Ebe ve hemşireler

İrfan Sarı

Köy enstitüleri ezberci olmayan, analitik düşünen, sorgulayan birey yetiştiren, demokratik üretici eğitimi Türkiye tarihinin orta yıllarına bırakmıştı.

 

Seksenli yılların başlarına doğru öğrendiğim hayatın bu parçası daha sonraki yıllarımda önüme bir daha çıkmadı. Bir de 68 kuşağı aydın enternasyonal duruş hep söylendi, onlara ait düşüncelerin materyallerini okumak kaldı bir geriye.

 

Köy öğretmenlerinin Anadolu"daki başarıları dalga dalga yayılmaya başladığı yıllarda köy ebelerinin de yaptıkları ile yaşamları efsane olup dolaşıyordu tüm diyarı ve hatta o yılların sosyal içerikli filmlerinin ana teması da oluyordu.

 

Oldum olası ebe ile hemşireyi bir birinden ayrı tutmadım ben, ikisi de beyaz giyinirdi ve iki meslek mensubu da kadındı. Oysa ebenin en belirgin yanı insanın gözlerini dünyaya açarken ilk onların ellerine doğması ve ilk ağlayışını da onlara yapmasıydı. Hemşireleri de o meşhur “sus” işaretli sağlık ocaklarının başköşelerine asılan resimden ayırt etmek mümkündü.

 

Ama dediğim gibi bu iki mesleği birbirinden ayrı tutamadım bir türlü bana hep kutsal mesleğin beyaz melekleri gibi geldiler. Belki çok banal bir söylem oldu bu ama benim penceremden bu kelimeleri yakıştırmak daha uygun geldi. Beyaz melek söylemi sadece giydikleri giysiyle alakalı değildir yaptıkları mesleğin ya da işlerinin ruhunda ki sinerji ile alakalıdır.

 

1960"lı yılların köy ebelerinin, köy sağlık ocaklarındaki başarıları, fedakârlıkları Anadolu"yu dolaşırken bu mesleğin o yıllarda doğduğuna dair bir izlenim sezinlenebilinir ama bu böyle değildir. Aslında ebelik mesleği tarihle büyüyen en eski mesleklerden bir tanesidir. Yeni doğan bir bebenin yanı başında olmuşlardır hep ve o doğumu yapan annenin sancılarını azaltmak veyahut dindirmek için çaba içindedirler. Şimdi ben buna kutsal meslek demek için daha çok sebep taşırım. Doğal olarak ta “beyaz melek” demek için de haklı sebebim olmuş oluyor.

 

Küçük yerleşim birimlerinde onları tanımak için çok sebebiniz olurdu çünkü her acıda ilk danışılan onlar olurdu ve onlar toplumun salt bu yarasıyla ilgilenmez sosyal olarak yeterliliklerini ispatladıklarından hem ulaşılamaz hem de lider gibi görünürlerdi.

 

Ebelik meslek etiği gereği tarih boyunca da sahibine saygın bir yer vermiştir. Ben şahsen ebeliğin bunu hak ettiğine inananlardanım. Ancak ülkemizde şu sıralar sanki yardımcı pozisyonda görülmektedirler. Tarih boyunca saygın bir yerde olan ve içinde profesyonellik barındıran bu mesleğin hak ettiği yere gelmesi için konunun muhataplarının dikkatleri çekilmelidir.

 

Birçok alanda olduğu gibi bu alanda da yürürlükte tutulan yasal düzenleme boşlukları ebeliğin geçmiş prestijini kaybetme noktasına getirdiğini görürüz. Ne var ki ülkemizde bunu görmekte artık doğal olmakla eşdeğerdir. Sağlık alanında keşmekeşler yaşayan ülkemiz yönetimi kırsal alana doktor göndermekte zorlanırken aynı alanlara ebe ve hemşire tahsisini de yasal düzenlemelerden dolayı gerçekleştirememektedir. Hal böyle olunca yardımcı pozisyonundaki ebelerin başka alanlarda kullanılması da gündemleşiyor ve bu da bu meslek erbabının şevkini kırmaktadır diye düşünüyorum.

 

Aynı zaman da aynı yerde mesleğini icra eden hemşirelerin de artık sorunlarla cebelleştiğini his etmek zor olmasa gerek. Hatta istatistikî verilere bakıldığında Türkiye"de seksen bin hemşirenin var olduğunu gösterir bu da neredeyse her bin kişiye bir hemşirenin düştüğü anlamına gelir. Doğal olarak ta bu mesleğin de ne kadar ağır bir sorumlulukta olduğunun göstergesi olarak çıkar önümüze.

 

Bir ailenin özlemle heyecanla beklediği yeni bireyin dünyaya gelişini çoğu kez de hemşireler karşılar. Bunun yanı sıra hasta yataklarımızda bizlerin hayata dönüşünde güleç yüz, özveri, insancıl alışkanlık sunar. Doğası gereği annelik duygularıyla dolu olmanın verdiği ruhla mesleği ile bütünleşen bu karakterlerin mesleklerini icra ederken vefalarını hastanelere düşen herkes bilebilir.

 

Bir zamanlar köy enstitüleri, idealist öğretmenler, fedakâr ebeler, özverili hemşirelerden söz etmek mümkünken bu gün ülkenin içindeki durumdan kendilerine düşen itilmişliği görmek acıdır.

 

Bu vesileyle bu kutsal mesleklerin mensuplarını yazmak istedim. Ebelerimizin hak ettikleri konuma gelmelerini arzu ederken beyaz meleklerin haftaları kutlu olsun dilerim. Ayrıca bir makaleyle onların sorunlarının ve mesleklerinin değeri yazılamaz onu da belirtmek isterim.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (8)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.