1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Öcalan: Yasa çıktıktan sonra 9 ana başlık üzerine yoğunlaşılmalı
Öcalan: Yasa çıktıktan sonra 9 ana başlık üzerine yoğunlaşılmalı

Öcalan: Yasa çıktıktan sonra 9 ana başlık üzerine yoğunlaşılmalı

PKK Lideri Abdullah Öcalan, AKP hükümetinin çözüm sürecine ilişkin yasal düzenlemesi hakkında "Toplumsal kesimler destek vermeli; AKP hükümeti de bu destek ve ortaya çıkacak görüşleri önemsemeli" dedi.

A+A-

İmralı'da 26 Haziran Perşembe günü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşen Heyette yer alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, görüşmenin detaylarını ANF'ye anlattı.

SAĞLIKLI VE MORALLİ

Baluken, Öcalan'ın sağlığı hakkında, "Sayın Öcalan'ın sağlığı ve morali iyiydi. Geçen haftalarda baş dönmesi şikayeti ve uykusuzluktan dolayı bazı sıkıntıları vardı. Bu görüşmede de baş dönmesi ve uyku probleminin nasıl olduğunu sorduk. Verilen ilaçlardan fayda gördüğünü, bu konuda şikayetlerinde bir azalma hissettiğini ifade etti. Biz de kendisini dışarıdan daha dinç, daha moralli gördük" diye bilgi verdi.

'HALK BİLMELİ'

Öcalan'ın devlet heyetiyle yaptığı görüşmelerin devam ettiğini öğrendiklerini bildiren Baluken, şöyle devam etti:

"Sayın Öcalan devlet heyetiyle çok kapsamlı tartışmalar yaptığını belirtti. Bundan sonraki sürecin şeffaf sürmesini, halkın da bilgi alma hakkının göz önünde bulundurulmasını istedi. Bu konuda devlet ya da hükümet cenahının mevcut çekincelerini kaldırması gerektiğini düşünüyor. İmralı'da neler konuşulduğunu, oradaki fikirlerin neler olduğunun halk tarafından bilinmesini istiyor. Önümüzdeki günlerde, tasarı yasalaştıktan sonra bu konuda daha farklı tutumun gelişmesi gerektiğini vurguladı."

'HÜKÜMET KATKI VE GÖRÜŞLERİ ÖNEMSEMELİ'

Baluken, Öcalan'ın "Tasarının yasalaşmasının, çözüm sürecinin yasal bir zemin üzerinde yürümesi sağlama açısından son derece önemli" dediğini ve şunları ifade ettiğini aktardı:

"Tarihi önemdeki süreçte bundan sonraki çalışmaların yasal bir düzenleme üzerinden yürümesini oldukça anlamlı buluyorum. Yapılan düzenleme, devletin ilk defa çatışmalı olduğu toplumsal kesimlerle sorunları çatışarak, savaşarak değil, müzakere ederek çözmesinin önünü açan bir yasadır. Bu anlamda tarihi bir rol oynamıştır. Toplumsal uzlaşmanın önünü açacak bu yasanın yasalaşma aşamasında tüm toplumsal kesimlerin katkı ve destek sunması hükümetin de bu katkı ve destekleri dikkate almasının önemini vurgulamak istiyorum. Bu yasanın çıkmasıyla beraber, demokrasimizi geliştirecek ve kalıcı barışı sağlayacak yasal ve toplumsal çalışmaların bir arada ele alınması nihai olarak da demokratik anayasal çözümün başarılması Türkiye’nin özgür yaşam ve demokratik geleceği açısından son derece önemlidir."

Baluken, Öcalan'ın yasaya toplumsal kesimlerin destek vermesini, AKP hükümetinin de bu destek ve ortaya çıkacak görüşleri önemsemesi gerektiğini belirttiğini açıklayarak, şu ifadeleri kullandığını aktardı: 

"Bütün toplumsal kesimlerin bu yasaya destek sunması önemli. AKP de bu katkılarda ortaya çıkacak görüş önerilerini önemsemeli. Bu yasayla her şeyin biteceğini düşünmek de doğru değildir. Bu neticede çerçeve yasadır; sürecin çerçevesini oluşturan yasadır. Aslında bu on yıl önce yapılması gereken düzenlemeydi. Bu konuda devletin bu kadar yasadan kaçan tutumunu anlaşılmaz buluyorum. Oysa çağdaş, demokratik hukuk devletlerinin normu yasayla çözüm aramaktır. Özellikle Almanlar her şeyi yasaya dayandırarak ve hukuk üzerinden yapmada özen gösterirler. Almanların her şeyi yasalaştırma ve hukuka düşkünlükleri bir model olarak gösterilebilir. Bir yol, köprü, bina yaptıkları zaman bile bunun bir santim imar alanı dışına çıkmaması için Almanlar yasaları uygularlar. Türkiye'de ise yüz yıllık meselenin çözümü için olması gereken çerçeve yasasını bile yıllar sonra oluşturabiliyoruz. Bu konudaki tavrın eleştirel olması gerekiyor. Devlet ve AKP bugüne kadar bu yasayı çıkarmamakla bir yönüyle geç kaldılar. Bu yasa benim için değil; devletin hayrı için, devletin kendisi için çok önemlidir. Devletin anlaması gerekir. Yasanın çıkarılması bir hukuk devleti için zaten olması gereken  durumdur. Devlet açısından taviz yaşanmıyor. Bizim için de bütün her şeyi içeren değişiklik yapılacağı anlamına gelmiyor."

9 ANA BAŞLIK

Baluken, Öcalan'ın söz konusu tasarıyı "tarihi karar" diye nitelendirdiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Sayın Öcalan bu yasa içerisinde bütün başlıklarda her konuya çözüm getirecek düzenleme olmasının ya da öyle bir beklentinin doğru olmadığını söylüyor. Bu yasa çıktıktan sonra yapılması gereken çok iş olduğunu ve geç kalınmadan somut, hızlı adımlar atılmasını istiyor. Kürt meselesi ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için 9 ana başlık önerdiğini ve aslında bunların organik olarak birbirleriyle bağlantılı olduğunu, dolayısıyla yasanın çıkmasıyla beraber bu 9 başlık üzerinde önemli çalışmalar olması gerektiğini düşündüğünü ifade etti.

Sayın Öcalan yasanın çıkmasıyla beraber yasanın gerektirdiği bazı mekanizmaların artık kurulmasının önemli olduğunu ve bu mekanizmaların da kendi çalışma alanlarında meselenin çözümüne yönelik kapsamlı bazı yoğunlaşmalar yapması gerektiğini ifade ediyor. Mevcut heyetimizin demokratik müzakere heyeti şeklinde genişletilebileceğini, bunun gerektiğini, bu konuda bütün toplumsal kesimleri içerecek şekilde heyette temsiliyetin olması gerektiğini belirtti. Türkiye'deki diğer halkların, inançların, kadınların, emekçi kesimlerin; bütün bunların da kendi temsiliyetini bulacağı bir demokratik müzakere heyetinin oluşturulmasının önemli olduğunu, bu demokratik müzakere heyetinin de 9 ana başlık altında kendi heyetlerini oluşturabileceğini ifade etti."

İZLEME KURULU

Baluken, Öcalan'ın İzleme Kurulu önerisini de şu ifadelerle tekrarladığını kaydetti:

"Bundan sonraki sürecin bütün başlıklarıyla daha hızlı şekilde tartışma yapılarak yürümesi önemlidir. Bu yasanın çıkması ve bahsetmiş olduğumuz heyetlerin oluşması aslında İzleme Heyetinin de artık önümüzdeki dönemde ne kadar hayati şekilde ihtiyaç haline geldiğini ortaya koyuyor. Bu yasa çıktıktan sonra İzleme Kurulunun oluşması açısından da çok fazla engel kalmıyor. Bu İzleme Kurulu sürecin sağlıklı işlemesi, PKK'den ya da devletten kaynaklı süreci zorlayan durumlarda sürece müdahale edilmesi için önemli. Adeta bütün süreç için ombudsman olarak çalışması önemli. Dolayısıyla İzleme Kurulunun oluşumuyla beraber süreç açısından, sürecin sağlıklı yürümesi açısından çok önemli mekanizma yerine getirilmiş olacak."

Baluken, "Hatta Sayın Öcalan devletin gerçekten ombudsmanlık görevi görecek İzleme Heyeti kurmasıyla, bunu yaşamın her alanında hayata geçireceğini ifade etti. Sadece Kürt meselesinde değil; farklı konularda da düşünsel, pratik olarak bunun değerlendirilebileceğini belirtti. Böyle olunca Soma gibi facianın yaşanmasının da önüne geçilebileceğini örnek verdi. Bu mekanizmalar Kürt meselesi için hayatidir ama yaşamın tüm alanlarında da bunlar üzerinden çözümler gelişebilir" diye konuştu.

'HÜKÜMET HANDİKAP YARATMAKTAN VAZGEÇMELİ'

Öcalan'ın AKP hükümetinin çözüm sürecini zora sokan uygulamalarını da şu şekilde eleştirdiği öğrenildi:

"Kürdistan'da HES'lerin, kalekol ve karakolların yapılmasının, doğanın pervasız şekilde tahribatının süreç açısından handikaplar doğurduğu görülmeli. İzleme Kurulunun aslında en çok ilgilenmesi gereken alan da doğa ve insan yaşamına yönelik devletin ortaya koymuş olduğu uygulamalardır. AKP'nin bundan sonraki süreçte hegemonik bir zihniyetle değil; demokratik anlayışla sürece yaklaşması gerekiyor."

Baluken, Öcalan'ın demokratik proje paketleri önerisini ise şu ifadelerle yansıttı: 

"Tasarının hızla yasallaşması gerekiyor; genel kuruldan hemen geçmesi gerekiyor. Yasanın çıkmasıyla beraber bahsetmiş olduğum 9 ana başlık etrafında demokratik proje paketlerinin geliştirilmesi gerekiyor ve bunların hükümetle de müzakere edilmesi gerekiyor. Zaten bu 9 ana başlık, demokratik proje paketlerinin tartışmasıyla ortaya tarihi demokratik anayasal çözümü  getirecek. Dolayısıyla özellikle meclis boyutunu HDP'nin takip etmesi önemli. Bu konuda ben de İmralı'da tartışmalar yürüteceğim ve zaman zaman yaptığım tartışmaları HDP ile paylaşacağım. HDP'nin de bu konuların yasalaşması konusunda çaba göstermesi gerekiyor. Tabii çözümle ilgili AKP de artık hegemonik yaklaşımdan vazgeçmesi lazım; demokratik zihniyetin yerleşmesi gerekiyor. Bu konuda da bugüne kadar adım atmayan adımdan hızla çıkılması gerekiyor. Çözüme yönelik bu bahsetmiş olduğum yasa belirli noktalarda oluşturulmuş heyetler ve bu doğrultuda yapılacak tartışmalarla sürecin önünü açacak. Bu kapsamda çok farklı pratik adımlar gündeme gelebilir."

DEMOKRATİK PROJE PAKETLERİ

Baluken, 'demokratik proje paketleri' hakkında şu bilgileri verdi:

"Bir taraftan bizim genişleteceğimiz, bütün toplumsal kesimleri katacağımız geniş müzakere heyetleri olacak. Bir taraftan da hükümetin, devletin bu çalışmaları yürüten bir takım heyetleri olacak. Biz siyasi heyetlerle görüşmelere devam edeceğiz; Sayın Öcalan da devlet heyetiyle devam edecek. Sayın Öcalan, bu görüşmeler doğrultusunda ortaya çıkan konu başlıkları üzerinden uzmanlaşmış heyetlerin de bundan sonra bu sürece dahil olması gerektiğini söylüyor.

Sayın Öcalan, 'Bütün bu yasa ve heyetlerin oluşması, çalışmaya başlaması kendi içinde zaten süreci hızlandıracak çok önemli sonuçları beraberinde getirecektir' dedi ve bu mekanizmaların hala kurulmamış olmasın eleştiriyor ve bu yönlü eksiklerin giderilmesinin gerektiğini ısrarla vurguluyor. Tabii bahsetmiş olduğumuz bu gelişmelerle hızla tek tek yasa değişikliği üzerinden çözümü konuşan anlayışın değil; bütünlüklü olarak demokratik çözümün proje paketleri üzerinden tartışan ve bu tartışmalar neticesinde de anayasal çözüme katkı sağlayan bir yöntemin izlenmesini doğru bulduğunu açıkladı."

'CHP DESTEK VERMELİ'

Öcalan'ın CHP'nin de sürece destek vermesini istediği öğrenildi:

"Özellikle tasarının Meclis'e gelme aşamasında tüm muhalefetin yapıcı davranması gerekiyor. CHP'nin de sorumlu yaklaşması ülkenin demokratik geleceği açısından katkı ve destek sunması gerekiyor. CHP'nin son birkaç hafta içinde basına yansıyan görüşlerini okudum. Bunları önemli buluyorum. Türkiye'deki demokratik dönüşüm açısından da CHP'nin bundan sonraki dönemde sürece destek verme pozisyonunda olmasını önemsiyorum."

HDP KONGRESİ

Baluken, Öcalan'ın HDP kongresi ve seçilen eş başkanlar konusundaki görüşlerini de aktardı: 

"Sayın Öcalan'ın HDP kongresini takip ettiğini, coşkunun ve heyecanın önemli olduğunu söyledi. Yeni seçilen eş başkanlara ve parti organlarına başarılar diledi. Eşbaşkanların hem tarz, üslup, yoğunlaşma ve emek boyutuyla çok çalışmaları gerektiğini; bu konuda kendilerinden beklentilerinin yüksek olduğunu ifade etti. Her iki eşbaşkanın birbirini destekleyecek şekilde, birbirlerinin eksiklerini tamamlayacak şekilde yaklaşmalarının doğru olacağını söyledi. Demokratik ulus çözümü doğrultusunda bütün halkları HDP çatısı altında buluşturulmasının önemli olduğunu ifade etti. Bu konuda kendi kitaplarını önerdiğini; o kitaplarda aslında bütün politik perspektifle ideolojik çözümlemelerin bulunabileceğini ifade etti. Her iki eş başkana özel selamlarını, başarı dileklerini iletti. Figen Hanım'ı (Yüksekdağ) televizyondan izlediğini, katıldığı bir tartışma programındaki performansını çok başarılı bulduğunu iletti. Önümüzdeki dönemde de Figen Hanım'ın Türkiye siyaseti açısından önemli çalışmalara imza atacağına inandığını söyledi. 

EMEP'in HDP çalışması içerisinde olmamasının nedenini sordu. Heyetimiz EMEP'in bakış açısını özetledi. Bu tavrı çok doğru bulmadığını ancak EMEP'in HDK içerisinde çalışmalara katılmasının önemli olduğunu söyledi. Partide önümüzdeki dönemlerde çok daha farklı kesimlerin, bileşenlerin olması gerektiğini belirtti."

Öcalan'ın "Türkiye'deki her bir halka çok büyük değer biçiyorum" dediğini aktaran Baluken, Öcalan'ın Ezidi ve Süryani köyleriyle ilgili şunları söylediğini bildirdi:

"Kürdistan'da bazı Ezidi ve Süryani köylerinin yaşam alanlarıyla ilgili, arazilerle ilgili sorunlar yaşandığını biliyorum. Bunu kabul edilemez bir durum olarak değerlendiriyorum. Süryani halkı zaten katliam ve sürgünlerle kendi yaşadıkları yerlerde bir avuç insan olarak kalmış durumda; buradan yaşama tutunuyorlar. Şimdi bu insanlar üzerinde başkalarının tahakküm kurmaya çalışmasını kabul edilemez buluyorum ve bu konuda demokratik siyasetin de duyarlı olması, sorunların çözümü noktasında inisiyatif alması gerekiyor."

ROJAVA VE İRAN'IN OLASI SALDIRISI

Baluken, Öcalan görüşmede Rojava üzerine ortaya koyduğu görüşleri de aktardı:

"Sayın Öcalan Rojava'da özellikle tüm halka selam ve başarılarını iletti. Rojava'da demokratik konseyin, ordulaşma ve siyasallaşma çalışmalarını aksatmadan devam ettirmesi gerektiğini söyledi. Rojava'da 'savaşan bir halk' şeklinde kendimizi örgütlemeye mecbur olduğumuzu ifade etti. Irak'ta ortaya çıkan IŞİD görüntülerinin de bu durumu zaten teyit ettiğini ifade etti. Irak'ta Türkmenler ve Ezidiler başta olmak üzere bütün halkların geleceğiyle ilgili kendilerini sorumlu hissettiklerini, Kürtlerle birlikte bu halkları da korumak için diğer Kürt partileriyle de ortaklaşılarak bir üçüncü yol, yeni bir alternatifin oluşturulması gerektiğine inandığını belirtti. Son dönemde İran'ın Kürt hareketine karşı saldırı içinde olduğu haberlerini okuduğunu; bunun kendileri açısından kabul edilemez olduğunu söyledi ve ' İran'ın saldırması durumunda meşru savunma temelinde gerekenin yapılacağını' ifade etti. Kendisi İran'la da, Ortadoğu'daki güçlerle, devletlerle de diyalog ve müzakere yöntemiyle çözüm arayışında olduğunu, bunu önemsediğini ifade etti."

CUMHURBAŞKANLIĞI

Öcalan'ın Cumhurbaşkanlığı üzerine yapılan tartışmaları izlediğini, bu meseleye ilkeler düzeyinde yaklaştığını söylediğini aktaran Baluken, "Sayın Öcalan Cumhurbaşkanlığına dönük yaptığımız çalışmaları sordu. Onları ilettik. Yine farklı çevrelerle farklı alanlarda yaptığımız tartışmaları öğrenmek istedi. Bu konuda yapılacak çalışmalar için bütün toplumsal kesimlerin kendini bulabileceği adayın çıkmasını istedi. İsim konusunda yetkili komisyon ve organlara dayatma içinde olmayacağını, komisyon ve organların belli kriterler doğrultusunda aday tespitinde yoğunlaşması gerektiğini ifade etti. Kamuoyunda yaşanan tartışmaların ve kendisini halklara sunma tarzının yanlış olduğunu söyledi" diye konuştu.

KCK'YE MEKTUP

Baluken, Öcalan'ın KCK'ye mektup yazdığı bilgisini de verdi: "Sayın Öcalan KCK'ye mektup yazdığını, bu mektubun tamamlanmak üzere olduğunu söyledi. Kısa süre içerisinde bu mektubu KCK'ye iletilmek üzere muhtemelen heyetimize vereceğini bildirdi."

Öcalan'ın, hasta tutsaklar meselesinin derhal çözülmesi gerektiğine de işaret ettiği ve kadınlara, Lice, Cizre, Silopi halkı başta olmak üzere tüm halka selam ve başarı dileklerini ilettiği öğrenildi. 

Baluken, "Cezaevindeki kadın yoldaşlarından mektuplar aldığını, hepsine çok değer biçtiğini, Şakran Cezaevi'ne gönderdiği bir sayfalık mektubun da tüm kadın yoldaşları açısından değerlendirilerek kaleme alındığını söyledi" dedi. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.