İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkâri Şubesi tarafından hazırlanan “Hakkâri’de 2025 Yılı Hak İhlalleri: Tematik İzleme ve Değerlendirme” raporu, şube binasında düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Açıklamaya İHD yöneticileri ve üyeleri katıldı. Raporu İHD Hakkâri Şubesi Sekreteri Pınar Şen okudu.
“Yapısal ve dönemsel ihlalleri analiz etmeyi hedefledik”
Pınar Şen, raporun 2025 yılı boyunca Hakkâri’de meydana gelen insan hakları ihlallerini tematik bir çerçevede ele almak, görünür kılmak ve belgelemek amacıyla hazırlandığını söyledi. Şen, “Komisyonumuz; Pınar Şen, Medya Çallı, Ozan Akbaş ve Dindar Koç ile yürütülmüştür. Hakkâri, Türkiye’nin sınır bölgelerinden biri olarak güvenlik politikalarının yoğunluğu, sosyo-ekonomik kırılganlıklar ve sınır hattındaki yaşam pratikleri nedeniyle çok boyutlu hak ihlallerinin yaşandığı bir alandır. Biz de bu raporla bölgede yaşayan yurttaşların gündelik hayatını doğrudan etkileyen yapısal ve dönemsel ihlalleri analiz etmeyi hedefledik” diye belirtti.
Raporun saha gözlemleri, yapılan başvurular, yerel kaynaklardan edinilen bilgiler ve basına yansıyan olaylar doğrultusunda hazırlandığını belirten Şen, başvuruların kadınlara yönelik şiddet, ekonomik mağduriyetler, güvenlik kaynaklı baskılar, sınır hattındaki riskler, siyasi mahpusların yaşadığı hak ihlalleri ve çocuklara yönelik ihlaller başlıklarında yoğunlaştığını ifade etti.
2025 yılı genel değerlendirmesine değinen Şen, “İHD Hakkâri Şubesi’ne yapılan başvurular incelendiğinde, hak ihlallerinin yalnızca tekil olaylardan ibaret olmadığı, güvenlik, ekonomi, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve sınır yaşamı gibi dinamiklerin birleşmesiyle daha karmaşık ve süreklilik arz eden bir yapı ortaya çıktığı görülmektedir” diye konuştu. Kadınlar ve çocukların daha kırılgan gruplar olarak öne çıktığını belirten Şen, özellikle ekonomik yoksulluk, toplumsal baskı ve güvenlik politikalarının bu kırılganlığı artırdığını söyledi.
“Ekonomik bağımlılık, toplumsal baskı ve güvenlik kaygıları başvuru süreçlerini olumsuz etkilemektedir”
Kadınlara yönelik hak ihlallerine ilişkin bölümde konuşan Şen, 2025 yılı boyunca aile içi şiddet, darp, tehdit ve cinsel istismar vakalarının yerel basına ve sosyal medyaya yansıdığını ancak birçok olayın görünmez kılındığını ifade etti. Devamında, “Yerel dinamikler ve eril-kültürel yapılar nedeniyle kadınlar çoğu zaman resmi başvuru mekanizmalarına erişmekte zorlanmaktadır. Ekonomik bağımlılık, toplumsal baskı ve güvenlik kaygıları başvuru süreçlerini olumsuz etkilemektedir” ifadelerini kullandı.
Saha verilerine göre 2025 yılında 100’ün üzerinde intihar vakasının gerçekleştiğini aktaran Şen, gençlerde ekonomik nedenlerin, kadınlarda ise aile içi şiddet ve baskının öne çıktığını belirtti. Şen, şüpheli kadın ölümlerinde etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
“Çocukların eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişiminde ciddi eşitsizlikler bulunmaktadır”
Çocuk hakları ihlallerine değinen Şen, yoksulluk ve mevsimlik işçilik nedeniyle çocukların eğitimden koparak çalışma hayatına yöneldiğini söyledi. “Çocukların eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişiminde ciddi eşitsizlikler bulunmaktadır. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocuklar daha fazla risk altındadır” diye belirtti. Yüksekova’da taşımalı eğitim kapsamındaki köylerde servis ihalesi nedeniyle öğrencilerin eğitim-öğretim yılı başında ders başı yapamadığını hatırlatan Şen, bazı okullarda sınıfların birleştirilerek eğitim verilmesinin de eğitimde eşitsizliği artırdığını ifade etti.
“Sınır hattında yaşayan yurttaşlar zorluk yaşamaktadır”
Sınır bölgelerine ilişkin değerlendirmede bulunan Şen, “Sınır hattında yaşayan yurttaşlar güvenlik uygulamaları, geçiş kısıtlamaları ve ekonomik daralma nedeniyle temel haklara erişimde zorluk yaşamaktadır” şeklinde konuştu. Yaylalara çıkışın sınırlandırılması, meraların kullanımına getirilen engeller ve sınır ticaretindeki kısıtlamaların geçim kaynaklarını daralttığını belirten Şen, sınır kapılarındaki uygulamaların hareket özgürlüğü ve ekonomik haklar açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“İşkence ve kötü muamele yasağı mutlak niteliktedir”
Siyasi ve hasta mahpuslara yönelik başvurulara da değinen Şen, sağlık hakkına erişimde gecikmeler, sevk sorunları, tecrit uygulamaları ve kötü muamele iddialarının sürdüğünü ifade etti. Şen, “İşkence ve kötü muamele yasağı mutlak niteliktedir. Hasta ve engelli mahpusların sağlık hakkına erişimi güvence altına alınmalı, ağır hasta mahpuslar için infaz erteleme mekanizmaları etkin biçimde işletilmelidir” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın sonunda Şen, 2025 yılı verilerinin Hakkâri’de hak ihlallerinin özellikle kadınlar, çocuklar, hasta mahpuslar ve sınır hattında yaşayan yurttaşlar açısından daha yoğun hissedildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Son olarak, “İnsan haklarının korunması yalnızca ihlallerin tespit edilmesiyle değil, önleyici, şeffaf ve hesap verebilir politikaların hayata geçirilmesiyle mümkündür. İlgili kamu kurumlarını, yerel yönetimleri ve tüm toplumsal aktörleri hak temelli bir yaklaşım benimsemeye davet ediyoruz” diye konuştu.