1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. Kaldırım işgali, tabureler, yasal süreç ve cezai müeyyideler
Kaldırım işgali, tabureler, yasal süreç ve cezai müeyyideler

Kaldırım işgali, tabureler, yasal süreç ve cezai müeyyideler

"Yüksekova’nın kent dokusu açısından sürdürebilirliğini çoktan yitirmiş olan kaldırım işgali mevzuunun hala gündem işgal ediyor olması, kentimiz ve sosyal politikalar açısından son derece trajiktir."

A+A-

AV. ŞOREŞ DİRİ

Politika kelimesinin etimolojik kökeni Antik-Yunan’da şehir anlamına gelen police (polis)’ten geldiği malumdur. Yine Antik-Yunan’da vatandaşlık kavramının en temel özelliği şehir hakkına duyulan saygıdan ileri geldiği de başka bir malumattır. İyi bir vatandaş olmanın ön koşulu iyi bir kenttaş olabilmekten geçtiğini binlerce yıl önce keşfetmiş Antik-Yunan düşünürleri. Tam da bu nedenle Antik-Yunanlara göre kentle ilgili olan her şey politikanın bizatihi kendisidir. Yani, içinde ideal bir kent tahayyülü olmayan politika yapma biçiminin mümkünatı söz konusu olamayacaktır.

***

Bizler de bu metinle beraber, Yüksekova’da uzun bir zamana yayılmış olan kaldırım işgalini ve tabure meselesini, iyinin ve kötünün ötesine geçip, sırasıyla; kültürel, sosyolojik ve hukuki bakış açılarıyla ele almanın önemini tartışacağız. Zira Yüksekova’nın kent dokusu açısından sürdürebilirliğini çoktan yitirmiş olan kaldırım işgali mevzusunun hala gündem işgal ediyor olması, kentimiz ve sosyal politikalar açısından son derece trajiktir.

***

Kaldırım işgalinin meydana getirdiği sosyolojik, kültürel ve hukuki aşınmaların ve tahribatların aynı anda seyir içinde oldukları aşikârdır. Dolayısıyla bizler de yıllara yayılan bu meselenin çözümüne dair Yüksekova Belediye Meclisi’nin aldığı kararı uygulamasının neden hayati bir konu olarak karşımızda durduğunu ele almak istiyoruz.

1- KÜLTÜREL TAHRİBAT BOYUTU

Her kentin bir ruhu vardır. Ve bu ruhu yaratanlar o şehirdeki her bir insanın teker teker toplamı ve bizatihi kendileri olmuştur. Yani kentlerin ruhu o kentlerde yaşayan insanların kültürel ve toplumsal dokusundan çok uzakta bir yerde durmaz. Kültürel hayatın doğal akışının meydana gelebilmesi için şehrin yüzünün ve kültürel dokusunun planlı ve içinde yaşanılan dünyanın koşullarına uygun olması gerekmektir. Dolayısıyla buradan bakınca; Yüksekova’da sokakları ve kaldırımları hukuk dışı bir şekilde işgal eden tabureleri şehrin kültürel hayatına yıllardır ne gibi bir katkı sunduğunu herkesin bir defa tefekkür etmesinde yarar olacaktır. Dolayısıyla sokaklara konulan taburelerin şehrin kültürel hayatına herhangi bir katkı değil, bilakis kültürel hayatın dejenere olmasına bile zımni bir neden oluşturmuş olduğu görülecektir.

2- SOSYOLOJİK TAHRİBAT BOYUTU

Bu tabureler ve kaldırım işgalleri, kadınların, yaşlıların ve engelli vatandaşların kent hayatına dahil olmalarını engelleyen ciddi bir unsur olarak karşımızda durmaktadır. Dolayısıyla hem belediyenin, hem de STK’ların yürütmek istediği sosyal politikaların önünde de bir engel olarak çıkmaktadır. Tam da bu nedenle şehir nüfusunun çoğunluğunu oluşturan kadınların ve gençlerin belediyenin aldığı kaldırım işgaline yönelik kararı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını sosyal medya araçları ile paylaştıkları iletilerde görülmüştür.

Elbette ki burada, bu yolla evine ekmek götüren insanların varlığının göz ardı edilmesini kimse salık veremez. Ama nüfusu 200 bine yaklaşan bir kentin sorunlarına dair kamu vicdanı, kamu yararı bağlamında bu sorunun çözülmesinin de önünde kimse durmamalı. Zira kaldırım işgali ve tabure meselesinin kıyamete kadar bu kentin bir kaderi olarak kalacağını kimse düşünemez. Bu hayalcilik olur. Ve yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu işgalin sürdürülebilirliği kalmamıştır. Bunun illa ki nihayete ereceği bir an gelecektir. Ve nitekim geldi!

3- HUKUKİ BOYUTU ve CEZAİ MÜEYYİDELER

Bir toplumda; hak ve adalet duygusuna, temel hak ve özgürlüklere, insan haysiyet ve şerefine veya bağlı bulunduğu kurumdaki disiplin kurallarına değer veren kişiler olduğu gibi; bunlara hiç değer vermeyen ve hukuka aykırı davranışlarda bulunmaktan çekinmeyen kişiler de bulunmaktadır. Bundan dolayı toplumda ve idare ile kişiler arasında sonsuz bir barış ve huzur hüküm sürememekte ve bu özlenen barış ve huzurun sağlanabilmesi de yaptırımlara bağlı gözükmektedir.[1] Hukukun temel tartışma alanlarından birinin cezalandırma mı, yoksa “ıslah” etmenin bir aracı mı olduğu burada yeniden görülüyor.

A) KALDIRIM İŞGALLERİNDE CEZAİ YAPTIRIMLAR

Yaptırım kavramı Roma Hukuku’nda ceza ve zorlama kavramlarını içeren ‘sanctio’ kelimesiyle ifade edilmiştir. Yaptırım dendiğinde bir cezadan ve bir kurala uymaya zorlamadan bahsedildiği, kavramın temelinde yer alan anlamda saklıdır. Fakat bizler bu metinde “yaptırım” kavramını kentin ortak iyi’liğini, kentin kendine münhasır değerleri ile halkın ve belediyenin karşılıklı rızası çerçevesinde yeniden yapılandırmayı göze almak, anlamında ele alacağız. Bunun için de belediyelerin konuyla ilgili hukuki mevzuatlarını ve haklarını aşağıda ele almaya çalışacağız;

A-1  EMRE AYKIRI DAVRANIŞ (Madde 32);

1-5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 13.maddesine göre “Belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya ilişiği olan her şahıs, belediyenin, kanunlara dayanan kararlarına ve duyurularına uymakla…yükümlüdür.” 15.maddenin(b) fıkrasına göre “......yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak ve uygulamak…” belediyenin yetki ve imtiyazları arasında yer almaktadır.” Maddesinde görüldüğü üzere kanun koyucu belediyeyi şehirle ilgili yasa koyma konusunda yetkilendirmiştir. Dolayısıyla Yüksekova Belediyesi’nin kaldırım işgaline dair aldığı karar bağlayıcı ve cezai müeyyidiler doğurabilecek bir karardır.

Bununla birlikte Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 10 (a).mad.(1,3,7) şöyle demektedir;

1) Belediye sınırları içinde beldenin düzenini, belde halkının huzurunu ve sağlığını sağlayıp korumak amacıyla kanun, tüzük ve yönetmeliklerde, belediye zabıtasınca yerine getirileceği belirtilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.

3) Belediye karar organları tarafından alınmış kararları, emir ve yasakları uygulamak ve sonuçlarını izlemek,

7) Belediye cezaları ile ilgili olarak kanunlar uyarınca belediye meclisi ve encümeninin koymuş olduğu yasaklara aykırı hareket edenler hakkında gerekli işlemleri yapmak. zabıtanın görevidir.

Buna benzer bir şekilde Belediye Zapıta Yönetmeliği 10(c,5). Maddesi şöyle düzenlenmiştir: Cadde, sokak, park ve meydanlarda mevzuata ve sağlık şartlarına aykırı olarak satış yapan seyyar satıcıları men etmek, bu hususta yetkili mercilerin kararlarıyla zabıta tarafından yerine getirilmesi istenen hizmetleri yapma görevi verilmiştir.

Yine, Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 11 (d).maddesi şöyle demektedir;

Umumi yerlerde belediye nizamlarına aykırı olarak seyyar satışta bulunan kimseleri ve başkalarının ticarethane önlerini de kapatacak şekilde yaya kaldırımlarını, izinsiz işgal edenleri men eder.

Buradan şu sonuca ulaşmak mümkün hale gelmektedir; Yüksekova Belediye Meclisi’nin kaldırım işgaline dair aldığı kararın alınmasından itibaren zabıtanın alınan kararı uygulamaya geçirmesi gerekmektedir. Doğal yasal süreç bunu gerektirmektedir.

Yüksekova’daki kaldırım işgalleri sadece görüntü değil, aynı zamanda gürültü kirliliğine de ciddi kaynak oluşturuyor. Bunun da hukuki olarak bir cezai müeyyideye sebebiyet verdiği söylenebilir.

Sadece kaldırımları işgal eden tabureler değil, kimi zaman tabureleri kullanan kimseler de yayaları rahatsız edecek fiillerde bulunabilmektedir. Bu çok sık görünen  ve kent yaşamına kadınların dahil olmasını zorlaştıran önemli etkenler arasında yer almaktadır.

A-2 GÜRÜLTÜ(Madde 36);

Zabıta görevlilerince; Başkalarının huzur ve sükuneti bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye 50 TL idari para cezası verilebilir. (md. 36/1) Bu gürültü bir ticari işletmenin faaliyeti sonucu olmuş ise işletme sahibine en az 1000 TL en çok 5000 TL idari para cezası verebilir.(md.36/2)

A-3 İŞGAL (Madde 38);

Yetkili makamların açık ve yazılı izni olmaksızın meydan, cadde, sokak veya yayaların gelip geçtiği kaldırımları işgal eden veya buralarda mal satışa arz eden kişiye belediye zabıta görevlileri 50 TL idari para cezası verebilir.(md. 38/1)

Yetkili makamların açık ve yazılı izni olmaksızın meydan, cadde, sokak veya yayaların gelip geçtiği kaldırımlar üzerine inşaat malzemesi yığan kişiye, belediye zabıta görevlileri tarafından yüz Türk Lirasından beşyüz Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.(md. 38/2)

SONUÇ: ÇIKIŞ YOLLARI ve ÖNERİLER

Sonuç olarak, hem şehrin estetiğini bozan, hem kadınların, yaşlıların ve engellilerin şehir hayatına dahil olmasını zorlaştıran kaldırım işgalleri Yüksekova’nın kaderi değildir. Bunun mutlak suretle çözüme kavuşturulmasının tam olarak zamanıdır.

Bu sorunun çözümüne giden yollar yerel yönetim açısından bir risk teşkil ediyorsa, bu risk mutlaka göze alınmalı. Zira bu mesele, kentin yaşam alanını yıllardır zehirleyen bir hastalık gibi bütün şehri sarmadan herkesin ve her kesimin müdahil olma ve çözüm üretme yükümlülüğü vardır.

Çıkış yolu olarak da, belediyenin, STK’ların ve halkın yapması gerekenler olarak iki taraflı bir öneri şekli ortaya atılabilir. Belediye açısından yapılacak olan şey, daha önce benzer kararlar alınmasına rağmen bu kararların neden uygulanmadığı veya uygulanamadığı üzerine geniş bir çalışma yapmaktır. Buradan gereken derslerin çıkartılması ise esas önemli olan noktadır.

Kaldırım işgaline dair kentin bütün STK ve kurumlarını bu sürece dahil etmek son derece elzemdir. Çünkü bu mesele yalnızca belediyenin meselesi değil, aynı zamanda bu şehirde sivil toplumun öncülüğüne soyunan kurumların da mutlaka dahil olması gereken bir vaziyeti ifade etmektedir.

Kaynakça:

http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2012-2/10.pdf

http://www.tbb.gov.tr/online/yayinlar/kabahatler_kanunu/files/kabahatler%20kanunu.pdf

https://dergipark.org.tr/download/article-file/307980

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
19 Yorum