Altun: Köye dönüşün önü açılmalı

Altun: Köye dönüşün önü açılmalı

30 Mart yerel seçimlerinin üzerinden 3 ay geçti. Siyasetin gündemini şimdi de cumhurbaşkanlığı seçimleri oluştururken, yerel yönetimler de çalışmalarını sürdürüyor.

Nurhayat Altun ile Mehmet Ali Bul'un Devrimci Güç Birliği'nin adayları olarak eş başkan seçildikleri Dersim'de durum ne? Eş başkanlık sistemini halk özümsedi mi? Halk meclisleri ve kadın meclisleri kurulabildi mi? Belediye hizmetlerinde kadınlara öncelik uygulanıyor mu? Demokratik özerliği inşası Dersim'de nereden başlar? Müzakere süreci Dersim'den nasıl görünüyor?

Bu sorulara Eş Başkan Nurhayat Altun, açık ve net yanıtlar verdi.

Altun, halkta eş başkanlık algısı için, "Beni gördüklerinde, ''Eş başkan hanım merhaba. Acaca başkan nerede?' diyorlar" örneğini verdi, valiliğin ise "eş başkan" imzalı hiçbir belgeyi bugüne kadar kabul etmediğini söyledi. Kadın meclislerinin temelini oluşturacak kadın toplantılarına başlanmış. Genel halk toplantıları da bu hafta sonu başlayacak.

Altun'a göre, kentte kadın cins bilinci zayıf ve geliştirmenin yollarını bulmak gerek. Altun, müzakere süreci içinde, "Maalesef Dersim'in çok da gündeminde değil' diyor.

Eş başkanlık sisteminden başlayalım. Belediyede uygulanıyor görünüyor. Halktaki karşılığı ne oldu? Kabul edildi mi eş başkanlık?

Seçim döneminde eş başkanlık sistemi halk tarafından çokça merak edildi. Ancak yanlış bir algı olduğunu da gördük.  Biri başkan; resmiyette görülen, seçim kuruluna resmi başvuruda bulunan. Diğeri de; eş başkan.  Yasalarda bir değişiklik olmadığı için zorunluluklardan dolayı böyle bir işlem yapılıyor ancak eşit temsiliyet üzerinden bu işin yürüyeceğini anlatıyorduk. Bu anlatımlarımız bir heyecan yarattı. Ancak seçimden sonra o algının kırıldığını söylemek zor. Bir resmi başkan, diğeri de eş başkan. Resmi bir görevi yok ancak partinin görevlendirdiği eş başkan. Algı bu.

Eş başkan yetkisiz mi algılanıyor?

Evet, yetkisi yok gibi algılanıyor. Bir görevlendirme gibi. 'İşi yapacak olan kimdir?' mantığı üzerinden bakıyorlar. Belediye reisi... O mantık üzerinden baktıkları için resmiyette olanı esas almaya çalışıyorlar. Sorunu çözeceği zaman oraya gidiyor. Vatandaşlarda bu algı çok fazla. Hatta bazen beni gördüklerinde 'Eş başkan hanım, başkan nerede?' diyorlar.  Ben de, 'Başkan buralardadır herhalde' diyorum. Fakat politik çevrelerde bu eş başkanlık sistemi tam olmasa da kısmi bir algılama yaklaşımı var. Bütün buna rağmen gerçekten de zorlanıyoruz. Bu noktada asıl zorlanan kişi, -hem kadın hem erkek açısından söylüyorum- resmiyette olmayan. Resmiyette olan -kadın ya da erkek- biraz daha rahat. Kadın ya da erkek muhatap alınıyor. Devlet nazarında resmiyette olmamak bizim için güzel bir şey. Ancak genel olarak eş başkanlık sisteminin anlaşılmaması yönünde biz de rahatsızlık yaratıyor. Beklediğimiz bu değil. Bunun zor olduğunu biliyoruz. Ancak hayata geçirecek kişiler de biziz.

Resmi yazışmalarda, resmi işlerde "eş başkan" olarak her ikiniz de imza atıyor musunuz?

Bütün yazışmalarımızı biz, ilk günden bu yana iki eş başkan imzalı yaptık. Yalnız ihaleler ya da iş alımlarında halkı zor durumda bırakmayacak bir iki nokta da, esneklik gösterdik. Yapmak zorunda olduğun bazı işler var.  Yapmazsan hakkını kaybediyorsun. Böyle bir iki işte tek imza oldu. Ama onun dışında Dersim Belediyesi olarak bütün yazışmalarımızı çift imza ile yaptık.

Devlet kurumları ile yazışmalar da dahil mi buna?

Resmi devlet kurumlarına gönderdiğimiz yazılar ya da valilik ile ilgili yazışmalar da dahil.

Geri dönüyor mu yazılar?

Özellikle valiliğe giden yazılar geri dönüyor. Vali bizi ziyarete geldiğinde bu durumu sorduk.  Vali, bakanlığa yazı yazıldığını ve bakanlıktan cevap beklenildiğini söyledi.  Bölgedeki 8 ilin valiliği aynı uygulamayı yapmış. Biz yine buna rağmen işlerin yürümesi açısından "eşbaşkan" olarak tek imza şeklinde de gönderdik. O da kabul edilmedi. En çok sıkıntı yaşadığımız yer valilik. Ama iç yazışmalarda, kurumlar arası yazışmalarda çift imze ile gönderiyoruz.

Ne yapıyorsunuz geri dönen yazıları?

Bazen vatandaş mağdur olmasın diye bekletemiyorsun, prosedürü uyguluyorsun. Bir ruhsat sorunu örneğin. Ruhsat vermezsen çalıştıramıyor, ekmek kazanıyor oradan. Ama son noktaya kadar biz çift imza ile gönderiyoruz. Son noktada zaman gelip kapıya dayanınca tek imza ile göndermek zorunda kalıyoruz. Ya da "eş başkan" yazarak tek imza ile gönderiyoruz.

BDP ve HDP'nin yerel yönetim anlayışının temel ilkesi, meclisler. Hem halk meclisleri hem de kadın meclislerinin kurulması konusunda adım atıldı mı?

Kadın meclislerini oluşturmaya ilişkin bir süreci başlattığımı söyleyebilirim. 5 mahallede; Yeni Mahalle, Alibaba, Esentepe, Gazik ve Turişmek'te kadın toplantıları gerçekleştirdik. Kadınların ilgisi de yüksekti. Fakat, 'Hadi kadın meclislerini oluşturalım' diye gidemiyorsn. Kadın, günlük mahalle içinde yaşadığı sorunlarla geliyor; yol, su ve park istiyor. Ya da evi yıkılmış oluyor, çimento istiyor. Bunları istemek de en doğal hakkı. Şimdi karşılıklı bir güven olgusu ortaya çıkıyor. Konuşuyorsun, talepleri mümkün olduğu kadar olanaklar ölçüsünde yerine getirmeye çalışıyorsun. Bu olumlu bir adım. Bununla beraber, 'Seçim zamanı size, kadın meclisleri oluşturacağımız, yaşadığınız sorunları bizimle değil, burada oluşturacağınız meclis ile beraber belediyeye taşıyacaksınız' sözünü vermiştik, diye anlatmaya çalışıyoruz.

Ya halk meclisleri...

Onlar için aynı süreç gerekli. Kadın toplantılarını devam ettireceğiz. Bununla beraber halk toplantıları yapmaya başlayacağız. Kadın toplantılarına erkekleri almıyorum. Gelenlere diyorum ki, 'Siz katılmayın. Sizinle halk toplantısı yapacağız. O zaman meramınızı anlatırsınız'. Bu hafta sonundan itibaren de halk toplantılarına başlayacağız.

Meclisler sadece bu seçim döneminin kararı değildi. Yıllardır gündemde. Geçen dönem neden hayata geçirilmedi?

Yeni bir şey değil elbette. Halk ve kadın meclisleri genel politikamız. Halkın katılmadığı bir sürecin başarılabileceğine inanmıyoruz. Önceki dönem 'KCK operasyonu' adı altında bütün belediyelerimiz yok edildi. Meclislerin oluşumlarına ilişkin de bir operasyon gerçekleştirildi. Dersim'de mahallelerde, mahalle ve kadın meclislerini oluşturacak arkadaşlarımızın hepsi tutuklandı. Öyle bir noktaya gelindi ki, neredeyse toplantılara gelen halktan tutuklamalar olacaktı. Daha fazla insan zarar görmesin diye bu çalışma geri çekildi. Belediyede bu işi yapacak kadro kalmamıştı. Edibe Şahin başkan, bir dönem tek başına kaldı. Bir başkan yardımcısı vardı. Yanında mutlaka çalışan personel vardı. Ama belediyecilik bir kadro işidir. O tür sıkıntılar yaşandığı için bu çalışma kısmi durduruldu. Mahallelerde yine toplantılar yapılıyordu, sorunlar tartışılıyordu ancak meclis oluşturma işi tutuklamalara yol açmış ve halka zarar verecek duruma getirilmişti devlet tarafından. Daha sonra da bunu yapacak, kadro kalmadı. Bu dönem biraz daha rahatız. Hem iki eş başkan, iki eş başkan yardımcısı, belediye kadroları var. Böyle bir çalışma ortamında, farklı bir şey ile karşılaşmazsak, çabamız meclislerin oluşturulması yönünde olacak ve sonuç alacağımıza inanıyorum.

Belediye hizmetlerinin kadınları da gözeten şekilde dağıtılmasını sağlayacak ne tür araçlar var belediyenizde? Yeni araçlar kuruldu mu?

Belediyemizde, Edibe başkana bağlı bir kadın birimi vardı. Ayrıca belediyeye bağlı Kadın Yaşam Derneği var. Haftanın bir günü ulaşım kadınlara ücretsiz. Bu tür çalışmalar vardı. Bu çalışmaların yanı sıra, kadınların iradelerini de söz ve karar aşamalarına taşımak istiyoruz. Fakat şu noktada bunu hemen gerçekleştirmek mümkün değil. Şunu çok net ve açık söyleyeyim; bütün bunların hayata geçirilmesi için bir kadın bilincinin burada gelişmesi gerekiyor. Asıl sıkıntı bu. Bir kadının, kadın olarak kendi öz bilincinin geliştiğini söyleyemeyiz. Belki arkadaşlar bana biraz da kızacaklar ama açık olmak gerekiyor.

Bunun nedeni nedir? Alevi toplumu, kültürü var kentte. Ayrıca iki dönemdir de kadın belediye başkanı tarafından yönetiliyor. Bu yıl 3. dönem. Bu kadar çok kadınla anılan bir kentte, kadın cins bilincinin gelişmemesinin kaynağı nedir?

Dersim'de devlet yıllardır çok özel bir asimilasyon politikası hayata geçirmeye çalışmış. Bununla beraber korkunç derecede yoksullaştırma politikası var. Uzun soluklu savaşın sonucunda da yanılgılı bir yaklaşım söz konusu. Mahallelerde yaptığımız toplantılarda, kadın kimliğinden kaynaklanan sorunları konuşmak istediğimizde, kadınlar örneğin, 'Benim evim yıkılmak üzere. Başkanım bana iki torba çimento verir misin?' diyor. Neden? Çünkü yoksul. Günlük o sıkıntıyla yaşadığı için kendi kimliğine ait bir düşünce oluşmamış. Anlatılması çok zor gerçekten Dersim açısından. Ama diğer taraftan Alevi kimliğinin verdiği rahatlık da var. Birbiriyle çelişen durumlar. 'Alevi toplumunda kadınlar söz sahibidir' diyoruz. Ancak bu değerler de aşınmış. Kadının özgürlük anlamında yanılgılı bir yaklaşımı olduğunu söylemek gerek. Bir yandan devletin kadın üzerinde oynadığı politikalardan etkilenme var. Bir yandan 'Ben özgürüm' yaklaşımı ile devletin kadın üzerinde oynadığı oyunu görememe var.

Kentteki siyaset yapan özneleri, erkekleri bu tablonun neresine oturtmak gerekiyor. Sakine Cansız'ın mezarı başında yapılan anmadaki fotoğrafa bakıyorsunuz; erkekler var ve Edibe Şahin'i dışta tutarsak sadece erkekler konuşuyor. BDP İl Eş Başkanı, EMEP İl Başkanı, ESP İl Başkanı. Birçok eylemde de tablo değişmiyor. Kentte siyaset yapan hiç mi kadın yok? Neden böyle?

Kürt hareketinde, kadın özgün olarak kendine örgütlenme alanı yarattı. Ancak kentteki diğer siyasetlerde böyle bir yaklaşım yok. Geçmişte, 'Önce bir devrimi yapalım, sonra kadını kurtaralım' denilirdi. Günümüzde bir çok siyasi harekette bu hala hakim. Bunun mücadelesini veren en çok da Kürt ulusal hareketi oldu. Dersim'de bir çok sol harekette hala kadının da erkeğin de kurtuluşunun aynı anda olacağı düşüncesi hakim. Elbette arkadaşların emeklerini reddetmiyorum. Özgün bir çalışma yürütülmediği için böyle bir durum açığa çıkıyor.

Kentteki Kürt örgütleri açısından durum ne? Onlar da aynı anlayış söz konusu değil mi?

Sadece diğer sol örgütlenmeler değil elbette. Buradaki Kürt örgütlenmelerinde de var bu. Buradaki kadınlarda da var. BDP ve HDP içinde de bu böyle. Özetle, Dersim gibi bir yerde kadını politikanın içine, sürece katamıyorsak, kadınlara yaklaşım biçimimizde, kadın politikamızda bir sıkıntı var demektir. Kendimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Dersim'in yetiştirdiği kadın kadrolar olmak zorunda örneğin. Devrim adına yola çıkan herkes aslında başka kadın olmak üzere kendi yerel kadrolarını oluşturmak zorunda. Yerel kadrolarını oluşturup örgütlülüğünü sağlayamazsan yapmak istediklerini yapamazsın. Bunun içinde her şey var; demokratik özerklik projesi  de dahil. Yereli örgütleyeceksin, yerelin kadrosunu çıkartacaksın, yerel ile birlikte yapacaksın. Bu dönem temel hedefimiz budur.

Demokratik özerkliğin, Dersim'de ilk adımı ne olacak?

Bu bir süreç içidir. Bunun en kolay başlayacağı yer komünal yaşamı esas almaktır. Komünal yaşamların en güzel uygulanacağı alanlar köylerdir. Ama Dersim'in köyleri boşaltıldı, yakıldı, yıkıldı. Geriye dönüş için bir inşa süreci gerekiyor. Bunun için bir çalışma başlatıldı. Geçtiğimiz gün bir konser yapıldı. Bu elbette yeterli değil ancak bir adım atıldı. Belediyemize de başvurular oluyor. Köylerden geliyor insanlarımız, 'Biz köyümüze geri dönmek istiyoruz ama olanaklarımız yok. Bizim için ne yapabilirsiniz?' diye soruyorlar. Biz elimizden geldiği kadar o köyde yapacakları ev ya da cemevlerine destek olmak gibi bir görevimiz var. Geri dönüşün koşulları yaratmak, biraz da maddi güce dayanıyor. Devletten destek almıyorsun, belediye olarak gücün belli, sivil toplum örgütlerinin gücü belli. Bunların hepsi birbirine bağlantılı. Ama sen bu sürece bir inşa süreci diyorsun. Şöyle yapılabilir, kentteki tüm kurumlar, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, bir köyü ele alıp bir model yaratabilir. Ekolojik ve oranın dokusuna yapılar yapılabilir. O köyü inşa ettikten sonra, köye yerleşenlerle birlikte komünal yaşamı esas alan bir yaşam kurulabilir. Bizim bu komünal yaşamı da anlatmamız gerekiyor. Bunları inşa etmek kolay değil. Ama bu bizim hedefimizdir. Somut olarak nereden başladınız, derseniz. Başlayamadık. Ancak talepleri karşılaşma konusunda elbetteki desteklerimiz olacak halka. Bir de Dersim olarak kalkıp kendi durumumuzu aşan bir işin altına da giremeyiz. Devlet bütçeyi, 31 bin 500 nüfusa göre belirlemiş. Oysa ki biz belediye olarak 50 binin üzerinde insana hizmet veriyoruz. Devlet, bizi 50 binin üzerinde kabul ederse, ayırdığı bütçeyi artırmak durumunda. Bu nedenle nüfusu sabitliyor. Biz de gücümüz sınırlı olduğu için açıkçası, yapamayacağımız şeyleri halka vat etmek istemiyoruz. Gücümüz oranında yapmaya çalışıyoruz.

Devrimci Güç Birliği'nin adayı olarak seçimlere girdiniz ve kazandınız... Devrimci Güç Birliği ile yöneteceğinizi söylediniz... Bunun yönetim mekanizması kurulabildi mi?

Yerel yönetimlerin bir sistemi var; iki eş başkan, iki eş başkan yardımcısı ve belediye yönetimi. Hizmet konusunda her sabah bir araya gelip yapacağımız işleri ortak tartışıyoruz. Karar almamız gerekenleri birlikte tartışarak alıyoruz. Ondan sonra herkes kendi işini biliyor. Bir görev dağılımı da var. Ama son noktada eş başkanlık kararıyla bu işler yürütülüyor. Reddedeceğimiz ya da kabul edeceğimiz bir şey ise de onu karar mekanizması içerisinde ortaklaşa hayata geçiriyoruz. Şu aşamaya kadar birlikte yönetme anlamında en ufak bir sıkıntı yaşanmadı. Herkes birbirine saygı duyarak yürüttüğü için sıkıntılı bir durum yok.

LGBTİ'lere dönük Dersim Belediyesi'nin bir çalışması var mı?

Yok. Sadece bizde değil, bölgede hiçbir belediyede yok. Dersim özgülünde elbette bir karşı tutumumuz yok. Ama şöyle bir sıkıntımız var: Hiçbir sorunu yaşadığımız Kürt sorununun önüne koyamıyoruz. Öncelik bizim açımızdan bu. İkincisi de yeni bir durum. Halkın nazarında tartışılabilinir ya da tepki alınabilir. Bizim de bazı noktalarda ölçmemiz, değerlendirmemiz gerekiyor. O insanların da rencide olmasını istemeyiz. O nedenle biraz daha temkinli yaklaşmak gerekiyor. Burası bir de küçük yer. Bu nedenle insanların bakış açısı henüz net değil. Bunun zeminini hazırlamak gerekiyor. Karşı da değiliz...

Ancak çok da içermiyorsunuz?

İçerecek bir durum da söz konusu olmuyor zaten. Bizimle çok ilişkileri olmuyor. Belediyeye karşı talepler farklı olduğu için... Bir siyasi parti açısından farklı olur onların ilişkisi. Ama belediye ile doğrudan ilişkisi olmuyor arkadaşların. 'Benim yolumu yap' deme durumu olmuyor, belediyenin hizmet alanları açısından söylüyorum. Partimizin, hareketimizin siyasi bakış açısı neyse belediye olarak biz de o şekilde bakıyoruz.

Müzakere sürecine ilişkin yeni bazı önemli gelişmeler oluyor. Dersim'den bu süreç nasıl görünüyor?

Açık ve net söyleyeyim; müzakere süreci Dersim'de çok fazla tartışılmıyor. Diyarbakır'da farklı tartışılır, Batman'da farklı, İstanbul ya da Ankara'da farklı. Ama Dersim çok fazla tartışmıyor. Sanki Dersim, hiç savaşı yaşamamış, sanki Dersim hiç Kürt sorununu yaşamamış gibi durum söz konusu. Kendim de şu anda aynı durumdayım. Diyarbakır'dayken daha çok gündemime giriyordu ve gelişmeleri takip ediyordum. 'Dersim, dört dağ' demişler ya, gerçekten dört dağ içinde. Kendi yağıyla kavrulan, kendi kendisine siyasetini yapan, talebini dile getiren bir halde. Kişi olarak, elbetteki sürecin devam etmesi için elimizden gelen desteği vermeye, üzerimize düşeni yapmaya hazırız. ANF

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.