Kilim ve Tuşbal - 1

Enver Özkahraman

Yıllardır Van Büyükşehir Belediyesi şemsiyesi altında Van’ın kenar mahallelerinde okula gidemeyen kızları evden dışarı çıkarabilmek, eğitimlerine bir nebze de olsa yardımcı olabilmek ve evlerine birkaç kuruş götürebilmelerini sağlayabilmek için elimizden gelen gayreti gösteriyorduk. Hisar Anadolu Destek Derneği’nin de desteğiyle bugüne kadar çok güzel şeyler becerdiğimizi de rahatlıkla söyleyebilirim.

Hisar Anadolu Destek Derneği’nin katkıları ile Van’ın kenar mahallelerinde kurduğumuz kilim atölyelerinde boş zamanlarında kilim dokuma, bilgisayar, okuma yazma, dışarıdan okul bitirme, ana çocuk sağlığı konusunda kızlarımıza destek olmaya çalışırken zaman zaman Çin, Afgan ve İran’ın taşeronluğunu yapan kilim tüccar ve tacirleri “Çi heqqê te heye” dercesine Doğan Güzel'in Qirix’ındaki siyasi abê tiplemelerinden çektiğimi, Çin u Maçin’den çekmedim desem yeridir…

Folklorumuzun önemli bir parçası olan kilimin güzellik ve günümüzdeki zorluklarını bir sonraki yazıma bırakarak, önce Tuşbal ın oluşma aşamasını sizinle paylaşmak istiyorum.

Biz Kilimi yaşatma çaba ve gayretleri içindeyken, günün şartları kalite ve fiyat farkı engelleri, bizi tamda başka arayışlara yöneltmişti ki kilim atölyelerinde belirlediğimiz, 20 kızımız ile 60 kovan arı ile ilk ARICILIK tecrübemize başladık. Bir müddet sonra Düzce Üniversitesi Arıcılık bölümünden Doç.Dr.Meral Kekeçoğlu hanım, teknolojik araçları tanıtma ve kullanmaları için kızlarımızın bir kısmını Düzce Üniversitesinde bir seminere davet etti. Daha sonra derneğimizin UNDP ve Coca Cola firmasından aldığı bir destek ile Van Edremit Süphan mahallesindeki atölyelerimizi Petek yapımından tutun da, balın kalitesini belirleme mikroskoplarına kadar birçok alet ile zenginleştirdik. Kızların çalışma alanlarını genişlettik. Genişlettik genişletmesine de sıra işin devamlılığı ve ciddiyeti için kooperatif kurmaya gelince neredeyse pes edecektik…   

Siz siz olun sakın iktidar partilerinden izin almadan Tarım Kooperatifi kurmaya kalkışmayın. Dört ay uğraştık biz, sonunda da beceremedik. Tarım Kooperatifini kuramadık ama “Üretim ve pazarlama” kooperatifini kurmayı başardık. Ama adeta devletimiz fakirler kooperatif kuramasın diye elinden geleni yapmış. Okurlarımdan bir kısmı bu satırları okuyunca beni yanlış anlayanlar olabilir ama, daha kooperatifin kuruluşunun başlangıcında “Sosyal güvence diye” Bağkur’a kayıt şartı koşuluyor ve sizde saf saf gidip oraya hiç geliri olmayan kızları koopertif kursunlar diye kayıt yaptırıyorsunuz. Ama gelin görün ki daha siz kooperatifin kurulma safhasını bitirmeden hemen kapınıza postadan, içinde icra tehditli 1,5-2 bin liralık borç çizelgeleri geliyor. Dizlerinizin bağı çözülüyor tabi. Koşturuyorsunuz, anlatıyorsunuz anlatıyorsunuz, masadan masaya gönderiliyorsunuz ama nafile. Üretmişsiniz üretememişsiniz, kazanmışsınız kazanamamışsınız kimsenin umurunda değil.

“Aaamaaan sende” diyorsunuzdur. Neyse, yolunuza devam ediyorsunuz, Kooperatif bal üretimi için çalışmalarına başlıyor ve “oğul” da bereketli bir yıl. Kovan sayılarınız artıyor. Sonbaharda gerçekten bal olan bir miktar bal elde ediyorsunuz. Ama bir piyasaya bakıyorsunuz, bir de kendinize. Kafanız karışıyor ister istemez. Aklıma iki yıl önce Fahri ile gittiğimiz ünlü balcı geliyor.

Ünlü balcının bürosuna başı dik girmiştik ama ne hikmetse boynu bükük çıkmıştık.

