1. WEB TV

  2. GÜNDEM

  3. HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede: Yüksekova'daki TOKİ konutları biran önce teslim edilmeli

HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede: Yüksekova'daki TOKİ konutları biran önce teslim edilmeli

HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede, 30 Ocak 2020 tarihinde TBMM'de yaptığı konuşmada, "Şırnak ve Yüksekova’daki TOKİ konutları amacına ve korunan menfaate uygun olarak derhal hak sahiplerine teslim edilmeli mağdurların yaraları sarılmalıdır." dedi.

Dede konuşmasında şunları dile getirdi:

"Sayın başkan değerli milletvekilleri; Görüşülmekte olan kanun teklifinin ikinci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce 24 Ocak günü merkezi Elazığ’ın sivrice ilçesi olan depremde hayatlarını kaybeden insanlarımıza Allahtan rahmet yakınlarına sabırlar diliyorum.

6.8 büyüklüğünde depremle başta Elâzığ ve Malatya olmak üzere depremden etkilenen bölgelerde yüzbinlerce insan kış koşullarında dışarıda kalmış durumdadır. insanlarımıza bir an önce yardım edilmesi gerekmektedir. SMS yardımlarıyla değil ciddi bir yaklaşımla; yıllardır toplanan, depreme yönelik yaratılan mali kaynaklar kullanılmak suretiyle yurttaşlarımızın ihtiyaçları bir an önce giderilmelidir.

Sayın başkan değerli milletvekilleri; Deprem ülkemizin bir gerçeği. Türkiye bir deprem ülkesi bunu görmezden gelmek hafife almak en amiyane tabirle kafamızı kuma gömmektir. Mimarlar ve mühendisler odasının yayınladığı rapora göre Türkiye nüfusunun % 98’i deprem tehdidi altında yaşamaktadır. Sanayi kuruluşlarının % 98’i deprem bölgelerinde ve % 73’ü de aktif fay zonları içinde yer almaktadır. Aynı şekilde barajların % 95’i bu tehlikeli topraklar üzerinde bulunmaktadır. Deprem doğal bir süreçtir, depremi afete çeviren yetkililerin bilim dışı ve tamamen ranta dayalı yaklaşımlarıdır. Bugün dünyanın birçok yerinde gerçekleşen büyük şiddetli depremlerde insanların burnu dahi kanamazken ülkemizde can ve mal kayıpları yaşanmakta milyonlarca insan sokaklarda kendi kaderlerine terk edilmektedirler. Depremden sonra olay yerine hükumet yetkililerinin gitmesi yeterli değildir önemli olan öncesinde can ve mal kayıplarını azaltacak bir politikanın hayata geçirilmiş olmasıdır. Yoksa yalnızca deprem sonrası dönemlerde yapılacak kurtarma ve yardım çalışmalarıyla bir deprem stratejisi veya politikası olmaz, olamaz! İnsanlarımız depreme dayanıklı konutlarda yaşamalıdır bu en temel haklarıdır.

Bakın bundan yıllar önce Elâzığ’da 2007 yılında gerçekleşen yine merkez üssü sivrice olan bir deprem sonrası, hani bilimsel yaklaşımdan insanı ve doğayı önceleyen bir politikadan bahsediyoruz ya, ne yapıyor dönemin başbakanı 20 bilim insanından oluşan ulusal deprem konseyini ‘işlevini tamamlamıştır’ diyerek lağvediyor. Toplumun genelini ilgilendiren hayati konularda ne yazık ki genel yaklaşım böyle. Demokratik kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, üniversiteler, meslek örgütleri ve bu alanlarla ilgili çalışma yürüten dernek ve vakıfların görüşleri bir yana, başbakanlık bünyesinde kurulan bir konseyin görüşlerine dahi bir tahammülsüzlük söz konusu.

İktidarın benzer konularda uygulamaları maalesef böyle. Önceden etkili ve bilimsel yöntemlerle deprem öncesi hazırlık yapmak, konutları ve yaşam alanlarını bir plan ve proje dâhilinde denetlemek gerekmektedir. Yine bir hukuk devleti olmanın gereği olarak İmara ilişkin cezai işlemler ve yargılamalar için bir hukuki prosedürü etkin kılmak iktidarın önceliği olmalıdır. Daha önceleri gerçekleşen depremlerde sorumluların yargılanması noktasında toplum vicdanı rahatlatılmamıştır. Birkaç müteahhit dışında yargılanan olmadığı gibi karar ve denetleme merciinde yer alan sorumlular hakkında da bir soruşturma dahi açılmamıştır.

Sayın başkan değerli milletvekilleri; Çeşitli dönemler çıkarılan ve bir gelenek haline gelen sadece belli bir takım rant çevrelerini tatmin etmek amacıyla yapılan imar düzenlemeleri, kanun hükmünde kararnameler, özel imar izinleri, emsal artışları ve benzeri uygulamalar ile kentlerin mekânsal kültürü yok edilirken şimdi ise gelinen noktada; üzerine konuştuğumuz kanun teklifinin 2. Maddesi ile de belediyelerin yetkileri kaldırılıp, yetkiler cumhurbaşkanlığına bağlı bir kurum olan TOKİ’ye devrediliyor. 775 sayılı gecekondu kanununa getirilmek istenen bir ek madde ile belediye sınırları içerisinde veya dışarısında Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca oluşturulan veya oluşturulacak olan alanlarda Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yetkili kılınmak isteniyor. Yerel yönetimlerin kentler üzerindeki yetkileri kısıtlanmakta, yerel yönetimler işlevsizleştirilmekte, etkisizleştirilmekte ve imar konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ üzerinden merkezi yönetimin kentlere doğrudan müdahale hakkı genişletilmektedir. Mevcut hali ile tasarı Kanal İstanbul Projesine hazırlık özelliğini göstermektedir. Bu hukuku dolanmaktır. Bu başta İstanbul olmak üzere bütün ile ve ilçelere kayyum atamaktır. Belediye sınırları içerisinde dahil olan yerlerde belediyelerin yetkisinin olmaması kabul edilmez. Hele hele bu yetkinin TOKİ gibi tartışmalı bir kuruma devri gelecek adına vahim ve endişe verici bir durumdur.

Sayın başkan değerli milletvekilleri; Başlangıçta düşük ve orta gelirli ailelere konut projeleri gerçekleştirmek için kurulan veya en azından öyle olduğu söylenen TOKİ günümüzün en şaibeli kurumu durumundadır. Gerek cumhurbaşkanlığına ve gerekse ilgili bakanlıklara TOKİ ile ilgili vermiş olduğumuz soru önergelerimizin tamamı cevapsız bırakılmıştır. Örneğin kendi seçim bölgem Hakkâri’de ve yine komşu kentimiz Şırnak’ta TOKİ tarafından yapılan hukuksuzlukları milletvekillerimiz çeşitli kereler dile getirdi ancak ilgililerden hiçbir cevap alınamadı. Yüksekova’da beş etapta yapılan konutların ilk etaplarının kuraları çekilmiş olmasına hak sahiplerine teslim edilmemiştir. 3063 konuttan kura çekimi yapılan 1256 konutun teslimi için arsa payı bedeli, ortak yaşam alanları bedeli, tapu masrafları adı altında birçok farklı kalemde hak sahiplerinden, projenin amacına aykırı olarak, para talep edilmektedir. Ödenmesi istenen paranın hangi kriterlere gör belirlendiği konusunda da bir netlik bulunmamaktadır. Benzer durumda olanlara farklı ödeme planları çıkartılarak zaten mağdur olan insanlar bu seferde TOKİ’nin kar mantığıyla karşı karşıya kalarak bir kez daha mağdur edilmektedirler. Kış mevsimin erken başladığı ve sert geçtiği Yüksekova’da konutların teslimi için eylül ayında kura çekiliyor. Eylül ayında zaten insanlar kirada kaldıkları evlerinde kışlık yakacaklarını temin etmiş oluyor. Dar gelirli ailelerin yeni bir eve geçip tekrar yakıt giderlerini karşılamaları mümkün değildir. Yapımı ilkbaharda biten konutların kura çekiminin son baharda yapılmasının hiçbir izahı yoktur. Şimdi kura çekimi gerekçe gösterilerek hak sahiplerine ödenen kira yardımları da kesilmiş durumdadır.

Sayın Başkan Değerli Milletvekilleri; Türkiye’nin, 2003 yılında imzalayarak yürürlüğe koyduğu Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar sözleşmesini 11.maddesi barınma hakkını düzenlemekte ve sözleşmeci taraflara bu konuda yükümlülükler getirmektedir. Barınma hakkı artık temel insan haklarından biri olarak görülmektedir. Ancak ne yazık ki Elverişli konut hakkını düzenleyen bu sözleşmenin gerekleri maalesef yerine getirilmemektedir. Evleri yakılan yıkılan insanlar bürokratik engeller ve kar hırsıyla sokaklarda bırakılmamalı sosyal devlet ilkesinin gereği derhal yerine getirilmelidir. Şırnak ve Yüksekova’daki TOKİ konutları amacına ve korunan menfaate uygun olarak derhal hak sahiplerine teslim edilmeli mağdurların yaraları sarılmalıdır. Sayın başkan değerli milletvekilleri, Bir kez daha depremde yaşamını yitiren canlarımıza Allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum. Genel kurulu saygıyla selamlıyorum."

31 Ocak 2020 Cuma 20:28
İzlenme: 8012

VİDEOYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
    Benzer Videolar