İşsizi tutukla

İrfan Sarı

Hatırlarsınız 1993 yılında Sivas Madımak Otel"de 37 aydın sanatçı bir grup kana susamış cani tarafından yakılarak öldürülmüştü. Çok yazılıp çizildi. Onlar savunmasızdı. Caniler tarafından polis ve askerlerin gözü hatta ülke iktidarının gözleri önünde bakanların haberdar olduğu bir anda hunharca katledilen bu savunmasız insanların haykırışını TV"lerden izledik.

 

Bu olay yakın Türkiye tarihine aydın ve sanatçı kıyımı diye geçerken Sivas şehrinden insan etinin kokuları bir türlü geçmedi. Oysa acıyı ve sevinci en çok Sivaslılar türkülere konu etmiş ve en çok sazın teline onlar arzuhal eylemişlerdi. İnsanlığa ve yaşamanın acımasızlığına sazın telleri Sivas ellerinde çalınırdı.

 

Gözleri çiçek hastalığı ve bir kazayla kararan âşık Veysel “kara toprak” derken özelde Sivaslının ve genelde insanlığın toprakla bağını anlatırdı. Türkü toprağı “sadık yar” bilmişti. Veysel bilemezdi sadık toprağa sadık insanların faşizanca gömüleceğini.

 

Ve ülkenin tarih sayfalarından biri daha siyah çelenge dönmüştü.

 

Sivas, “şekerler ez(me)di şirin dillere.”

 

Madımak, kara tarihin üzerine örtülmüş bir siyah perde gibi hep durdu orda.

 

Türkülerin ve sazın emeği sömürülmemiş bu kez yok sayılmıştı. Toprağın göğsüne açılan mezarlara gömülen hatıralar, aydınlık, aşk, acı, keder ve gelecek olmuştu.

 

Yıllar geçiyor bir dönemin bakanlarının haberdar olduğu bu katliamın gölgesindeki şehir bu kez başka bir iktidarın başındaki başbakanının gözleri önünde “işsizim” diyen bir yurttaş gözaltına alınıyordu.

 

Ülke hiçbir zaman bu kadar işsizlik çığlıklarıyla ses almamış ve bu kadar cinnet hiç yaşanmamıştı. Oysa bu çığlıklar duyulmuyor her yer güllük gülistanlık gösteriliyordu. Sadece haber sitelerine düşen cinnet haberleri aslında işin boyutunu gösteriyordu. Böylece anlaşılıyordu ki sadece düşünmek değil konuşmakta suçtu.

 

Global krizin ABD çıkışlı olduğunu söyleriz çünkü dünyada yaşanan savaşları merkezine oturtan ABD kendi kamuoyuna ve dünyaya böyle bir meşguliyetinin var olduğunu yansıtmak zorunda. Keza böylece içindeki bu ekonomik çatlağın çözümü için bir zaman kazanma arayışı içindedir.

 

Ortadoğu Irak, Filistin, Afganistan, Pakistan savaşlarına yurt olurken ülkemizde de savaş harcamalarının giderek katlandığını maalesef üzülerek her gün görmekteyiz. Kendi iç meselesini tartışma yerine üzerine bomba yağdırarak çözme çabasında olan iktidarın yerel seçim öncesi mitingdeki bu çığlığı da gözaltıyla sindirmesi akla hayale sığacak gibi değil.

 

Üstelik bu miting tam da Madımak Oteli altındaki kebapçının işyerini boşaltmasıyla yine aynı şehirde cereyan ediyordu.

 

Toprak Mahsulleri Ofisi"nin iç piyasadaki buğday fiyatının artışına yönelik olduğunu söylediği buğday ithalatının aslında ülkenin içinde olduğu işsizlik sorunun büyüklüğünü şantajla bastırmak olduğunu anlamak zor değil.

 

Meseleye böyle bakılınca yapay gündemlerle kendi meselelerini erteleme çabası içinde olan hükümetin kabinesinin işsizlere karşı kayıtsız kalması da çok tesadüfi değildir elbette.

 

Kendi yurttaşlarını yoksullaştırmak ve üretimden düşürmek için gazete promosyonları gibi dağıttıkları emtiaların da fotoğrafı içler acısı bir durumdur. Ticarete konu olan bu başlıkların devletin memurları tarafından dağıtımı ise tam bir fiyaskodur.

 

Genç nüfusu ve işlenebilinir toprağı ile yarım ada görünümündeki ülkenin geldiği noktada yönetim erkinin proje üretememesi ilginçtir. Esnafı, memuru, işçisi, fabrikatörü, kentlisi köylüsü borçlar altında inim inim inlerken seçimde bahşiş dağıtıp ve miting alanlarında işsizleri gözaltına almak ise sadece ülkemize has bir uygulama olarak hafızalarımıza kazıldı.

 

Bu hükümetin doğal olarak sloganı açığa çıktı, işsizi tutukla, sorunu çöz.

 

Tıpkı yıllar önce aydınları yakıp meseleyi çözme çabası gibi.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (9)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.