Eve dönüyorlar

İrfan Sarı

Yanlış duymadınız. Metropoller başta olmak üzere diğer Anadolu kentlerindeki üniversite okuyan Kürt çocukları bir bir telefonla ailelerini arayarak eve döneceklerini söylüyorlar.

Çocuklara o kadar ciddi bir baskı oluşturuluyor ki dayanma güçleri tükeniyor ve umutlarıyla birlikte geleceklerini erteleyerek evlerine dönmeyi seçiyorlar.

Cumhur-i reisten tutun Başbakana ve en aşağıdaki bürokrata, memura kadar herkes “terör”e karşı birlik mesajları verirken kentlerdeki milliyetçi şöven kesimler de yandaş meydanın da desteği ile Kürt çocuklarının üstüne kunduz gibi saldırıyor.

Toplum mühendisleri medyada PKK ile Kürtleri birbirinden ayırmayı akıl ederken Cumhurbaşkanı da misliyle öç alıyordu.

Başbakan ise BDP’ye yani Kürtlerin önemli bir kesiminden oy alan partiye doğrudan olmazsa da dolaylı bir “terörist” damgası vuruyor.

Herkes bilemiş bıçağını…

Olağan üstü hal tedbiri de Bay Devletten.

Kılıcı kuşananlardan bir tanesi de Tunceli dolaylarından Sosyal Demokrat Kemal.

İstanbul’da, Ankara’da, Aydın’da, Elazığ’da, Adıyaman’da, Bursa’da Yüzlerce binlerce kurt başlı parmak işareti yapanlar Kürtlere saldırıyor…

Üniversiteli Kürt kız annesini arıyor telefonla “Anne ben bu gece uyuyamadım sabah kadar, küfür ve hakaretleri duymamak için kulaklarımın sağır olmasını istedim”

Şöven histerilerin dalga dalga büyümesini, “bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır” kederine getirmeye çalışanlar kederlerini Kürtlerden çıkarıyorlar.

Şövenler dalga dalga bayraklaştıkça. İnsanlık hep dibe vuruyor.

BDP’ye saldırmanın anlamı ortadadır. Gökyüzünden gelip oy vermedi BDP’ye kimse, o partiye oy verenler Kürtlerdir.

İnsanlığın çirkinleşmesine izin verenlerin sorumsuzluğu ürperten bir noktadadır.

Büyük bir umutla okul okumak gayesiyle giden çocukların gerisine geri ailesine dönmesi nasıl adlandırılır. Bu bir ölüm hali değil mi?

Ölmek ille de ille bedenin cansız kalması mıdır?

Umutlarından geleceğinden alı konmak bir başka ölüm çeşidi değil midir acaba?

Kürtleri ve Türkleri yani halkları karşı karşıya getirmek üzere yapılan açıklamaların masumiyetini savunmasın kimse. Bal gibi de bu açıklamalar halkı/halkları birbirine saldırmaya tetikliyor.

Hayal kırıklığı içinde dönecek olan bu çocukların hayatlarına düşecek depremi kim durdurabilecek peki?

Sokakların tansiyonunu kim düşürecek?

Misliyle, kat be kat fazlasıyla, çok büyük öç dedikleri mi gerçekleşiyor yoksa?

İstenen bu mudur? Eğer buysa, öte yandan istenilen ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünü açacak dağdan eve dönüşlerin hiçbir zaman gerçekleşmesi de beklenemez.

Toplumun düşünen kesimleri eve dönüş üzerine birbirinden farklı görüşleri sunarken ve eve dönüşlerde gerillanın toplumla buluşmasına da dikkat getirenlerin yaptıkları/yapacakları üzerinde katkı payı oluşturacak olan bir devlet bekası beklenirken böylesi afaki, duyguyu tatmine yönelik açıklamaların ne vatandaşa nede devlete faydasının olmayacağı ortadadır.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (44)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.