Öcalan: Toplum için para almadan çalışabilecek üç kişi bulunamıyor mu?

Öcalan: Toplum için para almadan çalışabilecek üç kişi bulunamıyor mu?

Avukat Nevroz Uysal ve Rezan Sarıca, İmralı'da 22 Mayıs'ta Abdullah Öcalan'la yaptıkları 1 saat 20 dakikalık görüşmenin detaylarını Mezopotamya Ajansı'na anlattı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları Nevroz Uysal ve Rezan Sarıca, 22 Mayıs’ta İmralı’da yaptıkları görüşmenin detaylarını paylaştı.

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının söz konusu haberde görüşmenin içeriğine dair sorulara verdikleri bazı yanıtlar şöyle:

Müvekkiliniz Öcalan’la görüşmek amacıyla haftada kaç başvuru yapıyorsunuz. 2 Mayıs'tan bu yana kaç başvurunuz var ve bunların kaçına olumlu yanıt aldınız?

Prosedür gereği haftada 2 görüşme başvurusu yapıyoruz. Bu başvurular öncelikle Çarşamba için, görüşme sağlanmayınca Cuma günü için yapılmaktadır. 2 Mayıs sonrasında bizler açlık grevleri ve ölüm oruçlarının hassasiyeti sonucu neredeyse her gün için başvuru yaptık. Bu başvurularımıza 22 Mayıs tarihli görüşme haricinde olumlu veya olumsuz herhangi bir yanıt verilmedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 16 Mayıs'ta yaptığı açıklamada "Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağı kaldırıldı" ifadesinde bulundu. Bundan sonraki görüşmelerin gidişattı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye yargı / adalet mekanizmaları açısından Adalet Bakanlığı düzeyinde bir yetkilinin açıklama yapmış olması kuşkusuz önemlidir. Adalet Bakanı kısıtlılık içeren kararın kaldırıldığını ifade etti. Ancak unutulmamalıdır ki Sayın Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmeleri 20 Temmuz 2016 yılına kadar herhangi bir karar veya yasa gerekçe gösterilmeden engellenmekteydi. Engellemelerin gerekçeleri de tamamen keyfi olan ‘gemi arızası ve hava muhalefetiydi’. Yine aile görüşmelerini kısıtlayan son karar da ortada duruyor.

Bu konuda Sayın Öcalan’ın da biz avukatların da kesinlik oluşturan bir öngörüsü bulunmuyor. Avukatları olarak bizler bu konudaki tek güvencenin Sayın Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesini sağlayan demokratik toplumsal irade olduğunu düşünüyoruz. Bu açıdan demokratik kamuoyunun sorumluluğunu devam ettirip sürecin takipçisi olması oldukça önemlidir.

Görüşmenizden yaklaşık bir hafta önce CPT heyeti, 3 yılın ardından İmralı'ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Öcalan, bu ziyarete ilişkin sizinle bir bilgi paylaştı mı. Görüşmeyi nasıl yorumladı? 

Sormamız üzerine CPT’nin ziyaretini teyit etmekle yetinip bu görüşmede başkaca bir detay paylaşmadı. 

Öcalan'ın sözünü ettiği yedi maddelik deklarasyon Türkiye kamuoyunda tartışılması ne anlam ifade ediyor. Yine "Tüm çevrelerden nasıl bir karşılık verileceğini 30- 40 günde anlarız" diyor. Bu yedi maddenin tartışılmasının önemi nedir?

Sayın Öcalan, her iki görüşmede de toplumda derinleşen kutuplaşma ve ayrışma halini gözlemlediğini ifade etmiştir. Özellikle Türk-Kürt ilişkilerinin onarılması zor, derin yaralar almasının önüne geçmeye çalıştığını belirtmektedir. Türk Kürt kardeşliğiyle ilgili Malazgirt’ten Cumhuriyet dönemine kadar tarihsel örnekler verirken Kürtsüz Türkün olamayacağını, kendisinin onurlu barış zemininde bu birlikteliği sağlayacak bir iradesi olduğunu, Türkiye tarafından da böyle bir iradenin çıkması gerektiğini ifade etmiştir. 

7 maddelik metin de Sayın Öcalan’ın demokratikleşme ve onurlu barışın gerçekleşmesini mümkün kılacak yöntemi ortaya koymaktadır. Her bir maddenin ayrı ayrı derinlemesine tartışılması ve anlaşılması gerekmektedir. Kendisi görüşmelerimizde Özal döneminden başlayarak 23-25 yıldır yürüttüğü tartışmalarında daha derin ve daha yoğun bir düzeye geldiğini belirtiyordu. 

Sayın Öcalan’ın bu yaklaşımı tarihsel ve ilkesel olup günlük meselelere indirgenmemesi gerekmektedir. Açlık grevleri ve ölüm oruçlarını bizzat kendi çağrısıyla sonuçlandırdı. İmralı’da yürütülen mutlak tecridi kaldırmaya dönük eylemcilerin kararlılıklarını ve güvence istediklerini ifade ettiğimizde, kendisi de haklılık payı vermiş ve 30-40 gün içinde durumun daha net anlaşılacağını söylemiştir. Sayın Öcalan açısından 30-40 günlük süre bir yandan mutlak tecridin kaldırılması yönünde bir iradenin oluşup oluşmadığının diğer yandan da 7 maddelik metinle ilgili her çevreden çıkacak yaklaşımların anlaşılması açısından önemli görülmektedir.

Sayın Öcalan’ın bunlarla beraber kamuoyuna paylaşmış olduğu çağrısı, iradesi ve kararlığı konusunda karamsar olmadığını, umutlu olduğunu ve kendine güvendiğini açıkça gördüğümüzü özellikle belirtmek isteriz.

Öcalan mesajında, 2013 çözüm sürecine bağlı olduğunu dile getiriyor. Özelikle bu sürece neden atıfta bulunuyor?

Sayın Öcalan’ın 2013 vurgusu yapmasının temel nedeni 2013 tarihli Newroz bildirgesinden sonra ortaya çıkan toplumsal havadır. Yoksa kendisi bu vurgudan kaynaklı süreç algısının oluşmaması gerektiğini ve şuan ortada bir süreç olmadığını da açıkça ifade ediyor.

Her iki görüşmede de Suriye'deki gelişmelere dair ayrı başlıklar var. Bu konuda çözüm önerilerini biraz açabilir misiniz?

Sayın Öcalan 7 maddelik metnin Kuzey Suriye’yle ilgili ifadeleri tüm dünyada yankılar bulmuş ve tartışılmıştır. Bunun da böyle olması oldukça doğaldır. Zira Ortadoğu’nun savaş şiddet ve kaos boyutuyla bir bütün olarak geldiği hal ortadadır. Gerek küresel, gerek bölgesel gerekse yerel güçler bu konuda çözüm üretmedikleri gibi mevcut sorunları daha da derinleştirmektedir. Sayın Öcalan tam da bu noktada sadece Kürt sorunuyla sınırlı olmayan, Suriye’nin de bütünlüğünü ve demokratikleşmesini öngören somut, gerçekçi ve kalıcı çözüm önerileri ortaya koymaktadır. Bu konudaki yaklaşımını beşinci savunmada etraflıca anlattığını ifade etti.

Sayın Öcalan imkan ortaya çıkması durumunda Suriye’nin bütünlüğü içinde Kürt sorunu dahil olmak üzere Suriye’nin tüm sorunları konusunda pozitif rol oynayacağını söylemiştir. Kendi düşüncelerinin ve çözüm önerilerinin Suriye’nin sorunlarını çözeceğini, Kürtlerin ve diğer toplulukların temel haklarının anayasal güvenceye alınmasının zorunluluğunu da özellikle vurguladı.

Sayın Öcalan anayasal güvence konusunda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, demokratik özerklik, federe sistem ve diğer tartışmaların olabileceğini söylemektedir. Aynı şekilde bölgesel çözümlerle birlikte siyaset ve diplomatik görüşmeleri de önemsiyor. Sayın Öcalan’ın her iki görüşmede de karşılıklı hassasiyetlere duyarlı olunması gerektiğini vurguladığını söyleyebiliriz. Ayrıca bir önceki görüşmede olası Suriye Demokratik Anayasasından sonra Avrupa’dan, her yerden Türkiye’den bile geri dönüşlerin mümkün hale geleceğini belirmişti. 

Demokratik siyasetle ilgili değerlendirmeleri olduğunu ifade ettiniz. Burayı biraz daha açabilir misiniz?

Demokratik siyasetle ilgili değerlendirmeleri, açlık grevleri ölüm oruçları eylemleri ve 7 maddelik metne dair tartışmalarını ifade ederken yaptı. Kendisi toplumsal ve siyasal sorunların bu düzeyde derinleşmesinde demokratik siyasetin de sorumluluğu olduğunu düşünüyor. Gerçek anlamda siyaset yapmayı bilen neredeyse kimsenin olmadığını, halka öncülük yapılamadığını, açlık grevlerinin de bu yetersizlikle ilgili olduğunu ifade ediyordu. 

Sayın Öcalan HDP’nin kuruluş sürecine atıfta bulunarak Türk-İslam milliyetçiliğiyle klasik laik Türk milliyetçiliği arasında üçüncü bir çizgiye sahip olması durumunda yüzde 30 alabileceğini ancak yeterli bir düzeyi yakalanamadığını düşünüyor. Yerel yönetimler konusunda da kayyımlara karşı önlem alınamadığını, benzer durumun yine ortaya çıkabileceğini paylaşırken; halka gönüllü hizmet, komünal belediyecilik, demokratik belediyecilik konularında düşünerek, gelişme kaydedilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Yerellerde toplum için para almadan çalışabilecek üç kişi bulunamıyor mu diye de sormaktadır.

Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.