Yüksekova'nın eğitim yıldızı

Orhan Yıldız, Yüksekova’ya tam 12 yıl önce gönüllü olarak geldi ve bu 12 yıl içinde buradaki insanlara sayısız hizmetler verdi. Yıldız ile söyleşi yaptık:

Bu gün öğretmenler günü. Bu günün anlamı sözcüklerle tarif edilemez. Dünyada her şeye kıymet biçilebilir. Ama öğretmenin eserine kıymet biçilemez. İşte eğitim aşkıyla yanan bir öğretmenin Yüksekova'da başarılarla geçen 12 yılı.

 

Orhan Yıldız, Yüksekova'ya tam 12 yıl önce gönüllü olarak geldi ve bu 12 yıl içinde buradaki insanlara sayısız hizmetler verdi, öğrencileriyle sayısız başarılara imza attı.

 

Siyasetten, ıkrçılıktan ve irticadan uzak sadece kendisini eğitime adayan bir eğitimci olmayı başardı. Bu uzun zaman dilimi içinde kendisini herkese sevdirmeyi başaran Orhan Yıldız'ın eğitime ve Yüksekova'daki öğrencilere verdiği desteği ve içindeki insan sevgisini kimse inkar edemez.

 

Yüksekova Haber'den Tekin Yıldız, 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle Yıldız ile okuyucularımız için bir söyleşi düzenledi. İşte o söyleşi:

 

 

-  Hocam kendinizi bize tanıtır mısınız?

 

02.01 1972 yılında Aksaray'da doğdum. İlköğretimi Aksaray'da ortaöğretimi Kayseri'de Liseyi Sivas'ta, üniversiteyi Erzurum'da tamamladıktan sonra ilk görev yerim olan Edirne Uzunköprü ilçesinde yaptım. Burada 2 yıl kaldıktan sonra gönüllü/istekli olarak Hakkâri, Şırnak, Tunceli gibi şehirlerin tercihini yaptım. 1997 eğitim- öğretim yılından beri Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde Anadolu Lisesinde görev yapmaktayım.

 

- Neden doğu illerine 'gönüllü' olarak gelmek istediniz?

 

Öğrenim hayatımı devletimin yani milletimin vergileriyle ve desteğiyle tamamladım. Bu uzun ve zorlu süreçte his olarak devlet, millet ve üstün güç kavramı beni ayakta tuttu. Oluşturduğum kişiliğim ve elde ettiğim benlik tasarımı gereği 'nankör, vefasız ve çıkarcı' olmamam gerekiyordu. Yani vefa duygusu gereği milletime devletime ve insanıma borcumu ödemek durumundayım. Ayrıca dünya görüşüm şekillenirken haliyle dünyaya ve ülkeme duyarlı bir birey olmam kaçınılmazdı. Bünyemdeki bazı insani değerlerin eksikliğini çok okumakla ülkenin sorunlarına duyarlılık kazanmakla doldurdum. Şunu demek istiyorum hizmet etmek birtakım şeylere ilgili olmak insanımız sevmek, çalışmak gerektiğini düşündüm. Sloganlardan, içi boş köhne cümlelerden iğrendim. Samimi bir öğretmen olarak ülkenin sorunları ve sosyal gerçekleriyle barışık bir halde ve asla ön yargı taşımadan, ruhumu korkuya teslim etmeden bu yörelere gitmek gerektiğine inanıyordum. Aynaya baktığımda gözlerimi kendimden kaçırmıyorum. Çünkü Sivas'tan bu tarafa benim öz vatanım, buralarda yaşayanlar benim insanım… Sağlıklı ve isabetli bir karar vermiş olmaktan dolayı kendimi gerçekleştiriyor olmanın iç huzurunu yaşıyorum. Ülkesini ve insanını içtenlikle seven gayri insani önyargılar taşımayan herkesi de başta öğretmenler olmak üzere buralara hiç çekinmeden gelmeyi ve mümkünse uzun yıllar kalmaya davet ediyorum.

 

- 12 yıldır burada öğretmenlik yapıyorsunuz. Bu 12 yıl sizin için nasıl geçti?

