İHD Hakkari ve kayıp yakınları, Mehmet Zeki Yılmaz için adalet talep etti

İHD Hakkari ve kayıp yakınları Yüksekova Sanat Sokağı’nda bir araya gelerek Mehmet Zeki Yılmaz için adalet istedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, 9 Şubat 1994’te gözaltına alındıktan sonra kaybolan Mehmet Zeki Yılmaz için Yüksekova Sanat Sokağı’nda bir araya gelerek adalet talebinde bulundu. Basın açıklamasına İHD üyeleri, kayıp yakınları, DEM Parti İlçe Eş Başkanları Abdullah Kırmızıgül ile Şeyda Bellier, Yüksekova Belediye Eş Başkanı Soreş Diri, DBP Yüksekova Eş Başkanları Reşit Güneç, Gülcan Ceylan, Yüksekova Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı İrfan Sarı, Belediye Başkan Yardımcısı İhsan İşbilir, Cumartesi Anneleri, il genel meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri, ÖHD temsilcileri ve Mehmet Zeki Yılmaz’ın akrabaları katıldı.

Basın açıklamasını İHD Hakkâri Şubesi Eş Başkanı Sibel Çapraz okudu. Çapraz, Dünya Anadil Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Anadilde eğitim meşru bir haktır. Bu vesileyle, İnsan Hakları Derneği olarak Dünya Anadil Günü’nü kutluyor; her bireyin en doğal hakkı olan kendi anadili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz” dedi. Kürt dili üzerindeki ağır ihlaller ve hak kayıplarına karşı insan hakları savunucuları olarak meydanlarda olduklarını belirten Çapraz, “Dünya Anadil Günü dolayısıyla Kürt dili üzerindeki ağır ihlaller ve hak kayıplarına karşı sesimizi yükseltiyoruz. 21 Şubat Dünya Anadil Günü kutlu olsun. Zımane me rumeta meye” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın devamında 215. haftada gözaltına alındıktan sonra katledilen Mehmet Zeki Yılmaz için bir arada olduklarını belirten Çapraz, Yılmaz’ın 7 çocuk babası olduğunu ve Yüksekova’da bakkal işlettiğini ifade etti. Çapraz, “9 Şubat 1994’te güvenlik güçleri tarafından hiçbir sebep gösterilmeden gözaltına alındı. Gözaltında ölümle tehdit edilen Mehmet Zeki Yılmaz çok ağır biçimde işkence gördü. O dönemde Yüksekova’da gözaltına alınanların faili meçhul cinayetlere kurban gittiği bilinen bir gerçek olduğundan kendisini güvende hissetmiyordu. 11 Şubat günü herhangi bir suçlama yönlendirilmeden serbest bırakıldı” dedi.

Çapraz, “Mehmet Zeki Yılmaz 22 Şubat 1994 sabahı her zamanki gibi dükkânını açtı. Sivil plakalı iki araçla gelen kişiler zor kullanarak Mehmet Zeki Yılmaz’ı arabaya bindirerek kaçırdı. Olaya çevre sakinleri şahit oldu. Aile hemen savcılık ve emniyete başvurdu lakin gözaltına alındığı inkâr edildi” ifadelerini kullandı. 25 Şubat 1994’te Yüksekova’nın Dilektaşı köyü yakınlarında Mehmet Zeki Yılmaz’ın ağır işkenceye uğramış bedeninin sazlıkta bulunduğunu belirten Çapraz, “Savcılık nezdinde yapılan bütün başvurular reddedildi ve Mehmet Zeki Yılmaz’ın akıbeti faili meçhul bırakıldı” şeklinde belirtti.

Dosyanın oğlu tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındığını ifade eden Çapraz, “AİHM Türkiye’yi etkin bir soruşturma yürütmemek ve yaşam hakkının ihlalinden mahkûm etti. Böylelikle Türkiye’nin AİHM karnesine faili meçhul cinayet formunda bir mahkûmiyet kararı daha eklenmiş oldu” diye belirtti. Çapraz, “Mehmet Zeki Yılmaz onlarca kişinin önünde klasikleşen ‘beyaz Toros’ jargonu ile kaçırılarak gözaltında zorla kaybedildi. Yetkililer bu duruma karşı sessiz kaldı. Mehmet Zeki Yılmaz şahsında tüm kayıplarımızın akıbetini sormaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Bizler sevdiklerimizin akıbetini sormaya devam edeceğiz. Hukukun üstünlüğünün tanınması için el kaldırmaya, sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Açıklamanın ardından Mehmet Zeki Yılmaz’ın oğlu Fehmi Yılmaz da konuşma yaptı. Fehmi Yılmaz, “Babam Mehmet Zeki Yılmaz doksan dört yılında, vücudunda kırk adet mermi ve yüzü tanınmayacak bir şekilde vahşi ve cani bir şekilde katledilmiştir” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, “Doksan dört yılından beri babamın failleri meçhul bırakılması bizi derinden sarsmıştır. Annem ve altı kardeşim doksan dört yılından beridir babasız bir şekilde hayatımıza dramatik bir yaşam şeklinde devam etmekteyiz. Babamın kim ve kimler tarafından öldürüldüğü hâlen belli değildir” şeklinde konuştu.

Savcılığın takipsizlik kararı verdiğini belirten Yılmaz, “Doksan dört yılında başlayan anayasal hak arama hürriyetimiz savcılığın takipsizlik kararı ile son bulmuştur. Babamın böyle cani bir şekilde öldürülmesine rağmen adaletin hâlen yerini bulmaması kanayan yaramızı daha da artırmıştır” dedi. Çocukluklarından bu yana eksikliği yaşadıklarını ifade eden Yılmaz, “Acının tarifi yoktur, yaşamayana anlatmak zordur. Her hafta Cumartesi Anneleri ile birlikte burada toplanmaktayız. Yıllarca sesimizi arkadaşlarımızla birlikte duyurmaya çalıştık ancak bugüne kadar sesimize ses veren olmadı” diye konuştu.

Yılmaz, son olarak, “Devlet babamın katledilmesi olayında bizimle uzlaşma adı altında zararı tazmin yoluna gitti ve suçu kabul etti. Lakin geldiğimiz noktada İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ödenen tazminatın geri alınması için dava açtı. Böyle bir düzene karşıyız. Hak arama mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNDEM Haberleri