DEM Parti Hakkari İl Yönetimi, Şemdinli’de yaşanan silahlı saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, bölgede uzun yıllardır uygulanan güvenlikçi politikaların toplum üzerinde ağır sonuçlar yarattığı belirtilerek, “Gerek Colemêrg’de gerekse Kürdistan coğrafyasının birçok kentinde yıllardır uygulanan güvenlikçi politikalar, toplum üzerinde yarattığı ağır sonuçlarla kendisini her geçen gün daha fazla açığa çıkarmaktadır. Eğitimden, toplumsal bilinçten, liyakatten ve gerekli mesleki yeterlilikten yoksun bireylerin silahlı yapılar içerisinde istihdam edilmesi, özel savaş politikalarının bir parçası haline getirilmesi; bugün yaşanan toplumsal trajedilerin başlıca nedenlerinden biri olarak karşımızda durmaktadır” denildi.
Şemdinli’de yaşanan olayın bireysel bir vaka olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilen açıklamada, “Son olarak Şemdinli nüfusuna kayıtlı olup İstanbul’da görev yapan bir uzman çavuşun, sistematik şiddetten kaçarak baba evine sığınan eşinin peşinden giderek yalnızca eşini değil, bütün aile fertlerini katletmesi, olayın münferit değil, toplumsal ve siyasal boyutları olan bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Şemdinli, yıllardır özel savaş politikalarının ve güvenlikçi anlayışın en yoğun biçimde uygulandığı alanlardan biri olmuştur. Bu nedenle yaşananları bireysel bir cinnet olarak ele almak, gerçekleri örtmekten başka bir anlam taşımamaktadır” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada son dönemde yaşanan bazı olaylara da dikkat çekilerek, “Çok uzağa gitmeye de gerek yoktur. Kısa süre önce Colemêrg’in Durankaya beldesinde bir uzman çavuşun bir genci silah dipçiğiyle darp ederek yüzünü tanınmayacak hale getirmesi, Van’da görev yapan bir uzman çavuşun intihar etmesi ve son dönemde kadın cinayetleri ile aile içi şiddet olaylarının önemli bir bölümünde yine silahlı güvenlik personellerinin adının geçmesi, sorunun bireysel değil yapısal olduğunun somut örnekleridir” denildi.
DEM Parti Hakkari İl Yönetimi, militarist politikaların toplumsal sorunları derinleştirdiğini savunarak, “Bugün yaşanan kadın cinayetleri, aile katliamları, gençlere yönelik saldırılar ve intihar vakaları birbirinden bağımsız olaylar değildir. Bunlar, halkın iradesini bastırmayı esas alan, militarizmi yaşamın merkezine yerleştiren ve toplumsal sorunlara demokratik çözümler yerine güvenlikçi yöntemlerle yaklaşan anlayışın kaçınılmaz sonuçlarıdır” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın devamında tüm kurum ve kesimlere çağrıda bulunularak, “Başta devlet kurumları olmak üzere, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, kadın hareketleri ve toplumun bütün dinamikleri bu ağır tablo karşısında sorumluluk almak zorundadır. Kadına yönelik şiddete, cezasızlık politikalarına, özel savaş uygulamalarına ve toplumun militaristleştirilmesine karşı ortak bir demokratik mücadele hattı örülmeden benzer acıların önüne geçmek mümkün olmayacaktır” denildi.
Açıklamanın sonunda ise, “Yaşanan bu ağır ve derin acı nedeniyle başta Şemdinli halkı olmak üzere yaşamını yitirenlerin yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Bu trajedinin tüm yönleriyle açığa çıkarılması, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz” ifadelerine yer verildi.