Peçen kanıyor

İrfan Sarı

Ortadoğu en çok şu söyleme yerleştiriliyor: dünya egemenleri bölgeyi yeniden şekillendiriyor, ondan dolayı çok sıradan bir söylem oldu bu… Bush ve onun beş parmak önce kurulan ülkesi ABD, özgürlük getirmek üzere gelmişti. Tıpkı bir köpek balığının kan kokusuna kilitlenmesi gibi, Saddam"ın üstüne sürdüğü kana geldi.

Buda olmadı ya neyse…

İsrail oraya geleli çok olmadı, hala üstündeki ter kokusu gitmiş değil. Ama orada kan akıtmaya son hızıyla devam ediyor. Ama oralılar yani Filistinliler birbirini yemeye ta başından beri devam ediyor, bunu da unutmamak lazım.

Afganistan ve Pakistan"la devam edersek, kan hızını hep arttırır.

O kızılca kıyametler kopan coğrafyada uyuşturucu sek sek oynayarak çocuklarımızın kanına girerken ve onları bir bir aramızdan alırken onların da hergün koynundan çocukları alınıyor. Ya küçük yaşıyla silahın ağırlığı altında eziliyor ya da bir intihar sonla habersiz canından oluyor.

Aslında sıralarsak zincir gibi dünyayı baştanbaşa kelimelerle dolarız. Mesela…

Kan…
Gözyaşı…
Çocuk…
Kadın…
Yaşlı…
Barut…
İntihar… vs… vs…

Bu hikâye çok tanıdık, elimizi ne zaman uzatırsak kumandaya gözlerimiz bir bombanın patlamasına ve onlarca ölen insanın haberlerine tanık olur. Sonra telaşla, hüzünle savaştan bitap düşmüş yüzlerin çizgisinde haykırmaları getirirler evlerimize, işyerlerimize… Her haykırışın altında bir imdat sesi yükselir aslında gökyüzüne…

Yaratana dönen ellerin öfkesi koynunda kalır onların. O ellerin kıblesindeki sabır giderek biter… Gözyaşları kurumuş tenlerin üstünde ıslak bir yol alır, ne gariptir kum fırtınası o yolu hep kapatır sonra…

Tarih bilmek gerekmiyor kanı tanımak için, dün doğmuş bütün çocuklar bu gün görebilecek kadar büyümüş oluyorlar kanayan acıları. Siz, biz ve diğerleri, hepimiz doğduğumuz günün ertesi şahit olmadık mı bu sessiz sessiz kanayan yaraya.

Onlar Kürt çocuklarının üzerine ölüm yağmurlarını yağdırırken de sessiz değil miydik? “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dediğimiz günden beri vurulan hep biz değil miyiz? Sustuk, sustuğumuzun haklı yanını aradık hep…

Toprağın bu yüzünde Kürt çocukları ölürken, bir diğer yüzünde esmer tenli çocuklar ölüyordu ve kara tenli adamlar. Gözlerine çöl kumları kaçmış cesetlerin başında aç akbabalar. Akbabalar ki her türlü leşi alır götürür kursaklarına korlar. Akbabalar çocukların ve adamların etlerini bile yerler, kemiklerini sırtlanlar.

Birde bu ölen çocukların ve adamların anaları, avratları, kızları yani kadınlar…

Şimdi o her gün ölen onlarca erkeğin arkasında bıraktıkları kadınlar…

Acının, gözyaşının bedenlerinde hayat bulduğu o talihsiz, bahtsız, alınyazıları kara kadınlar… Erkeksiz tek başlarına bombaların, intihar bombalarının, mayınların gölgesinde, kokusunda… Yalnız kadınlar.

Erkekler birbirini vururken, onların ölümlerini sıradanmış gibi seyre dalmışken insanlık, hızla çoğalan nüfuslarıyla, acılarıyla peçelerinin arkasında ağlayan kadınlar.

Kiminin oğlu ölmüş…

Kiminin kocası…

Kimi hiç görmemiş babasını…

Şekillenecek yeni bir Ortadoğu da İran, Afganistan, Pakistan ama özelde Irak kadın trajedyasına sahne oluyor… Bakıp görebilir insan.

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (19)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.