Siyaset zenginleşme aracı olduğunda esnafın sırtına bıçak saplanıyor.
Bu ülkede siyaset, millete hizmet etmek şöyle dursun, bir avuç açgözlünün servet transfer makinesine dönüştürülmüşse, fatura kime kesilir?
Tabii ki esnafa.
Sabah akşam dükkânında ter döken, vergisini ödeyen, sigortasını yatıran, bir lokma ekmek için didinen adama.
Siyasetçiler ve onların etrafındaki rant çeteleri lüks araçlarda, villalarda, yurtdışı hesaplarında servetlerini katlarken, esnaf elektrik faturasından, doğalgaz zammından, stopaj canavarından, astronomik kira artışlarından eziliyor.
İhale üstüne ihale, beton üstüne beton, torpil üstüne torpil...
Hepsi milletin cebinden. Hepsi esnafın, memurun, işçinin sırtından.
Bu düzen çok net: Yukarıdakiler zenginleşiyor, aşağıdakiler boğazına kadar borca batıyor.
Esnaf bankalara, icra dairelerine rehin düşmüş durumda. Kepenk indirme rekorları kırılıyor, intihar haberleri sıradanlaşmış vaziyette.
Ama koltuktakiler hâlâ “Esnafımız başımızın tacı” diye yalan söylüyor. Seçimden seçime kucaklaşıp fotoğraf çektiriyor, arkası dönünce de bıçağı saplıyorlar.
Nasıl bir vicdansızlıktır ki; pandemi bitti diye desteği kestiler, evet pandemi bitti "darboğaz" başladı, enflasyon canavarı esnafı yutarken “piyasa kendi kendine düzelir” diye kenara çekildiler.
Müşteri zaten yok, maliyetler uçuyor, kar marjı sıfırın çok altında. Ama vergi dairesi denetim için kapıda, matrah artırımı peşinde, ceza üstüne ceza.
Büyük şirketler vergi aflarından, teşviklerden, düzenlemelerden beslenirken, esnaf “vergi mükellefi” diye soyuluyor.
Bu, düpedüz sınıf savaşıdır. Üsttekiler için siyaset bir kariyer ve servet kapısı, alttakiler içinse hayatta kalma mücadelesi. Rantiyeci zihniyet ülkeyi sömürüyor, üretimi bitiriyor, esnafı da can çekişmeye terk ediyor. “Ekonomi büyüyor” diye övünüyorlar ama o büyüme, esnafın kanıyla sulanıyor.
Artık yeter. Bu soygun düzenine bir dur denilmesi lazım.
Siyaseti zenginleşme aracı olmaktan çıkarmadan, bu ülkede ne esnaf ayağa kalkar ne de ekonomi düzelir.
Her önüne gelen direk esnafa yükleniyor, siyaset kulvarı yetmezmiş gibi...
Faturayı sürekli esnafa kesmeye devam ederseniz, bir gün o faturayı kesecek esnaf da kalmaz. Geriye sadece enkaz ve bir avuç doymak bilmez rantiyeci kalır.
Sıkıştığınızda "veresiye" yaptığınız esnaf kalmaz. Kuruşu kuruşuna kartınızdan tahsilat yapan zincirler kalır...
Esnaf bu ülkenin belkemiğidir. Ekonominin de barometresidir.
Karşısına zincir matketi dikebilir. Kayıtdışını müsamahaya çekebilir, alternatif işportacılığı palazlayabilirsiniz.
Özcesi: ekonominin belkemiğini kırmaya çalışabilirsiniz, er ya da geç o belkemiğinin kırıldığını kendi boynunuzda hissedeceksiniz diyebiliriz.
Düş siyasetçinin iş esnafındır. O vakit bırakın esnaf işini yapsın hizmetini versin, alın terinin karşılığını alsın...