Yıldırım: Kürtler bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır

Yıldırım: Kürtler bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır

Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2005'te Diyarbakır'da yaptığı konuşmayı hatırlatarak, "Bu ülkede bir Dersim hadisesi var. Dersim hadisesinden dolayı devlet adına özür dileyen bir iktidar var" dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 23 Haziran’da tekrarlanacak seçim, AK Parti, MHP ve BBP’nin yer aldığı Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım’a söylem değiştirtti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 31 Mart seçimleri öncesi tüm mitinglerinde, HDP yöneticilerinin konuşmalarını dev ekranlardan izleterek, “Benim ülkemde ‘Kürdistan’ diye bir bölge yok. Kürdistan Kuzey Irak’ta, çok seviyorlarsa defolup oraya gitsinler” demişti. Ancak 23 Haziran seçimlerinde, Kürt seçmenin kilit rol oynayacağı değerlendirmeleri üzerine, Binali Yıldırım dün Diyarbakır’a giderek, esnaf ziyaretleri yaptı, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Yıldırım, 5 Haziran’da CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun, Ordu-Giresun Havalimanı’nda VIP salonuna alınmaması için de, “Diyelim ki yanlış bir uygulama yaptı, memur bir nezaketsizlik yaptı. Siyasetçi sorumluluk sahibi olmalı ve örnek bir davranış içinde olmalı” dedi.

DİYARBAKIR’DA SORULARI YANITLADI

Diyarbakır’da TRT Haber ve TRT Kürdi’de ortak yayınlanan programda soruları yanıtlayan Binali Yıldırım hem CHP’yi “Dersim adını ağzına alamamakla’ eleştirdi hem de Atatürk döneminde ‘Kürdistan mebusu’ndan bahsetti. Belediyenin resmi adını da Dersim olarak değiştirmek istediği için Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu’nu hedef haline getiren ve çok sert açıklamalar yapan MHP’nin, Yıldırım’ın açıklamasına yönelik tavrı ise merak konusu…

Yıldırım’ın açıklamalarında ise şu başlıklar öne çıktı:

ÖZYÖNETİM SAÇMALIĞINA SON VERİLDİ: Burada (Kurşunlu Camisi) çok acı olaylar yaşandı. Bulunduğumuz bölge yerle bir oldu. Burada şehitlerimiz oldu. Terör örgütünün burayı adeta bir savaş meydanına dönüştürdüğünü, her tarafı yerle bir ettiğini, tarihi eserleri, yerleşim yerlerini hendeklerle, çukurlarla adeta bir savaş mevzisi haline dönüştürdüğüne şahit oldum. Benim Başbakanlığım dönemindeydi. Devlet, teröre boyun eğmez. Tüm bölgede bu öz yönetim saçmalığına son verildi.

DERSİM İÇİN DEVLET ADINA ÖZÜR DİLEYEN BİR İKTİDAR VAR: (Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 2005’te Diyarbakır’da yaptığı konuşmayı hatırlatarak) Bu ülkede bir Dersim hadisesi var. Dersim hadisesinden dolayı devlet adına özür dileyen bir iktidar var. Buna rağmen Dersim adını ağzına alamayan ve yaptıkları bu fahiş yanlışı bile ikrar edemeyen, kabullenemeyen bir CHP var. Burada yaşanan tezat, Kürtleri temsil ettiğini söyleyen partinin CHP ile ittifak halinde olması. Bu yaman bir çelişki. Kürtlerin tarihi açısından bakıldığında burada bir yanlışlık, anlaşılamaz durum var.

KÜRTÇE KURS AÇARIZ: (‘İstanbul’da Kürtçe dil kursu açmayı düşünür müsünüz?’ sorusu üzerine): Böyle bir ihtiyaç olursa tereddütsüz Kürtçe kursu da açarız. Tamamen arz, talebe bağlı bir şey. Oradaki kırmızı çizgimiz şu, anadil zaten serbest. Birçok Kürtçe kurs var. Belediye de rahatlıkla açabilir, problem yok. Burada şu yanlışa düşmemek lazım. Kurs açmak, Kürtçe öğretmek, Kürtçe kitap yazmak, mahkemelerde savunma yapmak, Kürtçe avukatlık hizmeti almak, ana diliyle kendini ifade etmek ayrı bir şey, resmi dil olarak Kürtçe’yi teklif etmek ayrı bir şey. Bizim bunun tersini düşünmemiz söz konusu olmaz. Çünkü bu yolu biz açmışız, bu açılımı yapmışız. Burada kimlikleri, isimleri, bütün yasakları, kısıtlamaları, bu bölgenin hafızasını yok eden uygulamaları ortadan kaldıran iktidar biziz. Dolayısıyla bizi bunlarla test etmek, sınamak çok abes bir iştir.

