1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Erdoğan'dan AB üyeliği için referandum mesajı: Bize düşen 81 milyona gitmek
Erdoğan'dan AB üyeliği için referandum mesajı: Bize düşen 81 milyona gitmek

Erdoğan'dan AB üyeliği için referandum mesajı: Bize düşen 81 milyona gitmek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB'nin dağılacağına yönelik işaretler olduğunu belirtti. Erdoğan, "Bir an önce sona yaklaşılsa da istikametimizi belirlesek diye bekliyorum. Sene 1963, 2018 hala bizi oyalıyorlar" şeklinde konuştu.

A+A-

TRT Word Forum’da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan, “Bütün kıtaların temsil edildiği bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olması lazım” dedi.

Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin başvurusunu 1963 yılından beri beklettiğini belirten Erdoğan, “Bize düşen de herhalde 81 milyona gitmek 81 milyon ne karar veriyor ona bakmak. Şimdi öyle Avrupa ülkeleri var ki bakıyorsunuz bir seneye 2-3 referandum sıkıştırıyor. Referandumlara da aslında alışmamız lazım” ifadelerini kullandı.

‘BM ADALET ARAYIŞINA ÇARE OLMADI’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT World Forum’un kapanış oturumunda katıldı.

Birleşmiş Milletler’in (BM) “adalet arayışına çare olmadığını” söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BM adalet arayışının tesisi olsun diye kurulmasına rağmen, geldiğimiz noktada bu adalet arayışına bir cevap oluşturamamıştır. Dünyanın çeşitli yerlerinde BM’nin gayretleri var BM Güvenlik Konseyi’nden çıkan birçok kararlar var. Fakat çıkan bu kararlarla alınan bir netice yok” dedi.

Birçok ülkede çatışmaların yaşandığını hatırlatan Erdoğan, “Afganistan’ın, Suriye’nin, Yemen’in, Arakan’ın hali ortada. Bütün bunlara rağmen şu an itibarıyla Birleşmiş Milletler maalesef herhangi bir şey yapamıyor. Hepsinden öte Kıbrıs ortada. Sene 1973, 2018 Kıbrıs çözülebildi mi? Çözülemedi” diye konuştu.

‘BEŞ ÜYE ADALET TESİS ETMEZ’

BM Güvenlik Konseyi üyelerinin kesin veto hakkı olduğunu belirten Erdoğan, “Beş daimi üyenin bir tanesi hayır diyorsa mesele bitmiştir. Şimdi ABD’nin İsrail’in aleyhine olan bir karara evet demesi mümkün mü? Değil, demeyeceği içinde netice ne oluyor yine onların lehine oluyor” ifadelerini kullandı.

BM’nin yapısında değişiklik yapılmasını söyleyen Erdoğan, “Birleşmiş Milletler’de şu anda 193 üye var. Bu 193 üyenin de içinde yer alacağı dönüşümlü olarak daimi üye sıfatını kazanacağı bir Birleşmiş Milletler’in oluşması gerekiyor. Eğer bu oluşmazsa beş tane üyenin dudakları arasında bu dünyada adalet tesis edilemez. Bütün kıtaların temsil edildiği bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olması lazım” dedi.

ABD’nin YPG’ye yaptığı silah yardımını eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:

AMERİKA TERÖR ÖRGÜTLERİNE SİLAH GETİRDİ: Suriye’de 19 bin TIR silah, mühimmat, araç, gereç, oradaki terör örgütlerine getirildi. Kim tarafından? Amerika tarafından. 3 bin kargo uçak, silah, mühimmat, araç, gereç oraya getirildi. Suriye’nin kuzeyinde 22 tane Amerika’ya ait üs var. Bunlar güçlendiriliyor, neyle güçlendirilecek. Benzer şekilde 5 üs de Rusya’nın var. Bütün bunlar acaba niçin buralarda kuruldu, niçin bunlar var? Bir taraftan lafa geldiği zaman ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ diyeceksiniz. Öbür taraftan getirip 22 tane üssü orada kuracaksın. Öbür taraftan ‘Deyrizor petrollerini kim paylaşacak, nasıl paylaşacak?’ bunların hesabını yapacaksın.

BİZİ SURİYE HALKI DAVET ETTİ: Suriye fakirlik, garip gureba böyle bir durumun içerisinde diyeceksin, ondan sonra da bize ‘burayı terk etmeniz lazım’ diyeceksin. Hayır, biz orayı terk etmeyeceğiz. Ne zaman ki Suriye halkı seçimlerini yapar, seçimlerini yaptıktan sonra biz Suriye’yi sahiplerine terk eder, oradan ayrılırız ama şu anda Amerika’yı oraya devlet davet etmedi ama Amerika orada. Rusya’yı devlet davet etti. Biz de diyoruz ki burada sulhu sükun sağlansın, çünkü oraya bizi Suriye halkı, davet etti. ‘Bizi kurtarın’ dediler, ‘gelin’ dediler. İdlib’te İdlib halkı bizi davet etti. Afrin’de öyle. Biz onların daveti üzerine buralara gittik çünkü nerede bir mazlum varsa biz elimizden geldiği kadar orada yardıma koştuk, koşmaya devam edeceğiz.

