1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Mızraklı: Bundan sonra işimize bakmamız gerekiyor
Mızraklı: Bundan sonra işimize bakmamız gerekiyor

Mızraklı: Bundan sonra işimize bakmamız gerekiyor

Mızraklı, “Yapılan tahribatı söze gerek kalmaksızın dünya gördü. Bundan sonra hakça, adil paylaşımın olduğu ama öncelikleri olan yoksul esaslı yerel yönetimler anlayışı planlaması çerçevesinde işlerimizi yürütmemiz gerekiyor” dedi.

A+A-

Kayyumun yerel yönetimler anlayışıyla halka karşı sorumlu davranmadığını dile getiren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) Eşbaşkanları Selçuk Mızraklı, “Kendisi için düşlediği ortama baktığımız zaman, korkunç düzeyde güvenlik kaygısıyla, kendisini koruma kaygısıyla zırhlı camlar ve kapılar gördük. Onun içinde tamamen sefahate düşkün müthiş bir israfın olduğunu, oldukça rüküş sayılabilecek bir düzen kurulmuş. Bunu anlamak mümkün değil. Diyarbakır gibi bir yerde, yoksulluğun bu kadar derinlikli yaşandığı bir coğrafyada, kendinize minyatür bir saray yapmış olmanız, bunu da koruganlarla kaplamış olmanız, zırhın içine girmeniz, sizi hayatın gerçekliğinden koparır” dedi. 

‘ÖNEMSİZ ÇALIŞMALAR DAHİ YAPILMAMIŞ’

Kayyumun kentte partizan politikalar yürüttüğünü vurgulayan Mızraklı, “Halkın içine çıkarken bile kaygılı, bir türlü onlarla temas kurmayan bir dönem gibi duruyor. Yapılan işler daha çok göze hitap edebilecek, bunlar kısmen peyzaj, bahçe, park düzenlemeleri veya asfaltlamalar yapılmış. Yapısal sorunlar noktasında anlamlı hiç bir iş yok. Sosyal dokunun ihtiyaçlarına, kültür sanat başta olmak üzere sağlıktan eğitime kadar birçok alanda halkın talep ettiği başlıklar çerçevesinde önemli çalışmaların, hatta önemsiz çalışmaların dahi yapılmadığını gördük. Mevcut kurumların işleyişinin tamamen durdurulduğunu veya kapatıldığını gördük. Anayasada da net olarak tarif edilen laik ve demokratik olmak başlığında oldukça önemli soru işaretleri yaratan şekilde cemaatlere, vakıflara, belediye kurumlarının tahsis edildiğini gördük” diye sıraladı. 

‘BAŞKA ŞEYLER YAPILMIŞ’

Kayyumun dinci vakıf, dernek ve cemaatlere yaptığı harcamalara dikkat çeken Mızraklı, şöyle devam etti: “Bir halkın birçok başlık altında ihtiyaçları vardır. İnanç temelli ihtiyaçları da vardır. Yerel yönetim kurumları bunları yaparken, burada yükselen talebi, ihtiyacı göz önünde bulundurur ve o çerçevede gerçekleştirir. Bunu çok aşan, ideolojik davranış kalıbı olarak tarif edilebilecek bir yaklaşım gösterilmiş. Bunları ne kabullenmek ne de sürdürülebilir bulmak mümkün değil. Alevi inanç kurumlarına ait yerler, Süryani Kilisesi’nden Ermeni Kilisesi’ne farklı inanç başlıklarına katkı sunan, yerel yönetimler çerçevesinde aynı şekilde ilişkide bulunan, bütün inançlara kendisini aynı mesafede kabul eden ama toplumun öncelikli talepleri noktasında biraz daha güçlü duruş esas olması gerekirken, başka şeyler yapılmış.”

‘BURADAN ÇIKMAK GEREKİYOR’

Mızraklı, “Artık burada kalmak yerine buradan çıkmak gerektiğini düşünüyorum. Yapılan tahribatı söze gerek kalmaksızın, nasıl bir anlayışla yapıldığını Türkiye, dünya gördü. Bundan sonrasına bakmamız gerekiyor. Bundan sonra halkın dahil olduğu ve hakça adil paylaşım olduğu ama öncelikleri olan, önceliği de bir toplumsal dilim olarak bakılacaksa, yoksul esaslı yerel yönetimler anlayışı dediğimiz öncelikli bir ihtiyaç planlaması çerçevesinde işlerimizi yürütmemiz gerekiyor. Özellikle kültürel, sanatsal, eğitsel, sağlığa ilişkin, çocuktan yaşlıya kadar toplumsal ihtiyaç planlamalarını yapıp, toplumsal katılımla ne şekilde paylaştırmak gerektiğini de geniş, güçlü bir şekilde işe koyulmayı düşünüyoruz” diye konuştu. 

