İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi, 14 Haziran 2026 tarihinde Şemdinli’de meydana gelen ve aynı aileden dört kişinin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin ön gözlem ve değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı.
Raporda, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre uzman çavuş M.G.’nin ateşli silahla gerçekleştirdiği saldırı sonucunda aynı aileden dört kişinin yaşamını yitirdiği, M.G.’nin ise olayın ardından ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı belirtildi. Olayın aile içi şiddet ve uzun süredir devam ettiği belirtilen anlaşmazlıklar bağlamında gerçekleştiğine dair iddiaların bulunduğu ifade edilerek, tüm hususların etkin ve bağımsız bir soruşturmayla açığa çıkarılması gerektiği kaydedildi.
İHD Hakkari Şubesi, yaşam hakkının ihlaline yol açan olay nedeniyle derin üzüntü duyduklarını belirterek, yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diledi.
Raporda yerel basın organları ve bölgede yapılan ilk görüşmelerden elde edilen bilgilerin, olayın yalnızca bireysel bir aile içi anlaşmazlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiği ifade edildi. Şube tarafından bölgede yapılan ön gözlemler sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda, fail olduğu belirtilen kişinin yaklaşık 10 yıldır silahlı kamu görevlisi olarak görev yaptığı, daha önce inşaat işçiliği yaptığı ve aile içinde çeşitli sorunlar yaşandığının öğrenildiği aktarıldı.
Uzun süredir devam eden şiddetli geçimsizlik nedeniyle kadının maruz kaldığı şiddete ilişkin devlet yetkililerine başvurularda bulunduğu yönündeki iddiaların aile tarafından dile getirildiği belirtilen raporda, bu girişimlerin sonuçsuz kaldığının da aile yakınları tarafından aktarıldığı ifade edildi. Ancak söz konusu iddiaların tamamının bağımsız ve etkin bir soruşturmayla aydınlatılması gerektiği vurgulandı.
Raporda olayın dikkat çeken yönlerinden birinin, fail olduğu belirtilen kişinin devlet adına silah taşıma ve kullanma yetkisine sahip bir güvenlik görevlisi olması olduğu belirtildi. İHD Hakkari Şubesi, uzun yıllardır bölgede görev yapan güvenlik personeli, korucular ve diğer silahlı kamu görevlilerinin karıştığı şiddet olaylarının bağımsız biçimde izlenmesi gerektiğini savunduklarını kaydetti.
Bölgede görev yapan silahlı kamu görevlilerinin karıştığı şiddet vakalarının uzun yıllardır insan hakları örgütleri, kadın örgütleri ve hukuk çevreleri tarafından gündeme taşındığı belirtilen raporda, buna rağmen yürütülen soruşturmaların etkili, bağımsız ve hesap verebilir şekilde sonuçlandırılamamasının cezasızlık kültürünü derinleştirdiği ifade edildi.
Cezasızlığın yalnızca geçmişte yaşanan ihlallerin üzerinin örtülmesi anlamına gelmediği, aynı zamanda yeni ihlaller için uygun bir zemin oluşturduğu belirtilen raporda, devlet adına silah taşıma ve güç kullanma yetkisine sahip kişilerin işlediği şiddet eylemlerine karşı yeterli denetim ve yaptırım mekanizmalarının işletilmemesinin şiddetin yeniden üretilmesini kolaylaştırdığı ve failler açısından bir dokunulmazlık algısı yarattığı kaydedildi.
Raporda ayrıca, devlet tarafından verilen silah taşıma yetkisinin bireylerin özel yaşamlarında güç ve denetim aracına dönüşmesinin ciddi bir insan hakları sorunu olduğu belirtilerek, özellikle aile içi şiddet iddialarının bulunduğu durumlarda silahlı personelin risk analizine tabi tutulması ve gerekli koruyucu tedbirlerin alınmasının yaşamsal önem taşıdığı ifade edildi.
Kadına yönelik şiddet vakalarında sorunların çoğu zaman resmi kurumlar yerine aile büyükleri, aşiretler, akrabalar veya geleneksel mekanizmalar aracılığıyla çözülmeye çalışıldığına dikkat çekilen raporda, kadınların güvenliği, yaşam hakkı ve özgürlüğünün esas alınması gerektiği vurgulandı.
İHD Hakkari Şubesi raporun sonuç bölümünde ise olayın tüm boyutlarıyla bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını, olay öncesinde herhangi bir şikâyet, başvuru veya koruma talebinin bulunup bulunmadığının araştırılmasını, silahlı kamu görevlilerinin aile içi şiddet vakaları bakımından düzenli psikososyal değerlendirmeye tabi tutulmasını, güvenlik personeline yönelik insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin güçlendirilmesini ve kadına yönelik şiddetle mücadelede bağımsız koruma mekanizmalarının geliştirilmesini talep etti.