Maria Suphi bize neyi anlatıyor?

Şeyhmus Diken

Kenan Karabağ imzalı bir roman okudum bu hafta "Maria Suphi, Bir Direniş Öyküsü" * 

Kitabın yayınlandığı günlerde tiyatro oyun yazarı arkadaşım Cuma Boynukara aradı beni! Maria Suphi'den söz etti, onun hikâyesi üzerinden uzun erimli bir oyun yazma çalışmasına başlayacağını anlattı.

Mustafa Suphi, hayatı, kavgası, Karadeniz'de katledilerek öldürülmesi, Nazım'ın ağıt şiiri, bestelenmesi ve ondan hayli söz edilmesi konusunda epeyce bilgi sahibi olduğumu anlattım.

Aşk

Ve ne acı ki diye de ekledim; Maria Suphi hem yoldaşı hem de "eşiymiş" ama hiç denecek kadar bilgim yok dedim. Sonra Tekin yayınevini Elif'i aradım. Hem bana hem de Cuma'ya kitabı ulaştırdı çok sağ olsun. Kitap gerçek yaşamdan alınarak kurgulanmış. İnsanlar, olaylar ve olay örgüsü üzerinden mekân tahayyülü çok sağlam.

Kitabın neredeyse dörtte üçü Mustafa Suphi'nin Ekim Devrimi’nin hemen akabindeki mücadelesini anlatıyor. Tabii ki mücadele içindeki arkadaşlıklar, toplantılar...

Belki ömrü kısa süren ama yoğun geçen bir birlikteliğin serencamı kitap.

Maria ile Mustafa'nın aşkı...

Rizeli eşkıyalar

Önce bir dergi-gazete basımevinde başlayan ve tez zamanda aşka-birlikteliğe dönüşen ve mücadele içinde evlilikle noktalanan iki yoldaşça hayat...

Kenan Karabağ, kitabın sonunda yazdığı birkaç sayfalık son söz notunda; bilgi, belge ve kimi tanıklıklara dayanarak ifadesinde yaklaşık 400 sayfalık romanı Maria Suphi’nin 1921'den bu yana 100 yıldır karanlıkta kalan hikâyesinin izini sürüyor.

Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı, 1921'de 28 Ocak'ı 29 Ocak'a bağlayan gece hunharca kafaları parçalanıp kurşunlanarak katledilip ayaklarına taş bağlanıp Karadeniz'e atılıyor.

Sinop'tan Trabzon'a limanların haraççı başı kayıkçılar kethüdası Yahya Kâhya’nın esir aldığı Maria Suphi ise iki buçuk yıl boyunca işkencelerle, aşağılanmalarla ve tecavüzlerle yüzlerce kez öldürülmekten beter ediliyor. 

Hikâyesinin finalinde ise Rizeli eşkıyalara meydan okuyarak kendi ölüm fermanını adeta yine bizzat kendisi hızlandırıyor.

Kenan Karabağ, Maria Suphi romanında titiz bir iz sürücülük yapıyor. Kars'tan başlayıp  Trabzon’a varıncaya kadar yol boyunca yaşatılan sistematik lincin adeta içinde hissediyorsunuz kendinizi.

Maria Suphi'nin romanı elbette ki tek başına Maria'yı anlatmıyor. Dönemin ünlüler resmigeçidi gibi! Mustafa Kemal, Kâzım Karabekir, Sultan Galiyev, Ethem Nejad, Enver Paşa, valiler, kaymakamlar, kumandanlar...

İyiler de var, kötüler de... 

Heyeti, büyük onurla karşılayıp umut veren Malakanlar ve yol boyunca ekmeğini suyunu paylaşan yoksul köylüler...

Ve zulümde sınır tanımayan katiller güruhu...

Sonuçta Maria Suphi'nin kaderini içimiz ezilerek okurken aslında kadının adı var demek gerektiğini düşündüm. Evet yüz yıl öncesinden bugüne katledilen, tecavüze uğrayan, resmi kayıtlarda istatistiki rakama dönüşen kadın katliamının bir trajik ilk örneği sanki...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.