‘VİCDAN SAHİBİ NE HİSSEDİYORSA ONU HİSSETTİM’

Kayyumun odasını gördüğünde hissettiklerini de anlatan Mızraklı, “Vicdan sahibi kim olursa ne hissediyorsa onun şaşkınlığını hissettim. Bir anlamda kendi gerçekliğinize yabancılaşmanın en şaşırılası biçimiyle karşılaştık. Ciddi bir savurganlık ve israf vardı. Kamu kaynaklarının nasıl berhava edildiğini size düşündüren görüntülerdi. İşin doğrusu bütün yapılanlara baktığınızda, evet kendinize küçük bir dünya yaratabilirsiniz ama gerçek dünyadan koptuysanız bunun hiç bir anlamı yoktur. İnsan olarak, toplumsal insan olarak, toplumun diğerlerinin farkında olan, onları hisseden bir insan olarak bunları kabullenmek mümkün değildi” diye belirtti. 

HALKIN TEMEL İHTİYAÇLARI

Yerel yönetimlerin borçlanabileceğini ancak bunun halkın temel ihtiyaçları temelinde olması gerektiğinin altını çizen Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Borç kavramı arka planı doldurulması gereken bir kavram. O görüntülerle beraber düşündüğümüz zaman, eğer sefahat için kullanılmışsa, halkın ihtiyaçları temelli biriktirilmemiş borçlarsa, bunu sorgulamak gerekir. Borcun niteliği ve nasıl olduğu önemlidir. İkinci bir yönü daha önce yerel yönetimler döneminde yapılan iş ve işlemler hangi toplumsal kaygılarla ve ihtiyaçlar gözetilerek yapıldı. Daha sonra yapılan iş ve işlemler hangi toplumsal kategorilere dönük yapıldı? Eğer yerel yönetim kaynaklarını siyasetin ihtiyaçları çerçevesinde gelişi güzel kullanıyorsanız, o zaman sıkıntılıdır. Yerel yönetim, siyasetin ötesinde toplumun ihtiyaçları temelli olarak planlama gerektiren bir alandır. Sosyal yanı ağır basar, siyasal yanı zayıftır. O yüzden yerel yönetimler kendilerini tarif ederken, seçildikleri günden sonra toplumun bütününün ihtiyaçlarını esas alan politikaları işler kılmakla mükelleftirler.”

‘KAYYUM SOSYAL VE SİYASAL BİR FELAKETTİR’

Belediye Meclis’i tarafından yürütülecek bir denetim komisyonunu kayyumun faaliyetlerini ortaya çıkarılacağını belirten Mızraklı, şunları dile getirdi: “Kayyumluk; sosyal ve siyasal bir felakettir. Hasar Tespit Komisyonu gibi bir ifade kullanıldı. Ama kayyum döneminin bütün iş ve işlemlerini mercek altına alan meclis marifetiyle inceleme ve araştırma komisyonu kurulacak. Meclis aynı zamanda denetçi organ durumundadır. Meclis belediyenin kendi iç denetim mekanizmaları, teftiş kurullarının yaptığı iş ve işlemler üzerinden aynı zamanda sivil toplumunda desteği ve katkısını da alarak, yeri geldiğinde bilirkişilerin katkısını alarak hassas bir çalışma yürütecektir. Hassas bir sonuç alacağız.”

BORÇ: RAKAM OLDUKÇA CİDDİ

Kayyumun belediyeyi ciddi bir miktarla borçlandırdığını kaydeden Mızraklı, “Biz o rakamı açıkladığımız gün, ister hesap uzmanları, ister Sayıştay denetçileri gelsin, isterse uluslararası tescilli kuruluşlar gelsin, hepsinin denetim yaptıkları zaman ‘rakamlar doğru’ şeklinde açıklanması gerekiyor. Oturup sefahat için kullandıysanız, borcun detayı önemlidir. Günü geldiğinde bu konuda netliğe ulaştığımızda açıklayacağız. Ama rakam oldukça ciddi” diye vurguladı. 

SUR’DA SOKAK KÜTÜPHANESİ

Tebrik ziyaretinden elde edilen kitaplarla tarihi Sur ilçesinde “Sokak Kütüphanesi” oluşturmayı planladıklarını sözlerine ekleyen Mızraklı, sözlerini şöyle tamamladı: “Çiçekler çok güzeldir. Ömrü vardır ama kitaplar ilelebet yaşarlar. Kitapların içinde yüzbinlerce çiçek vardır. Dolayısıyla ihtiyaç temelli düşündük. Tırnak içinde bir tür savurganlığa dönüşmesin istedik. Baki kalsın. Bu günlerin bir anısı olsun. Daha sonrasında daim kılabileceğimiz ve hakikaten topluma yeniden bir hizmet olarak dönebilecek bir biçime kavuşsun diye düşündük. O çerçevede böyle bir duyuru yaptık. Halkımızın bu konudaki teveccühü oldukça güçlüydü. 5 yaşındaki çocuktan 75 yaşındaki insanımıza kadar hepsi evlerindeki kütüphanelerden okunmuş kitaplarından bizi sevindirdiler. Bunu ileride Sur’daki bir çıkmaz sokakta bir kitap sokağı oluşturarak, aydınlanmayla bu sokaktan çıkılır bütün bu çıkmazlar bitirilir mealinde bu çalışmayı yürüteceğiz.” 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.