Büyük Tehlike ve Cemaat Cumhuriyetine!

Tarih 4 Ağustos 2008; sözde adalet ve bilmem ne partisinin kapanma davası sonuçlanmış ve birilerinin demokrasi kazandı diye yorumladığı sonucu ben büyük bir tehlikeye dikkatleri çekerek sizlere sunmuştum. Üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti ve sonuç ortada...

İsterseniz o yazımın bir bölümü  birlikte tekrar okuyalım:  

... cemaat cumhuriyetine!

"Ergenekon'dan çok daha profesyonel yol alan bir güç oluşmuştur Türkiye'de."

Ergenekon davası, düşünce denizine zincirlemişken, kafamızın ıssız koylarında dolaştırıp durduğumuz bir çok soru ve sorun ortaya çıktı.

Düşünce dünyamızın büyük bir oranını Ergenekon işgal ederken; ayrıntıları derinliği olmayan koylarda analiz etmeye çalışmak, bütünü ve dolayısıyla asıl gerçeği görmemize engel oluyor.

İktidar partisinin kapanmaması ve tüm bu olanlar, bize Ergenekon'dan çok daha güçlü ve profesyonel çalışan bir örgütün oluştuğu sinyalini veriyor.

Hatta örgüt yerine cemaat dersem herkes ne dediğimi en başından anlamış olur.

Bizim aleyhimize çalışan ama düdüğü ötenlerin lehine iş yapan bir yapılanmadan bahsediyorum.

Şemdinli ve ona benzer hiçbir faili aşikar olayın üzerine gitmeyenler nasıl oldu da köklü bir çeteyi ortaya çıkarma cesaretini gösterdi.

"Feto" dedi diye gazeteciye dava açanlar meğer arkası boş savcılar değilmiş.

Onların ağabeyleri de darbe diye inleyen Ergenekon'un üstüne üstüne gitti ve cemaatin uzantısı bürokratlara zeval gelmesini engellediler.

Asıl hayrete düşüren ise tarihin hiçbir döneminde demokrasi sevdalısı olmayanların bugün demokrasi kazandı diye yaygara yapıp pay çıkarmasıdır.

Bu ülkedeki yargının da CHP ve ordu kafalı düşünüp öyle hareket ettiğini hepimiz iyi biliyoruz. Şimdi nasıl oldu da yargı olması gerektiği gibi bir karar verdi.

Bunun arkasında cemaat hattatlarının özene bezene, sabırla işlediği kafa karıştırıcı ama kendi içinde tutarlı bir nakış sezmiyor musunuz. O baş döndürücü nakşı görmüyor musunuz?

Şimdi yargının bizde süregelen imajını tazelemesi ve demokrasi adına yaptıklarına inandırması için DTP davasında da aynı kararlılığı göstermesi gerekecek. Eğer aksi olursa kuma gömülü tüm kafalara çağrımdır!

Çıkarın kafanızı!

Gerçi aksi olmasa da ben bunlar kılıfına uydurdu diyeceğim ama siz bu ne peşin hükümlülük diyeceksiniz...

DTP'nin kapatılması ile bu ülkede zaten hiçbir zaman değer verilmeyen Kürt kesiminin iradesine yine zeval gelecek, gururu ve onuru yine ayaklar altına alınacak.

Ama kimse bunu göremeyecek, kimse kıyaslamayacak, içten içe bir muhasebe yapıp iç çatışmalarla doğruyu görmeye çalışmayacak. Kimse kendini yormayacak. Kimse evlerine gönderilen üç paket makarnaya hayır demeyecek.

Asıl önemlisi ise kimse kültürünü, milliyetini sahiplenip müritliği bir kenara atmayacak. Ta burnumuzun dibinde bizim değerlerimizi hiçe sayarak ümmet diyecekler, hizmet diyecekler ve bizim zaaflarımızdan yararlanıp kurban diyecekler. Ama kimse anlamayacak, anlamak istemeyecek.

Anlatabildim mi kurban?

Türkiye'de dengeler çok hızlı değişiyor. Bugün ülkeyi yönetenler için bile bu bir hayalden öte değildi ama şimdi tam da o hayalin içindeler. Herkes her şeyi çok olağan buluyor ben dilimi yutmuş durumdayım. Yargısı, yasama ve yürütme organları aynı elde toplanıyor bu ülkenin. Hatta dördüncü büyük güç olan medya da aynı elde. Bunun yaratacağı modern İran modeli açıkçası beni korkutuyor.

Tabi temennimiz bu yönlü bir kayma değil aksine demokratik, laik ve insan haklarını ilke edinen sosyal bir hukuk devletinin oluşmasıdır.

Ve bilinmelidir ki bu yeni düzende her şey çok hızlı değişip gelişecek. Ama bu sefer işi yapanlar gerçekten de uzman'' 

....

 

Evet sevgili dostlar. tam bir sene öncesinde yazdığım bu yazı az da olsa tarih bilinci ve bilgisi olan büyüklerimden, önderlerimden bir şeyler anladığım anlamına gelebilir.

Tarih hiç bir zaman silbaştan yazılmıyor. Patlama çöküş teorileri, yedi yıl bolluk yedi yıl yokluk söylemleri ve daha bir çoğu...

Hepsi ama hepsi tarihin tekerrür ettiği ve edeceği anlamına gelir. Bizler hep daha faklısına inanmak istiyoruz; ama maalesef öyle değil.

DTP ne olursa olsun kapatılmamalıydı.

Ve akabinde siyasallaşma hareketi ve isteğini engellemek adına şu son baskı ve yıldırma politikası artık en ahlaksız küfürleri hak edecek duruma geldi.

İfade özgürlüğümü kullanarak tüm bu senaryo sahiplerini haysiyetsiz, vatan haini ve ırkçı ilan ediyorum

Bizi mazlumiyetimiz, mağduriyetimiz ve sonsuz sevgimizle ortada bıraktılar.

Ama bizler, bizi yaradanın birer parçası olarak ne olduğumuzu, neler başarabileceğimizi biliyoruz ve kuşkusuz gereğini de yerine getiriyoruz.

Aciz bir halk değiliz.

Asil ve güçlü bir halkız.

Son olarak şunları söylemek istiyorum;

Birilerinden daha sabırlı, daha bilgili, daha sanatkar, daha duyarlı ve daha sevgi dolu olduğumuzu gösterirsek ve eğer az da olsa hayallerimizi yaşatabilirsek bir şeyler değişir diyorum.

Bir gün bir yerlerde ve birilerinde bir şeyler değişir diyorum. Sevgiyle dostlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar