1. HABERLER

  2. KÜLTÜR / SANAT

  3. İlk Kürtçe rap gecesi İstanbul'da gerçekleşti!
İlk Kürtçe rap gecesi İstanbul'da gerçekleşti!

İlk Kürtçe rap gecesi İstanbul'da gerçekleşti!

Profesyonel anlamda ilk Kürtçe rap gecesi İstanbul'da gerçekleşti! Etkinlik kapsamında konser veren Reqso, Roni Artin'in yanı sıra Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen Afo, Zımanbaz ve Ramin'den oluşan "Tolhildan" grubu ve Xem'le sohbet ettik.

A+A-

İstanbul, geçtiğimiz Pazar akşamı, Kürtçe rap yapan müzisyenlerin ilk profesyonel buluşmasına ev sahipliği yaptı.

“Kurdish Rap Night (Kürtçe Rap Gecesi)” ismiyle düzenlenen konserlere genç ve heyecanlı müzisyenlerle; en az onlar kadar coşkulu bir kalabalık da katıldı.

Konser sırasında, Çinli, orta yaşlı kadın turistlerden, tüm şarkıları ezbere söyleyen Kürt gençlerine, hiçbir şarkının hiçbir sözünü bilmemelerine rağmen eğlenen İstanbullulara kadar, geniş bir skaladan herkes oldukça keyifli vakit geçirdi.

Etkinlik kapsamında Reqso, Roni Artin’in yanı sıra Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen Afo, Zımanbaz ve Ramin’den oluşan “Tolhildan” grubu ve Xem sahneye çıktı. Dinleyiciler tarafından yoğun ilgiyle karşılaşan gecenin müzisyenlerinden “Xem” aynı zamanda organizatörlüğü de üstlenmiş.

Kolektif bir çalışmayla düzenlendiği belli olan ve bunun da herkesin yüzüne, işine, enerjisine yansıdığı konser öncesi müzisyenlerle sohbet etme fırsatı yakaladık. Sunuculuğunu, “Deno 72” lakaplı tiyatrocu Deniz Özer’in yaptığı gecede, öncelikle herkes, ‘İsveç’te yaşayan ve Kürtçe rapin ilk isimlerinden olan Serhado’nun çıkışından sonra kendilerinde de bu işe başlayacak motivasyonu bulduklarını’ söyleyerek, Stockholm’a selam gönderdiler…

‘Bir rap parçası yazabilmek için dile çok iyi derecede hakim olunmasının gerekliliğini’ anlatan Kürt rapçiler, anadillerini daha iyi kavramak için kurslara gidiyor ve bol bol kitap okuyorlar. Müzisyenlerle rap müziğe, kendi hikayelerine, Kürtçe rap’e dair sohbet ettik.

Böyle bir gece düzenleme fikri nasıl oluştu? Süreç nasıl gelişti?

Biz uzun bir süredir böyle bir gece yapmayı arkadaşlarla planlıyorduk. Fakat bir türlü arkadaşlarla bir araya gelememiştik farklı şehirlerde yaşadığımız için. Bu gece sahneye çıkacak olan arkadaşlarımızdan bazılarının şahsi programları oldu ama bunun haricinde hepimizin birlikte yer alacağı bir etkinlik yapmayı planladık. Hep beraber oturup mekandan, konsepte ortak kararlar alarak ilerlediğimiz bir süreç gelişti. Tiyatrocu arkadaşlarımızdan, bazı medya platformlarından, müzisyenlerden, özellikle Kürt müzisyenlerden destek gördük.

Sizi tanımamız adına biraz kendinizden bahsedip neden rap müzik yapmayı tercih ettiğinizi anlatır mısınız?

Reqso: En başta “kendimi nasıl ifade edebileceğim” üzerine sık sık kafa yoruyordum. Sonra bana en uygun müziğin rap olduğuna karar verdim. Müziğimi ana dilim olan Kürtçe’de icra etmek istediğimi biliyordum. Kafamda ise çocukluğumdan kalan, askerlerin evleri basıp, Kürtçe kaset dinleyen insanları alıp götürdüklerinin tesiri vardı… 14-15 yaşlarındayken Türkçe, İngilizce şarkıları dinleyip, aynı zamanda Dengbej kültürüne yoğunlaştım. Daha sonra Serhado’nun profesyonel olarak ilk Kürtçe rap albümünü yapması beni de motive etti. Akademik olarak Kürtçe’min, gramer bilgimin yeterli olmaması beni dil kursuna gitmeye yönlendirdi. Rap müzik yapabilmek için dile çok iyi derecede hakim olmak, çok okumak gerekiyor. Olabildiğince kitap okuyarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Siirtli’yim ama yaklaşık 10 yıldır İstanbul’da yaşıyoruz ailemle beraber.

