Son günlerin izinden

İrfan Sarı

Newroz yasaktı, yasak değildi derken; kimi yerde kutlandı kimi yerde de kutlama için halk sokaklara döküldü.

Şayet Newroz yasaklanmasaydı ne tür bir provokasyon cereyan ederdi kestiremedim.

Ama eğer gerçekleşecek bir provokasyon olsaydı sanırım yasak olsun ya da olmasın çıkardı. Nitekim çıktı.

Ahmet Türk’e yapılan saldırı değil devletin polisi kim tarafından gerçekleştirilmiş olursa olsun kabul edilebilir bir durum değil.

Galiba provokasyon denilen şeyde budur.

Bu ülkede kışkırtıcılığı yapanlar ve yapmayanlar bir kez daha netleşmiş oldu.

Ülke böyle farazalarla yönetilmez.

İstihbarat kaynaklarına dayandırılan “nevrozda provokasyon çıkaracaklar” şeklindeki bilginin ne kadar yanlış olduğu görüldü.

Roboski’deki katliamda parçalanan insanların parçaları daha doğru dürüst toplanmazken newrozda böyle ortalığı kavgaya ve kaygıya sürüklemek bu kurumun ve üstlerinin kendini gözden geçirmesine vesiledir aslında.

Yok, eğer Kürt meselesinde böyle işleyecek süreç deniliyorsa o ayrı.

Ama hakikaten Kürt meselesinde siyasi iktidar ve muhalefet bu işin çözümünü istiyorsa son günlerde Türkiye’de cereyan eden manzaralara bakarak artık yanlıştan dönmesi gerektiğini bilmelidir.

Suriye için plan ve projeler üreten bir iktidarın kendi iç meselesini çözmüş olması gerekiyor zira. Kendi iç meselesinde çözümsüzlük dayatan iktidarın polisleri tarafından halkın temsilcilerini alaya alıyor olması ve kendini Donkişot sanıyor olması laubaliliğin geldiği noktayı gösteriyor.

Bu laubalilik noktasında olan ülkenin yarın gibi bir derdi yok sanki.

Tam bu sıralarda Türk ve Kürt çocuklarının ölümü insanların yarasının açılması ve aidiyet duygularının kabarmasına neden oluyor.

Sanki bu meseleyi hep böyle yürek paralayarak gündemleştirip çözümü de başka başka zamanlara erteleyen bir tutum görünüyor.

İnsanları öldürmekle çözüm olmuş olsaydı şimdi Türkiye çözümün en tepesinde olurdu. Onun için yeterince insan öldü diye düşünüyorum.

Akıl sınırlarını zorlayan vurma/kırma, öldürme hırsı gözüküyor son günlerin iz düşümlerinden.

Molotof atana 15 yıl ceza.

Gaz bombasına mükâfat…

Tecavüz ve tecavüzcü “rızasıyla” deyip kestiriliyor.

Çocuklar durmadan ama durmadan cezaevlerine gönderiliyor.

Böylesi bir egemenlik hırsının yaratmış olduğu Türkiye’de her şey birbirine karışmış ve oldukça boğuk.

Basbaya Türkiye’de adıyla sanıyla en büyük mesele Kürt meselesidir. Ama bunu görmemek pahasına bu ülkenin değeri olan gençlerin ölümü görülüyor.

Yol haritası, paket, açılım, sıfır tolerans diye diye gelinen noktada hayal kurup diğer gün hayata geçiren bir cihangirlik var.

Bir ülke hayal kurarak yönetilmez. Kabadayılıkla, horozlanarak hiç mi hiç yönetilemez.

Gerçeği görüp gerçekçi politikalar ortaya koymanın zamanı geldi, geçiyor bile.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.