İHD Hakkâri ve kayıp yakınları Mehmet Ertak için adalet istedi

İHD Hakkâri Şubesi ve kayıp yakınları, 34 yıl önce gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Mehmet Ertak için Yüksekova Sanat Sokağı’nda düzenlenen basın açıklamasında adalet çağrısında bulundu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkâri Şubesi ile kayıp yakınları, 34 yıl önce gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Mehmet Ertak için Yüksekova Sanat Sokağı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Hakkâri Milletvekili Onur Düşünmez, DBP Eş Başkanı Reşit Güneç, kayıp yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Basın açıklamasını İHD Hakkâri Şubesi Eş Başkanı Ozan Akbaş okudu.

Akbaş, Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilişinin 34. yılında adalet talebini yinelediklerini belirterek şunları söyledi:

“Gözaltında kaybedilişinin 34. yılında Mehmet Ertak için adalet istiyoruz. 211 haftadır ısrarla Türkiye’de bir devlet politikası olarak gözaltında kayıp iddialarının etkili bir şekilde araştırılmadığını ve failler hakkında etkili cezai kovuşturmalar yapılmadığını anlatıyoruz. İnsanlarımız gözaltına alındıklarında ve kaybedildiklerinde, tüm başvurularımıza rağmen devletin kendi yasalarından ve anayasasından doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek suç işlediği gerçeğini kamuoyu ile paylaşıyoruz. İnsanlarımızı gözaltında kaybeden devletin, yalnızca kayıp yakınlarını sonsuz bir işkenceye mahkûm etmekle kalmadığını; hepimizi, gözaltında kaybetme suçunu işlediği uluslararası insan hakları mahkemeleri tarafından tescillenen bir devletin vatandaşları olma utancına mahkûm ettiğini hatırlatıyoruz” diye belirtti.

Akbaş, Ertak’ın yaşam öyküsüne ilişkin şu bilgileri aktardı:

“32 yaşında, 4 çocuk babası olan Mehmet Ertak, Şırnak’a bağlı Rezuk Mezrası’nda yaşıyordu. Bölgedeki bir kömür ocağında işçi olarak çalışan Ertak, daha önce iki kez gözaltına alınmış ve ağır işkence gördükten sonra serbest bırakılmıştı. Ertak ve aynı iş yerinde çalıştığı üç akrabası, 18 Ağustos 1992 tarihinde işten eve dönmek üzere yola çıktı. Bindikleri araç kontrol noktasında resmi giyimli polislerce durduruldu. Kimlik kontrolünün ardından Mehmet Ertak gözaltına alınarak Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emniyette Ertak’ın gözaltına alındığına dair tutanak düzenlendi. Ancak emniyete başvuran ailesine onun gözaltına alınmadığı söylendi.”

Ailenin savcılığa başvurduğunu belirten Akbaş, üç kişinin Ertak’ın gözaltına alındığına, altı kişinin ise gözaltında işkence gördüğüne tanıklık ettiğini, olayın soru önergeleriyle Meclis’e taşındığını ancak tüm delillere rağmen inkârla karşılaşıldığını ifade etti.

Akbaş, JİTEM personeli Murat İpek’in 1997 yılında kamuoyuna yansıyan itiraflarını hatırlatarak, “İpek, Mehmet Ertak’ı Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş ve Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Mehmet Kaplan’ın emriyle öldürüp gömdüklerini, tüm infazların dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini söyledi” ifadelerini kullandı.

Ailenin başvurularının sonuçsuz kalması üzerine davanın AİHM’e taşındığını belirten Akbaş, Avukat Tahir Elçi’nin bürosunun basıldığını, dosyalara el konulduğunu ve Elçi’nin kötü muameleye maruz kaldığını ifade etti. Akbaş, “AİHM, Türkiye’yi yaşam hakkını ihlalden oy birliğiyle mahkûm etti. Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilişinin 34. yılında bir kez daha adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz. AİHM kararları bağlayıcıdır. Etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmelidir. Kaç yıl geçerse geçsin Mehmet Ertak ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Basın açıklamasının ardından, Mehmet Ertak’ın oğlu Servet Ertak’ın ailesi adına kaleme aldığı mektup, İHD Hakkâri Şubesi üyesi Eren Baskın tarafından okundu. Mektupta Servet Ertak, babasına hitaben şu ifadeleri kullandı:

“Seni bu hafta Yüksekova’da anacaklar baba. Hiç görmediğin, hiç tanımadığın ama acını kendi acısı gibi yüreğinde taşıyan kayıp yakınları… Ama bil ki sadece biz çocukların değil, annemin de sesi olacak o anma. Her sabah gözünü senin yoluna açan, her akşam ‘belki bugün gelirsin’ diye kapıyı dinleyen annemin sesi…”

Mektupta, kayıpların yalnız olmadığının vurgulandığını belirten Servet Ertak, annesinin yıllardır gerçeği aradığını ifade ederek, “Biz sadece bir mezar taşı istemiyoruz. Annem belki bir mezar taşı istiyor ama ondan önce gerçeği istiyor. Sana ne olduğunu bilmek istiyor. Bir ülkenin vicdanının ayağa kalkmasını istiyoruz” diye belirtti.

Servet Ertak, babasının unutulmadığını vurgulayarak, “Kaybedilmiş olmak unutulmuş olmak değildir. Annem unutmadı baba… Biz unutmadık… Bu halk unutmadı… Unutturulmadın” ifadelerine yer verdi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNDEM Haberleri