Sebebi ise ünlü balcıya:

“-Elimizde katışıksız ve kaliteli bal var. İstediğiniz yerinden alıp tahlil ettirebilirsiniz!” dememize karşılık karşımızdaki zat şahadet parmağı ile baş parmağını biri birine sürtmek suretiyle “Sen fiyatını söyle, kalitesini değil” demeye getirmişti ki biz hiç sesimizi çıkarmadan bürodan çıkmıştık.

Ha bir de devlete bağlı tahlil büroları var. Orası ayrı bir rezalet. Diyorsunuz ki başka yere gitmeden devlet kapısında tahlil yaptırayım ve  veriyorsunuz birkaç kaşık bal ile yüz yirmi lira tahlil parası. Tahliliniz yapılıyor –İletkenlik –rutubet -renk ve elastikliğiyle.Şaşırıyorsunuz.

İtiraz ediyorsunuz ve diyorsunuz ki:

“Bunlardan bize ne? Siz balın katışıksız olup olmadığını, yani şeker karıştırılıp karıştırılmadığını belgeleyin!”

“Biz o tahlili yapmıyoruz o bizim işimiz değil!” Diye sizi boşluğa bırakıyorlar.

Merdivenlerden inince içinizden:

“Haaa” diyorsunuz “  Öyla ya,devlet açık kapı bırakmasaydı, bal piyasalarında da şekerli,glikozlu üçkağıtçılar cirit atamazlardı.” .Diyorsunuz, diyorsunuz da haksızsınız diyebilen olur mu orasını bilmem.

Vandaki yirmi arıcı kızımız geçen sene 60 kovanla arıcılığa başlamış ve arıları kışlatmak için Silopinin Gawite Köyünü tercih etmiştiler.. Fotoğrafta ilk bahar aylarında Silopinin doğası ve arılar görülüyor..Yıl “OĞUL”verimiyle bereketli geçmişti.


Düzce  üniversitesinden Doç.Dr Meral Kekeçoğlu (ortada)Kızları bilinçli birer arıcı olarak yetiştirmek için epeyi emek sarf etmişti.


Vanlı arıcı kızlar organik bal  üretmek için  katıldıkları çeşitli çalışma ve seminerlerden başarılı çıkarak setifika almayı hak ettiler.

Altmış kovan yerli arı ırkı ile başladıkları arıcılıkla düzce Üniversitesinden aldıkları ANA ARI üretiminide başarılı bir şekilde bitiren kızlar kovan sayılarını bu sene sonunda 400 e çıkardılar.

Kendilerine emek verenler karşısında mahçup olmamak için zaman zaman gece geç saatlere kadar çalışan kızlar,yere serdikleri sofralarında akşam yemeklerini zevkle yiyerek çalışmalarını geç saatlere kadar sürdürüyorladı.

Tuşbal bu sene Van ve çevre illerde olduğu gibi İstanbuldaki Emit fuarındaki Van büyükşehir Belediyesi standındada yerini almış ve kavanozu yetmiş beş liradan alıcı bulmuştu.

Az ve öz organik bal ürettiklerini söyleyen TUŞBAL Koopertifi başkanı Fatma Belli "Biz bu ballarımızın, beş kilosunu değil, dört kilosunu değil, üç kilosunu değil, iki kilosunu değil, biz yalnız bir kilosunu 75 liradan satıyoruz. Ama bu yıl bu böyle olsa da seneye daha değişik bir çalışmayla bu fiyatı daha yukarda tutacağız" dedi.

Size ,fotoğraftaki iki kasedeki ballardan hangisini alırsınız diye sormayacağım. Ama bana sorsanız ben hiç tereddüt etmeden soldaki beyaz kristalize olmuşunu alırım. Halkımız, buna “bal şekerlenmiş” şeklinde yanlış yorum getiriyor ama aslı öyle değil. Hakiki zeytinyağı gibi hakiki bal da bir müddet sonra beyazlaşır.

Etiketinde “Rêvas reçelini il defa TUŞBAL yaptı 2015” yazılı kavanozlarda gerçekten Uşkun-Rêvas reçeli var. Tuşbalın kızlarının İskandinav kökenli değerli Ruth Pekman hanımdan aldıkları destekle bu sene ilk bahar aylarında dağlardan topladıkları uçkunlardan deneme amacıyla 25 kavanoz reçel yaptıklarını söyleyen Rengin Zebari, bu reçellerin bekleme sonucunda damak tadlarının değişip değişmeyeceğı sonucundan emin olmak için Kasım ayına kadar beklettiklerini, Kasım ayında bu kavanozlara bir not ekleyerek yirmibeş kişinin damak tadına sunduklarını ve olumlu netice aldıklarını, önümüzdeki yılda bu reçelleri satışa sunacaklarını söyledi.

Evet başlangıç şiarımız buydu..Büyük bir fark olmak için, şimdilik bir fark yarattığımızı söyleyebiliriz.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.