Esnaftan yetkili yetkililere

İrfan Sarı

Alım gücü bitmiş, ilçe bir avuç manipülatörün insafına kalmış. Ayakta durmaya çalışan esnafa saldırıyorlar.

Bir zamanlar memleketin bereketli alış-verişi ile küçük esnaf ayakta duran hatta en güvenilir zamanlarını yaşıyordu.

Bu ilçede ve Türkiye sahasında artık her şey tersine dönmüş durumda.

Pazarda domatesin kilosu 40 lirayı aşarken, emekli maaşıyla geçinmeye çalışan vatandaş market raflarına bakıp iç geçiriyor. “Alım gücü” denen şey resmen buhar olup uçtu. Geriye kalan ise bir avuç fırsatçının, stokçunun ve manipülatörün cirit attığı bir arena.

Esnaf dükkânın kapısını her sabah güç bela açıyor. Kirasını, elektriğini, vergi borcunu ödeyebilmek için geceleri de çalışsa yetmiyor. Raf fiyatlarını her hafta zamla karşılayan toptancı, “Maliyetler arttı” diyor ama asıl mesele maliyet değil; asıl mesele sistematik bir soygun düzeni. Birkaç büyük oyuncunun belirlediği fiyatlar, küçük esnafı eziyor. Onlar zam yaptığında esnaf da mecburen yapıyor, ama müşteri zaten yok. “Müşteri” dediğin de aylardır “Pahalı olmuş” deyip eli boş dönüyor.

Saldırı da burada başlıyor.

Dükkânına mal koyamayan, veresiye defteri kabaran esnafı “fırsatçı” diye linç etmeye kalkıyorlar. Sosyal medyada “Bu esnaf zamcı” diye hedef gösteriliyor. Oysa asıl manipülatörler, büyük depolarında mal tutup piyasayı şişirenler.

İthalat oyunlarıyla fiyatları uçuranlar ortada yok. Onlar sessiz sedasız kârını katlarken, ilçenin ayakta kalan son esnafı hem ekonomik hem psikolojik şiddetle karşı karşıya kalıyor.

Zincir marketler yoktu. İşportacı yoktu. Çantacı yoktu.

Bu esnaf, borç defteri açıyordu, aylarca bekliyordu. Alacağı için müşterisinin kapısına dayanmıyordu. Çünkü güveniyordu, tanıyordu müşterisini. Müşkülü olmazsa vaktinde getirip ödeyeceğini biliyordu.

Yetkili yetkililere;

Yetkililer “Denetim yapıyoruz” diyor. Ama denetim kime yapılıyor? Mahalle bakkalına mı, yoksa zincir marketlere ve büyük toptancılara mı? Denetim yapıldığı söylenen günlerde de raflardaki zamlar durmuyor. İnsanlar artık “Et alamıyoruz, peynir alamıyoruz” derken, ilçenin birkaç muktedir ismi lüks araçlarıyla gezip duruyor.

Arada bir “Esnafa destek paketi” açıklaması yapılıyor ama o paketler ya kâğıt üstünde kalıyor ya da asıl ihtiyacı olanlara ulaşmıyor. Ya da “borcu yok yazısı”istenip geri çevriliyor bankalarca.

Yönetilemiyor devlet. Kamunun temel ihtiyaçlarına devletin eliyle zamlar uygulanıyor.

Akaryakıt, doğal gaz, elektrik. Doğal olarak tüm ürünler buna paralel artış gösteriyor. Kiralar TÜFE oranlarına bakılmaksızın artıyor. Yani yasa var ama yasayı uygulayan ve denetleyen yok.

Bu ilçede artık iki tür insan var:

Bir tarafta alım gücü tükenen, marketten eli boş dönen vatandaş.

Diğer tarafta ise “manipülatör” dediğimiz, her krizden kâr çıkaran, enflasyonu fırsat bilen azınlık. Ve tabi ki bunu fırsat bilen çantacı kurnazlar. “yoksulluk” edebiyatı yapan çarşı-Pazar gezen ülke sınırları dışından gelenler ve ülke içinde mobil işportacılık yapan kesim. Ki mobil kesim yurdun dört yanından geliyor ve altındaki araç servet ederinde.

Esnaf ise tam ortada eziliyor. Ne vatandaşa “Daha ucuza satayım” diyebiliyor, ne de toptancıya “Bana da insaflı fiyat ver” diyebiliyor. Ayakta kalmaya çalışırken bir de “açgözlü” damgası yiyor. Bu, tam bir vicdan soygunu.

Bu düzeni tersine çevirme gerekiyor. Gerçek denetimler, stokçu ve manipülatöre ağır cezalar, küçük esnafı koruyacak gerçekçi destekler ve alım gücünü artıracak kalıcı çözümler olmadan bu ilçenin, bu memleketin esnafı ayakta kalamaz.

Ve esnaf çökerse, bu ilçenin çarşıları da, bu ilçenin canı da söner.

Sadece rakamlar değil, insan hikâyeleri de biter. Kaç esnaf daha kepenk indirecek? Kaç aile daha borç batağında boğulacak?

Soralım belki devlet babanın baba adamları cevap verir.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.