Roni Artin: Mardinliyim ve asıl mesleğim çiftçilik; rap müzik ise hobim. Çok küçük yaşta break dance yapmaya başladım, rap müzikle tanışmam da böyle oldu. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Mardin’den gelen biri olarak, diğer müzik türleri beni doyurmadı. Rap hikayeler üzerine kurulu bir müzik ve bizim de anlatacak bir sürü hikayemiz vardı. Bu yüzden Serhado’nun öncülüğü ile biz de bu noktadan sonra Kürtçe rap müziğe yöneldik. Biz, kendi imkanlarımızla, çabalarımızla Kürtçe rapin ikinci jenerasyonu olarak üretmeye çalışıyoruz.

Xem: Çocukken yabancı dillerdeki filmleri, müziklerini dinlemek için seyrederdim. Bu müzikler arasından da ilgimi en çok rap müzik çekerdi. Daha sonra televizyonda uluslar arası yayın yapan müzik kanallarını keşfettim. İnternetin Batman’a gelmesi ile iyice müzik araştırmaları yapmaya başladım. Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce söyleyen müzisyenlerin işlerini keşfetmeyi seviyorum.

Rapin kendi içinde birçok alt dalı var, onun dışında rapi r&b, reggae gibi farklı müzik tarzlarıyla sentezlemek gerek. Şu an bu Türkçe rapte deneniyor ve bizim de çağa ayak uydurmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Ben 2010 yılından beri Kürtçe rap yapıyorum. Bu coğrafyada doğmuş, büyümüş müzisyenler olarak dertlerimizi dile getirmek tabii ki boynumuzun borcu. Ayrıca Kürtçe rap için bir platform oluşturmak öncelikli hedefimiz. Nasıl ki Türkçe rapin ilk aşamasında “Silahsız Kuvvet”, “Kartel” gibi belli başlı gruplar oluşup, bir platform yaratıp, daha sonra kendi kariyerlerine yoğunlaştılarsa, biz de bunu yapmak istiyoruz.

Zımanbaz: Antepliyim. Rap’le tanışmam 1995-96’da breakdance yapmamla başladı. Daha sonra 2000’lerde 2 yıl Antep’te breakdance hocalığı yaptım. Avrupa’ya gittim. Orada da hiphop kültürünün içinde yer almaya devam ettim. Küçük küçük dörtlükler yazıp, müzikle birleştirme çabalarım vardı. Ama o dönemler, “Kürtçe rap müziğe uygun mu?” gibi sorular vardı kafamda. Çevremdekilerden olumlu yorumlar aldıkça ben de devam ettim. Hâlâ da devam ediyorum. Benim müzik hayatım çok profesyonel değil; rap dışında bir iş hayatım var. Fırsat buldukça yazıyorum, söylüyorum, festivallere gidiyoruz. Paris’te yaşıyorum.

Afo: Rap’le 1997’de tanıştım. Yaşadığım kentte rap bir virüs gibi yayılmıştı diyebilirim! Arkadaşlarla öğlenleri buluşup breakdance yapıyorduk, bazen farklı semtlerin çocuklarıyla kapışıyorduk… İlkokula giderken müzik öğretmeni, “Herkes kendi ana dilinden bir sanatçının CD’sini getirsin” dedi. Her hafta farklı bir dilden müzik dinliyorduk. Tabii ki herkes kendi ana dilinden rap albümleri getiriyordu. Ben de o zaman Kürt bir müzisyenin albümünü götürmüştüm. Çocuklar da gülmüştü. O zaman dedim ki, “Bir gün Kürtçe müzik yaparsam, uluslararası anlaşılabilirliği olan bir yol izleyeceğim.”

2000’li yıllara doğru, İsviçre’de “Dopple D” isimli bir grup kurduk. Arap, Türk ve Dominikli arkadaşlarla müzik yapıyorduk. Serhado’nun bir CD’sini hediye etmişti arkadaşım. Onu dinledikten sonra “Ben de yapabilirim” diye düşündüm. Daha sonra internette araştırırken, Zımanbaz’ın müziğine rastladım. Berlin çıkışlı, “Aggro Berlin” plak şirketinin Kürtçe müziğe uygulanmış halini yapmak istedim. Zımanbaz ve Ramin’le beraber “Tolhildan” olarak çalışmaya başladık. İlk parçamız olan “Dem Hat”ı kaydettik. Dem Hat Kürtçe rapin ilk sokak tarzında yazılmış şarkısıdır. O zaman iyi ilgi görmesine rağmen yaptığımız müziği büyük kitlelere duyuramadık. Kürtçe müzikte her zaman platform sorunu yaşadık. 2004’te kaydettiğimiz “Operasyon” adlı albüm 4 yıl elimizde kaldı, albümü çıkaracağımız bir platform yoktu…

‘MÜZİĞİMİZİ POPÜLER OLMAK İÇİN DEĞİL, VAR OLMAK İÇİN YAPIYORUZ’

Türkiye’deki rap sahnesinde kendinize yer edinebiliyor musunuz?

Roni Artin: Türkiye’de “Türkçe rap” çatısı altında çok da yer edinemiyoruz kendimize, kabul de görmüyoruz aslında. Ama bu bir sorun değil, bizi motive ediyor. Bazen istediğimiz beat makerlarla çalışamıyoruz. Bizimle çalışmayı bir “tehlike” olarak görüyorlar. Onlara da hak veriyoruz… Biz bu müziği popüler olmak için değil, var olmak, hikayelerimizi anlatmak için yapıyoruz.

Biz sokaklarda büyümüş çocuklarız. Sokakların dilini bilen, oraları anlatan insanlarız. Rap müzik “banka soydum, ATM patlattım” falan gibi Amerikanvari hayali olaylarla ifade edilemez. Burası Amerika değil, buranın başka sorunları var. Önce bu sorunlar görülmeli, analiz edilmeli. Bence Kürtler bunda başarılılar. Müziğimizi yaparken bazen sorunlarımız anlatıyoruz, bazen gülüyoruz ama bizim hikayelerimizin hepsi gerçek. Hedefimiz kendimizi sürekli geliştirmek. Dilimiz, kültürümüz, müziğimiz benimsendiğinde, rap müziğin sonraki jenerasyonları bizim adımızı ansınlar istiyoruz.

‘RAP MÜZİK GERÇEKLERİ ANLATIR; GEREKTİĞİNDE ÖZ ELEŞTİRİYİ DE GETİRİR’

Rap parçalarının upuzun bir textleri oluyor… Bu texti nasıl bir stille oluşturuyorsunuz? Kürt halkının mücadelesine müziğinizde nasıl yer veriyorsunuz?

Roni Artin: Hepimizin kendi üslubu var. Örneğin Xem konulara çok hakim, bir konuyu alıp çevirebiliyor. Bense daha kara mizah tadında yazıyorum. Benzetmelere, dilin esnekliğinin kullanılabileceği oyunlara yer vermeye çalışıyorum. Reqso da akademik olarak dile çok hakim. Ben biraz daha “sokak Kürtçesi” ile ilerliyorum… Kürt müziğinin hep arabesk bir tarafı olmuştur, çekilen acılardan dolayı. Fakat biz rap müzikle insanlara umut vermek istiyoruz. Politika siyasilerin işi, biz rapçiler olarak toplumsal sorunları anlatmakla yükümlüyüz.

Xem: Belirli sıkıntıları, o anki gündeme göre dile getirebiliyoruz. Ama çoğu zaman tarihimizde maruz bırakıldığımız katliamlardan, devletin uyguladığı dilde asimilasyon politikasından, mahrum bırakıldığımız haklardan bahsediyoruz. Tüm tarihsel süreci, rap müzikte de “biz buyduk, buyuz, bu olacağız” şeklinde varoluş mücadelemizi dile getiriyoruz. Bunun yanı sıra birçok eğlenceli şarkılar da yapıyoruz.

Reqso: Ben biraz daha edebi, örneğin atasözlerinin ağırlıkta olduğu bir stille şarkılarımı yazmaya çalışıyorum. Toplumun, hayatın içinden ortak olaylar, ortak sorunlar seçmeye çalışıyorum.

Zımanbaz: Kürtçe müzik yapmam, başlı başına benim protestomdur. Kürtçe ortaya konan her eser, “Ben de varım” demenin bir yoludur, bir duruşu ortaya koyar. Bizim hatamız şu: Biz hep başkalarından bekliyoruz ilk adımı. Benim kendi adıma bu böyle oldu. Hepimiz istiyoruz ki müziğin her dalında Kürtçe eserler verilsin ama kendimize hiç “Peki bunu ben neden yapmıyorum?” sorusunu sormuyoruz.

Kürtçe müzik yapmaya başlama motivasyonum kendi halkımın sorunlarını dile getirmekti fakat daha geniş bir açıdan baktığım zaman, müziğimde tüm acı çeken halkların sesi olmam gerektiği yargısına vardım. Rap gerçekleri anlatan bir müziktir; gerektiğinde öz eleştiriyi de beraberinde getirir.

Afo: Asıl amacımız Kürtçe dilinin kullanılmasını, müziğimizi küçük çocuklara kadar ulaştırarak, Kürtçe’nin konuşulmasını, anlaşılmasını yaygınlaştırmak.

Kürtçe rap battlelarını, atışmaları anlatın bize!

Xem: Rap müzikte bu atışmaların başlaması için bir platform oluşması şart. Bundan sonra farklı gruplar, yorumlar, tarzlar ortaya çıkıyor. Biz şu an bu platformu yaratmaya çalıştığımız için birlik söz konusu. Bir sorumluluk için bir arada olduğumuzdan birbirimize çok çatmıyoruz. Arada küçük eleştiriler oluyor tabii… Düzenlediğimiz bu tarz gecelerde de birbirinden çok fazla hoşlanmadığı bilinen isimler oluyor fakat kimse, beraber bu etkinliklere katılma fikrini reddetmiyor. 1-2 sene içinde bu battleların başlayacağına inanıyoruz.

Afo: Dislerin Kürtçe rap sahnesinde kesinlikle ileriki zamanlarda olması gerekir. Çünkü bu atışmalar, rap müziğe canlılık katar; sizi rakibinizden daha üstün olmanız açısından motive eder.

Peki Kürtçe rap platformunun oluşmamasının nedenleri nelerdir?

Zımınbaz: Medya destek vermezse, konserlere çıkamazsan, sesini de duyuramıyorsun. Bu da yalnızca kendi çabanla yaptığın müzik ve videolarla bir “Youtube linki” olarak kalmana yol açıyor…

‘EZHEL, PATRON VE GAZAPİZM İLE İLETİŞİM HALİNDEYİZ’

Türkçe rap yapan diğer müzisyenlerle bir araya geliyor musunuz? Müziğinize ve bu geceye tepkileri nasıl oldu?

Xem: 2 yıl Ankara’da yaşadığım süreçte, “Voodoo Records”tan bir sürü isimle tanışma fırsatım oldu. Ayben, Allame, Patron, Ezhel gibi önemli sanatçılarla tanıştım. Çoğundan üstü kapalı da olsa destek mesajları aldım. Samimiyetiyle hep yanımızda olan iki isim söyleyebilirim: Ezhel ve Patron. Patron bu gece zaten aramızda olacak Ezhel ise etkinliğin tarihinde değişiklik yapmamız gerektiği için, programını ayarlayamadığından konsere katılamadı.

Roni: İzmir’den Gazapizm ile de sürekli iletişim halindeyiz.

Reqso, sen sanırım daha önce de Kurdish Spoken Word (Chalak Events)’e katılmıştın. Bu tarz etkinliklerin arttırılması ne ifade ediyor? Bu etkinliklerin hem sizde, hem de katılımcılarda yarattığı etki nedir?

Reqso: Bu tarz etkinlikler hâlâ birçok kesim tarafından “marjinal” olarak kabul ediliyor. Bu etkinlikleri düzenlemek ve onlara katılımın artması, hem dinleyici kitlemizi genişletmek hem de hakkımızda ön yargılara sahip olan diğerlerinin zihninde farklı bir imaj yaratmak açısından çok önemli.

Xem: Müzikal anlamda kaliteli işler yapıp kendimizi geliştirdikçe, dinleyici kitlemizin de, “Kürtçe müziği sadece Kürtler dinler” gibi garip bir algıdan sıyrılacağına inanıyoruz. Nasıl ki ben şu an anlamadığım dillerdeki şarkıları severek dinliyorsam, bizim de müziğimizi uluslararası hale getirmemiz gerekir. Bu tarz etkinlikler olduğu sürece, katılımla birlikte biz de motive olup kendimizi geliştireceğiz. Böylelikle de müziğimizi daha büyük kitlelere duyuracağımıza inanıyoruz.

Yeni konserler olacak mı?

Xem: Bu etkinliğin ikinci aşaması Erbil, Diyarbakır, sonraki aşaması belki Avrupa… Yavaş yavaş ilerlemek istiyoruz.

Afo: Şu an gururla söyleyebilirim ki Kürtçe rap uluslararası platformlarda kendine yer bulabiliyor. Bu geceyi de çoktandır planlıyorduk. Almanya’da “Splash!”, İsviçre’de “Frauenfeld Openair” gibi hiphop ve rap festivalleri düzenleniyor. Türkiye’de de böyle festivallerin olduğunu görüyoruz. Konser serimizin sonraki durakları Erbil, Diyarbakır olacak, sonra da farklı yerler. Artık Kürtçe rapin de kemik bir dinleyici kitlesi var.

Haber: Tuğçe Özbiçer- Duvar

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.