1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. Murat Yetkin: Suriye harekatına ABD destek vermiyor ama 'karışmayacağım' diyor
Murat Yetkin: Suriye harekatına ABD destek vermiyor ama 'karışmayacağım' diyor

Murat Yetkin: Suriye harekatına ABD destek vermiyor ama 'karışmayacağım' diyor

Uzun süredir Türkiye ile ABD arasında gerilime neden olan Suriye'de güvenli bölge oluşturulması konusunda yeni bir döneme girildi. ABD, sınır hattından çekilirken, ABD medyasında Trump'ın 'Kürtleri sattığı' yorumları yer almaya başladı.

A+A-

Gazeteci Murat Yetkin, Suriye’de ‘Güvenli Bölge’ konusunda varılan noktayı ele aldı. Yetkin, Suriye’ye yapılacak bir harekatta yaşanabilecek zorluklara da değindi.

İşte Yetkin’in yazısından bir bölüm;

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’la 6 Ekim’deki telefon görüşmesi sonrasında Beyaz Saray Türkiye’nin “çok yakında” Suriye’nin kuzeyine gireceğini Pazar gecesi olmasına rağmen acilen duyurdu.

O saatlerde “Barış Pınarı” harekatının eli kulağında olduğu haberleri Suriye sınırına artan askeri sevkiyat fotoğrafları eşliğinde sosyal medyada en çok anılan “trend topic” konu olmuştu.

Son bir kaç gündür Şanlıurfa’da Ceyş el-Vatan, Vatan Ordusu adı altında (Ankara’daki 16 Eylül Astana toplantısı ardından) yeniden örgütlenen eski ÖSO’nun da bu harekatın ön safında yer alacağı anlaşılıyor.

Belli ki ABD de, Türkiye’de iki NATO ordusunun birbirlerine kurşun sıkma ihtimalini önlemek için bu zemini kabul etmek durumunda kaldı.

Gerçi arada bir fark var. Fırat’ın Batısındaki Cerablus ve Afrin harekatları, Rusya’nın hava kontrolünde olan bölgede yapılmıştı; Suriye birliklerine saldırı olmadığı takdirde Rusya’nın onayı vardı. Oysa Fırat’ın Doğusu fiilen Amerikan hava kontrolünde. Gerçi Beyaz Saray açıklamasından Türkiye’ye destek olunmasa da, engel de olunmayacağı sonucunu çıkarmak mümkün. Ama ABD Merkezi Komutanlık (CENTCOM) IŞİD’e karşı lejyoner güç olarak kullandığı PYD’nin milis gücü YPG’ye son beş yıldır düzenli ordu eğitimi verdi, zırhlı araçlar, tanksavarlar ve yerden havaya füzelerle donattı. Geçenlerde İncirlik’ten kalkan F-16’larla düşürülen insansız hava aracının da YPG’ye ait olduğu yolunda istihbarat mevcut.

Yani bu mücadelenin öncekilerden çetin geçeceği söylenebilir. Nitekim “ABD sözünde durmadı, çekiliyor” diyen YPG direneceğini açıkladı. Ama Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu harekata uzun süredir hazırlandığı, yeni silahlar dahil önemli yığınak yapıldığı ve hem ordu, hem kamuoyunun psikolojik olarak bu harekata hazırlandığı da unutulmamalı. Örneğin aylardır Irak’ın Suriye ve Türkiye sınır bölgesinin  Pençe harekatıyla baskı altına alınması bu planlamanın parçasıydı.

Bu konu 6 Ekim’de Erdoğan-Trump görüşmesi sonrasında yapılan açıklamada da ön plandaydı. Beyaz Saray açıklamasında, İngiltere, Fransa ve Almanya ile yapılan görüşmelerde, hiç birisinin kendi vatandaşı IŞİD üyelerini almayı kabul etmediği, dolayısıyla son iki yılda yakalanmış IŞİD üyelerinin sorumluluğunun Türkiye’ye ait olduğu söyleniyor.

Beyaz Saray açıklaması yapılır yapılmaz, ABD medyasında, Trump’ın Türkiye’nin “müttefik Kürtlere saldırmasına” izin verdiği, “Kürtleri sattığı” yorumları başladı.

Bunda şu ara yükselen Trump karşıtlığının da payı var ama, özellikle Amerikan askeriyesinin de bu kampanyaya el altında destek olması beklenebilir.

Suriye harekatının S-400/F-35 krizinden ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarma iddiasına oradan Fethullah Gülen’in iadesine dek Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyeceğini konuşmanın muhtemelen sırası değil şimdi.

Türkiye ABD’ye rağmen başlatacağı anlaşılan bu harekatla sadece Suriye iç savaşında değil, bölgenin Suudi Arabistan’dan İsrail’e bu konuya taraf olan bütün ilişkilerinde yeni bir sayfayı açacağı söylenebilir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.