1. HABERLER

  2. OKUYUCUDAN

  3. Bir HDP seçim bürosu gönüllüsü izlenimleri
Bir HDP seçim bürosu gönüllüsü izlenimleri

Bir HDP seçim bürosu gönüllüsü izlenimleri

Seçim atlattıktan sonra herkes kendince bir analiz yapmaya başladı.

A+A-

Ben de yaklaşık 3 ay çalışmalarda aktif bir şekilde yer alınca, süreçte yaşadığım tecrübeleri bir araya getirip derli toplu bir yazı yazmak ve seçim öncesinde yaşadığım deneyimleri sizlerle paylaşmak istedim. Öncelikle belirtmek isterim, bu zafer tekstil atölyesinden çıktıktan sonra geç saatlere kadar ev ziyaretine katılan ve kararsızları ikna etmeye çalışan kadınların, lisede/üniversitede okuyan dersi bittikten sonra önce gündüz stant çalışmasına katılan, akşam da eş başkanlarımızın mektuplarını ev ev dağıtan öğrenci arkadaşların ve sırf daha fazla çalışmalara katılabilmek için işten ayrılan işçi/emekçi arkadaşların zaferidir. Naçizane benim de bir beyaz yakalı olarak sürece ufak bir katkım olmuşsa ne mutlu bana.

Seçim sonuçlarını açıklandığında bizler ilçe örgütümüzde okul sorumlularımızdan gelen tutanakların takibi ile meşguldük. Yaşadığımız mutluluk tarif edilemezdi. Genç hevaller (arkadaşlar) ile meydanlara çıkıp kutlama yapamıyorduk ama bir yandan da hayatımızın en güzel gününü yaşıyorduk diyebilirim. Bir büromuzda toplanan sandık tutanaklarını ilçeye getiren arkadaşların, zılgıtla ofise girmesi de gecenin en unutulmaz anıydı. Eminim ki sadece bizler değil, dağdaki gerillalar ve cezaevindeki tutsaklar da bu sonuçlara çok sevinmişlerdir. Hatta en çok onlar sevinmişlerdir diye düşünüyorum. Umarım bu sonuç, tutsakların tahliye edilmesi ve dağdakilerin geri dönmesine de vesile olur.

İlk olarak geçmiş dönemi değerlendirmekle işe başlayabiliriz. HDP 2 yıllık geçmişe sahip bir parti ama Türkiye kamuoyunda sanki Kürtlerin bir ya da iki seçimdir siyaset yaptığı şeklinde bir algı olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncemde belki yanılıyor olabilirim ama 1991 Türkiye genel seçimlerinde seçilen, Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak'ın milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırıldığını ve 10 yıldan fazla hapiste kaldığını ülkenin batısında çok fazla hatırlanmadığına adım gibi eminim. Ki bu deneyim öncesinde de Kürt siyaseti içerisinde olduğunu kabul edeceğimiz bağımsız veya diğer partiler içerisinde seçime girme şeklinde tecrübeler de yaşanmıştır. Ayrıca, sırasıyla HEP, ÖZEP, ÖZDEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP, BDP ve son olarak da HDP ile DBP adları altında faaliyet yürüterek bu hareket bu günlere gelmiştir. Geçmiş yıllarda OHAL bölgesinde parti çalışmaları içerisinde olmanın ölümü göze almak anlamına geldiği günlerden, %13 oy oranını elden eden bir parti konuma gelmek muazzam başarıdır. 90lı yıllarda %10 seçim barajını aşmak bizler için hayaldi desem yanlış olmaz. Bu noktada bir anımı da paylaşmak isterim. 1999 genel seçimlerdi yanlış hatırlamıyorsam, seçimden bir gün önce Mersinde ailece seçim konvoyuna katılmıştık. O sırada babama, bu barajı aşmak çok güç neden bağımsız adaylarla seçime girmiyoruz, en azından parlamentoda birkaç milletvekilimiz olur diye sormuştum. O da bana, partimizin bilinirliğini arttırmak ve uğradığımız haksızlığı daha görünür kılmak için bu şekilde girmeyi tercih ediyor olabiliriz demişti. Parti yöneticileri duymuş mudur bilmem ama bu dediğim yöntem 2007 yılında denendi ve başarılı oldu. 2011de ikinci defa denenen bu yönteme son seçimde gerek kalmadı, biraz da risk alınarak ve örgütlü çalışılarak baraj yerle bir edildi. Salt bu seçim kampanyası dönemi de değil, daha da geriye bakıldığında aslında Kürt siyasi hareketinin ödediği bedeller, verdiği emek ve gösterdiği sabır ile bugünlere geldiği daha da net anlaşılır. Eminim ki bu tarihsel birikim, partimizi daha da ileriye taşıyacak, ülkedeki değişim ve dönüşüme de büyük katkı sağlayacaktır.

Daha önce Mersin’de Mezopotamya Kültür Merkezi folklor ekibinde yer aldım ve İstanbul Kürt Enstitüsü dil kurslarına katıldım. Ancak, Kürt siyasi hareketine mensup partilerle ilişkim sınırlı düzeyde olmuştu. Seçime girecek siyasi partilerin aday adayları ortalıkta belirmeye başlayınca, çalışma arkadaşlarım arasında hangi partiye oy vermeyi düşünüyorsunuz şeklinde bir sohbet gerçekleşti. İşyerlerindeki dedikodu mekanizmasını bildiğimden farklı alanlara çekilir diye genelde rengimi belli etmeyi pek tercih etmem ve siyasete ilişkin sohbetlerimi sadece yakın arkadaşlarımla gerçekleştiririm. Ancak bu sohbette, hiç ummadığım bir kişinin ben HDP’ye oy vereceğim onların barajı geçmesi ve AKP’yi geriletmesi çok önemli demesi beni şaşırttı. Ben de yalnız olmadığımı görünce HDP’ye oy vereceğimi açıkladım. Bu itirafı yapmamı sağlayan arkadaşım, seçimlere az bir zaman kala HDP’nin barajı geçmesi artık kesin gibi, ben CHP’ye geri dönüş yaptım dese de, ben de bir kıvılcım yakmış oldu. Şöyle ki geçmiş yıllarda sürekli CHP’ye oy veren birisi bile bu seçimde HDP’ye oy vermek istiyor ise benim partimize sunacağım katkı sadece müşahit olmak veya sosyal medyada paylaşım yapmakla sınırlı olmamalı diye düşündüm. İlk önce Barajları Aş da Gel adresinden gönüllü formu doldurdum. Cumhurbaşkanlığı seçimindeki tecrübem bana geç geri dönüş olacağı şeklindeydi ve bu yüzden yanıt gelmesini beklemeden kendim İstanbul İl Başkanlığımıza gittim, merkezden ziyade oturduğum yere en yakın alanda çalışmak istediğimi ve oradaki arkadaşlarla iletişime geçmek istediğimi belirttim. Aldığım telefon bilgisi ve birkaç görüşmeden sonra mahalle toplantılarında kendimi buldum. İlk zamanlarda haftalık yaptığımız toplantılarımız, milletvekili adaylarının belirlenmesi, seçim büromuzun resmi olarak açılması sonrasında neredeyse her gün iş çıkışı büroya uğradığım bir pratiğe dönüştü. 

