İHD Hakkari ve kayıp yakınları Mehmet Ertak için adalet talep etti

İHD Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, 242. hafta kapsamında Yüksekova’da düzenledikleri basın açıklamasında 1992 yılında gözaltında kaybedilen Mehmet Ertak’ın akıbetinin ortaya çıkarılmasını istedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, 242. hafta kapsamında saat 12.00’de Yüksekova Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Basın açıklamasına Yüksekova DEM Parti İlçe Eşbaşkanları Şeyda Bellier ve Abdullah Kırmızıgül, TÜHAYDER, DBP, Barış Anneleri, İHD üyeleri ve kayıp yakınları katıldı. Açıklamayı İHD Sekreteri Pınar Şen okudu.

Şen, Türkiye’de gözaltında kaybetme iddialarının etkili biçimde araştırılmadığını ve sorumlular hakkında etkili soruşturmalar yürütülmediğini belirterek, Mehmet Ertak’ın 34 yıldır devam eden adalet arayışına dikkat çekti.

Şen, “Gözaltında kaybedilişinin 34. yılında Mehmet Ertak için adalet istiyoruz. 242 haftadır ısrarla Türkiye’de bir devlet politikası olarak, gözaltında kayıp iddialarının etkili bir şekilde araştırılmadığı ve failler hakkında etkili cezai kovuşturmalar yapılmadığı gerçeğini anlatıyoruz.

İnsanlarımız gözaltına alındıklarında ve kaybedildiklerinde tüm başvurularımıza rağmen devletin kendi yasalarından ve Anayasası’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek suç işlediği gerçeğini kamuoyu ile paylaşıyoruz. İnsanlarımızı gözaltında kaybeden devletin, yalnızca kayıp yakınlarını sonsuz bir işkenceye mahkûm etmekle kalmadığını; hepimizi, gözaltında kaybetme suçunu işlediği uluslararası insan hakları mahkemesi tarafından tescillenen bir devletin vatandaşları olma utancına da mahkûm ettiği gerçeğini hatırlatıyoruz” dedi.

Mehmet Ertak’ın 32 yaşında, dört çocuk babası olduğunu ve Şırnak’a bağlı Rezuk Mezrası’nda yaşadığını aktaran Şen, Ertak’ın daha önce de iki kez gözaltına alındığını ve ağır işkence gördükten sonra serbest bırakıldığını söyledi.

Şen, “242. haftamızda 34 yıl önce gözaltında kaybedilen Mehmet Ertak dosyasındaki resmi inkârı ve cezasızlığı kamuoyu ile paylaşıyoruz.
32 yaşındaki dört çocuk babası Mehmet Ertak, Şırnak’a bağlı Rezuk Mezrası’nda yaşıyordu. Bölgedeki bir kömür ocağında işçi olarak çalışan Ertak, daha önce iki kez gözaltına alınmış ve ağır işkence gördükten sonra serbest bırakılmıştı. Ertak ve aynı iş yerinde çalıştığı üç akrabası, 18 Ağustos 1992 tarihinde işten eve dönmek üzere yola çıktı. Bindikleri araç kontrol noktasında resmi giyimli polislerce durduruldu. Kimlik kontrolünün ardından Mehmet Ertak gözaltına alınarak Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emniyette Ertak’ın gözaltına alındığına dair tutanak düzenlendi. Ancak emniyete başvuran ailesine onun gözaltına alınmadığı söylendi. Bunun üzerine babası İsmail Ertak savcılığa başvurdu. Üç kişi Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığına, altı kişi de gözaltında işkence edilirken gördüğüne dair tanıklık etti. Olay soru önergeleriyle Meclis’e taşındı. Ancak aile, tanıklara, belgelere ve delillere rağmen başvurduğu her yerde inkârla karşılaştı” ifadelerini kullandı.

Şen, dosyada dönemin JİTEM personeli Murat İpek’in kamuoyuna yansıyan ifadelerine de dikkat çekerek, “Şırnak Emniyet Müdürlüğü emrinde ‘sorgu elemanı’ olarak çalışan JİTEM personeli Murat İpek, 1997 yılında kamuoyuna da yansıyan itiraflarında; ‘Mehmet Ertak’ı Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş ve Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Mehmet Kaplan’ın emriyle öldürüp gömdük’ dedi. Yaptıkları tüm infazların dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan’ın bilgisi dâhilinde gerçekleştiğini söyledi” diye konuştu.

Ailenin tüm başvurularının sonuçsuz bırakılması üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğunu belirten Şen, dava sürecinde avukat Tahir Elçi’nin de baskı ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade etti.

Şen, “Mehmet Ertak’ın ailesini AİHM’de savunmaya hazırlanan Avukat Tahir Elçi’nin bürosu polis tarafından basıldı. Dava dosyalarına el konuldu, gözaltına alınan Tahir Elçi kötü muamele ve işkenceye maruz kaldı. Tüm tehdit ve baskılara rağmen dava AİHM’e taşındı” dedi.

AİHM’in 9 Mayıs 2000 tarihli kararına da değinen Şen, “AİHM, mevcut delillerin Mehmet Ertak’ın gözaltına alınıp işkence sonucu ölmüş olduğuna hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar yeterli olduğu sonucuna vardı. Mehmet Ertak’ın ölümünden hükümetin sorumlu olduğu ve buna devlet görevlilerinin neden olduğu kararını vererek Türkiye’yi yaşam hakkını ihlalden oy birliği ile mahkûm etti. Bu karar, Ertak Kararı/Türkiye, 09.05.2000 - 20764/92 olarak kayıtlara geçti” ifadelerini kullandı.

Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilişinin 34. yılında adli ve siyasi makamları göreve çağıran Şen, sözlerini şöyle tamamladı:

“Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilişinin 34. yılında bir kez daha adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz. AİHM kararları devlet açısından bağlayıcıdır. Mehmet Ertak’ın gözaltında işkence ile öldürülmesi ve bedeninin kaybedilmesi ile ilgili etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmesini sağlama görevinizi yerine getirin.

Kaç yıl geçerse geçsin Mehmet Ertak için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.”

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

GÜNDEM Haberleri