1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. Sahi, kimdir bu ‘has Yüksekovalılar’?
Sahi, kimdir bu ‘has Yüksekovalılar’?

Sahi, kimdir bu ‘has Yüksekovalılar’?

Bilenler bilir; “has/öz Yüksekovalılar” kavramı sınıfsal ve toplumsal bir elit olma arzusunu anlatır aslında..

A+A-

Av. Şoreş Diri yazdı:

Kavramlar masum değildir!

Kavramlar, sadece birer kavram değildir!

Kavramların altında iletilmek istenen mesajlar, hedef alınan kitleler, oluşturulmak istenen hegemonyalar, belki de kusulmak istenen nice nefretler saklıdır... Tam da bu yüzden kavramlar masum değildir! Kavramlar, kendi içinde ve tek başına anlam taşımazlar. Onlar birer niyet beyanıdır.

Mesela “savaş” kavramını ele alalım.. Bu kavramı akademik bir soğukkanlılıkla ele alırsanız, bu kelimenin arkasında yatan parçalanmış binlerce cansız insan bedenini, sakat kalmış insanları, mezarsız ölüleri, 17 bin faili meçhulü, yakılan köyleri, Roboski’yi, Tahir Elçi’yi de ıskalamış ve görüş mesafesinden uzakta bir yere koymuş olursunuz. Bu yüzden kavramlar masum değildir. Tarih boyunca kavramların masumiyetine en büyük haleli esas olarak, gücü elinde tutan egemenler vermiştir. Burada; “egemen kimdir?” sorusu değer kazanabilir tabii, bu soruya Almanya’nın tarihe damgasını vurmuş olan anayasa filozofu Carl Schmitt(1888-1985), şöyle yanıt verir: “Egemen, olağan üstü hale karar verendir!”

***

Kavramların, kliklerin iktidar olma arzusu ve iktidar kalma isteğiyle doğrudan ilgisi vardır. Bununla ilgili olarak Fransız filozof Michel Foucault(1929-1984), “iktidar, dilde başlar” der... Kavramlar masum değildir, derken tam da bunu kastediyorduk. İktidar dili şekillendirmek ve ona hakim olmak ister.. İktidar herkesi ve her şeyi tanımlamak ister.. Herkesin de o tanımı kabul etmesini ve kullanmasını ister..

***

Buradan itibaren sizleri, Yüksekova’ya atanmış kimi memurların sosyal medya aracılığıyla kullandığı “has Yüksekovalılar” kavramı üzerine düşünmeye davet edeceğim... Ama yinelemekte fayda görüyorum; kavramlar masum değildir!

***

Bilhassa 80’lerin sonu, 90’ların ise başında köyleri yakılmış ve göçe zorlanmış olan kesimlerin, biçare bir halde, Oremar’dan, Şemdinli’den, Çukurca’dan, Beytüşşebap’tan ve Yüksekova’nın köylerinden gelip yerleşmelerinin ardından nüfusu birçok ilden daha geniş hale gelen bir şehirdir Yüksekova. Derdimiz burada Yüksekova’nın nüfusunu tartışmak değil elbette ki.. Ama farklı sosyal ve kültürel kodlara sahip yerlilerin “yangın alanından” can havliyle kaçıp sığındıkları bir yerde homojen(yani tamamı aynı olan) bir sosyolojik dokudan bahsetmek mümkün değildir. Bu sosyolojik dokuyu “has olan” ve “has olmayan” biçiminde kategorize etmek ise kavramların masumiyetine hâlel getirmektir.

Binaenaleyh; bir yerde “has olan birileri”nin olduğunu ileri sürmek, aynı zamanda ve aynı yerde “has olmayan birilerinin” de varlığını ileri sürmek demektir. Somut olarak örnek verecek olursak, “has Yüksekovalılara seslenmek”, aynı zamanda “has olmayan Yüksekovalıların” da olduğunu haykırmak anlamına gelir.. Bu bir kavramsallaştırmadır..

***

Bilenler bilir; “has/öz Yüksekovalılar” kavramı sınıfsal ve toplumsal bir elit olma arzusunu anlatır aslında.. Köyünden sürüldüğü halde kendi kimliğine ve diline sahip çıkan insana duyulan tepeden bakışın esrarengiz bir ifadesidir “has Yüksekovalılar” kavramı.. Bilenler bilir... Bu kavramı genelde haksız olduğu hâlde, güçlü olduğu için güç kullanıp haklı çıkmaya çalışanlar tarafından kullanılmıştır geçmişte..

***

“Has Yüksekovalılar” toplumda karşılığı bulunmayan, toplumda gönüllü bir rıza imalatını yapamayan, bir avuç kesimin çok eski bir retoriğidir. Köylerinden kopartıldığı halde şehre gelip; çeşitli mesleklere, politikaya ve sivil topluma önderlik edecek kadar merkeze yerleşen “zenci insanlara” karşı, iliştirilmiş kanaat önderliği müessesinden yükselen öfkenin ve hıncın doğurduğu bir komplekstir “has Yüksekovalılar” kavramı.

Beyaz olan insanın, siyah insanın memleketine zorla girip, tutunacak bir meşruiyet dalı olmayınca, etrafına toplanan bir avuç çıkar, rant aşığı, organik aydın, STK ve meslek odası maskelilerin beyaz efendisine “zenciliğini unutturmak” için kendisini avutmakta kullandığı “Has Zencilik” gibi mesela....

***

Madem öyle biz de soralım;

Sahi, kimdir bu “has Yüksekovalılar” ?

Mesela:

Binlerce yıl boyunca bu topraklarda(yani Yüksekova’da) yaşam sürmüş ve resmi politikaların bugün neredeyse tamamen yok olma tehlikesi ile yüz yüze bıraktığı Ermeniler, Nasturiler, Keldaniler daha başka birçok topluluk ve inanç bahsedilen “has Yüksekovalılar” kavramına dahil midir?

Mesela:

Seçtiklerinin yerine kayyım atanan ve Yüksekova’nın %70’i gibi ezici bir kısmına tekabül eden nüfus, bu “has Yüksekovalılar” kavramına dahil oluyor mu?

***

“Has Yüksekovalılar” tartışması, yıllar önce, kendini Gever’in asıl ve asil sahibi olarak görenler tarafından başlatılmış, son kertede de Yüksekova’nın tarihsel ve güncel bütün hakikatlerine bağlılıkla sonuçlanmış ve nihayete erdirilmiş bir tartışmadır. Bu tartışmanın muhtelif kesimlerce güncellenmek istenmesi beyhude bir çabadır. Bu kavramı yeniden kullananlar da, kullanılmasını salık verenler de bilmeli ki; o tarlayı daha önce süren, sürdü.. Sonra da gittiler.. Geride gölgeleri bile kalmadı...

Son kertede; “has Yüksekovalılar” kavramı, yıllar önce kullanılmaya başlandığında masum nedenlerle kullanılmıyordu. Yüksekovalıyı, Yüksekovalıdan ayırmak için, “şehirli-köylü” ikilemi çıkartmak için kullanılırdı. Ama neyse ki; bu kavramla saklanan niyeti herkes gayet iyi görüyor.. Hatta “has Yüksekovalılar” bile...

Başladığımız gibi bitirecek olursak, kavramlar masum değildir!

Hele ki bu kavramlar, kitlelerin içinde gönüllü olarak rıza imal edemeyen ve bu kitleleri zorun rolüyle idare etmeye çalışanların ağzından çıkıyorsa...

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
19 Yorum