Sırrı Sakık: Ağrı halkının gösterdiği başarıyı hareketimiz görmedi

Sırrı Sakık: Ağrı halkının gösterdiği başarıyı hareketimiz görmedi

Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık Yüksekova Haber'den Erkan Çapraz'ın sorularını yanıtladı.

ERKAN ÇAPRAZ - ÖMER OĞUZ / YÜKSEKOVA HABER

2014 yılındaki yerel seçimlerde defalarca Ağrı Belediye Başkanı olarak seçilen Sırrı Sakık'ı Ağrı Belediyesi'ndeki makam odasında ziyaret ettik. Yüksekova Haber ekibini oldukça sıcak karşılayan Sakık'ı, hakkında açılan davalarla uğraşırken bulduk. Sakık'a Cizre olayları, HDP'nin seçim barajını aşıp aşamayacağı konusu ve 2015 Genel Seçimleri'nde tekrar milletvekili adayı olup olmayacağını sorduk. Ağrı seçimleri sonrası Kürt siyasi hareketinin Ağrı'daki başarıyı yeterince görmediğini savunan Sakık, Cizre olayları ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

haberingoruntuleri.gif

* * *

Erkan Çapraz: Sayın Sakık, gerek milletvekilliğiniz döneminde gerekse de belediye başkanlığınız süresince hakkınızda birçok soruşturma ve dava açıldığını biliyoruz. Dün de gidip 2 saat Adliye'de söz konusu dava ve soruşturmalarla ilgili ifade verdiğinizi burada öğrendik. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?

Sırrı Sakık: Devlet Ağrı’daki yenilgiyi hazmedemedi. Uzun yıllardır politikadayım. Geçmişten bugüne biriken dosyalarım da var. 30 Mart’tan sonra da açılan onlarca dava var. En küçük bir eleştirimizde bile hakaret veya suçluyu övmekten davalar açılıyor. Dün de birkaç dosya ile ilgili birkaç saat adliyede kaldım. Savcılara bu yolun doğru bir yol olmadığını söyledik. Biz bunlardan korkarak ürkerek siyaset yapsaydık şuan siyaset yapmıyor olmamız gerekirdi. Bu ülkede bütün sesleri kısmaya çalışıyorlar. Bizim en masumane taleplerimiz bile cezalandırılmak isteniyor. Oysa ki ben buraya geldiğimde açık ve net olarak söyledim. Barış sürecine katkı sunmak için geldim. Ben buraya gelirken vekilliğimi, bulunduğum konumu bırakıp bu kente geldim. Bu kentin Kürtler açısından önemli bir kent olduğunu söyledim. Kürt tarihinde de önemli bir yeri olan bir kenttir Ağrı, Agirî. Burada artık isyanın adresi dağlar değil demokratik siyaset olsun, Sayın Öcalan’ın 2013 Newrozunda seslendirdiği silahlara veda edip demokratik siyaseti esas alacağız sözünün burada hayat bulması için geldim. Bunu devlet de biliyor, bizi bugün sürekli adliyeye davet eden savcılar veya yargıçlar da biliyor. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı da biliyor. Bu kadar fedakarlık eden siyasetçileri hala yargı kıskacında çembere alıp bunu cezalandırmak bizim beynimizde soru işaretleri oluşturmaktadır. Bizim söylediğimiz her söz, bu topraklarda yaşayan her insanın bir daha ölmemesi için söylenmiş sözledir. Ama buralardan cımbızla sözcükleri alarak cezalandırmak istiyorlar. Çok önemli değil. Barış sağlansın varsın bizi cezalandırsınlar. Bu topraklarda kan ve şiddet son bulsun varsın bedelini biz ödeyelim. Ama bizi belki bir miktar tanımıyorlar. Biz cezaevindeyken bile onların bu antidemokratik yasalarını, bize birçok imkan sağlanmasına rağmen elimizin tersi ile itmiş bir gelenekten geliyoruz. Biz halkımızın yanındayız. Bu tür baskıların halkta bir karşılığı yoktur, hele hele bizde hiçbir karşılığı yoktur.

BAZI KÜRT SİYASETÇİLER CİZRE OLAYINI PARALEL YAPIYA HAVALE EDİP KURTULMAYA ÇALIŞIYOR

sakik3-001.jpg- Cizre olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Cizre'de neler oluyor?

Hepimiz aslında Cizre'de olup bitenlerden çok üzgünüz. Eğer Cizre'deki olaylar İstanbul'da olmuş olsaydı bugün kıyametler kopardı. Ne yazık ki Batı'da birşeyler olunca toplumun refleksleri farklıdır. Doğu'da olunca daha da farklıdır. Dikkat edin Paris'te 14 insan katledilirken bütün Dünya orada ayağa kalkıyor, ama bir yandan da Pakistan'da 150 insan öldürüldüğünde hiçbir vicdandan bir ayaklanma olmuyor. Yani işte ülkelerin Cumhurbaşkanlarından, Başbakanlarından topluca bir teröre karşı bir duruş sergileme refleksi yok. Paris olayından hemen sonra Nijerya'da olup bitenler, insanlar katledildi o çeteler tarafından kimseden ses yok. Dönüp bakıyorsunuz işte İstanbul'da bir genç çocuk yaşamını yitirdiğinde kıyametler kopuyor. Aylarca hatta yıllarca Türkiye'nin gündemini oluşturuyor. Ama Kürt coğrafyasında Cizre'de, Yüksekova'da, Diyarbakır'da gencecik çocuklar daha 12 yaşında katlediliyor. Sanki hiçbir şey olmamış gibi hayat devam ediyor. Cizre'de olup bitenleri izledim. Bazı Kürt siyasetçileri de olayı paralel yapıya havale ederek kurtulmaya çalışıyor. Bu çok vicdani değildir. Orada ne oluyorsa, devlet var orada. Kürt hareketi güçlü orada. Bunun muhasebesini yapmalılar.

GENÇLİK YAPISI KÜRT HAREKETİNİ DİNLEMİYORSA ORTADA BİR SORUN VAR

Cizre'de gerçekten ne oluyorsa bunu hepimizin bilmesi lazım. Evet biz Kürt hareketi ne kadar büyüdükçe devletin bu konuda ne kadar büyük endişe ve telaşlara kapıldığını da biliyoruz. Ve ne yazık ki biz Kürt hareketi olarak, Kürtler olarak acımasız siyaset dünyasının da kurbanıyız. Önümüzde 2015 genel seçimleri var, bu seçimlerde Kürt arasına bir nifak sokmak, Kürtleri kendi topraklarından kovmak, yani işte bu Cizre olaylarında büyük plan budur. Hem 2015 Haziran seçimleriyle ilgili burada yeni yeni şeyler yaratılmaya çalışılıyor. Kürtler bu tabloyu geçmişte yaşadılar. Kürtler arası kavga, şiddet falan bu çok yaşandı. Artık Kürt arasında bir şiddet olmamalıdır. Hele hele böyle havale edip gencecik çocuklar yaşamlarını yitiriyorlar işte biz de sürekli Moda deyimler, efendim işte paralel yapı yaptı. Varsa paralel yapı hepimizin görevi bunu ortaya çıkarmaktır. Üzerine gitmektir. Kürt hareketi artık dünün bir hareketi değil. Kürt hareketi artık bir vicdan hareketine dönüşmüştür. Eğer Kürt hareketinin gençlik yapısı Kürt hareketini dinlemiyorsa, Sayın Öcalan'ın mesajları da var bu konuda; burada da büyük bir sorun var, sıkıntı var.

'CİZRE'DE OLUP BİTENLERİ EĞER ÇÖZEMİYORSAK BURADA BİZİM DE KUSURUMUZ BÜYÜK'

- Dinlemiyorlar mı?

Öyle söylentiler var. Biz burada bir miktar uzağız. Yok öyle birşey. Kürt hareketi örgütlü bir yapıdan geliyor. Kürt hareketi Ortadoğu'da bir vicdan hareketine dönüşmüştür. Zaten örgütlü bir yapı olmazsa vicdan hareketine dönüşemezdi. Şimdi Kerkük'te başı ağrıyan bir Türkmenin sığındığı yer Kürt hareketidir. Maxmur'da göç eden Kürtlere bir saldırı olduğunda ilk oraya gidip göğsünü siper eden Kürt hareketidir. Hewlêr'e birşey olduğunda Kürt hareketinin aktörleri 'Peşmergeye birşey olursa hepimiz oradayız' diyorlar. Şengal'de Êzidi'lere bir saldırı oluyor Kürt hareketinin neferleri orada. Bir vicdan hereketine dönüşmüş bir Kürt hareketi. Öyle büyük bedeller, fedakarlıklar yapıldı ki. Mesela Şengal'de yaralı olan birçok genç, birçok militan, birçok gerilla Kobanê'deki saldırıyı duyduklarında yaralı olarak Kobanê'ye geliyorlar. Şimdi gelip Kobanê'de yaralı haliyle savaşarak orada yaşamını feda ediyor ve biz getirip onu burada Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinin bir köyünde toprağa veriyoruz. Yani Kürt hareketi bu kadar büyümüşken halen Cizre'de olup bitenleri eğer çözemiyorsak burada bizim de kusurumuz büyük. Öz eleştirimiz olması lazım.

'CİZRE'DE YAŞANANLARA SEYİRCİ KALMAYA HİÇ KİMSENİN HAKKI YOK'

Devlet orada öyle çok rahatlıkla at oynatmamalıdır. Hele hele bir barış süreci yaşanıyorsa taraflar çok samimi olmalılar. Burada devlet sorumludur bu işten. Orada 12 yaşındaki çocuk hayatını kaybediyorsa bunu sadece paralel yapıya havale edip gitmek ne ahlakidir, ne de vicdanidir. Bunun üstünü kimse örtemezdi. Bundan kaçamazdı. Onun için biz hepimiz, Kürt hareketi olarak gidp oralardaki araştırmayı yapmalıyız. Nerede ne yapılıyor, bizim orada bir kusurumuz varsa biz de çok rahatlıkla bunu söyleyebilmeliyiz. Bu çocuklar bizim çocuklarımız, bu halk bizim halkımız. Günü kurtaracak açıklamalar yaparak bu işten kendimizi kurtaramayız. Ne oluyorsa bunu bütün detaylarıyla kamuoyuna paylaşmalıyız. Eğer Batı'nın vicdanı nasırlaşmışsa bizim bu bölgedeki bütün Kürtlerin vicdanını ayaklandıracak yeni eylemlikler yapmalıyız. Barışçıl eylemlikler yapmalıyız. Cizre'de yaşananlara seyirci kalmaya hiç kmsenin hakkı yoktur. Hele hele bizim asla yoktur.

sakik5.jpg

1 HAZİRAN ÇOK ÖNEMLİ BİR MESAJDI

- HDP seçimlere parti olarak gireceğini açıkladı. Sayın Demirtaş bunu her defasında ifade ediyor. HDP'nin sizce baraj sorunu var mı? Bu seçimlerde tekrar milletvekilliğine aday olur musunuz?