 

İnsanlarla iyi ve yapıcı iletişim içinde olarak iyi niyetle, anlayış, saygı ve hoşgörüyle güzel dostluklar edindim. Çok sayıda öğrencimin müstakbel İngilizce öğretmeni olarak üniversiteyi kazanmalarına vesile oldum. Sıkıntı ve zorluk açısından özellikle belirteceğim bir durum veya olay yok. Yörenin avantaj ve dezavantajlarını yine kendi insanımla birlikte yaşadım, paylaştım. Halkımızın sevgisi, misafirperverliği, içtenliği ve saygısı bana çok yardımcı oldu. Onların sonsuz desteğini gördüm. Bu sayede kendimde daha fazla güç gördüm. İnsanımızın anlaşılma ve doğru yorumlama isteğine tanık oldum. Çoklukla sanırım birbirimizi isabetli anladık ve oluşan bu güven ve destek sayesinde nasipse burada emekli olmayı düşünüyorum.

 

- Buraya ilk tayininiz açıklandığında neler hissetiniz?

 

Tereddütsüzce ifade etmeliyim ki mutlu oldum. Rahattım çünkü önyargılarım yoktu. Öncelikli hizmete ihtiyaç duyan bir bölgeye zaten gönüllü tayin istemiştim ve arzumun gerçek olması beni sevindirdi. Kendi içimde devleştim.

 

Çevreden olumsuz, yıkıcı, tahrip edici ve önyargı dolu yorumlar telkinler yapılıyordu. Hiç birini kale almadım tabiî ki… ve cevap olarak da 'birileri de Sivas'tan öte gitmeli' dedim. Özellikle karayoluyla yaptığım yolculuk 36 saat sürdü…

Bu 12 yıl zarfında çok başarılı bir öğretmen oldunuz ve önemli başarılara imza attınız. Bunu neye borçlusunuz?

 

Bir öğretmeni temel olarak 3 alanda ele almak mümkün. Birincisi branş bilgisi, ikincisi genel kültür ve üçüncüsü ise pedagoji ile formasyon.

 

Ben kendi branşımda sürekli araştırmayı, yenilemeyi ve kendimi aşmayı bir ilke olarak edindim. Genel kültür olarak ise durumum nedir bilemiyorum. Belki 'Kim 500 milyar ister'e katılmam gerek. En önemlisi de pedagojik formasyondur bir öğretmen için. Diploma maaş hakkı veriyor ama üretken verimli ve başarılı bir öğretmen olmak zamana bağlı. Bu saydıklarım bireysel yönden geçerli birde asıl malzememiz olan öğrencilerimizin potansiyelini iyi ve akılcı bir şekilde işlemek, onlara güven duygusu kazandırmak, onlara yapabileceklerine inandırmak varsa aşağılık komplekslerini ortadan kaldırmak başarıyı getiriyor zaten.

 

Öğretmen bir antrenördür, danışmandır, rehberdir. Asıl olan iyi yönlendirilen öğrencidir. Eğitim – öğretim sürecinde diğer bütün şartlar tamam olmak kaydıyla başarı % 99 öğrenciye, onun şevkine, hevesine, kararlılığına, sabrına ve yoğun tempoya tahammül gücüne bağlıdır.

 

Böylelikle beni doğru anlayan ve gereğini yaparak başarılı sonuçlara imza atan okul idaresine: Müdürüm Enver YAŞAR'a, yıllarca müdür yardımcılıgımızı yapan ve her türlü kahrımızı çeken Cumali KAYA'ya, mesai arkadaşlarıma, eski öğrencilerime, şimdiki arkadaşlarıma ve müstakbel meslektaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum. Eğitim özü itibariyle bir ekip ve takım çalışmasıdır. İsabetli şartlerın uygun zaman ve zeminde buluşması alkışlanacak sonuçlar doğuruyor.

 

 

- Yüksekova'da saygı duyulan ve sevilen bir insansınız; bunu nasıl sağladınız?

 

Beşeri iletişimlerin temel ilkelerine riayet etmek ve 'samimi olmak' yeterliydi. Açıkça belirtmeliyim ki Yüksekova'da çok insanla farklı dünya görüşlerine sahibiz. Ancak mertlik, dürüstlük, saygı, önyargısız olmak, yargılamaktan çok anlamaya çalışmak ve sevgiyle, tebessümle yaklaşmak zaten beraberinde kaliteli düzeyli ve saygılı iletişimleri de getiriyor. İnsanımız son derece içten, misafirperver, ilgili ve güler yüzlü… benle. Zengin fakir fark etmez. Hepsi lokmasını paylaşmaya, evinde ağırlamaya ve her türlü desteği vermeye hazırdı.

Herkes kendi işini yaparsa, insanlara saygı duyarsanız, onları doğru yorumlarsanız ve onları verilmiş değil kazanılmış değer ve erdemlerine göre algılarsanız hiçbir sorun çıkmıyor.

 

— Burada unutamadığınız bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

 

Sayısız diyebilirim. Ama beni en çok duygulandıran insan sevgisiyle misafirperverliğiyle ve paylaşımla ilgili olanlarıdır. 'Dost aile' olarak tanımladığım bir aile var yakın bir köyde. Davet edilişindeki ilgi, saygı ve izzeti ikram beni utandırmış ve mahcup etmiştir. Yokluk ve çaresizlik içinde insanların gösterdiği bu sevgi seli altında daha fazla ezilmemek için artık gidip gelmeyi bıraktım türlü mazeretler uydurarak. Gönül arzu eder ki sloganlar beylik cümleler kalıplaşmış ve köhne bakış açıları, önyargılar atılsın bir kenara ve insanımız kendi haline bırakılsın siz o zaman görün 'kardeşliği, dostluğu'. Bu görev medyamıza düşüyor büyük oranda. Bireysel iletişimler ebedi kalıyor ancak bazen önyargılı reyting kaygılarının altında gölgede kalıyor.

 

 

— Israrla burada kalmak istiyorsunuz. Hiç tayin arzunuz olmadı mı?

 

Burada kendimi gerçekleştirdiğimi düşündüğüm için rahatım, huzurum yerinde. Bir defa tayin düşündüm olmadı. Öylesine bir denemeydi. Bir defa da özel bir gerekçeyle düşündüm ama yine burada kalmayı tercih ettim. Burada beni soğutan korkutan ve bana itici gelen bir durum yok özellikle belirteceğim. Medyadaki önyargıları burada insanımın sıcaklığını ve eğitime verdiği önemi gördükçe halkımızın barışı huzuru kardeşliği ve anlaşılmayı be kadar önemsediğini görünce 'işte benim yerim burası' diyorum. Sanırım burada emekli olacağım. Ya da mezarda emeklilik… Memurun hali belli…

 

— Öğretmenler günü vesilesiyle meslektaşlarınıza ve öğrencilere neler söylemek istersiniz?

 

Eğitim sürecinde yer alan herkesin emeğine saygı duyduğumu belirterek öğretmen arkadaşlarımın gününü kutluyorum. Burada olmanın bir sıra dışılık arz etmediğini bilmelerini, öğrencilerini samimiyetle sevmelerini, mesleklerine bağlı olmalarını, velilere karşı ilgili olmalarını dilerim. Özellikle kendilerini kanıtlayacakları alan olan ders saatlerine gereken önemi vermelerini, samimi olmalarını, okul içinde siyasetten kaçınmalarını, Milli Eğitim Temel Kanunu çerçevesinde görevlerini yapmalarını ısrarla tavsiye ederim. Ve lütfen önyargısız, ılımlı, uzlaşmacı, esnek ve güleryüzlü olsunlar.

 

RÖPORTAJ Haberleri

İktidar gidecek ama gelecek olan da kör bıçağıyla bekliyor
Yüksekova’da meralardaki evler yıkılacak mı?
Birileri üstümüze gelmeye çalışıyor olabilir, biz işimizi yapacağız
Hakkari'de yurttaşlar neden aşı olmuyor?
Geçinebiliyor musunuz?