Gazeteciler gözaltındaki meslektaşları için bir araya geldi: Özgür basını susturamazsınız

DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren Diyarbakır'da gözaltına alınan 20 meslektaşı için "Baskılar sadece Kürt basınına yönelik değil. Ancak Kürt gazetecilere yönelik hukuksuzluklara tepki gösterilmezse bu baskı herkesin kapısını çalacak" dedi.

Gazeteciler, Diyarbakır’da gözaltında tutulan 20 meslektaşı için DİSK Basın-İş’te bir araya geldi. 

DİSK Basın-İş öncülüğünde toplanan gazetecilerle birlikte Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu gözaltıları kınadı, meslektaşlarının serbest bırakılmasını istedi.

Basın açıklamasına HDP Milletvekili Züleyha Gülüm de destek verdi. Burada konuşan DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, gazetecilerin her gün yeni baskılarla karşılaştığını söyledi.

Geçtiğimiz yıl aynı tarihte tüm basın meslek örgütleri olarak, yine gazetecilere yönelik baskılar nedeniyle İstanbul Valiliği’ne yürüdüklerini hatırlattı. “Bu görevi sırasında güvenlik güçlerinin boğazına dizleriyle çöktüğü fotomuhabiri arkadaşımız Bülent Kılıç’ın çığlığıydı” dedi.

"Baskılar herkesin kapısını çalacak"

O günden bu yana gazetecilere yönelik şiddet ve gazetecileri kriminalize etme politikasının daha da arttığını söyleyen Eren şöyle konuştu:

“Daha geçtiğimiz günlerde Gezi eylemlerinin yıldönümü nedeniyle yapılan açıklamayı izleyen meslektaşlarımız gözaltına alındı, şiddet gördü.

“Geçtiğimiz hafta da GDF Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu gözaltına alındı. Derneğin diğer Eş Başkanı Serdar Altan duruma tepki gösteren bir açıklama yaptı. Şimdiyse Diyarbakır’dan 21 meslektaşımız gözaltında. Gözaltına alınanlar arasında Serdar Altan da var ve açıklama yapma görevi bu kez serbest bırakılan Dicle Müftüoğlu’nda.

“Meslektaşlarımız dört gündür gerekçesiz bir şekilde tutuluyorlar. Kendilerine hiçbir suçlama yöneltilmedi. Özellikle Kürt basınına yönelik baskılar giderek artıyor ve ne yazık ki bu baskılara karşı yeteri kadar ses çıkarılmıyor.

“Durum gerçekten vahim ve gazetecilik boğulmak isteniyor. Bu baskılar sadece Kürt basınına yönelik değil. Bugün Kürt gazetecilere yönelik haksız, hukuksuz gözaltılara yeteri kadar tepki gösterilmezse bu baskıların herkesin kapısını çalacağı açık.

“Ancak bizler gazetecilik yapmaya her koşulda devam edeceğiz. Arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Özgür basını susturamazsınız. Gazetecilik suç değildir.”

Sarı: Bölgede baskının hiç bu kadar arttığı bir zaman olmamıştı

Eren’den sonra söz alan TGS İstanbul Şubesi Sekreteri Çağrı Sarı, gözaltındaki gazetecilerin neyle suçlandığına dair avukatlara ve kendilerine bilgi verilmediğini söyledi.

Gelişmelerin ancak Anadolu Ajansı, TRT gibi haber kanallarından takip edilebildiğini söyleyen Sarı bu durum basın özgürlüğü konusunda Türkiye’nin ne kadar geride olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Kürt gazetecilerin gözaltına alınmasındaki gerçek nedeni bildiklerini ifade eden Sarı şöyle devam etti:

“Bölgede, Kürt illerinde gazetecilik yapmak her zaman devletin baskısıyla karşılaşma nedeniydi zaten. Ancak bugün açısından bölgede bu kadar baskının arttığı bir zaman olmamıştı.

“HDP’nin kapatılma süreci, sınır ötesi operasyon tartışması, Diyarbakır surlarından insan kemiklerinin çıkması, ihaleler, kayyum yolsuzluklarının ortaya saçılması… Gazetecilerin halka bilgi ulaştırmasının önünü kapatmak, gerçeği gizlemeye çalışmak, gazeteciliğin hizaya getirilmek istendiğini biliyoruz.

“Ancak Kürt gazeteciler bu baskılar altında susmadılar. Ne gözaltılar, ne tutuklamalar mesleğimize engel olabilir.”

Kaya: Tüm Türkiye’ye yayılacak

Yeni Yaşam’dan Zana Kaya “Eğer Türkiye’de bir baskı mekanizması bütün ülkeyi saracaksa ilkin Kürtlere uygulanır. Eğer Türkiye’de basına yönelik bir baskı, toplu bir susturma olacaksa ilk Kürt gazeteciler hedef alınır, Kürt gazeteciler susturulur ve sıra diğer gazetecilere gelir. Kendi tecrübemizle sahip” görüşünü dile getirdi.

“Dayanışma içinde olmazsak sıranın herkese geleceği açık” diyen Kaya, “Özgür basın zaten kendi iradesiyle ayakta durur. Bizim çağrımız bizimle dayanışmayanların kendi mesleğinize sahip çıkması için. Bizimle dayanışmak değil mesele. Biz kendimizle dayanışırız. Buradan da güçlü çıkarız. Ama bu mesleğin yapılma koşulları ortadan kaldırılıyor. Halkın haber alma kanalları kapatılıyor. Sahip çıkacağınız kendi mesleğiniz” diye konuştu.

Gülüm: Faşizmin kurumsallaşması

Son olarak söz alan HDP Milletvekili Züleyha Gülüm ise bir ülkede demokrasinin olup olmadığının en önemli kriterleri olarak basın özgürlüğünü gösterdi.

Gülüm “Bir ülkede özgür bir basın yoksa demokrasi de yok, sesinizi duyurabileceğiniz bir mekanizma da yok demektir” dedi.

Özgür basın geleneğinin sadece haber alma hakkı kapsamadığını dile getiren Gülüm “Konuşacağınız bir basın yoksa düşüncelerinizi nasıl açıklayacaksınız, nasıl ifade edeceksiniz, nasıl kamuoyuna yansıtacaksınız?” diye sordu.

Özgür basının olmadığı bir ülkede toplumun susturulduğunu söyleyen Gülüm “Bugün aslında iktidarın yapmaya çalıştığı da topyekûn böyle bir şey. Özellikle bu dönemde yani artık her şeyin faşizmin kurumsallaştırma zemini altında örgütlemeye çalışılan bir dönemde, seçime gitmeye çalışılan bir dönemde toplum sussun, sadece AKP-MHP konuşsun, bunun ışında konuşan olmasın istiyorlar. Bugün Kürt gazetecilere yapılan saldırılan anlamı da bu” dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNDEM Haberleri