KİMLİĞİMİZ ONURUMUZDUR: Bölge ve Kürt kimliğiyle ilgili AK Parti iktidarında yapılan açılımlar, özgürlükler, demokratik haklar var. Kimliğin tanınması, dil ve eğitimle ilgili birçok konu var. Şunu bilmemiz lazım, hangi etnik kimliğe sahip olarak doğacağımıza karar verebiliyor muyuz? Bunlar bizim doğuştan kazandığımız kimliğimizdir. Dolayısıyla kimliğimiz bizim onurumuzdur, şerefimizdir. Bunları aşağılamak, bu kimlikleri kötü göstermek, yapılabilecek en büyük yanlıştır. Kürtler bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. (Bölgenin önde gelen kanaat önderleriyle görüşüyor musunuz, İstanbul seçimiyle ilgileniyorlar mı?’ sorusu üzerine): Düşündüğünüzden de daha fazla..

TÜRKİYE SEÇİMİ HAVASI VAR: Sanki İstanbul seçimi değil bir Türkiye seçimi havası var. Her yer öyle. İstanbul dışındaki illerde İstanbul seçimi gündemin birinci maddesi. Herkes buraya kilitlenmiş, İstanbul seçimini bekliyor, çok ilginçtir. Niye böyle olduğunu anlamaya çalışıyorum. Çünkü İstanbul ile herkesin bağlantısı var. Oralarda telkin yapıyorlar. İstanbul seçimine maalesef uluslararası camiada çok ilgi duyulmaya başlandı ve çok da müdahaleci hareketler yapıldı. Bunlara millet kızdı, milletimizin canı sıkıldı. Bunlar uğraştıkça, milletimiz daha da hırslandı. Uğraşma işi biraz rakip aday üzerinden oluyor. Burada bir taraf tutma durumu var.

İMAMOĞLU İLE TV’DE TARTIŞMA: (Ekrem İmamoğlu ile ortak TV programına ilişkin ‘Karşı karşıya gelecek misiniz?’ sorusu üzerine): Konuşacağız tabi. Prensip olarak olur dedik. Arkadaşlarımız her iki partiden de detayları konuşuyor. Kesin tabi. Bir İstanbul yerel seçimiyle dış basının, bazı devletlerin çok aşırı müdahil olmaları bizim milletimizin canını sıktı bir kere. Onun için de millet sadece İstanbul’da değil, Anadolu’nun her tarafında da ‘Ne oluyor kardeşim, size ne oluyor, İstanbul’da seçim yapacağız, size ne oluyor?’ sorusunu sormaya başladı. Bunun yansımalarını ben Anadolu’da görüyorum. O yüzden bu seçim İstanbul seçiminin ötesine geçmiş oldu.”

YSK BU İŞİ İZAH EDEMEDİ: (İstanbul’da seçimin iptal edilmesi): İlk başta bir kafa karışıklığı oldu. Çünkü YSK bu işi çok iyi izah edemedi. Gerekçeli kararı geç yayınladı. 31 Mart seçimi tamamlanmış bir seçim değildir. Seçilen bir belediye başkanı yoktur. Çünkü henüz karar verilmemiş bir seçimden bahsediyoruz. Burada il seçim kuruluyla YSK’nın uygulaması arasındaki tezat sanki arkadaşımızın seçilmiş olduğu kanaatini yerleştirdi.” diye konuştu.

‘KÜRDİSTAN MEBUSU DA LAZİSTAN MEBUSU DA VARDI’

Binali Yıldırım, AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada ise “İstiklal mücadelesini başlatırken, Ankara’da Büyük Millet Meclisini toplayan Gazi Mustafa Atatürk’ün davet ettiği millet temsilcileri arasında Kürdistan mebusu da Lazistan mebusu da vardı. Anadolu’nun her tarafından temsilci vardı. Onun için bizi birbirimizden ayırmaya çalışanlara, kardeşliğimizi bozmak isteyenlere asla prim vermeyeceğiz. Bu topraklar hepimize yeter. Bu güzel ülke hepimize yeter. Paylaşacak o kadar şeyimiz var ki ayrışacak hiçbir şeyimiz yok.  Diyarbakır’a bayram için gelen bütün hemşehrilerimizin bayram bitince İstanbul’a dönmeleri önemli. Çünkü Diyarbakırlılar, sevgili hemşehrilerim İstanbul’un size ihtiyacı var.  23 Haziran’da bu işi bitiriyor muyuz? Yarım kalan hesabı görüyor muyuz?” ifadesini kullandı.

Etiketler : , ,
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.