1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım
Çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım

Çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım

'Şimdi çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım. İşte soru: Bu durumda 'tutuksuz' yargılanması gereken hangisi olmalıydı: Suçu ağır olan mı, hafif olan mı?'

A+A-

Mehmet Y. Yılmaz / T24

Önceki gün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde iki yargılama sona erdi.
Birinde Selahattin Demirtaş hakkında 'terör örgütü propagandası yapmak' suçlamasıyla verilen ceza onaylandı.
Böylece AİHM’nin verdiği 'tutuksuz yargılansın' kararı çöpe atılmış oldu, zaten bunu okumuşsunuzdur.
Ancak şunu yazının sonuna kadar aklınızda tutmanızı rica ediyorum: Demirtaş, “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklu olarak yargılandı. 4 yıl 8 ay cezası alel acele onaylandığı için de hükümlü olarak cezaevinde kalacak.
Cennet vatanımızın bir başka Adalet Sarayı’nda görülen davada da tutuksuz olarak yargılanmakta olan sanık Müjgan Boydak, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Mahkeme, “İstinaf ve Yargıtay süreci göz önüne alınarak, tutuksuzluk halinin devamına ve ceza kesinleşinceye kadar yurt dışı çıkış yasağının devamına” karar verdi.
İki mahkeme kararı var. Suçlamalara bakılırsa ikinci suçlama daha ağır.
Bu nedenle mahkumiyet de ikinci davada daha ağır.
Şimdi çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım. İşte soru:
Bu durumda 'tutuksuz' yargılanması gereken hangisi olmalıydı: Suçu ağır olan mı, hafif olan mı?
Yanıtları duyar gibiyim, ama üzülerek söylemeliyim ki doğru yanıtı bulamadınız.
Doğru yanıt şu olmalıydı: Reis’in tutuklu olmasını istediği tutuklu yargılanır, “tutuksuz olsa da olur” dediği tutuksuz yargılanır.
Onun için Selahattin Demirtaş daha hafif bir suçtan tutuklu yargılandı, Türk adaleti adına göz yaşartıcı bir hızla cezası onaylandı, hapiste kalacak.
Onun için Müjgan Boydak, tutuksuz yargılandı, cezası kesinleşinceye kadar da özgürlüğünün tadını çıkaracak.
Yanlış anlaşılmamak için şunu söylemeliyim: “Müjgan Boydak’ı hemen hapse tıkın” demiyorum.
Boydak’ı yargılayan mahkeme, kanunlarımıza, yargılama usullerimize uygun bir karar verdi, “mağduriyet olmasın” diye karar kesinleşinceye kadar sanığın özgürlüğünü kısıtlamadı.
Benim canımı sıkan şey, Türkiye’de aynı kanunları uygulamak durumunda olan mahkemelerin çifte standardı. 'Adamına göre muamele' hevesi ve isteği.
Bu yargı adına gurur duyulacak bir manzara mı?

Yazının devamı için tıklayın...

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.