Süreçte bir büro faaliyetlerinde yer alarak sahaya ve tabana ilişkin birçok şey öğrendim diyebilirim. Partimize geçmişten beri emek veren ve bazıları 20 yılın üzerinde aynı bölgede ikamet eden insanlarla birlikte, ilk defa oy verecek heyecanlı bir gençlik grubu ve civarda oturup partimizi tanımak isteyen, Biz’lere ilgi duyan kişiler bir araya geldik. Yeni ve eskinin bir araya gelmesiyle birlikte elimizden geldiğince mahallemizde partimizi daha fazla tanıtmaya ve oy oranımızı yükseltmeye çalıştık. İlçemizdeki %65’e yakın oy artışı ve milliyetçi/muhafazakar seçmenin ağırlıklı yaşadığı mahallemizin oy oranının ilçede ikinci sırada olması emeğimizin karşılığını bir miktar aldığımızın göstergesiydi aslında.

İl binalarımızın ve miting alanımızın bombalanması, Erzurum’daki seçmen aracımızın yakılması kadar olumsuz olmasa da süreçte seçim bürosu olarak elbette bizler de bazı olumsuzluklar yaşadık, bunlardan en önemli olan iki tanesini paylaşmak istiyorum. İlk olay bir gece yarısı büromuzun olduğu sokakta yer alan partimizin rengarenk bayrakları üstüne kocaman MHP bayrağı asılmasıydı. O gün büroya geldiğimde herkeste bir moral bozukluğu vardı. Ateşli gençler müdahale edip bayrağı indirmek istiyorlardı ancak büro sorumlumuz daha soğukkanlı davranarak bağlantılarını devreye sokmuş ve herhangi bir tatsızlık yaşanmaması için MHP’lilerden bayrağın indirilmesini rica etmişti. Nitekim, aynı günün akşamı MHP ve ülkü ocakları üst düzey yöneticileri büromuza gelerek, olayla ilgileri olmadığını ve kendisini MHP’li olarak tanıtan, daha sonra AKP’li olduğunu öğrendikleri kişilerce bayrağın asıldığını belirtip bayrağı kendileri indirdiler. Bu tip provokasyonlara gelmememiz gerektiğini, hedefimizin ortak olduğunu ve tabanda yer alan ateşli gençlerden önce büyüklerin devreye girmesi gerektiğini belirttiler. Olumsuz olarak sınıfladığım ama AKP haricindeki partiler arasındaki hoşgörüyü göz önüne seren güzel bir örnek oldu bizim için.

Yaşadığımız diğer olay ise, AKP eliyle organize edildiği baştan belli olan broşür dağıtma hadisesiydi. İlçe örgütümüzde müşahitlere ilişkin geç saate kadar çalışma yürütüp tam evimize gitmeye hazırlanırken bir büromuzun etrafında isimsiz HDP’yi karalamaya dönük bildiriler dağıtıldığını öğrendik. Arabadan yol kenarına atıldığı belli olan bu materyallerin hangi büroların etrafına ve ne kadar yoğunlukla dağıtıldığını tespit etmek için etrafı dolaşmaya çıktık. Dindar kesimden partimize yönelimlerin iktidarı korkuttuğu apaçık ortadaydı ve seçime 4 gün kala yeni bir provokasyon devreye sokulmuştu. Zeytinburnu ve Avcılar ilçelerimizdeki partililer gibi biz dağıtanlara denk gelmedik ama kimlerin bu işi organize ettiğini de çok iyi biliyorduk. Ertesi gün suç duyurusunda bulunmak üzere bu bildirilerin fotoğraflarını çekip evlerimize dağıldık. İktidarın koltuğunu kaybetmemek için ne kadar çirkefleşeceğini o gece bir kez daha görmüş olduk.

Diyarbakır mitingine saldırı yapıldığı akşam biz büromuzda seçim öncesi son değerlendirme toplantımızı ve 2. müşahit eğitimimizi yapmayı planlıyorduk. Büroya geldiğimizde önceden davet ettiğimiz misafirlerimiz ekrana kitlenmiş ve moralleri bozuktu. Herkes eş başkanımızın açıklama yapmasını bekliyordu. Saldırı nedeniyle değerlendirme toplantısının sağlıklı yapılamayacağı kararına vardık ve eş başkanımızı dinlendikten sonra saldırılara inat müşahit eğitimimizi yapalım dedik. İki gün kalmıştı seçimlere ve çalışmalarımızı hayatını kaybeden arkadaşlarımız için de olsa aksatmayalım dedik ve ne kadar üzülsek de eğitim çalışmamızı yaptık. 

Elbette sadece olumsuz şeyler yaşamadık süreçte, çok da güzel deneyimlerimiz de oldu. Gençliğin enerjisi ve motivasyonu her zaman beni mutlu etti. Gece gündüz demeden etrafa yaydıkları coşku ve dinamizm ile büromuzu sürekli canlı tuttular. Onların varlığı diğer çalışanları da olumlu şekilde etkiledi. Partimizin Kazlıçeşme’deki mitingine hep beraber ama dolmuş paralarımızı kendi cebimizden ödeyerek gitmemiz de iktidar partisinden bizleri ayrıştıran ve her türlü ekonomik imkânsızlıklara rağmen bir arada durduğumuzu gösteren güzel bir anı oldu benim için. Gelenlerin ellerinde çay şeker, tatlı börek vs. çeşitli yiyecek içecekler ile gelmesi de mahallemizdekilerin büromuzu sahiplenmesine ilişkin ayrı bir güzel örnekti.

Seçimler geçti ve ben büromuzdaki o dinamizmi, sohbetleri ve her gittiğimde görmeye alıştığım arkadaşları özlemeye başladım. Seçim bittikten sonra bu şekilde bir boşluğa düşeceğimi hiç düşünmemiştim. Süreçte edindiğim tecrübeler gelecek seçimler için en azından bana yol gösterici olacaktır. Bu seçim çalışmaları sırasında partimizin ortaya koyduğu çalışma stratejisi belki alt düzeyde tam pratiğe dönüştürülememiş olabilir ama bunun da ilk defa bağımsız adaylar yerine parti olarak seçimlere girmemiz ve Türkiye çapında büyük bir kampanya yürütmemiz yüzünden olabileceğini düşünüyorum. Süreçte yaşanan aksaklıklara ilişkin eleştiri veya özeleştiri kendi içimizde mutlaka yapılacaktır ama şimdi zaman zaferin tadını çıkarma zamanıdır.

İlerisi için risk olarak gördüğüm bir konuyu da belirterek yazımı bitirmek istiyorum. Partimizde geçmişten beri gelen bir çalışma kültürü var. Bu yoğun emek sarf edilen, içten olan ve gecesini gündüzüne katan bir kültürdür. Ancak bu kültür bir yandan da kurumsal bir hafızadan çok beslenmeyen, emek hiyerarşisi ve bedel hiyerarşisi de yapabilen, ayrıca Türkiyelileşme söylemini de yeterince anlamamış olduğunu düşündüğüm bazı kadrolar da içermektedir. Malum gökkuşağının renkleri gibi rengarenk olan milletvekillerimiz partimize bir zenginlik katacaktır. Bu değişen yeni milletvekili kadromuz ile birlikte parti çalışanı kadrosunun da değişim dönüşüme uğrayacağını veya uğraması gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki eş başkanlarımız duruşu, söylemi ve enerjisi ile partimizi üst seviyelere taşıdılar, parti kadroları da bunu iyi özümsemeli, devamını getirmeli ve partimizi daha ileri noktaya götürmelidir. 

Evet seçim bitmiş olabilir. Ama asıl mücadele şimdi başlıyor, Biz’ler duruşumuzdan taviz vermeden eğer koalisyon ortağı olamaz isek seçim beyannamemizde yazan maddelerin yerine getirilmesi için var gücümüz ile çalışmaya devam etmeliyiz. Seçimin bu şekilde sonuçlanmasında emeği geçen herkesin tekrar eline sağlık. Sonucu hepimize tekrardan hayırlı olsun.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum