolitik başlıklı yazımda DTP için "imaj sorunu vardır, geniş bir perspektif benimsemeli" demiştim. Bu naçizane eleştiriyi tamamen iyi niyetimle yapmış ama çok tepki almıştım.

 

Daha sonra ise "kendi içimizde bu eleştirileri yapabilmeli ve eksiklerimizi bilmeliyiz" diye düşünmüş ve sabretmiştim.

 

Bir sene sonra kongrede yayınlanan özeleştiriler gözlerimi yaşarttı açıkçası. Yayınlanan manifestoda olması gerektiği gibi bir örgütlenmenin gerekleri anlatılmış ve eksikler cesurca ortaya konulmuştur. Her ne kadar fazla duygusal bulmuş olsam da bu özeleştirinin çok olumlu olduğunu da belirtmek isterim.

 

Ve hep dillendirilen siyasi akademiler hayata geçirilir ve bu akademiler ile örgütlenme tarzı ve dili, politika yapabilme becerisi geliştirilirse; DTP, yeni düzende hak ettiği konuma gelerek, hep dışarıda kalan büyük bir kesimin, Kürt iradesinin temsiliyetini hakkıyla yerine getirebilecektir. 

 

Bu yeni ve hızlı çarkın dişlilerine takılıp harcanmamak için güçlü bir duruş, etkili bir siyaset dili ve beceri gerekir. Bunun için de büyüklerimizin fazlasıyla dillendirdiği siyaset akademileri iyi bir değişimi beraberinde getirecektir diye umuyorum.

 

Bu arada çatı parti, Türk solunu kucaklayıp kollama gibi bir düşünce tasvip ettiğim bir düşünce tarzı değildir. Bunun yerine akıllı bir siyaset dili ve geniş bir perspektif çok daha etkili olacaktır kanısındayım.

 

Ve son olarak kişisel farkındalık yaratacak tarza bir yaşam biçimini tüm Kürt bireylerine öneriyorum. Okumak, araştırmak ve sabırlı olup dışardan gözlemleyebilme becerisini kazanabilmek gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar