1. HABERLER

  2. OKUYUCUDAN

  3. Kobanêli Kürt kızı Narin'e mektup
Kobanêli Kürt kızı Narin'e mektup

Kobanêli Kürt kızı Narin'e mektup

Kobanede Kahramanca Savaşan Narin'e Atfen Bu Yazım…

A+A-

DÜNDAR SANSUR

Kobane’de dünyanın bugüne kadar gördüğü en vahşi örgütü İşid’e karşı Ypj saflarında kahramanca savaşan Kürt savaşçılarından NARİN’ adlı daha 19 yaşına daha yeni giren yüreği Cudi, savaşçı Kürt kızın “Narinin” annesine Kobane’den “savaştan” yazdığı mektubu okurken, gözlerimden kan aktı, dağıldım, parçalandım, kurudu yüreğimin damarları, utandım şairliğimden, yetim kaldı bilgeliğim, nefessiz ve ötesiz kaldım..! Ey kalbi aslan cesareti Kürt kızı Narin, SENİ VE KUTSAL SAVAŞINI VE ELLERİ ÖPÜLESİ SENİ DOĞURAN ANNEYİ SELAMLIYORUM, EY KAHRAMAN KÜRT KIZI…! NARİNE ATFEN DİYORUM BU YAZIM…

**
...Ve kahır demi, bu şehir, sokaklar, caddeler deprem yeri... Yüreğim sarsılır, depremler geçiçirim, Rer yerim enkaz, dumanlar yükselir her taraf-ım yangın yeri-yim kısaca… Gözlerim ağulanır, yarına bir sen kalır mı diye hüzün sarar, biber gazlarının gölgesinde sana ağlarım ey k...imsesiz yerlerin yaralanmış çocuğu.. esmer bakışlı Kürt kızı NARİN..! 

Günlerdir yarım bir şiiri gezdiriyorum koynumda “Kobaneye” Sabırsız; aceleci,acılı bir iç çekiş, geçen yıllar, yapılar, sokaklar, caddeler aynı, biber gazı seranomisi, Molotof kokteyller, içimin sokaklarında isyan demleri, silah sesleri, kapalı kepenkler, ölen gençler, öldürülen düşler, betimsiz bir kin ve nefret, Işid zulmüne ve zalimlere bir isyana dönüşüyor şehirler ölesine..! Kobaneye yanan bir yürek bin yürek, buralar yine yangın yeri hiç değişmemiş, değişen bir benim, geçip giden gençliğim, 90 yıllara mı dönüyorum ey acı, Cebimde sevdiğimin mezarından kalma çiçekler yüreğimde kanat çırpan şiirin. yarım kaldı şiirin, tamamlayamadım daha, dolu dizgin eksilmeye hazırım... bekle beni. Narin, okurken mektubunu bir yandım bir yandım ki sorma be esmer bakışlı Kürt kızı..! Zalime zulme karşı onurlu devrimini selamlarken KABANEDE O 3 pencereli evin doğuya bakan tarafından güneş olup yüreğine bırakıyorum özgürlük kokan bir çocuk gülüşümü. Ve diğer pençerelerden adını yazdığın o evin yeşil kapılı evin, sniper kurşunları ile delik değişik olan o eve elleri öpülesi annen gelemese de, ben sana söz veriyorum, bir gün gelip o eve seni yüreğini selamlayacağım. Ve sen ölmeyeceksin Narin, özgürlük ateşin yüksek dağlarda hep yankılanacak bilesin Narin…!

Ve sen “yüreği Karacadağ, elleri Simya, gülüşleri EDUL’E bakışları ZİN ” KOBANE’Lİ Kürt ÇOCUK(lar); Narin, adın savaşlar da, adın Bombalarla, adın mayınlarca, adın kaçak yollarda kaçakça hunharca kahpece ölümlerle gelir. Adın büyümeden mezar, adın körpecik bir güneşe verilir zamansız ölümlerde kadersiz bir keder. Ve adın sen uyurken gözlerinden ince bir gözyaşı gelir doymadan o melek Anneye bir başka zaman paranoyasında bir başka iklimin yüreğinde buluşmak, büyümek gülmek bir kardelen bir barış çığlığı doğmak açmak adına Kobanenin doğusundan kapısı siniper kurşunları ile delik deşik, 3 pencereli evin tepesinden HOŞÇAKAL dersin gözlerinden ince bir gözyaşı son kez dökerken… ve yağmura karışır o cennet kirpiklerinden son akan, sen akan…, yüreğin kalır, ölümsüz onurlu direnişin, kahpe ihanete, ve dört koldan dört parça ihanete uğrayan kalbinin çocuk gülüşlerine, özgürlüğe olan o aşkınlığına dönük sevdan kalır.! Sevdamız olur sevdanın gözleri ve ölümsüzleşirsin tarihin bütün sayfaları NARİN KOKAR..! bilesen… 

“İrem bağına giderken…

Yeryüzünün ruhu bu gece daha da yakın bana; Şehri Botan’da… Bende Azad’ın annelere söylediği Kürtçe şarkıyı dinledim insanın içini bunaltan, bir hava atmosferinde ve burnumun deliklerinden nefes diye içime suladğım biber gazları ve acaba bugün kimler daha ölecek diye septik atmosferde olduğum ve ardı arkası kesilmeyen sağduyu ve Kobane’deki savaşçıların zaferlerine yönelik yeri göğü inleten dualarımın temennilerimin umudunu sıcak tuttuğu şehri Girik-amoda, defalarca dinledim, o şarkıyı, benim annem yok biliyormusun NARİN, 20 yıldır anneye Gül gülüstan anneme ne özlemlerle ne çok şiirler yazdım yazılar besteledim, ama o okuyamaz şimdi cennetlerde irem bağından bana bakıyor biliyorum. Gerçi hayatta olsaydı da okuyamazdı ya neyse, çünkü annem Kürtçe bilirdi sadece, ama olsun ben ona tercüme edebilirdim sanırım. Evet Narin, annesizliği ve anneye özlemi bilirimde, özlemek bir başka aşktır anneyi, ben ne zaman seni ve senin gibi yüreği özgürlüğe yanan kardeşlerimi yoldaşlarıma gördükçe, sizin annelerinizin birer çoçucuğu gibi hissediyorum kendimi, ve annelerinizin varlığı ile sizi doğuran o kutsal varlıkların melekelerin varlığı ile bir kez daha mutlu oluyor gururlanıyorum.! Emin ol Annen mutludur Narin, sen kendi halkın adına, sen insanlık adına, sen zulme karşı bir onurlu devrime yürek vermişsin daha ne olsun ki, ötesi yok bu aşkınlığın…! Ne mutlu sana ve seni doğuran gül anneye….

**

İnsanın her yerde acı çektiğini görüyorum, saf ve hafif günün arayışı, geçen hiçbir günün ardından tükenmek bilmiyor. İşte ben zavallı çılgın, neysem oyum şimdi de! Hey dolunay! Bana kağıt, kitap yığınları üstünde göründün yine bu gecede.
Yine özlem ve yinede umutla içimdeki masum çocuksun.
Özgür bir yarına büyütülmeyi bekleyen…
Ve ben, yüreği yara, yarası yürek ve özgürlük ve barış ve Mezopotamya ve Kobane düşleyen… “Düşünmenin, Çin işkencesine dönüştüğü bir Botan akşamında” elleri boynumda neden sessiz kaldınız diye haykıran seslerle ölüyorum, boğuluyorum her gece her gece…
Turuncu işlemeli, Mezopotamya desenli bir seher deminde o sesler! gözlerimden fırlayan kimsesiz duyguyu alıp götürecek sanki rüzgar “o yere” hiçbir yere…
Betimsiz imgelerle acılara kan veren ÖTE; gün ortasında bir yağmur çöküyor kırık bir mızrabın fasıl deminde, karanlıklar nihavent bir hüzün demler, şakaklarımda bir kara kış mevsiminde şehri Mezopotamya da. Annelere ağlıyorum... Bir yanım Roboski, Diğer yanım Şengal, en yanım KOBANE, yani sol yanım… 
Diğer yanım muhacir ve maxmur, kan kırmızı ağlıyorum Narin-lerime, Beriwan-larıma, Bişeng-lerime, birde isimsiz kahramanlarımın aşkıma, aşıklarımın, aşkınlıklarına kutsanan aşka verdikleri can canlarımın götürdüğü hatıralardan arta kalan kerpiç bir duvarın yıkık yamacında bir Anne ölüyorum, bir doğuyorum bir anne oluyorum…
Ve yağmur gözlerimde, gözlerim yağmurda bir hicaz ağlar. İçselleştirdiğim bütün tümcelerle… Onlarla ölüyorum her seher….
O GÜNLER YAKINDIR EY İÇİMDEKİ MASUM ÇOCUK.... 
EY NARİN-İM, BEKLE BEKLE BENİ.... 
ADIM ÖZGÜRLÜKTÜR, ÖZGÜRLÜK ADIMDIR...

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum