1. HABERLER

  2. OKUYUCUDAN

  3. İşadamından Erdoğan'a mektup
İşadamından Erdoğan'a mektup

İşadamından Erdoğan'a mektup

İşadamı Ali Ulaş Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir mektup gönderdi.

A+A-

Şırnaklı işadamının Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderdiği mektup şu şekilde:

"Sayın Cumhurbaşkanım, iyi niyetle yapılacak her türlü eleştiriye açık olduğunuzu, bir çok kez açıkladınız. Bu nedenle, Şırnaklı bir iş adamı olarak, bazı tesbitlerde bulunmak ve değişik bazı konulara dikkatinizi çekmek istedim. Aslında, maksadım eleştirmek değil, danışmanlarınızın değişik bir pencereden ülkeye ve dünyaya bakmaları için bir katkıda bulunmaktır.

Sayın Cumhurbaşkanım, bölgemizde ve dünyada, meydana gelen gelişmelere bakıldığında, dünyanın hızla bir çatışma ortamına doğru sürüklenmekte olduğu görülmektedir. Bir taraftan müslüman ülkeler arasındaki mezhep kavgalarının teşvik ve tahrik edilmesi, diğer taraftan, müslüman ülkeler ile batı dünyası arasındaki demokrasi ve düşünce farklılıklarının düşmanlığa dönüştürülmesi için dikkatlice gizliden gizliye, büyük bir gayretin gösterildiği ve büyük bir çalışmanın yürütüldüğü görülmektedir.

Bazı insanlar, siyasi hırs ve siyasi çıkar nedeniyle ve en kolay çıkar kapısı olarak kendilerine siyaseti seçtiklerinden, insanları çıkarları doğrultusunda, acımasızca ve sorumsuz bir şekilde ayrıştırmaya ve kamplaşmaya sürüklemektedirler.

Müslüman dünyası, batı ve demokrat dünyaya karşı bilinçli bir şekilde, tahrik edilerek kışkırtılmaktadır. Eğer buna karşılık gelişmiş demokrat ülkelerde müslümanlara karşı kışkırtılacak olurlarsa, Allahın ön gördüğü dünya barışı nasıl sağlanabilir .Allah, sadece müslümanların birliğini ve barışını ön görmemiştir, bütün dünya ümmetlerinin birliğini ve dünya barışını ön görmüştür.

Bu durumun farkında olan batı dünyası, demokrasi birliği içerisinde birleşerek, demokrasi dışı düşünceler, ülkeler ve liderlerle savaşacaklardır. Askeri darbelerle, ayaklandırmalarla, halkları bilinçlendirerek her yolu deniyeceklerdir. Çünkü hedef dünya huzuru ve dünya barışı olunca, her yolu mübah göreceklerdir, Mısır bunun bir örneğidir.. Bazı güçler, sizi hızla demokrasi düşmanlığı ile suçluyabilir ve medeni dünyadan uzaklaştırabilirler. Ülkemizi Mısır devleti gibi, iki düşman kutba doğru sürükliyebilirler, kardeşi kardeşe vurdurabilirler. Sayın Mursiyi, demokrasi için tehlikeli gördüklerinden, askeri darbeyi uygun gördüler, benzeri duruma Türkiyeyi de sürüklüyebilirler. İleriyi görerek, Türkiyeyi, Mısıra çevirmemek için, demokrasi ruhunu güçlü tutarak halkınızı her türlü belalardan koruyabilirsiniz.

Sayın Cumhurbaşkanı, Allahın ön gördüğü dünya barışı için insanların huzuru ve refahı için, ortak bir dünya düzeni yolu bulunmalı ve aklı başında olan her insan bu ortak yolda yürümelidir. Bu yol ne olabilir?

Elbette, medeni dünyanın bulduğu, çağdaş akıl ve okuma ürünü olan, çağdaş demokrasi yolu olmalıdır. Bunun için aklı başında olan her insan buna katkıda bulunmalıdır. İleri ve modern bir ülke olacak ve demokraside, ortadoğu halklarına örnek olacak bir Türkiye de, anadolu halklarının kazanılmış değerlerini geriye taşımak, çağdaş kazanımları geri almak, toplumu kıyafet ve inanç guruplarına ayrıştırarak bölmek ve kutsal değerlerle siyaset yapmak, artık size ve siyasetçilerimize yakışmıyor, müslümanlığın ruhunda bunlar yoktur. Bu asırda, yeniden bir hanefi ve şafii düşüncesi yaratmanın bir manası yoktur. Sunni ve şii ayırımının, asırlardır insanlara ne acılar çektirdiği ortada iken, yenide mezhepciliği canlandırmak ve paralel tarikatlar yaratmak, insanları sadece böler ve acı verir. Bu yol, dünya barışına hizmet eden, Allahın ön gördüğü bir yol olamaz. Bu düşüncelerden uzak durup, toplumu demokrasi ruhuna yönlendiriniz. Devlet, mezhepler arasında taraf olamaz, Demokrasi düşüncesi ile her inanç özgürce ibadetini yapmalıdır, devlet işlerini ve yönetimini, acilen bu görüntüden uzaklaştırmanız ve dünya demokrasi birliği içerisinde yerinizi almanız, ülkemiz için en hayırlı iş olacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanı, bazı halklar vardır, tarihleri sürekli, acı,ızdırap, kan, göz yaşı, sürgün, öldürülme ve ihanet görmeleri ile geçmiştir, ne yazıkki Kürt Halkının da kaderi bu olmuştur. Kürt halkının gerçekleri ve geçmişteki acıları, aklı başında olan her vatandaş tarafından bilinmektedir. Barış süreci hamlesi, gizli yürütüldüğünden, hayırlı olmasını dilemekten başka söylenecek bir söz olamaz. Elbette, Türk ve Kürt halklarının temsilcileri ve liderleri, en doğru yolu bulacaklardır. Ancak kalıcı ve köklü, daimi, bir bölge barışının sağlanması için, bir kaç hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Rahmetli Turgut Özalın, Türk- Kürt halklarını birleştirme ve bölge birliği ve barışını sağlama düşüncesini çok iyi kavramaya ve anlamaya çalışınız. Sayın Özalı generaller engellediler, sizi engelliyecek hiç bir güç yoktur. Barışa engel olan, savaşçı ve ırkçı guruplara, Yugoslavyadaki gelişmeleri ve yaşananları örnek olarak göstermelisiniz. Gerçekleri kabul ederek, kan üzerinden siyaset yapılmasına mani olmalısınız, acı ve göz yaşları bin yıl sürmemelidir. 

BU NEDENLERLE

1- Kürt halkının, kendi kendilerini yönetmede,söz sahibi olmaları mutlak surette sağlanmalıdır.
2- Kürt bölgesindeki, yer altı ve yer üstü doğal kaynakların ve zenginliklerin kullanılmasında, kürt halkının da söz sahibi olması sağlanmalıdır.
3- Kürt bölgesinde, kürtlerinde güvenlik konusunda,söz sahibi olmalarına,demokratik bir formül bulunmalıdır.
4- Irak, İran ve Suriyede ki kürtler Türkiyedeki Kürtlerden ayrı düşünülemez, birlikleri sağlanarak Türk Kürt birliği içine alınmalıdır.
5- Ortadoğuda güçlü bir Türk-Kürt bölge birliği kurulmalıdır. Bu beş şartı ön görmeyen her yol, geçici bir yol olacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanı, artık kürtler üzerinden siyaset yapmanın zamanı geçmiştir, Kürt halkı yaralıdır, fazla incitmeye gelmez. Geçmişte, Türk halkına ve Anadolu birliğine katkıları olmuş, kahramanları, sanatçıları, kültürü ve bir çok yönleri ile Anadolu kültürüne ve medeniyetine zenginlikler katmış, Türklerle kardeş olmuş bir halk olmasına rağmen, 1071 Malazgirt savaşından bu güne, sürekli varlık ve kimlik mücadelesi vermelerine rağmen, Türk kardeşleri tarafından kimlikleri bile kabul edilmemiş ve gereken kardeşlik sevgisi ile ilgi gösterilmemiştir. Lozan barış anlaşması, sadece Kürtleri nasıl böleriz diye aylarca uzatılmış, Musul ve Kerkük ısrarla türkiyeden ayrı tutulmuş ve derin devlet olarak bu durum Türk halkından gizlenerek suç ingilizlere yüklenmiştir, buna karşılık yunan adalarında ve trakyada bazı tavizler verilmiştir, neden? Çünkü, bütün Kürtler bir arada olursa tamamını asimile ederek türkleştiremeyiz, araplarla anlaşır aramızda eritiriz diye düşünen, İsmet Paşa ve Mustafa Kemal tarafından, bu konuda büyük bir mücadele verildiği, Tarihi bir gerçektir. Kürtler çok acılar çekmiş, haksızlığa uğramış, kardeş ve müslüman bir halktır. 

Kürtler kimlik ve varlık savaşını, tarih boyunca verdiler ve büyük bedeller ödediler.

Ne yazıkki , geçmişteki hatalar, aynen bu günde tekrar edilmektedir. Eğer, Kürtlerle kardeşlik ruhu yaşatılacaksa, kürtlerin acılarını ve sevinçlerini paylaşmak, türk kardeşlerinin görevi olmalıdır, bu konuda en büyük görev Kürtlerin de Cumhurbaşkanı olarak size düşüyor. Bir örnek olsun diye dikkatinize sunmak istiyorum. Bütün Kürt Halkı, Kobani üzerinden, dünya aleme varlıklarını göstermek için ayağa kalkmışken, Kobani ruhunun ne olduğunu ve yüz metre ötede kürt kardeşlerinizin çocukları vahşice katledilirken, bütün dünyanın gözü önünde, tankları sıra sıra dizmenin ve seyirci kalmanın, kürtler üzerinde yaratacağı etkiyi düşünemiyen ve bilmeyen bir kardeşlik ruhu olabilirmi.. Türk sınırına, tarumar olmuş bir suriye mi, Can çekişen bir Esat ordusu mu, yoksa bizim Yezidiler mi gelip sınırınıza tecavüz edeceklerdi. İşid türkiyeden yardım almak ve geliş gidişlerini kolaylaştırmak için, dost bildiği Türkiye ile iletişim kurmak ve Murşitpınar gümrük kapısından, rahat bir şekilde gelip geçmek için, kobaniye bu kadar yüklendiklerini bütün dünya biliyor.

Yapılan bunca yardım, bunca çaba ve kardeşlik ruhu, bir yanlış söz ve bir yanlış tutum nedeniyle, bütün bölgenin türkiyeyi işid yanlısı olarak algılaması nedeni ile heba olmuştur. Kobani ha düştü ha düşecek gibi talihsiz konuşmaların, bir daha yapılmamasına, kardeşlik ruhu için özen gösterilmelidir. Bu durumun acil olarak telafi edilmesi bir Cumhurbaşkanı olarak size düşer. Bölgenin huzuru, refahı, barışı ve kalkınması, Türklerin ve Kürtlerin gerçekten, gönül rızası ile tesis edecekleri, kardeşlik ruhu ile mümkün olabilir. Siz Kürtlerinde Cumhurbaşkanı olduğunuzu unutmayınız. Kürtler ülkeyi bölmek istemiyor, bu durum yanlış algılanıyor, tam aksine Türk-Kürt birliğini kurarak, ülkenin daha da güçlenmesini ve büyümesini istiyorlar. 

Barış için tek yol Sayın Öcalanın önerdiği Demokratik Özerklik yolunun başarıya ulaşmasıdır. Bu fırsat kaçırılmamalıdır, aksi halde kürtleri başka birlikler içerisinde bulabilirsiniz.Türk Kürt birliği bir kaderdir, bir biri ile bütünleşmiş ve kardeş olmuş bir halkın, barışı ve birliği, her iki halkın mutlak surette yararına olacaktır. Bu iki halkı, ancak gerçek demokrasi yolu ile birlikte tutabilirsiniz.

Sayın Cumhurbaşkanı sizden istenen öncelik, yol ve köprü değildir, Kürtler patika dağ yollarını daha çok sever, sizden istenen öncelik, insanların öldürülmesinin ve annelerin gözyaşlarının durdurulmasıdır.

Anlayışla karşılıyacağınızı umuyor, saygılarımı sunuyorum.

A l i  U L A Ş
( İş adamı,Eski Hakkari YSE Müdürü) 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum