'BDP Süryaniler için yeniden doğuştur'

'BDP Süryaniler için yeniden doğuştur'

Februniye Akyol, çiçeği burnunda bir Belediye Eş başkan adayı.

YÜKSEKOVA HABER (ÖZEL)

MARDİN - Yaşı itibariyle, tüm Belediye Başkan adayları içinde en genci desek, istatistiklerle çelişmemiş oluruz kanımca. Sadece bir ilk olan bu değil, aynı zamanda, Cumhuriyet tarihinde Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayı olan İlk Süryani. İsmini bir Kilise Azize’sinden alması da tesadüf değil. Topluma öncülük edecek bir karaktere sahip çünkü. Üniversite yıllarında birçok dernek ve kulüp çalışmalarında bulunmuş, kadın hakları savunucusu bir insan. Onun için BDP Mardin Büyük Şehir Belediye Eş başkan adayı olmak iki nedenle önemli; ilki kadının üretimde var olması gerektiği için, ikincisi de atalarının yaşadığı bu kadim şehirde, kendi “öz kimliğiyle” atalarının anılarına sahip çıkmak. Süryanicede “Tur Abdin” diye anılan Mardin ve Midyat arası bölgede yaşayan tüm inançların hoş görüsü yüzüne yansıyor Februniye hanımın. Sevecen, insana yaklaşımındaki sıcaklığıyla, tadına doyum olmaz bir sohbet ortamının oluşmasını sağlıyor. Bizde tadına doyum olmaz sohbeti ile birlikte Belediye Eş Başkan adaylığı üzerine Februniye hanımla bir röportaj yaptık.

Belediye eş başkanı olma fikri nasıl oluştu?

Aslında böyle bir fikir yoktu ilk etapta. Her şey son şeklini almak üzereydi. Seçim sürecinde bütün listeler neredeyse belliydi. Tam o süreçte Sayın Abdullah Öcalan’ın Süryani bir eş başkan önerisiyle BDP bir kadın eş başkan arayışına girdi. Benim parti içerisinde çalışan çevrem Süryani arkadaşlarım bunu öğrendikten sonra bana geldiler. Biz seni önermeyi düşünüyoruz, sen ne dersin diye sordular. Zaten fikir olarak kendimi yakın hissettiğim bir partiydi BDP ve Kürt hareketine sempati duyan bir insandım. Aynı zamanda yakınlarım da bu partinin içerisinde yer alıyor. Ben de olur dedim. Daha sonra müracaat ettim, mülakatlara alındım ve kabul edildim.

‘Öz yönetimle özgür kimliğe’ diyerek neyi amaçlıyorsunuz?

Öz yönetimle özgür kimlik, ilk etapta kadın hareketinin çalışmalarıyla ön plana çıkan bir slogandır. Eş başkanlık sisteminin getirisidir. Hem kadının hem de erkeğin temsiliyetini içinde barındırıyor öz yönetim. Özgür kimlik derken bu Betnahin, yani Kürdistan bölgesi çok kozmopolitan bir bölge. Burada Süryaniler, Kürtler, Ezidiler, Aleviler, Ermeniler ve daha birçok halk var. Bugüne kadar bu halklar hep yok sayılmış, birbirine kırdırılmış. Ta ki Kürt hareketi ve BDP’ye kadar. Öz yönetimle özgür kimlik derken her halkın temsiliyetinin var olması, azınlık mantığıyla değil. Dayatılan demokrasiyle değil, gerçek bir demokrasiyle her halkın kendi temsilcisi olması anlamına geliyor. Bölgede Süryani varsa, bu Süryanileri bir Süryani temsil etmeli. Mahalmi varsa Mahalmi temsil etmeli, Arap ya da başka halklar varsa aynı şekilde olmalı. BDP bunu başarmış ve hayata geçirmiş durumda. Bu bir devrimdir. Baktığını zaman ben Süryaniyim, Arap eş başkanlarımız, Mahalmi eş başkanlarımız, Türk eş başkanlarımız var BDP’nin yanı sıra HDP’nin içerisinde. Bu, Kürt hareketinin samimiyetinin göstergesidir. Gönül ister ki tüm halklara eş başkanlık verilsin. Ama kontenjan da belli. Mümkün değil bu. Eş başkanlık düzeyinde olmasa da encümen listelerimizde diğer halklarımızdan temsilcilerimiz var.

“BDP özgüven kapımızı açtı”

Belediye eş başkanı olursanız Süryani halkının özgüven kazanabilmesi için neler yapacaksınız?

Zaten bize daha önce bir milletvekilliği kapısı açıldı BDP tarafından. Biliyorsunuz milletvekili Erol Dora Süryani’dir. Orada Süryanilerin bir özgüveni geldi. Benimle birlikte de pekişti. Süryanilerde bir önyargı vardı. İçine hapsolmuşluk vardı. Sadece kendi özünü koruyabilme ve dışarıdan bize zarar verilmesin de biz kendimizi yaşatalım diye düşünüyorlardı. Yani bir yere sıkıştırılmışlardı. Ama Kürt hareketi Süryanilere daha farklı yaklaştı. Ezilen diğer halklar için de aynı durum söz konusu. Ezilen halklar kendilerini koruma kaygısına düşmüşlerdi. Kürt hareketinin bu samimi yaklaşımıyla birlikte, mücadelesini verdiği özgürlükte Süryanilere de yer vermesi tabi ki Süryanilere bir özgüven getirdi. BDP bana diyor ki, gel sen Süryaniler için, kadınlar için, ezilen tüm halklar için mücadele et. Sen benim kontrolümde bir mücadele yürüt demiyor. Sen kendi halkının mücadelesini vereceksin diyor. BDP Süryaniler için yeniden doğuştur ve biz yeniden doğduk.

Bildiğimiz kadarıyla Ortodokssunuz. Hıristiyanlıkta da kadının erkeklerden bir adım geride olduğu gerçeğini düşünürsek, erkek egemen zihniyeti karşısında kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Süryanilik tabi ki Hıristiyanlıktan bağımsız düşünülemez ama Süryanilik sadece Hıristiyanlık olarak da düşünülmemeli. Çünkü Süryanilik, Hıristiyanlık öncesine dayanan bir ırktır. Asurlardan Sümerlere, Akatlara kadar dayanan bir halktır. Hıristiyanlıkta bariz bir erkek-kadın ayrımı yoktur. Daha eşitlikçe, daha sevgiye dayalı, daha barışçıldır. Temel günahlar içerisinde erkeğe de kadına da aynı şekilde yaptırım vardır. Zina kadın için de günahtır erkek için de günahtır. Diğer günah sayılan unsurlar da her iki taraf için de eşittir. Kilise hiyerarşisine baktığınız zaman kadın, evet rahibeliğe kadar yükseliyor; erkek metropolitliğe, patrikliğe kadar yükseliyor. Bu tabi erkek egemen sistemin bir getirisidir. Diğer taraftan baktığımızda Hıristiyanlıkta kadınlar azizelik mertebesine ulaşabiliyorlar. Benim de adını taşıdığım bir azizedir. Devrimci ve mücadeleci bir azizenin ismini taşıyorum.

“Tepeden inmedim”

Erkek egemen zihniyetin var olduğu yerlerde sizin eş başkan adayı olarak çıkışınız nasıl bir etki yarattı?

Bizde kadının geri planda kalması kültürel baskıdan kaynaklanıyordu. Süryani kadınları olarak tam manasıyla eşit değildik fakat yaşadığımız baskılardan sonra kendimizi koruma amaçlı hapsedildik ve geriye itildik. Süryani bir kadın okumasın, dışarıya çıkmasın mantığı değil, kadındır kaçırılmasın, kadındır tecavüze uğramasın mantığı vardı bizde. Çünkü bir Süryani kadın tecavüze uğradığı zaman sesini duyuramazdı. Bir Süryani kadın kaçırıldığı zaman geri alınamazdı. Biz bunların baskısı nedeniyle geriye itildik.

Çok gençsiniz. Bu nedenle Süryani halkı ve diğer halkların tepkisini hiç aldınız mı?

O anlamda bir teki almadım. Halkım beni zaten biliyordu, bu benim ilk çalışmam değil. Ben Tur Abidin’den büyük bir şehre-İstanbul’a-üniversite okumaya giden ilk Süryani kızıydım. Üniversiteye gitmem benim toplumum için de bir çağ atlamaktı. Benden sonra Süryani kızları üniversite okumak için başka şehirlere gittiler. Süryani halkı beni zaten tanıyor. Ben üniversiteyi tamamladıktan sonra Tur Abidin Süryani Akademik Birliği’nin kurucularından biriyim. Yani ben tepeden inen biri değilim. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.