Yüksekova’da İŞKUR üzerinden gerçekleştirilen Toplum Yararına Program (TYP) alımlarına yönelik son günlerde gündeme gelen iddialar kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. İddialar üzerine sivil toplum temsilcileri ve vatandaşlar sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Kamuya personel alımlarında şeffaflık, eşitlik ve liyakat esas alınmalıdır”
Hakkari Barosu Başkanı Ergün Canan, kamu alımlarında temel ilkelerin gözetilmesi gerektiğini belirterek, “Kamuya personel alımlarında şeffaflık, eşitlik ve liyakat esas alınmalıdır. Ancak bugüne kadar bu ilkelerin zaman zaman zedelendiğini görüyoruz. Bu konuda vatandaşlardan bize ulaşan birden fazla şikayet söz konusu ve bu şikayetlerin önemli bir kısmını haklı buluyoruz. Bu alımların mutlaka hukuka uygun şekilde yapılması gerekiyor. Aksi halde adaletsizlik ortaya çıkar ve kamuoyunda sıkça dile getirilen torpil iddiaları gündeme gelir. Alımların eşitlik ve liyakat çerçevesinde, hukuka uygun biçimde yapılması şarttır. Sadece listeleme şeklinde değil, mutlaka noter huzurunda gerçekleştirilmeli ve bunun da denetlenmesi gerekir. Aksi halde bu tür sorunların önüne geçmek zor olacaktır. Zaten bölgede ekonomik sıkıntılar ve işsizlik ciddi boyutta, bu nedenle bu tür uygulamaların olmaması gerekiyor” dedi.
“İŞKUR’un asla siyasi emellere alet edilmemesi gerekiyor”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi Eşbaşkanı Sibel Çapraz, İŞKUR alımlarının belirli kriterler çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekerek, “İŞKUR toplum yararına yapılan bir programdır ve belirli kriterleri vardır. Bu kriterlere göre başvuru yapan kişiler noter huzurunda kura çekimiyle belirlenir ve tamamen şeffaf olması gereken bir programdır. Ancak son günlerde hem kamuoyuna yansıyan hem de bizlere ulaşan şikayetler doğrultusunda bu kura çekimlerinin ya da alımların çok da şeffaf ve adil yapılmadığını öğreniyoruz. Bu durum etik değildir. Çünkü ciddi bir ekonomik kriz var ve gerçekten maddi durumu iyi olmayan, ihtiyacı olan insanlar bu programlara başvuruyor. Başvurular değerlendirilirken kişilerin mevcut durumlarının göz önünde bulundurulması gerekir. İŞKUR’un asla siyasi emellere alet edilmemesi gerekiyor. Bir siyasi düşüncenin unsuru olan kişilere öncelik tanınması hem ahlaki hem de etik değildir. Biz insan hakları savunucuları olarak mağdur olduğunu düşünen vatandaşların yanındayız. Ancak vatandaşların da bu konuda haklarını bilerek hareket etmesi ve haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlarsa hukuki süreç başlatmaları gerekiyor” diye konuştu.
“Gördüğümüz tablo, bireysel menfaatlerin ön plana çıktığı yönünde”
Yüksekova Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İrfan Sarı ise iddiaların kendilerine de ulaştığını belirterek, “Bu konuda zaman zaman halkımızdan ve esnafımızdan şikayetler alıyoruz. Adı üstünde toplum yararına bir program. Bu programın amacı toplumun menfaatlerini gözetmek, ekonomik anlamda destek sağlamak ve güçlendirmektir. Ancak sahada gördüğümüz tablo, bireysel menfaatlerin ön plana çıktığı yönünde. Bu durumun hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluğu vardır. Bu tür uygulamalar toplumun vicdanında ciddi yaralar açıyor ve ayrımcılık algısını güçlendiriyor. Bu tür ayrıştırıcı yaklaşımların kabul edilebilir bir tarafı yok. Bu noktada hem idari makamların hem de hukuki mercilerin devreye girerek gerekli incelemeleri yapması gerekiyor. Çünkü bu durum artık sadece bir iddia değil, toplumun birçok kesiminden dile getirilen bir sorun haline gelmiş durumda” ifadelerini kullandı.
“İŞKUR bizim için önemli bir fırsat ama bu fırsattan yararlanamıyoruz“
Vatandaşlardan Sait Çakır da yaşadığı mağduriyeti dile getirerek, “İŞKUR’a başvuru yapıyorum ama ismim çıkmıyor. Kirada oturuyorum, düzenli bir gelirim yok. Eşim de rahatsız, sürekli hastaneye gidiyoruz. Yüksekova’da iş imkanları zaten çok kısıtlı. Bu yüzden İŞKUR bizim için önemli bir fırsat ama bu fırsattan yararlanamıyoruz. Bazı kişilerin ‘ilk maaşını ver, seni işe aldırırız’ dediğini duyuyoruz. Bu açıkça torpildir. Ben kendime bakamıyorum, geçim sıkıntısı çekiyorum. Çevremde de benim gibi çok kişi var. Herkes aynı şeyi söylüyor. Yetkililere sesleniyorum, bu duruma bir çözüm bulunsun. Gerçekten ihtiyacı olan insanların hakkı yenmesin” diye aktardı.
“Bazı ailelerden 3-4 kişi İŞKUR’a alınırken bizim aileden kimse alınmıyor“
Mahmut Alkan ise uzun yıllardır başvuru yapmasına rağmen sonuç alamadığını belirterek, “İŞKUR’a başvuruyorum ama ismim çıkmıyor. 9 çocuğum var ve hiçbir gelirimiz yok. Serbest işlerde çalışarak geçinmeye çalışıyorum ama bu yeterli olmuyor. Bazı ailelerden 3-4 kişi İŞKUR’a alınırken bizim aileden kimse alınmıyor. Bu durum bizi ciddi şekilde mağdur ediyor. Hasta bir çocuğum da var ve bakımına yetişmekte zorlanıyorum. İhtiyaç sahibi ailelerin durumlarının yerinde incelenmesi gerekiyor. Kim gerçekten ihtiyaç sahibiyse ona göre bir değerlendirme yapılmalı. Bizlere haksızlık yapıldığını düşünüyoruz ve bu durumun düzeltilmesini istiyoruz” dedi.
“Konunun hem idari hem de hukuki boyutuyla ele alınması gerekiyor”
Vatandaşlardan İslam Baykal ise işsizlik ve iddiaların toplum üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Yüksekova’da iş imkanları kısıtlı olduğu için gençler genellikle batı illerine gitmek zorunda kalıyor. Burada çalışan birçok genç de sigortasız ve güvencesiz işlerde çalışıyor. Bu nedenle İŞKUR alımları toplum için önemli bir fırsat olarak görülüyor. Ancak son dönemde ortaya atılan iddialar toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşturdu. İnsanlar başvurularının nasıl değerlendirildiğini bilmiyor. Bazı iddialara göre kişilerden para talep edildiği, hatta 20-25 bin TL gibi rakamların konuşulduğu söyleniyor. Bu çok ciddi bir iddiadır. Eğer bu doğruysa bunun mutlaka araştırılması gerekir. Vatandaşlar da eğer haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlarsa savcılığa başvurarak haklarını aramalıdır. Bu konunun hem idari hem de hukuki boyutuyla ele alınması gerekiyor” diye konuştu.
Öte yandan, dile getirilen tüm bu iddialar tarafların beyanlarına dayanırken, İŞKUR alımlarına ilişkin yetkili kurumlardan konuya dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı.