Şemdinli’de kepçeyle taşınan tabut

İrfan Sarı

Bakın şu fotoğrafa.

Bir tabut, yeşil, sıradan bir tabut… Ama omuzlarda değil.

İnsan omuzlarında değil!

Paslı bir kepçenin ağzında, çamur akan sudan karşı kıyıya geçiriliyor…

Bir cenaze, son yolculuğunda bile insanlık onurundan mahrum bırakılmış.

Şemdinli’de yollar sele teslim olmuş, insanlar çaresizliğe mahkûm edilmiş.

Ve devlet? Ortada yok.

Bu fotoğraf, “doğa olayı” masalının bittiği yerdir.

Bu, kader değil; bu, açık ve net bir cinnet geçirme halidir.

Yıllardır aynı coğrafyada aynı ihmaller, aynı “sonra hallederiz” kibri, aynı “bütçe yok” yalanının geldiği noktadır.

Sonuç? Bir cenaze kepçeyle taşınıyor defin edileceği yere doğru...

Bir tabut, devlet, kepçe ağzı ve koskocaman yalnızlık...

Çareyi burada bulan “çaresizlik.”

Nerede o “her karış toprağa sahip çıkıyoruz” diye kürsüleri inletenler?

Nerede o “devletin eli her yerde” diye böbürlenenler?

Nerede o "devlet burada" diyen "çakarlı"

Yağmur yağıyor, yollar eriyor, köprüler çöküyor, insanlar cenazelerini traktörle, kepçeyle taşımak zorunda kalıyor.

Ve hâlâ utanmadan “doğal afet” diyorlar.

Hayır. Bu doğal afet değil.

Bu, sistematik ihmalin, sorumsuzluğun, vurdumduymazlığın metaforiğidir.

O kepçedeki tabut, sadece bir ölüyü değil; devletin o coğrafyadaki vatandaşlarına karşı duyduğu küçümsemenin bir diğer somutudur. Zihniyetinin ahlaki pratiği, politik bilinçaltıdır.

Bir devlet, kendi vatandaşının cenazesini kepçeyle taşımaya mecbur bırakıyorsa, o devlet o coğrafyada işgalci konumundadır başka türlü izahı yok.

Çünkü insanlık, en ağır şartlarda bile ölüsüne sahip çıkar.

Devlet ise en temel görevini bile yapamıyorsa, o zaman o “devlet” tanımını hak etmiyor demektir.

Psikolojik, ekonomik, bedensel ve toplumsal tüm travmaların üzerine böylesi coğrafik bir travmayı ezberletmek geleneksel yönetim anlayışına dönüştü.

Bu fotoğraf utanç verici bir belge.

Bu, ihmale kurban giden bir cenazenin değil; ihmal edenlerin, unutanların, “coğrafya kaderdir” diye sıyrılmaya çalışanların yüzüne tokat gibi inen bir gerçek vesikadır.

Şemdinli’deki o kepçe, çamurlu suda tabut içinde insan bedeni taşıyor görmek isterseniz eğer...

O kepçe, devletin vicdansızlığını, sorumsuzluğunu ve insanlığa ihanetini taşıyor.

Unutmayın:

Coğrafya kader değildir.

Ama coğrafyayı bu hale getiren, insanları bu çaresizliğe terk eden zihniyet tam bir felakettir.

Ve o zihniyet iflasın zaferini yaşıyor.

Devletin Utancı oldu o tabut. O fotoğraf İhmalin Zaferi oldu.

Bu ertelenen, geciken sorunların sonucu falanda değil. Bu bile isteye yapılmak istenmeyen çalışmaların deşifrasyonudur.

“Dağların ve Huzurun Şehri” mottosu şimdilerde “Kepçenin Ağzında” taşınan cenaze ve “Günlerdir”kara yolu kapalı şehir doğrusu ile yüz yüze…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.