İDLİB’DE YAŞAYANLAR TÜRKİYE’YE KAÇACAKTI: Halep’ten kaçanlar İdlib’e geldi. İdlib bir sürgün yeri haline gelmişti. 3.5 milyon insanın yaşadığı bir yer haline geldi. Bu insanlar Türkiye’ye kaçmak zorunda olacaktı. Olan da buydu. Hatay’dan Türkiye’ye giriş çabasında olacaklardı. Yenileri de gelse kapımızı başkaları gibi kapayamazdık. Karşımızda insan var, ölümlerine seyirci mi kalacaktık. Rusya-Türkiye-İran olarak çalışmaları başlattık. Putin ile bir final zirvesi yaptık diyebiliriz. Bu final İdlib içindi. 10 maddelik bir mutabakat imzalandı. Temenni ederim İstanbul’da yapılacak dörtlü zirveden de olumlu bir sonuç alırız.

AB SUDAN SEBEPLERLE KARŞIMIZA ÇIKIYOR: (Avrupa Birliği’nin dağılacağı yönünde işaretler olduğunu sorusu üzerine) AB’de sona yaklaşıldığının işaretlerini görüyorum. Bir an önce yaklaşılsa da istikametimizi belirlesek diye bekliyorum. Sene 63, sene 2018, hala bizi oyalıyorlar. Böyle bir zulüm olmaz ya böyle bir zulüm olmaz. Hiçbir alanda bizimle mukayese edilemeyecek ülkeler AB’ye üye yapıldı. Kopenhag Kriterleri denildiği zaman biz bu kriterlerin neredeyse hepsini yerine getirdik ama bunlarla yakından uzaktan alakası olmayanlar şu anda üye. Türkiye ile ilgili olarak bakıyorsunuz sudan sebeplerle bizim karşımıza geliyorlar.

REFERANDUMLARA ALIŞMAMIZ LAZIM: (“Türkiye’nin AB’nin bütünlüğünü korumaya yönelik bir önerisi var mı?” sorusu üzerine) Niye olmasın, biz AB’yi parçalama için yaratılmadık. AB ne kadar güçlü olursa biz de o kadar güçlü oluruz. Bizim AB’ye katacağımız çok şey var onların da bize katacağı çok şey olabilir. Bu mantıkla giderse bize düşen de yarın gazetelere iyi bir başlık olur… Bize düşen de herhalde 81 milyona gitmek 81 milyon ne karar veriyor ona bakmak. Parti genel başkanı olarak şöyle arkadaşlarımla da masaya yatıralım ondan sonra ‘tamam’ denildiği anda hemen adımımızı atarız. Bir de mart seçimleri var. Türkiye artık geçmişte olduğu gibi değil. Şimdi öyle Avrupa ülkeleri var ki bakıyorsunuz bir seneye 2-3 referandum sıkıştırıyor. Referandumlara da aslında alışmamız lazım. Yeni sistem bunları getirmiş olacak.

YUNANİSTAN’A S-300 ALIRKEN BİR ŞEY DENMEDİ: Biz, ‘Rusya’dan S-400 alacağız’ dedik. ABD ‘Sizin S-400 almanızı doğru bulmuyoruz’ dedi. Niye? ‘Siz NATO üyesisiniz, NATO üyesi kalkıp da NATO üyesi olmayan bir ülkeden S-400 alamaz’ dediler. Şimdi o kadar garip bir yaklaşım tarzı ki, bana S-400 alamazsın derken, Yunanistan S-300 almış Rusya’dan. Peki, o zaman Yunanistan’a niye öyle bir şey demiyor. Ona böyle bir yasak yok bize var. Kusura bakmayın biz buna uyamayız. Sağ olsun NATO Genel Sekreteri Stoltenberg bir açıklama yaptı. ‘Türkiye bir ortağımız olarak, bu konuda tercihlerinde serbesttir’ dedi. Biz şu anda ülkemiz savunması için bu adımı attık. Biz Amerika’dan savunma sanayimiz için çok şey istedik. Amerika istediklerimizin büyük bir çoğunluğuna hep şu cevabı verdi. ‘Kongre müsaade etmedi.’ cevap bu. Peki, kongre bize müsaade etmiyor da terör örgütü PYD-YPG’ye mi müsaade ediyor? Kalkıp 19 bin silah araç, gereç bunları terör örgütüne gönderiyorsun. Bana paramla vermiyorsun ona parasız veriyorsun. Ya böyle bir şey oyabilir mi? Bunlar ne oluyor, bu ekonomik savaşı getiriyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.