İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, 224. hafta kapsamında Yüksekova Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Basın açıklamasına, İHD üyeleri, DBP, ÖHD ve kayıp yakınları katıldı. Açıklamayı İHD Hakkari Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş yaptı.
Ozan Akbaş, “23 Nisan’ı geride bıraktığımız bu gün, çocuk ölümlerini konuşuyor olmak bizler için çok acı bir durumdur. 2000’li yıllarda uygulanan sistematik ve adalet olgusundan uzak uygulamalar, yargı erkinin de siyasallaşması ile birlikte arkasında binlerce çocuğun yaşamını yitirdiği bir enkaz yarattı. Dosyalar kapatıldı, suç failsiz bırakıldı” dedi.
"Katledilen Velat Şedal, İsmail Şedal ve Sibel Şedal için bir aradayız"
Akbaş, “Biz hak savunucuları, anneler ve adalet hakkına erişmek isteyenler olarak her zaman olduğu gibi bugün de buradayız. Gerçek bir sosyal devlet kurulana kadar vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. 224. hafta kapsamında Şedal kardeşlerin dosyasını gündeme getirdiklerini belirten Akbaş, “224. haftamızda 26 yıl önce katledilen Velat Şedal, İsmail Şedal ve Sibel Şedal için bir aradayız. Sibel 7, İsmail 11, Velat ise henüz 10 yaşındaydı” diye konuştu.
Olayın yaşandığı süreci aktaran Akbaş, “25 Nisan 2000’de gece boyu süren mahalle ablukasında fiili bir sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ertesi sabah ablukanın kalkması ile mahalle sakinleri ihtiyaçlarını gidermek için evlerinden çıkmaya başladı. 26 Nisan günü Sibel, Velat ve İsmail kardeşleri ve kuzenleri ile birlikte polis kontrol noktasının hemen yanında oyun oynamaya başladı” dedi.
Akbaş, “Saat 13.00 sularında çocuklar oyun oynadıkları alandan mahalleye doğru yürümeye başladıktan sonra bir patlama sesi geldi. İsmail ve Velat Şedal olay yerinde, Sibel Şedal ise kaldırıldığı Yüksekova Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.
Olayın ardından yaşananlara değinen Akbaş, “Mahalleli, çocukların kontrol noktasına ait bir bombayı bulduklarını ve patlama sonucu hayatlarını kaybettiklerini ileri sürdü. Olay yerine ambulansın yaklaşık 2 saat boyunca girişine izin verilmedi. Ağır yaralı çocuklar bir pickup aracın kasasında hastaneye götürüldü” dedi.
Akbaş, “Cenazeler bir gün sonra ailelere teslim edildi ve Yüksekova’da defnedildi. Dönemin valisi aile ile iletişime geçerek şikayetçi olmamaları yönünde telkinde bulundu” diye konuştu.
"Yapılan tüm başvurular reddedildi”
Yargı sürecine ilişkin konuşan Akbaş, “Şedal ailesinin hak arama mücadelesi Yüksekova Cumhuriyet Savcılığı’nın kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile engellendi. Bombanın türü, menşei ve hangi kolluk görevlisine ait olduğu hiçbir zaman açıklanmadı. Yapılan tüm başvurular reddedildi” dedi. Akbaş, “Yargı erki çocukların yaşam haklarının ihlal edildiğini kabul ederek yalnızca tazminat yoluna gitti. Sibel, Velat ve İsmail Şedal’ın akıbeti yargı eliyle faili meçhul bırakıldı” ifadelerini kullandı.
"Bu olayı kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz”
Açıklamasının devamında Akbaş, “Çocukların yaşam hakkını bu kadar basite indirgemek ve sorumluların açığa çıkmasını engellemek bir gelenek haline geldi. Henüz hayatlarının başındaki çocukların katledilmesi olayında faillerin korunduğunu bir kez daha ifade ediyoruz ve bu olayı kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz” dedi.
Akbaş, “Sibel, Velat ve İsmail Şedal’ın akıbetini sormaktan ve hak arama mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Son kaybımızın akıbeti ortaya çıkana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz” diyerek açıklamasını tamamladı.