1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Bahçeli: Silah gönderenleri ne yapacağız?
Bahçeli: Silah gönderenleri ne yapacağız?

Bahçeli: Silah gönderenleri ne yapacağız?

MHP lideri Bahçeli gündeme dair açıklamalarda bulundu. Bahçeli, "Müslüman kisvesi altında en vahşi cinayetleri gözünü kırpmadan işleyen bir azınlık var" dedi.

A+A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.

Bahçeli, “Müslüman kisvesi altında en vahşi cinayetleri gözünü kırpmadan işleyen bir azınlık var” dedi. Ortadoğu’ya gayri resmi şekilde silah satışının korkutucu seviyeye ulaştığını ifade eden Bahçeli, “Ortadoğu’nun omurgası çökmüştür” dedi.

“Teröristlere TIR’lar dolusu silah gönderenleri nereye koyacağız?” diye soran Bahçeli, 2013 ile 2017 yılı arasındaki silah satışlarının yüzde 20 arttığı bilgisini paylaştı. Bahçeli, “Caniler ekmek alır gibi silah almaktadır” ifadesini kullandı.

Kaşıkçı cinayetine de değinen Bahçeli, “Kaşıkçı krizi uluslararası bir meseleye dönmüştür. Kaşıkçı cinayeti ezberleri bozmuş, pandoranın kutusunu açmıştır” diye konuştu. Kaşıkçı cinayetinin siyasileştirilmesinin İslam coğrafyasını bölebileceğini söyleyen Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr’a tepki gösteren Bahçeli, “Bu bakan bana göre halt etmiştir” sözlerini sarf etti. Türkiye NATO üyeliğine ilişkin de fikirlerini paylaşan Bahçeli, “Türkiye üyelikten sürekli zarar görmüştür” dedi.

Bahçeli’nin grup toplantısındaki konuşması şöyle:

KANDİLLER MÜSTESNA ZAMANLARDIR: Dün Mevlid Kandili’ni dua ve şükran ile andık. Kandiller nefsin yanıltıcı istek ve arzularından uzaklaşmayı sağlayan müstesna zamanlardır. Peygamberimiz, dürüstlük, iyi niyet, hoşgörü meşalesiydi. Sözü dinlenirdi, herkes tarafından takdir edilirdi. Eminliğinden hiç şüphe duyulmazdı. Ne mutlu bize ki, onun izinden yürüyoruz. Peygamberimizin doğumu beşeriyet tarihinin en önemli hadiselerindendir. Tıpkı bugünkü gibi mazlumlar inim inim inliyordu. Peygamberimizin doğumu ile huzur ve refah yeniden yeşermişti. İslam toplulukları dinimizin ana rotasından ne zaman ayrılmışsa savrulmuştur. Müslüman coğrafyası öyle bir buhrana girmiştir ki, haksızlıklar ve zulüm çoğalmıştır. Zillet bugünkü şartlarda öne çıkmış, fırlamıştır.

KARŞIMIZDAKİ TABLO BERBATTIR: İçinden geçtiğimiz zaman diliminde Müslüman coğrafyası öyle bir buhrana girmiştir ki haksızlıklar ve adaletsizlikler yoğunlaşmıştır. Hazreti Peygamber zulmü lanetlemesine rağmen günümüzde zulüm öne çıkmış, öne geçmiştir. Ne var ki vahim bir adaletsiz döngüsü İslam toplumalrını kasıp kavuran bir aşamaya gelmiş durumdadır. Karşımızdaki tablo berbattır, hezimettir. insanlı ktarih boyunca eline geçirdiği maddi ve manevi güçle zulmeden iktidar sahibi görmüştür.

Hayranlık ve gıptayla andığımız peygamberimizin davranışlarına bakınız. İnanıyoruz ki Allah cebbardır, rahmandır, gafurdur, azizdir. Herkesin hesabı varsa Allah’ın da hesabı vardır. Emperyalizm tarafından zincirlenmiş kaymak tabakanın İslam adına konuşmasının önü, ne zaman kesilecektir.

ŞEHVETE KAPILMIŞ KRALLARA DİKKAT EDİNİZ: İslam ülkelerinde servet ve şehvete kapılmış prenslere, emirlere, krallara dikkat ediniz. Bunun neresinden tutalım, nasıl düzeltelim? Bir yanda karıncayı incitmekten korkan peygamberimiz duruyorken, bir yanda en vahşi cinayeti Müslüman kisvesi altında işleyebilen cüce bir azınlık vardır. İnanıyoruz ki Allah Cabbar’dır, Kerim’dir, Rauf’tur, Aziz’dir. Dünya iktdarları için zulmedenler, ihanetten geçinenler haramzadedir.”

KAN GÖRÜYORUZ: Bugün İslam coğrafyasında baktığımızda kan görüyoruz. Medeniyet beşiği Ortadoğu harap ve bitaptır. Kuran’ın bir insanın canına kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir ifadesi kimsenin gündeminde yoktur. Ortak akıl paslanmış, ortak vicdan kurumuştur. Her gün 5 vakit okunan ezanların hatırına, her gün amin diyen eller adına soruyorum; İslam topluluklarını esir alan kargaşa ve karmaşa nereye kadar sürecektir? Efendimiz yetim büyüdü, tüm yetimlerin umudu oldu. Peki bugünkü yetimlerin hakkı ne zaman korumaya alınacaktır? Aksi halde bu girdap daha da genişleyip, Allah muhafaza hepimizi içine alacaktır.

