Zeytin dalı

İrfan Sarı

 Özellikle yirmi gencin hayatını yitirmiş olmasından sonraki süreç Türkiye’nin demokrasisinde önemli yeri olan Barış ve Demokrasi Partisinin parti binalarına yönelik saldırılar ile birlikte gurbette olan Kürt emekçilerine, işçilerine, işyerlerine yapılanlar duygudan, akıldan, insanlıktan eksik kusurlardır.

 Hiçbir kabul edilirliliği olmayacak bu tutumun kayışı koparmaya yönelik olduğunu görebilmeli herkes. Böylesi saldırıların zembereği koparsa kıyametin alameti bir durum içine gireriz. Bu saldırıların içinde, yanında olanlarda o kıyamet alameti durumun paydaşları olarak yanacaklardır.

 Bir ülkeyi değil kıyılarına da sıçrayacak yangından can havliyle kaçanlar, masumlar, suçlular ama bütün olarak herkes payına düşeni alır.

 Hayatını yitiren gençlerin ölüm biçimine olan çelişkili durum karşısında mevcut iktidarın komisyon oluşturmuş olması da insan hakları raportörleri, sivil toplum inisiyatiflerinin isabetli raporlamaları karşısında oluşmuş bir komisyon oldu.

 Güpe-gündüz yaşanılan bu ölümlerin şaibeleri karşısında böyle bir tutum alan iktidara rağmen sokakları saran ırkçı protestoların ve saldırıların çıkış noktası ölümler değil de kendini deşifre edilmekten sakınanların çıkardığı birazda ivmesi yükseltilmiş ibreli bir durumdur diye düşünüyorum.

 Nazi Almanya’sının ırkçı söylemlerine benzer “Türklerin dışında kimse giremez” türünden söylemlerde bir yükselişin olduğunun farkına varmak lazım kendinin dışında hiçbir ırkı ve düşünceyi kabul etmez bu saygısızlık karşısında düşünsel bir birlikteliğe ihtiyaç vardır.

 Kolay değil Türkiye’de siyasi edeple barışı konuşmak ama böylesi faşistliğinde basitçe kullanıyor olmaması kolay olmamalı.

 Türkiye tamda bu süreçte devasa bir adalet sarayı yapıyor İstanbul’a.

 Tamda bu esnada taş atan çocuklar kadar olmasa bile Hrant DİNK in katili Ogün’e ceza veriliyor.

 Tamda bu esnada şikeler ile çalkalanıyor ortalık.

 İşte tamda bu sırada bir asker annesi “Oğlumun silahını verin ben öcümü alırım” diyor.

 Tamda bu günlerde bir Kürt kızı faşizmin tavan yaptığı Diyarbakır cezaevi uygulamalarına ve orda ölüm orucuna yatan devrimcilere dikkat çekmek üzere bedenini aleve veriyor…

En önemlisi o ceza evine ve tüm cezaevlerine tüm faşizme, anti demokratik yöntemlere karşı yeni bir model olan “demokratik özerklik” ilanı yapılıyor bu esnada.

 Bu ülke anti demokratik tutumlarla siyasi aktörleri de linç ederek ayağa kalkıyor bu dönemde.

Kim ki iki adam akıllı söz ederse taraf oluyor.

Linç saldırılarının en kusmak olanı ise Zeytinburnu’n da cereyan ediyor.

Son süreci değerlendirirken duygusunu okşadığınız kesim kendini haklı ve yapacağını meşru algılar ve tavrını bu doğrultuda ortaya koyar.

Bu ülke bunu hak etmiyor.

Bu saldırılar ve bu kavgalar hiç olmazsa diyesi tutuyor insanın, keşke diyesi tutuyor.

Ama keşke demeden bütün bu yüksek tansiyonu düşürmeye kudreti var bu ülkenin. Sular durulup hayat seyrine girecektir.

Ayrılık da tartışılacaktır, ayrılmamak da…

Kürtçe bir değiş derki; “Şerê evilî mesilheta dumahiyê çêtir e”

Şimdi sarf ettiğimiz bütün durum ve tutumlar olayı derinliğine arındırıp su yüzüne berraklığı getirecek ben inanıyorum.

Şimdiki kavga sonraki anlaşmadan daha anlamlıdır.

İçinde ölüm olmazsa çok daha anlam kazanacaktır.

Ve halklar barışa şahit olacaktır.

Zeytinburnu’na hayır zeytin dalına evet…

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (10)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.