İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın: Barış süreci yol haritasına kavuşturulmalı

İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, Hakkari ve Yüksekova’daki sivil toplum kuruluşlarıyla yaptıkları görüşmelerin ardından barış sürecine ilişkin beklentileri, sınır bölgelerindeki güvenlik politikalarını ve bölgedeki sosyal sorunları değerlendirdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanları Oya Ersoy ve Cihan Aydın’ın da aralarında bulunduğu heyet, Hakkari ve Yüksekova’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi. Heyette, İHD Amed Şube Eş Başkanı ve Eş Genel Başkan Yardımcısı Ercan Yılmaz ile Doğu ve Güneydoğu Bölge Temsilcisi Tahir Saçaklı da yer aldı. İHD Hakkari Şubesi Eşbaşkanları Sibel Çapraz ve Ozan Akbaş’ın eşlik ettiği heyet, ziyaretleri kapsamında Yüksekova’da Zımangeh-Der’i ve ardından İHD Hakkari Şubesi’ni ziyaret etti.

Görüşmelerde bölgedeki güncel siyasi gelişmeler, insan hakları ve özgürlükler alanında yaşanan sorunlar, demokratik mücadelenin güçlendirilmesi ve barışın toplumsallaşması için kurumlar arasında geliştirilebilecek ortak çalışmalar ele alındı.

Ziyaretlerin ardından İHD Hakkari Şubesi’nde açıklama yapan Eş Genel Başkan Cihan Aydın, dört gündür devam eden bölge ziyaretlerinde sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve hak örgütleriyle görüştüklerini belirterek, temasların kendileri açısından verimli geçtiğini ifade etti.

“Silahsızlanma sürecinin herhangi bir yol kazasına uğramadan, hızlı bir şekilde tamamlanması gerekiyor”

Bölgedeki gözlemlerini paylaşan Aydın, barış ve çözüm sürecine ilişkin toplumda hem büyük bir beklenti hem de temkinli bir iyimserlik bulunduğunu söyledi. Silah bırakma meselesinin Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) teyit ve tespit kararına bağlanmasını eleştiren Aydın, “Serhat bölgesinde sivil toplum örgütlerinin ve halkın barış meselesine ilişkin çok büyük bir beklentisi var. Ancak aynı zamanda temkinli bir iyimserlik hali de söz konusu. Yasanın çıkmasının ardından silah bırakma meselesinin MGK’nin teyit ve tespit kararına bırakılması, hem derneğimiz hem de görüştüğümüz sivil toplum örgütleri tarafından makul bir öneri olarak karşılanmadı. Biz de yasanın bu şekilde çıkarılmasını eleştirmiştik. Kürt meselesi gibi tarihsel bir sorunun çözümünü MGK kararına bırakmak, bize göre bir vesayet anlayışına karşılık geliyor. Ancak yasa çıktıktan sonra toplumun ve görüştüğümüz kurumların beklentisi, MGK kararının bir an önce alınması ve yasanın yürürlüğe girmesidir. Silahsızlanma sürecinin herhangi bir yol kazasına uğramadan, hızlı bir şekilde tamamlanması gerekiyor” dedi.

Yasanın uygulanmasına ilişkin eleştirilerinin bir bölümünün hâlâ geçerliliğini koruduğunu belirten Aydın, sürecin nasıl yürütüleceğine dair somut bir planın hazırlanması gerektiğini dile getirdi.

“Toplumun beklentisi, bu sürecin bir yol haritasına kavuşturulması”

Aydın, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin henüz silahsızlanmanın nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin bir yol haritası yok. Toplumun beklentisi, bu sürecin bir yol haritasına kavuşturulması ve hazırlanan planın mutlaka kamuoyuyla paylaşılmasıdır. Bu süreç, ‘Kervan yolda dizilir’ anlayışıyla, tesadüflere ya da imkân ve imkânsızlıklara göre şekillendirilemez. Mutlaka bir yol haritası olmalı. Bu, hem Kürt meselesinin çözümü hem de sürece duyulan güvenin artırılması açısından son derece önemli” ifadelerini kullandı.

Kürt dili ve kültürüne yönelik baskıların da sürdüğünü savunan Aydın, bu alanda gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti.

“İlçenin en ücra yerine kadar MOBESE diye tabir edilen güvenlik kameralarıyla donatılmış durumda”

Yüksekova’daki güvenlik uygulamalarına da değinen Aydın, ilçenin en ücra noktalarına kadar güvenlik kameralarının yerleştirildiğini belirterek, uygulamanın özel yaşamı tehdit eden bir boyuta ulaştığını öne sürdü. Aydın, “Şu anda Yüksekova’dayız. İlçenin en ücra yerine kadar MOBESE diye tabir edilen güvenlik kameralarıyla donatılmış durumda. Bu, artık bir güvenlik meselesi olmaktan çıkmış, insanların özel yaşamını tehdit eden bir düzeye gelmiş durumda. İHD Hakkari Şubemiz bu konuda bir rapor hazırladı ve kaymakamlık başta olmak üzere ilgili kurumlara sundu. Bu konuda hızlıca adım atılmasını ve özel yaşamı tehdit eden bu uygulamaya son verilmesini istiyoruz” diye konuştu.

Sınır hattında uygulanan güvenlik politikalarının bölgedeki yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Aydın, özel güvenlik bölgeleri, yayla yasakları ve mayınlardan arındırılmamış alanlar nedeniyle birçok yerleşim yerinin insansızlaştığını söyledi. Aydın, tarım, hayvancılık ve ticaretle geçinen çok sayıda kişinin köylerinden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek, bu insanların kentlerin çeperlerinde yoksullukla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

“Yoksulluktan kaynaklı olarak suç oranlarında ve madde kullanımında ciddi artışlar yaşanıyor”

Bölgedeki sosyal sorunlara dikkat çeken Aydın, “Köylerinde ticaretle, tarımla veya hayvancılıkla uğraşan birçok insan şehrin varoşlarına sürülmüş durumda. Bu insanlar yoksullukla baş başa kalıyor. Yoksulluktan kaynaklı olarak suç oranlarında ve madde kullanımında ciddi artışlar yaşanıyor. Üzülerek söylüyorum ki bu konuda kamu yönetiminin herhangi bir tedbir uygulaması yok” ifadelerini kullandı.

Sorunların yalnızca cezai uygulamalarla çözülemeyeceğini vurgulayan Aydın, bölgedeki gelişmelerin ekonomik, sosyal ve siyasi boyutlarıyla ele alınması gerektiğini kaydetti. Aydın, köylerine dönmek isteyen yurttaşların önündeki engellerin kaldırılması ve kırsal yaşamın yeniden canlandırılması için yerel yönetimlerin, valiliklerin ve merkezi yönetimin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.

“Yerleşim yerleri mayınlardan arındırılmalı ve güvenlik uygulamalarına derhal son verilmeli”

Bölgedeki sorunlara yönelik kapsamlı adımlar atılmaması halinde sosyal krizin daha ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yurttaşların eşit ve insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşaması için valilikleri, yerel yönetimleri ve merkezi yönetimi göreve çağırıyoruz. Köylerin yolları, elektrikleri ve altyapısı hızlı bir şekilde tamamlanmalı, yerleşim yerleri mayınlardan arındırılmalı ve güvenlik uygulamalarına derhal son verilmeli. Köylülerin yeniden ticari yaşamlarına, hayvancılığa ve tarıma dayalı faaliyetlerine dönebilmeleri için gerekli koşullar oluşturulmalı. Devlet bu konuda yalnızca tedbir almakla kalmamalı, bizzat teşvik de sağlamalı.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNDEM Haberleri