Yüksekova’da yıllardır toprağını işleyerek geçimini sağlayan çiftçiler, seracılığın gelişmesiyle birlikte üretimlerini artırmaya çalışırken, teknik destek ve tarımsal danışmanlık taleplerini de dile getiriyor. İlçeye bağlı Yeşiltaş (Şitazin) köyünde yaşayan 66 yaşındaki Hüseyin Kartal da yaklaşık 50 yıldır sürdürdüğü üretim serüveninde edindiği deneyimlerle, kırsalda üretimin devam edebilmesi için desteklerin sadece proje aşamasında kalmaması gerektiğini belirtiyor.
Eşi Revşen Kartal ile birlikte yaşamını köyde sürdüren ve 9 çocuk büyüten Kartal, yıllar boyunca elde ettiği tarımsal gelirle ailesinin geçimini sağladı. Çocuklarını eğitim hayatına kazandıran Kartal ailesinde büyük oğul sebzecilik yaparak üretime devam ederken, en küçük erkek çocuk Ayhan ise üniversiteyi bitirerek resim öğretmeni oldu.
Yaklaşık yarım asırdır domates, salatalık ve geçmiş yıllarda mısır üretimi yaptığını anlatan Hüseyin Kartal, tarımın yanı sıra uzun yıllardır arıcılık ve hayvancılıkla da uğraştığını söyledi. Kartal, “Benim bütün ömrüm tarlada geçti. Elli yıldır tek işim çiftçilik. Salatalık ekiyorum, domates ekiyorum, ürünlerimi Yüksekova’da satıyorum. Eskiden mısır da ekiyorduk. Hayvancılık yapıyorduk, arıcılıkla uğraşıyorduk. Köyde yaşayan insanın başka şansı yok. Çalışmazsak geçinemeyiz. Hayvancılık da eski kazancı bırakmadı. Şimdi bütün umudumuz seracılık ve bahçecilikte” dedi.
Geçen yıl uygulanan sera destek programı kapsamında kendisi ve amcasının oğlunun birer sera almaya hak kazandığını anlatan Kartal, projenin üretime önemli katkı sunduğunu belirterek, “72 bin lirasını biz ödedik, 228 bin lirasını devlet karşıladı. 25 metre uzunluğunda, 8 metre genişliğinde iki sera kurduk. Allah devletimizden razı olsun. Birine salatalık, diğerine domates diktik. Salatalıkta çok güzel verim elde ettik. Yılda 2 tonun üzerinde ürün alabiliyoruz. Ama domates istediğimiz gibi olmadı” dedi.
Domates üretiminde yaşadığı sıkıntının en büyük nedenlerinden birinin yeterli teknik yönlendirme alamamak olduğunu ifade eden Kartal, “Beklentimiz, Tarım Müdürlüğündeki görevlilerin zaman zaman gelip seralara bakmasıydı. ‘Şöyle yapın, böyle yapın’ diye yol göstermelerini istiyorduk. Kimse gelmedi. Biz de çekindik, sürekli arayamadık. Sonra ben aradım. Oğlum fotoğraf gönderdi. Bir ilaç tavsiye ettiler. Uyguladık ama faydasını göremedik. Sonra doğal yöntemler denedim. Sarımsaklı su hazırlayıp kullandım. O da işe yaramadı. Sonunda domates fidelerinin çoğunu söküp atmak zorunda kaldım. Kalanlar da yenilmiyor” ifadelerini kullandı.
Kış aylarında dahi üretime ara vermediklerini belirten Kartal, seralarda yeşillik yetiştirdiklerini ancak geçen yıl beklenmedik bir olay nedeniyle büyük zarar yaşadıklarını anlattı. Kartal, “Kışın da serayı boş bırakmıyoruz. Yeşillik ekiyoruz. Geçen yıl kapısı açık kalınca koyunlar içeri girdi, bütün fideleri yedi. Emeklerimiz boşa gitti ama yine de üretmekten vazgeçmedik” diye aktardı.
Verilen sera desteğinin kıymetli olduğunu ancak üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyleyen Kartal, “Devletimiz sera verdi, Allah razı olsun. Ama üreticiye sahip çıkılması gerekiyor. Bir serayı kurmak kadar onu yaşatmak da önemli. Tarım görevlileri gelip üreticinin durumunu görmeli, hastalık olduğunda yol göstermeli. Çiftçi doğru bilgiye ulaşırsa daha çok üretir. Üreticiye sadece sera değil, rehberlik de verilmeli. Bizim istediğimiz daha fazla destek değil, verilen desteğin sürdürülebilir olmasıdır” diye konuştu.
Yüksekova’da son yıllarda yaygınlaşmaya başlayan seracılığın doğru planlama ve düzenli teknik danışmanlıkla daha da gelişebileceğini ifade eden Kartal, kırsalda üretimin devam etmesi için çiftçilerin yalnızca ekonomik değil, bilgi ve uygulama desteğiyle de güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.