Eğer amaç sadece vekillikse biz bağımsız olarak katılıp 40 vekil çok rahat çıkarabiliriz. Bu kolay bir yoldur. Önceki iki seçimde bunları yaşadık. Ama biz bu ülkeyi yönetenlerin bizim fedakarca iki seçimde ortaya koyduğumuz tablodan bir ders çıkarıp, dünyada eşi benzeri olmayan bu siyasi partiler yasası, seçim kanunu, yüzde onluk barajı derhal ortadan kaldıp, demokratik bir siyasi partiler yasası ve seçim kanunu çıkartmalarını ve o şekilde seçime girilmesini umuyor ve istiyorduk. 1 saatte değiştirebilecekleri, Kenan Evren'in ve arkadaşlarının getirdiği o siyasi partiler yasası ve seçim kanunu, yüzde onluk barajı değiştirmediler. Çünkü işlerine geliyordu. Bu ilk adım olabilirdi. Bunun için bir anaysal değişikliğe de gerek yoktu. Bunu yapmadılar. Geldiğimiz bu noktada zaman zaman Ak Parti yöneticileri, daraltılmış bölge, dar bölge gibi ifadelerde bulunuyorlar. Bu konuda samimi değiller. Ben 30 Mart seçimleri sonrası gidip Sayın Başbakanla yaklaşık 1 saat görüştüm. Bu konuda bir sohbetimiz de oldu. "Eğer demokratik siyaset esas alınacaksa ve siz Kürt sorununu çözmeye adaysanız bunun ilk yolu ve yöntemi bu barajları kaldırmalısınız" dedim. Siyasi partiler kanunu ve seçim yasasını değiştirmelisiniz. Aslında bu iyi de bir sohbet olmuştu. Ama ne yazık ki bunların hiçbiri hayata geçmedi. Hatta 30 Mart sonrası seçimlerin selameti için aldığmıız seçimleri bile biz kent halkına, barışa armağan ettik. Barış kanamasın diye armağan ettik. Buyrun 1 Haziran'da seçimlere gidelim dedik. Büyük bir fedakarlık yaptık 1 Haziran seçimlerine katıldık. 1 Haziran seçimlerinde de halk demokratik siyaseti esas aldı. Bu çok önemli bir mesajdı. Aslında Kürt hareketine de, bu ülkeyi yönetenlere de bir mesajdı. Bakın biz Sayın Öcalan'ın söylediği 2013 yılındaki projenin arkasındayız. Demokratik siyasette varız. Burada yüzde 25'lerden yüzde 70'leri yenen bir mücadelemiz var. O akşam da şöyle bir şey söylemiştim: Buradan iktidar şu dersi almalıdır. Kürtler demokratik siyasette varız diyorlar. Ama ne yazık ki o dersi almadılar. Yani bu seçimin bir galibi mağlubu yok. 1 Haziran seçimlerinde halk şu mesajı vermiştir: "Demokratik siyaset bizim için esastır. Barış süreci esastır. Demokratik siyaseti önemsiyoruz. Barışı önemsiyoruz." Ama ne yazık ki bu mesajı iyi okuyamadılar. 

HDP'NİN BARAJI AŞACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM

Şimdi siz Kürtlerle barışacaksanız eğer bu topraklarda biran önce silahların susmasını sağlayacaksanız, barışı sağlayacaksanız demokratik siyasetin önünü açmanız gerekirken ne yazık ki onu da aşmıyorsunuz. Ve dönüp bize diyorsunuz ki "Gelin tekrar bağımsız katılın, daha ne istiyorsunuz?" Bu bir efendi köle ilişkisidir. Biz artık büyüdük. Kürt hareketi Ortadoğu'da bir vicdan hareketine dönüştü. Kürtler artık uluslararası iradelerin müttefiği oldular. Bakın Kobanê'deki olup bitenlerde uluslararası irade havadan karadan, hatta Türkiye karadan lojistik destek veriyor. Kürt hareketi bu kadar büyüyen bir hareket. Şimdi siz bugün halen gelip işte Kürtler 35-40 milletvekiliyle parlamentoda olsun diyorsunuz. Ya sizin ne özelliğiniz var, Allah aşkına. Siz kimsiniz? Siz 531 trilyon para alıp 3 siyasi parti arasında bölüşüp paylaşacaksınız. Kürtler bu ülkede vergi vermiyor mu? HDP vergi vermiyor mu? Biz vergi vermiyor muyuz? Sizinle şartlarımız eşit değil. Onun için biz bu kadar gelişim, değişim ve dönüşümden sonra Ortadoğu'daki bu dengelerden sonra Kürt hareketinin ben barajı aşabileceğine inanıyorum. Buna yürekten inanıyorum.

sirri6-001.jpg

NE YAZIK Kİ SERHAT SAHİPSİZDİR

Bakın bunun bir örneği Ağrı'dır. Biz Ağrı'da hem 30 Mart hem de 1 Haziran seçimlerinde AKP'nin buradaki %70'lik oyuna karşın biz %25'lerden %62'lere çıktık. Bu algıyı iyi yönettik ve halka gidebilirseniz sonuç alabilirsiniz. Bu Ağrı'da oldu. Kürtler arasında Ağrı seçimi büyük bir birlik oluşturdu. Bu Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de yansıdı. Herkes bunu tahlil ederken Ağrı seçimlerini bir kenara koyuyor. Hayır, Ağrı'da halk iktidarı da devleti de yendi. Sayın Başbakan buraya geldi. 9 seçimdir Türkiye'de kazanıyorlar, tek yenildikleri yer Ağrı'dır. Ve Sayın Başbakan bir tek Ağrı seçimlerinde mahalle mahlle, ev ev dolaşmıştır. Bütün bakanları geldi dolaştı. Her gün burada birkaç bakan konferanslar kentine dönüştürmüştü burayı. Ve hergün buralara özel uçaklar gelmiştir. Biz de şunu söylemişiz; halkın gücünden daha büyük bir güç yoktur demişiz. Hal o büyük gücünü ortaya koymuştur. Ağrı bunu yapabiliyorsa, arkasında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir 6.5'lerden 10'a yaklaşıyorsak, algıyı iyi yönettiğinizde sonuç almamak için hiçbir neden yok gerçeği karşınıza çıkar.

AĞRI VE SERHAT HALKININ GÖSTERDİĞİ BAŞARIYI BİZİM HAREKETİMİZ GÖRMEDİ

sakik4.jpgNe yazık ki Serhat sahipsizdir. Bir talihsizliğimiz de var. Yani küçücük başarılar kocaman başarılar olarak topluma sunulur ama bizim burada Ağrı ve Serhat halkının gösterdiği bu başarıyı bizim hareketimiz de görmedi. Aslında Türkiye kamuoyu bunu küçümsemedi. Gittiğim her yerde, İzmir'in sokaklarında, İstanbul'un sokaklarında koşup gelip 'İlk kez AKP'yi yenen bir seçimi gördük ve Ağrı halkına teşekkür ediyoruz" dediler.  Ama ne yazık ki ben kendi kurultayımıza gittim. %10-15 oranlarında oylarımızın düştüğü ilin belediye başkanları oralarda... Ama Ağrı halkına bir teşekkür bile görmedim. Oysa ki burası çok iyi bir sınav verdi. Algıyı iyi yönetti. İşte buralardan yola çıkarak bizim aslında halktla hiçbir sorunumuz yok. Halka siz o güveni verebilirseniz Türkiye'de %10'luk barajı aşmamak için hiçbir neden yoktur. Kürt hareketi eğer Ortadoğu'da ve Dünya'da bu kadar ciddi bir çıkış yapabiliyorsa ve Kürt hareketi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de %10'luk oyu alabiliyorsa bizim oturup kendimizi yeniden dizayn etmemiz lazım. Biz Türkiye'de parti olarak katılıp, bu partinin emektarlarını kollayıp koruyan bir dizaynla eminim ki barajı geçeceğiz. Uzun yıllardır bu mücadelede olan arkadaşlarımız var onların da bu süreçte değerlendirilmesiyle ben Türkiye'de bu barajı çok rahatlıkla geçebileceğimize inanıyorum.

KÜRT HAREKETİNİN BİLİNEN ŞAHSİYETLERİNE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR

Bu konuda bana bir görev mi düşer, bunu ilk günden beri Sayın Selahattin Demirtaş bu konuda bir açıklama yapmadan ben birkaç kez düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşmıştım. Ben Ağrı'dayım. Ağrı halkının bu iradesine asla ne bir ihanet ederiz, ne de onlara sırtımızı döneriz. Gitsek de kalsak da bu kent bizim vicdanımız ve namusumuz. Biz bu kentle bütünleştik. Bu kent eğer devleti, iktidarı Tayyip Erdoğan efsanesini burada yendiyse bizim bu kente karşı büyük bir vefa borcumuz var. İster belediye olsun ister genelde bize bir görev düştüğünde hazırız. Bu süreçte Kürt hareketinin bilinen şahsiyetlerine önemli görevler düşüyor. Hareketimiz bize size ihtiyacımız var diyorsa, bize bir görev düşüyorsa seve seve yaparım. Ve benim buradan çağrımdır. Biz kolay olanı seçmemeliyiz. En kolay olanı nedir? Hakkari'den, Diyarbakır'dan veya başka yerden aday olmaktır. Eğer Kürt hareketi gerçekten barajı aşmak istiyorsa sadece bir iki kişi değil, herkesin, bu konuda bilinen bütün arkadaşlarımızın fedakarlık yapması lazım.

GENEL SEÇİMLERDE GÖREV DÜŞERSE YAPMAYA HAZIRIM

Belki birileri için siyaseten vekil, belediye başkanlığı yeniden bir umut olabilir, bir gelecek olabilir. Emin olun bizim açımızdan böyle birşey yok. Bu saatten sonra ne belediye başkanlığı ne milletvekilliği, sadece bu mazlum halkın mücadelesine ne kadar katkı sunabiliriz bu pencereden bakıyoruz. Bu noktada bize de bir görev düşerse, ihtiyaç varsa biz halkımızın emrindeyiz. Bu benim üçüncü seçim bölgem. Muş'tan çıktım, sonra yolumuz Adana'ya düştü. O dönem de müthiş bir oy almıştım Adana'da milletvekili seçilmiştim. Sonra Ağrı hiç hesapta kitapta değildi. Burada da görev düştü, görevimizi yerine getirdik. Halkımızla beraberiz. Ama yarın bir başka yerde hareketimiz size ihtiyacımız var derse halkımızın emrinde olduğumu buradan ilan etmek istiyorum.

- Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.

Ben de teşekkür ediyorum. Buraya kadar geldiniz. Zaman zaman gelin gidin. Burası unutulmuş bir kent. Gerçekten bunu yürekten söylüyorum. Buraları hem devlet ihmal etmiş hem doğa acımasızca, hem de bizin bu konuda bir özeleştiri borcumuz var halka.

- Aslında sınırda ve daha uzakta olduğu için biz Hakkari için hep unutulmuş kent diyorduk ama Ağrı'yı gördüğümüzde de tablonun aynı olduğunu gördük.

Ama sizde de şöyle birşey var. Sizi, Hakkari'yi Yüksekova'yı orada yaşayan herkesi yüreğinden öpüyorum. Kimse sizi unutamaz. Çünkü siz mücadelenizle hep ayaktasınız.

HAKKARİ HALKI ASALETİN SEMBOLÜDÜR

- O zaman röportajımızı Hakkari halkına iletmemizi istediğiniz bir mesajınız varsa onunla kapatalım.

Hakkari halkı her zaman benim yüreğimde asil ve asaletin sembolüdür. Ben o kentin insanlarını çok severim. Parlamentodaki mücadelemde gelir giderlerdi. Emin olun hepsi asildir. Geldiklerinde bir sıkıntıları da olsa bunu paylaşmamak için çırpınırlar. Mücadelede de öyledirler. Ama inşallah hepimiz o ruh ve oradaki o ortak birlikteliği daha da büyütebiliriz. Serhat halkı da öyle ama buralar yoksul kentler. Emin olun metrekareye Türkiye genelinde en çok yoksulluk düşen kent Ağrı'dır. Buraların gidin birçok mahallelerini dolaşın, yoksulluk bazen insanların ruhunu çürütür. Yani bilmiyorum Hakkari'de bence yoksulluk o kadar büyük bir düzeyde değildir. Türkiye'nin en yoksul kenti burası. Ama Hakkari'deki o kardeşlerimizin direncini inşallah buraya taşıyacağız.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.