M. Latif Yıldız

M. Latif Yıldız

Beni öğrencim kelepçeledi

18 Mayıs’ta Taraf gazetesinde bir haber başlığı “Beni Öğrencim Kelepçeledi” idi. Bu haberin detayında Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş “Belediye Başkanı olmadan önce felsefe öğretmenliği yapıyordum. Tutuklama sürecinde en ilginç şey elime kelepçe takan polis, beni Mardin’den savunmaya gelen avukat da benim öğrencim. Beni kelepçeleyen polis ile savunmama gelen avukatla aynı anda aynı yerde buluştuk” diyordu. Bir Kürt için ne kadar acı ve ne kadar ibret verici Demirbaş’ın mesajını algılayabildiniz mi?

Bu söylem Ankara’da en az benim ve Kürtlerin tamamı kadar şiddet, savaş, silah, gözyaşı, kan, kin, nefret, bölünme, ölüm, öldürme, kardeş kavgası karşıtı arkadaşlarla yaptığım sohbeti aklıma getirdi.

Sohbet arkadaşları dostlarımın ortak paydası Kürt sorunu konusunda AKP’nin sürdürdüğü politika için “Aklımızı Yitireceğiz” konusunda görüş birliğine varmamız oldu.

Neden mi aklımızı yitireceğiz sorusuna cevabımız Sayın Demirbaş’ın “Beni öğrencim kelepçeledi” sözcüğü, 30 yıldır süren operasyonlar ve sınır ötesi harekâtlar, 16’sı Belediye Başkanı bin 582 BDP’ linin tutuklanması bütün çıplaklığı ile gerçeği açığa çıkmıyor mu?

O KADAR ZOR MU?

Aklımızı yitiriyorduk çünkü 30 yıldır şiddet, silah, tank, top, operasyon sarmalından kurtulmayan Kürt sorunu “Açılım” adıyla umut vermişti. Ne yazık ki, açılımda gelinen nokta hayal kırıklığı oldu. Hepimiz de aynı şeyi söylüyorduk; “ O kadar zor mu Kürtlerin insani ve kültürel taleplerine evet demek. O kadar zor mu toprağa düşen genç bedenlerin ölümüne engel olmak. Dünya’nın süper devletlerinin başaramadığı Türk – Yunan yakınlaşması için adım atan Başbakan. Iran – ABD ve AB arasında zenginleştirilmiş uranyum çekişmesine son vermek için çaba harcayan Başbakan. Birleşmiş Milletlerin İran ambargosu, ABD - İsrail – İran savaşını önlemek için çabalayanda başbakan. 62 yıllık İsrail – Filistin sorununun son bulması için çırpınan da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Ama kendi ülkesinde dökülen kanı önleyememesi o kadar zor mu?

Bu aklımızı yitirmek için yeterli bir sebep değil mi sizce?

30 yıldır bu ülkenin toprakları üzerinde çatışma ve ölüm haberleri ile gündemde olan Kürt sorunu “açılım” ile çözüm bulacağına içinden çıkılmaz ve daha şiddetli bir savaşa doğru gittiğini gördüğümüz için aklımızı yitirmek üzereydik.

DÜNYA’DA CESUR İÇTE ÇARESİZ BAŞBAKAN!

Sohbet ettiğim dostlarım:

“Latif Hoca, Başbakanımız Yunanistan’ı, ABD’yi, AB’yi, İran’ı, Suriye’yi, Irak’ı, Azerbaycan’ı, Ermenistan’ı, Rusya’yı, Gürcistan’ı ikna ediyor da Kürt sorununda bir tek Ordu’yu ve şoven, militarist Milliyetçiler mi ikna edemiyor? Aklımız bunu almıyor.

Erdoğan – Davutoğlu diyalogu ve çabası Türkiye’yi dünya ülkesi haline getiriyor. Komşu ülkeler ile sorunlarını çözmek için aktif davranıyor ama “Kürt” sorununda değim yerinde ise milim adım atmıyor. Biz aklımızı yitirmeyelim de kim yitirsin.

Batı – Doğu ekseninde açılım yapan Başbakan Kürt meselesinde açılımın esemesi okunmuyor. Sözde açılım değil, akıllı, gerçekçi, samimi, kuvvetli ve kararlı bir Kürt açılımı yapmalı. Bütün sorunları çözen, ama kendi sorununu çözmeyen bir Başbakan olur mu?

Dünyanın en büyük lideri olarak ismi geçen Başbakan, hatta Ana muhalefet partisine yön veren, darbelerin bu ülkede bir daha olmaması için önemeli gelişmeler sağlayan cesaretli bir Başbakan. Kürt sorununda ise çözüm için planı, projesi olmayan çaresiz bir Başbakan hiç olur mu? Manisa’da, İzmir’de daha başka yerlerde provokasyonları görmüyor mu?

Başbakan Erdoğan Türkiye’de Kürtlerin demokrasi ve özgürlük için şiddetten uzak bizlerin de sesini ve görüşlerini kaleye almalıdır. Seçim yasalarındaki bütün engellemeleri aşarak Meclis’e giren muhalif Kürt Milletvekillerinin sesine kulak vermeli. BDP’nin düz ovada siyaset yapması için üyeleri, il ve ilçe Belediye başkanları üzerindeki siyasi baskı ve tutuklama sarmalına son vermelidir. TMK mağduru ve ağır hapis cezalarına çarptırılan yaşları küçük çocukların durumlarına derhal müdahale etmelidir. Almanya’da en yakın yardımcısı ve akıl hocası Cemil Çiçek’in taş atan çocuklar için söylediği ve benzeri söylemlere Başbakan’ın kendisi yanıt vererek ayrışmayı çağrıştıran beyanatlara fırsat vermemelidir.”

TÜRK AYDIN VE SİYASETÇİLERİNE ÇAĞRI

Dostlarım Başbakan’dan sonra Türk etnik kökenli aydın, gazeteci, yazar, siyasetçi ve bilim adamlarına da seslenerek şunları söylediler:

“İman ediyoruz ki Habur’dan giriş yapanları sevinç ve zılgıtlar ile karşılayan yüz binler kesinlik biz kazandık diye değil; savaş bitti, barış geliyor diye o gösterileri yaptılar. Bazılarının başka hesapları olabilir, ama halkın yüzde 99’nun duyguları temiz ve halisaneydi.

Bu yüzde birlerin tuzağına düşerek açılımın sil baştan yapılması ve kardeş kavgasını tırmandırmak Türk’e de Kürde’de de hiçbir şey kazandırmaz. Kürtler savaş isterse, çatışma olmasın diye çoluk, çocuk, kadın, erkek, yaşlı, genç canlı kalkan olur mu? Yeniden hızlanan çatışma, operasyonlara karşı geliyorum diye bağıran kan ve gözyaşına seyirci kalınmamalı.”.

TARAF GAZETESİNE SİTEM

Bu arada son günlerde Anayasa değişikliğini gerekçe göstererek BDP ve bu partinin şahsında Kürtler tarafından kutsal ayetlerin sesi gibi nitelenen ve Kürtleri destekleyen tek gazete Taraf’ın haber, yorum ve köşe yazarlarından gelen ölçüyü aşan eleştirileri de haksız gördüklerini söyleyerek sitem eden sohbet arkadaşlarım Kürtler şunları sıraladılar:

“Ey Taraf, ey Ahmet Altan, ey Yasemin Çongar, Markar Esayan, Yıldıray Oğur, özellikle Yazıişleri Müdürü ey Kurtuluş Tayiz ve bazı köşe yazarları sizlere sesleniyoruz.

AKP hükümeti BDP’nin ısrarlı ve diyalogdan yana olan bütün çağrılarına neden hiç cevap vermedi? Anayasa değişikliğinde bırakın bir madde, bir kelime değişikliği için BDP ve Kürt önerilerine yer vermeye yanaşmadı? Bırakın Anayasa değişiklik maddeleri kanun, tüzük ve yönetmenlikle değişebilecek istemlerine neden hiç karşılık verilmedi?

Halk oylamasında bile BDP bazı talepleri karşılanırsa Anayasa değişikliği için destek vereceklerini söylüyorlar. Batman Milletvekili Bengi Yıldız düşünceyi kamuoyuna açıkladı. Neden bu konulara hiç değinmiyorsunuz da şamar oğlanına dönüşen BDP Milletvekili ve siyasetçilerine siz de bir tokat atıyorsunuz? Neden bu haklı konular ve savaş çığlıklarının atıldığı bu günlerde şiddeti önleyecek tedbirler için haber, yorum, makaleler yazmıyorsunuz?”

SONUÇ

Sonuç olarak sohbet ettiğim dostlarım Kürt sorununda görüş birliği içinde haklı olarak “aklımızı yitirmek üzeriyiz” dediler. “Yunanistan’a zeytin dalı uzatan, ABD- AB – İsrail ve İran’ın arasını bulan; Irak’a barış gelmesi için Kürdistan’da temsilcilik açan; İsrail – Filistin sorununun bitmesi için çırpınan AKP hükümetini alkışlıyoruz. Ama kendi iç sorunu olan, 30 yıldır kan akıtan Kürt sorununda gerekli cesareti, hoşgörüyü, samimiyeti, diyalogu ve güveni vermeyen politikalar ürettiği için tek satırlık eleştiri yapmayanları da uyarıyoruz.“

Evet, elçiye zeval olmaz. Benim görevim ve sorumluluğum bu görüşü dile getiren bir avuç Kürt aydın ve iş adamlarının duygu ve düşüncelerini köşeme taşıyarak dile getirmekti.

Üzerime düşeni yaptım. Gerisi, AKP hükümeti, Başbakan Tayyip Erdoğan, BDP, Askeri ve Sivil bürokrasi ve tabii bu konuda en ciddi, en doğru ve en can alıcı yayın yapan Taraf gazetesi ve ılımlı medyaya kalmıştır. Dilerim taraflar doğruyu görür, Dünya’da barışın ismi olan Türkiye Cumhuriyeti kendi içinde de barışı ve kardeşliği sağlayan adımlar atar.

NOT 1: CHP kongresi ve Kılıçdaroğlu için dünyanın en büyük cazgırlığına soyunan medyaya bakmayın. Önder Sav ile değişimin esemesi olmaz. Zaten yeni lider “Kürt” konusu için tek kelime bile etmedi. Görünen köy kılavuz istemez.

NOT 2: Allah rahmet eylesin Zonguldak’ta 30 can toprağın 500 metre altında toprağa düştü. Cazgır medya “ Türkiye 30 yiğide ağlıyor” diye manşetten verdiler. Kocaman bir yalan, unutmayın bir aya kalmaz her şeyi unuturlar.

NOT 3: Batman’lı hemşerim meslektaşım öğretmen Ömer Kurt’un oğlu Muğla Üniversitesi öğrencisi Şerzan Kurt’un kahpece öldürülmesi üzerine babasının yaptığı açıklamayı ve yaptığı organ bağışını duydunuz mu? Bu ülkeyi yöneten siyasiler, sivil ve askeri bürokrasi acılı babanın yaptıkları karşısında biraz olsun utanıp sıkıldılar mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum