Adalet Bakanı Gürlek, İstanbul’da düzenlenen 'Tıp ve Adalet Sempozyumu: Hekim ve Hâkim Perspektifinden Tıbbi Uygulamalar' programına katıldı. Son günlerde yaşanan yağıştan, sel ve su baskınlarından etkilenenlere geçmiş olsun dileyerek başlayan Bakan Gürlek, “Son üç gün içinde İstanbul ve Sakarya başta olmak üzere aşırı yağışlar nedeniyle meydana gelen afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, maddi ve manevi zarar gören tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yargı ve sağlık çalışanlarımızın afet dönemlerindeki kıymetli gayretlerini de takdirle karşılıyor, Allah’ın bizlere bir daha böyle afetler yaşatmaması temennisiyle sözlerime başlıyorum.” diye konuştu.
Sağlık çalışanlarının hukuki güvenceleri, tıbbi uygulamalardan doğan sorumluluklar ve sağlıkta şiddetle mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, tıp ve hukukun insan hayatına doğrudan temas eden, bireyin yaşam kalitesini yükselten, insan onurunu ve temel hakları koruma sorumluluğunda birbirini tamamlayan iki önemli alan olduğunu kaydetti.
Sempozyumun ortak anlayışın geliştirilmesine ve uygulama birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inandığını vurgulayan Bakan Gürlek, şöyle konuştu: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde, iktidarımız döneminde diğer alanlarda olduğu gibi sağlık ve hukuk alanlarında da birçok reforma imza attık. Gerek fiziki altyapıyı gerekse insan kaynağını güçlendirme konusunda önemli mesafeler kat ettik. Medeniyetimizin kutlu isimlerinden Kanuni Sultan Süleyman’ın, ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ dizelerinde ifade ettiği üzere, insan sağlığını ve hayatını her şeyin üzerinde tutan bir medeniyet anlayışının mirasçılarıyız. İşte bu anlayışla, son çeyrek asırda vatandaşlarımızın sağlık ve adalet hizmetlerine erişimini kolaylaştıran önemli reformları hayata geçirdik. Bundan sonra da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Hasta haklarını ve sağlık çalışanlarımızın hukuki güvencelerini birlikte koruyarak bu kazanımları daha ileriye taşıyacağız.
Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çoğu zaman zor şartlar altında büyük bir özveriyle görev yaptığını belirten Bakan Gürlek, bu emeğin ve üstlenilen sorumluluğun hukuk düzeni içerisinde doğru anlaşılması gerektiğini kaydetti. Sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında hekimlerin, diğer sağlık çalışanlarının, hastaların ve hasta yakınlarının haklarının hukuki güvence altına alınmasının önemini vurgulayan Bakan Gürlek, şöyle konuştu: Hukuk devleti ilkesi kapsamında, sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında hekimlerimizin, diğer sağlık çalışanlarımızın, hastaların ve hasta yakınlarının haklarının hukuki güvence altına alınması, sürdürülebilir, adil ve kaliteli sağlık hizmetinin en temel şartıdır. Hastaların hakları ile sağlık çalışanlarının mesleki ve hukuki güvenceleri, birbirini dışlayan değil, birbirini koruması gereken değerlerdir. Sağlık hizmetlerinden doğan iddialara ilişkin soruşturma usulü de bu hassasiyetle değerlendirilmelidir. Bu doğrultuda hasta hakları ile sağlık çalışanlarının hukuki güvencelerini korumaya yönelik 2022 yılında mevzuatımızda önemli bir düzenleme yapıldı. Sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamalarından doğan ceza soruşturmalarında, kanunda öngörülen kapsam ve şartlar çerçevesinde, Mesleki Sorumluluk Kurulu üzerinde işleyen bir izin usulü getirdik. Mesleki Sorumluluk Kurulunun izin süreci, tıbbi uzmanlığın değerlendirmeye katkı sunmasını amaçlayan bir usul güvencesidir. Bu süreç, yargı mercilerinin araştırma yetkisini ortadan kaldıran bir dokunulmazlık alanı yaratmaz. Her tıbbi müdahalenin beklenen sonucu vermemesi, hekimin kusurlu olduğu veya suç işlediği anlamına gelmez. Bu anlayışla tıbbi uygulamalardan doğan sorumluluğun değerlendirilmesinde sağlık çalışanlarımızın mesleki güvencelerini güçlendiren önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Kamuda görev yapan sağlık meslek mensuplarına idarece ödenen tazminatların rücu edilmesini özel şartlara bağlayarak kişisel mali sorumlulukları bakımından da önemli bir güvence sağladık. Böylece hekimlerimizin tıbbi kararlarını ağır tazminat endişesi altında kalmadan verebilmesini destekledik.
Sağlık çalışanlarının asılsız ihbar ve ithamlar nedeniyle görevlerini yerine getiremez hale gelmelerine izin vermeyeceklerini vurgulayan Bakan Gürlek, “Sağlık çalışanlarımızın mesleki sorumluluklarının adil biçimde değerlendirilmesi kadar görevleri de şiddetten uzak ve güvenli bir ortamda yerine getirilmeleri de temel önceliğimizdir. Sağlık çalışanlarımıza yöneltilen şiddet yalnızca bir bireye değil, sağlık hizmetinin bütününe ve toplumun vicdanına yöneltilmiş bir saldırıdır. Vatandaşımızın sağlık hizmetine güven içinde erişimi de zedelenmektedir. Sağlık çalışanlarımıza yönelen şiddet bizim kırmızı çizgimizdir. Sağlık çalışanlarımızın can güvenliğini korumak, kamu hizmetinin sürekliliğini korumaktır. Bu nedenle sağlık çalışanlarımızın hem mesleki hem de hukuki güvencelerini aynı kararlılıkla gözetiyoruz. Hasta haklarını korurken sağlık çalışanlarımızı da haksız isnatlar karşısında yalnız bırakmıyoruz. Sağlık çalışanlarımızın mahremiyetini ve güvenliğini koruyoruz.” dedi.
Sağlıkta şiddete karşı yaptırımların güçlendirildiğini anımsatan Bakan Gürlek, 2020 yılında yapılan düzenlemeyle kamu ve özel sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeline görevleri nedeniyle yönelen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarında cezaların yarı oranında artırıldığını belirtti.
Bu suçlardan hükmedilen hapis cezalarının ertelenmesini engelleyen özel bir hüküm getirildiğini, sağlık hizmetlerinden yararlanılmasının engellenesine yönelik de cezai korumayı kuvvetlendirdiklerini vurgulayan Bakan Gürlek, özel sağlık kuruluşlarında çalışanların da görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlarda kamu görevlisi sayılmasının sağlandığını kaydetti.
Adalet Bakanı Gürlek, 2022 yılında ise sağlık çalışanlarına görevleri sırasında veya görevleri nedeniyle yönelen kasten yaralama suçunun, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklama nedeninin var sayılabildiği suçlar arasına alındığını hatırlattı.
Sağlık çalışanlarının gerçek ihtiyaçlarına somut çözümler üretmeyi esas aldıklarını vurgulayan Bakan Gürlek, bazı sivil toplum kuruluşlarına yönelik eleştirilerde bulunarak şunları kaydetti:
“Sağlık çalışanlarımızın haklarını savunduğunu iddia eden ancak sağlık alanındaki sorunlardan çok siyasi ve ideolojik gündemlerle meşgul olan, adil yargılama süreçlerini hedef alan açıklamalar yapmayı meziyet sayan sözde sivil toplum örgütleri bulunmaktadır. Bu ve benzeri yapıların siyasallaşmış niyetlerini çok iyi biliyor ve onları asla ciddiye almıyoruz.”
Sağlık çalışanlarının emeğine sahip çıkmaya devam edeceklerini belirten Bakan Gürlek, milletin beklediği hizmetleri kararlılıkla yerine getireceklerini ifade etti.