TÜRKİYE ZARAR GÖRÜYOR: İslam coğrafyası terörle yıldırılmak, teslim alınmak isteniyor. Bölgenin mihenk taşı olan Türkiye, bu senaryolardan etkileniyor, zarar görüyor. Ortadoğu’daki kavganın temelinde hakimiyet kaygısı yatmaktadır, paylaşım kavgası yaşanmaktadır. İstenen zayıf ve kukla devletlerdir. İstenen maşalığa hazır terör devletleridir. Ortadoğu’nun ve İslam ülkelerinin kanlı bıçaklı hale getirilmesi burada aranmalıdır. Ortadoğu’da sürdürülen kavganın temelinde paylaşım kavgası vardır. Bu nedenle topraklar parçalanmaktadır. İnsanlar kimi zaman etnik, kimi zaman da başka bahanelerle istismar edilmektedir. Sözde kral, emir ve şeyhler için öncelik İslam’ın itibarı değil, saltanat çıkarlarıdır. İşin asıl boyutu hâlâ bu tehlikenin fark edilememiş olmasıdır. Yeri gelince mangalda kül bırakmayan her ülke terörizmi kınamaktadır. Kazın ayağı hiç de görüldüğü gibi değildir. Göz vardır, izan vardır. Her şey ortadadır. Herkes teröre karşıysa bu caniler nasıl yaşayabiliyorlar? Bir bakıma üzüm üzüme baka baka kararmış. Emperyalizm tuzağına düşen ülkelerin yüzleri simsiyah kesilmiştir.

SİLAH GÖNDERENLERİ NE YAPACAĞIZ?: Teröristlere TIR’lar dolusu silah gönderenleri nereye koyacağız? 2013 ile 2017 yılı arasındaki silah satışları yüzde 20 artmış durumdadır. Caniler ekmek alır gibi silah almaktadır. Önemli bir bölüm silah ise bedelsiz ve hibedir. Teröristlere silah satışı yapacak kadar haysiyetsiz olmuşlardır. Bu nasıl bir ilkesizliktir. Önce sorun yaratıp sonra silah satmak, sorun çıkarıp, müdahale etmek bilinen bir sömürgeci politikasıdır. Yoksulluk İslam ülkelerine sinmiştir. Yolsuzluk İslam ülkelerine demir atmıştır. Tarihe bakınca nice bedbahtın ibretlik acıklı sonunu görmek mümkündür. Allah mutlak galiptir. Bunu yine göreceğiz. Büyük Türk Milleti olarak tanık olacağız.

KAŞIKÇI CİNAYETİ : Günlerdir Cemal Kaşıkçı cinayeti konuşuluyor. Kimlerin doğrudan parmak izi olduğu tartışılıyor. Kaşıkçı krizi uluslararası bir meseleye dönmüştür. Kaşıkçı cinayeti ezberleri bozmuş, pandoranın kutusunu açmıştır. Ülkemiz hakkın ve hukukun yanındaki duruşu ile takdir toplamaktadır. 2 Ekim 2018 tarihinde vukuu bulan Kaşıkçı cinayeti birçok soru işaretini peşinden getirmiştir. Suudi Arabistan’ın örtbas çabası Türkiye’nin delilleri ile çürütülmüştür. Riyad yönetimi ilişkisi olmadığını savunmuştur. Titiz çalışmalar sonrası, Kaşıkçı’nın konsolosluta öldürülerek parçalara ayrıldığını itiraf etmek zorunda kalmıştır.Türkiye, Suudi Arabistan’a 18 kişi için iade talebinde bulunmuştur. Suudi yönetimi 18 kişiyi gözaltına almış, 5’i hakkında idam kararı vermiştir. Kimi kurtarıp, kimi asacakları aşikardır. Cinayetin baş azmettiricisi olarak belirtilen veliaht bu olayların bir daha yaşanmaması için kurulan heyetin başına getirilmiştir. Kuzu, kurda teslim edilmiştir. Gerçeğin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Anlaşılıyor ki Suudi Arabistan yönetimi sanal bir mahkeme ile cinayetin üstünü kapatmaya yönelmiştir. Yerli işbirlikçinin kimliği hâlâ aydınlanmış değildir.

SUUDİ DIŞİŞLERİ BAKANI’NA DESTEK: 15 Kasım’da açıklama yapan Suudi Dışişleri Bakanı, meselenin siyasileştirilmesinin İslam coğrafyasının bölüneceğinden bahsetmiştir. Bu bakan bana göre halt etmiştir. Maktul bellidir, müşteki bellidir, cinayet mahali de bellidir. Kaşıkçı’yı öldüren caniler bellidir. Saklanacak ne kalmıştır? Gizlenecek ne kalmıştır?

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.