1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. 'Yoksulluk haritasında Kürt illerini görürsünüz'
'Yoksulluk haritasında Kürt illerini görürsünüz'

'Yoksulluk haritasında Kürt illerini görürsünüz'

HDP, Meclis’te 2020 yılı bütçe görüşmeleri sürerken ‘Ekonomik Kongresi’ düzenledi. Açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “AKP Türkiye’yi neoliberal laboratuvara çevirdi” dedi.

A+A-

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde ‘Ekonomi Konferansı’ düzenledi. İki oturumda düzenlenen konferansın ilk bölümü “Ekonomik Kriz ve Bütçe”, ikinci bölümü ise “Neoliberalizm Çökerken Seçenekler” başlıkları altında gerçekleştirildi.

Dünyanın büyük bir kriz içerisinde olduğunu ve kapitalizmin krizler yaratarak sürdüğünü ifade eden HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli konferansın açılış konuşmasında, “2008 krizi sonrası post neoliberal dönem diye bir kavram ortaya atıldı ama post bir türlü gerçekleşmedi. Sürekli kriz hali kapitalizmin kendine özgü yapısıyla birebir alakalı. Son 10 yıllık döneme baktığımızda kapitalizmin gidişatında çöküş olduğunu, kapitalizmi aşmanın ancak anti kapitalist programla olacağını bugün çok daha fazla hissediyoruz. HDP olarak önümüze koyduğumuz ödevlerden birisi bunun üzerine çalışmak. Kapitalizmi nasıl aşabiliriz sorusuna birlikte bugünkü konferansta da yanıt arıyoruz” dedi.

Konuşmasında, “AKP’ye dair konuşacaksak Türkiye’yi neoliberal laboratuvara çevirdiğini söylemek lazım. Finansal sermayenin gereklerine uygun ekonomi politiği uygulamıştır” ifadelerini de kullanan Temelli’nin ardından konferans başladı. Moderatörlüğünü Nejla Kurul’un üstlendiği ‘Ekonomik Kriz ve Bütçe’ başlıklı oturumda Prof. Dr. Korkut Boratov ‘Ekonomik Krizin Aşamaları’, Alp Altınörs ‘Türkiye Ekonomisinde Kriz’, Cüneyt Akman ‘Bir Saadet Zinciri Ekonomisi ve Krizi: Türkiye Örneği’, Mustafa Durmuş ‘Kamu Maliyesi Krizi, Bütçe Hakkı ve 2020 Bütçesi’ ve Aziz Konukman ‘Bütçe Hakkı’ başlıkları altında konuştu.

İktisat dünyasının önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Korkut Boratov, ‘Ekonomik Krizin Aşamaları’ başlığı altında konuştu ve Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin aşamalarına değineceğini belirtti. Türkiye’nin 2018 yılının ikinci yarısında bugün yaşanan krize sürüklendiğini ifade eden Boratov, bu krizin; güven krizi, döviz krizi, ekonomik kriz ve toplumsal bunalım adı altında dört aşamada seyrettiğini ifade etti. Boratav’ın konuşmasında satır başları şu şekilde oldu:

Eğer Türkiye gibi emperyalist sistemin merkezinde değil çevresinde yer alan bağımlı bir ekonomiyseniz bir anda çağdaş emperyalizmin belirleyici unsuru olan finans kapitalin güvenini şu veya bu şekilde kazanmak zorundasınız. Eğer ABD Başkanı belli bir tarihte sizi mahvedebilirim diyorsa bir ülkeye, bu şu anlama geliyor. Başta ABD’nin en üst makamı olmak üzere finans sermayesinin güvenini sürdürmek zorundasınız aksi halde sizi çökertirler. 2018’de bu güven krizi patlak vermesinin nedeni zaten çok kırılgandınız.

2018’in ortalarına doğru bizim siyasi iktidarın en tepesinde oturan Cumhurbaşkanı garip bir söylem tutturdu. Durduğu yerde finans kapitalle kavgaya başladı. Faiz enflasyonun nedenidir dedi ısrarla. Merkez Bankası ne için özerk olmalı, eğer başkanlığı kazanırsam özerkliğini dikkate almayabilirim dedi. Türkiye’den dışarıya sermaye kaçıran iş çevrelerini ihanetle suçladı. Finans kapitalin Türkiye’ye yönelttiği ilkelere aykırıdır bu söylemler.

Türkiye güven bunalımının arından döviz krizine sürüklendi. Ağustos’un sonunda dolar 6.55’e çıktı. Döviz krizi ekonomik krize sürükledi. Eğer dış bağımlılığınız öyle bir noktaya gelmişse ki Türk Lirası’yla satış yapan firmalar, ama borçları dövizle olan sektörler bunalıma sürüklendi. Türkiye ekonomisinden net sermaye çıkışı oldu. 2019’un altı ayı boyunca büyük ihtimalle ekonomik kriz devam ediyor. Resmi istatistikler bize 2018’in son üç ayında ve 2019’un ilk 6 ayında ekonomi küçülmüştür. 9 aylık ekonomik kriz sürdü. 12 ayı da kapsadı büyük ihtimalle. 2019’un üçüncü üç ayında sanayi gerilemektedir. Hizmetler sektörü gerilemektedir. Sermaye birikim oranı da çok dramatik düşmektedir.

Toplumsal krizden de emekçilerin hem gelir düzeyinin çökmesini hem de işsizliğin geçmiş boyutlarda görülmeyen bir şekilde yükseldiğini görüyoruz. Toplumsal kriz bitmemiştir ve devam etmektedir. Ekonomin daralması son bulsa dahi 2019’un son üç ayında daralma son bulsa dahi işsizlik son bulmayacaktır. İşsizliğin son bulması için Türkiye ekonomisinin en az yüzde beş büyümesi lazım. Son istatistikler yüzde 3’lük büyümenin dahi ortaya çıkamayacağını göstermektedir. Berat Albayrak’ın yüzde 5 diye uydurma büyüme rakamı tamamen temelsiz ve göz boyama odaklıdır. Toplumsal kriz 2020 hatta sonraki yıllarda da ağırlaşarak devam edecektir.

Türkiye’de konuşturulmak istenmeyen başlıklardan birisinin ekonomi olduğunu ifade eden Alp Altınörs, ‘Türkiye Ekonomisinde Kriz’ başlığı altında gerçekleşti. Emekçi sınıf için ekonomik krizin 2018 öncesinde başladığını söyleyen Altınörs, “Ekonominin büyüdüğü söylenen ülkelerde de bizler krizdeyiz. İyi kapitalizmin örneklerinden biriydi Şili. Ulaşıma yapılan zam büyük bir isyana neden oldu” dedi.
21. yüzyıl kapitalizmini, “insanların çalışma hakkını da gasp eden bir kapitalizm” şeklinde adlandıran Altınörs, “Çarpıtılmış işsizlik rakamıyla oranımız yüzde 14. Uzun süre işsiz kalınca çalışmaktan ümidinizi kesiyorsunuz ve iş gücünün dışına çıkarıyorlar. İşsizlik istatiklerinde de yeriniz yok. İşsizlik hesaplaması hileli. İşsizlik hesabında, son 4 hafta içerisinde iş arama araçlarına başlamamışsanız işsiz değilsiniz. İŞKUR’a başvurmadıysanız işsiz değilsiniz. Fabrikalarda işçiler ücretsiz izine çıkarılıyor ama işsiz sayılmıyorlar. Türkiye’de işsizlik hesaplamalarında da ciddi sorun var. Gerçek işsizlik Türkiye’de çok daha yüksek. Geniş tanımlı işsizlik DİSK-AR’a göre 7 milyon yani yüzde 21. İntiharlar arttı deniyor. İşte sizin sistemden dışladığınız insanlar. Ekonomik bunalım insanların bireysel bunalımına dönüşüyor. Toplum sen çalışmıyorsan işe yaramazsın diyor. Bu da insanlarda bireysel bunalımlara gidiyor intiharlar yaşanıyor. Bazen de erkeklerin ailesini öldürmesine neden oluyor. Türkiye’de ümitsiz işsizlik de artıyor. AKP bu insanları ölümün kıyısında tutuyor” diye konuştu.

‘Bir Saadet Zinciri Ekonomisi ve Krizi: Türkiye Örneği’ başlığı altında konuşan Gazeteci Cüneyt Akman Türkiye ekonomisinin devamlı krizde olduğunu söyledi. Akman, “İşsizlik 4 milyon mu 7 milyon mu? Bana göre 16 milyon işsiz var. Neden? Almanya ile aşağı yukarı aynı nüfustayız. Ne kadar istihdam oranı yüzde 75. Toplam 45 milyon da çalışanı var. Biz evdeki kadınlar yaşlılara da bakıyor deyip sigortalı gösterip çalışma oranını kağıt üzerinde yüzde 50’ye çıkardık. Çalışabilir durumda olan insan daha fazla olmasına rağmen Almanya’dan 15 milyon daha az kişi çalışıyor. Emeğinizi çalıştıramıyorsanız bunun sonucu sığ bir ekonomidir ve sığ bir ekonomide ikide bir krize girersiniz” dedi.

Bütçe görüşmelerini hatırlatan Akman, “2019 bütçesini koyduklarında bu tutmayacağı aşikar bir bütçe demiştim. Yüksek kalkınmayla vergi toplanacağını iddia ediyorsun, toplayamıyorsun tabii. KDV tahsilatı yüzde 30’lara düştü. KDV olmasa devlet kepenkleri kapatacak ne yapacaksın? Senin bir takım tosuncuklar var kurtarman gereken, nasıl onları kurtaracaksın? Devlet para basıyor büyüyor güya. Bu büyümenin sonu yeni bir döviz krizidir. Umarım böyle devam etmezler. Geçmişte yaşadığın enflasyonu halının altına sakla, çok güzel büyütüyoruz de. İş ortaya çıktığında kriz yaşanıyor” diye konuştu.

Meclis çatısı altında devam eden bütçe görüşmelerine dair eleştirilerini sıralayan Prof. Dr. Aziz Konukman, ‘Bütçe Hakkı’ başlığı altında konuştu. “Bütçenin kendisi halkın sipariş listesi. Halk kendisine göre bir bütçeyi bize ilan edecek. Bürokratların da yaptığı bu ihtiyaçları toplamak. Bunun her aşamasında katılımcılık esas aslında” diyen Konukman, “Ödediğimiz vergiler cop olarak geldi Gezi’de haksızlık yapmayalım. Ödediğimiz vergilerle bütçe oluşuyor. Bütçe hakkı burada devreye giriyor. Bu süreçlerde denetiminin yapılması yani bizlerin de orada olması lazım” dedi.

Askeri ve savunma giderlerinin bütçe üzerinde yük olduğunu ifade eden Konukman, “Domates krizi yaşanmıştı. Merminin maliyetini hesap edersen domatese yer yok. Askeri harcama yapıyorsanız toplumun ihtiyaçlarından bahsedemiyorsunuz. Barış da çok önemli bir bütçe hakkı haline geldi. Halkın siparişlerine dokunabilecek ortam ancak barış koşullarında olur” dedi.

Meclis’te devam eden bütçe görüşmelerini eleştiren Konukman, “Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay komisyonda sunum yaptı. Oktay sunuş yapamaz. Kim ya o bir bürokrat. Seçilmişlerin karşısında bürokrat sunum yapamaz. Cumhurbaşkanının parlamentoya sunduğu tek tablo budur. Yeni anayasayla bizim bütçe reddedilse dahil, hiçbir anlamı yok. Cumhurbaşkanı başlangıç ödeneklerini yeniden değerlendirmek adına yükseltir ve uygular. Eee Meclis’e ne oldu? Adama yetki vermişsin. O zaman niye bu komediyi oynuyorsunuz” diye konuştu.

Prof. Dr. Mustafa Durmuş ‘Kamu Maliyesi Krizi, Bütçe Hakkı ve 2020 Bütçesi’ başlığı altında yaptığı konuşmasında Türkiye’de yaşanan krizin üç nedeni olduğunu söyledi, “Bir tanesi içinde bulunduğumuz sermaye birikim stratejisinin tıkanma noktasına gelmesi. Yani uluslararası sermaye hareketlerindeki gel gitler Türkiye ekonomisinin krize girmesine neden oluyor. İkinci nedeni krizin öncüllerinin 2015’ten bu yana başladığını söylersek çözüm süreci masasının devrilmesi. Krizin politik nedenlerinin olduğunu görmemiz gerekiyor. Keza Suriye savaşı bunu etkilemiştir. Üçüncü de FETÖ AKP ittifakının bozulması ve bunun ortaya çıkardığı politik kriz ve OHAL bugünkü krizi yaratmıştır.”
Askeri ve savunma harcamalarının önlenemez duruma geldiğini, bütçe üzerinde önemli bir yükün ortaya çıktığını ifade eden Durmuş, “Bütçeler sınıf mücadelesinin ve emek mücadelesinin en yoğun geçtiği alanların başında gelir. Bazı kimliklerin ezilmesinin, reddedilmesinin, haklarının ortadan kaldırılmasının somut ifadelerinin yaşandığı yerlerdir bütçeler. Bu bütçede emekçi, işçi, köylü yok ama bu bütçede Kürtler de yok. Kadınlar da yok. Toplumsal cinsiyet eşitliği yok. Bütçeyi sadece emek meselesine indirgememek lazım” dedi.

HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay’ın moderatörlüğünde düzenlenen “Neoliberalizm Çökerken Seçenekler” başlıklı ikinci oturumda Serap Sarıtaş ‘Sosyal Güvenlik Hakkı’, Mert Büyükkarabacak ‘Kapitalizm Krizine Karşı Programın Başlıkları Ne Olmalı’, Cem Somel ‘Alternatif İnşa Süreci’ ve Veysel Moray ‘Geçmişten Geleceği Örmek: Topluluklar Ekonomisi, Kooperatifçilik ve Komün’ başlıkları altında konuşmalarını gerçekleştirecek. Konferansın sonunda ise HDP Sözcüsü Günay Kubilay’ın moderatörlüğünde ‘Alternatifleri Örgütlemek’ başlıklı forum düzenlenecek.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.