Ahmet Türk'ten 'HDP barajı aşmazsa ne olur' diye soranlara cevap

Ahmet Türk'ten 'HDP barajı aşmazsa ne olur' diye soranlara cevap

Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, Yüksekova Haber'den Erkan Çapraz'ın sorularını yanıtladı.

RÖPORTAJ: ERKAN ÇAPRAZ - HAZIRLAYAN: ÖMER OĞUZ

Erkan Çapraz: Geçen gün Kürtler arası siyasi ittifakın sağlanması amacıyla Diyarbakır'da çeşitli temaslarda bulundunuz. Bu girişimler devam edecek mi, nasıl sonuçlar aldınız?

Ahmet Türk: Son dönemlerde Kürdistan'ın dört parçasında çok önemli tarihi gelişmeleri yaşadık. Şengal'deki direniş, Kobanê direnişinin başarıyla sonuçlanması, yeni bir dönemin kapısını araladı. Artık dünya da bizler de biliyoruz ki Kürtler Ortadoğu'da önemli bir aktör. Ortadoğu'da Kürtsüz bir barışın sağlanamayacağı gibi bir inancın da sadece Kürtlerde değil bütün Dünyada geliştiğini görüyoruz. Yani Kürtsüz bir Ortadoğu'yu artık ne Türkiye düşünebiliyor, ne dünya düşünebiliyor ne de Ortadoğu halkları düşünebiliyor. Bu nedenle önemli bir aşamadayız. Tabi burada bütün bu direnişlere rağmen ve direnişlerin getirdiği sonuçları göz önünde tutarak Kürtler arasında bir birliğe, bir ittifaka ihtiyaç olduğunu ve demokratik bir geleceği oluşturmak için mutlaka Kürt siyasi partileriyle, Sivil Toplum Örgütleriyle, Kürt şahsiyetleriyle doğru bir dayanışmayı gerçekleştirerek demokratik bir geleceğin alt yapısını hazırlamamız gerekiyor.

ahmetturk3-001.jpg

ORTADOĞU'DA ELDE ETTİĞİNİZ ZAFERLERİN SİYASAL SONUCUNU ALAMAZSANIZ HAYAL KIRIKLIĞI YAŞARSINIZ

Önümüzde hem bir seçim var, hem de ittifakın zorunlu olduğu bir dönemin içerisindeyiz. Askeri başarılar veyahut direnişler başarıyla da sonuçlansa siyaseten siz buna hazır değilseniz yarın çok büyük problemler yaşarsınız. Bu nedenle bizim siyasi, demokratik bir yapılanmayı, demokratik bir geleceği oluşturmaya yönelik çabalarımızın gün geçtikçe artması gerekiyor. Bizim ittifak arayışımız sadece seçimlere yönelik değil, ayrıca Kürtler arasında demokratik bir diyalogun, geleceğin oluşturulması konusunda kendimizi hazırlamamız gerekiyor. Önümüzdeki seçim de çok önemli partimiz bu dönemde artık partiyle seçimlere katılmayı karar altına aldı. Tabi %10 gibi bir baraj var önümüzde. Biz burada Kürtler arası birliği sağlarsak inanıyorum ki büyük bir sinerji yaratmış oluruz. Ortadoğu'da elde ettiğiniz bu zaferlerin siyasal olarak sonucunu alamazsanız yine bir hayal kırıklığı yaşarsınız. Bazıları haklı eleştiriler yapıyor. Bugün yüzde 25 nüfusu olan bir Türkiye'de eğer yüzde 10 barajını aşamıyorsak bu bizim siyasetçilerin eksikliğidir. Bizim bu eksikliği gidermek için de büyük bir çaba içerisinde olmamız gerekiyor. Herkesi kucaklayan, herkesin fikir ve düşüncelerinin siyasete yansımasını sağlayacak bir anlayışla bu sürece bakıyoruz. Bu süreci bu şekilde götürmeye çalışıyoruz.

ULUSAL BİR RUHUN GELİŞTİĞİ BİR DÖNEMDEYİZ

- Barajdan söz etmişken; bu günlerde yoğun olarak tartışılan HDP'nin barajı aşıp aşmayacağı sorusunu size de sormak istiyorum. Ne düşünüyorsunuz?

Biz bu dönemde, siyasette Kürtlerin bu konudaki duyarlılığına yine Türkiye'deki demokrasi güçlerinin Kürt sorunu ile ilgili yaklaşımlarına baktığımzda bir baraj sorunumuzun olmayacağını düşünüyoruz. Aslında burada Kürtlerin makul ve meşru taleplerinin gerçekleştirilmesiyle Türkiye'nin de demokrasiye ve özgürlüğe kavuşacağına inanıyoruz. Bu konuda Türkiye demokrasi güçleri de bugün böyle bir çabanın içerisinde. Kürtler arasında birliği sağlayarak artık Kürtlerin özgür, demokratik gelecekleri konusunda ortaklaşmanın zamanıdır mesajını veriyoruz. Halkımız da bu bilinçte. Halkımız da bu sürece böyle yaklaşıyor. Kobanê'deki direniş sırasında Suruç'ta bu direnişi desteklemek isteyen halkımız oraya gittiğinde ben dikkatle izliyordum. Bugüne kadar bize hiçbir şekilde oy vermemiş, bizimle çok fazla ilişki kurmamış çok fazla insanlarımız o direnişe destek veriyorlardı. Yani bir ulusal ruhun geliştiği bir dönem. Biz bunun en doğru bir şekilde en kucaklayıcı bir şekilde ele alırsak böyle bir sorunumuz yok. Zaten yapılan kamuoyu araştırmaları bile bugün 9.6 şeklinde gösteriyor. Bu önemli bir rakamdır. Burada inanıyorum ki halkımızı ikna edebilirsek, doğru bir siyaseti götürürsek başarılı oluruz. Yine Kürdistan'ın batısında Türkiye genelinde de Kürtlerin demokrasi taleplerinin yerine getirilmesi Türkiye halklarının aleyhine değildir, Türkiye halklarının lehinedir. Çünkü demokrasi hepimize lazım ve biz burada siyaseten de halkların kardeşliğinden yana bir siyaset yapıyoruz.  Bütün halkların özgürleştirilmesinin mücadelesini veriyoruz. Biz sadece Kürtlerin taleplerini dile getirmiyoruz, demokratik bir geleceğin inşaası için çaba gösteriyoruz. Bugün bizim bu projemizin Türk halkı tarafından Türkiye demokratları tarafından da benimsendiğini görüyoruz. Bu anlayışımız ve bu tavrımızın seçim sürecine yansıyacağını da düşünüyoruz.

turk4-001.jpg

TÜRK'TEN 'HDP BARAJI AŞAMAZSA' DİYE SORANLARA CEVAP

- HDP tarafından yoğun bir şekilde baraj sorunlarının olmadığı ifade ediliyor. Siz de bu şekilde görüş beyan ettiniz. Yalnız son zamanlarda sürekli 'Ya HDP barajı aşamazsa?' sorusu dile getiriliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz.

Yıllardan beri seçim barajının kaldırılması konusunda çok büyük bir mücadele verdik. Bu barajın adil olmadığını, demokratik olmadığını, 3-4 Milyon oy alan partileri ve düşünceleri dışlayan bir mantık olduğunu ifade ettik. Bu baraj Kürtler için konulmuş bir baraj. Kürtler partileriyle büyük bir sayıda parlamentoya girmesin diye konulan bir baraj. Tabi ki biz siyaseten de bunu 2-3 kez denedik. Artık bir parti olduğumuza göre, artık partimizle de seçime gitme zamanıdır. Şimdi işte bu tehlikeyi gösterenler niçin bu barajın kaldırılması konusunda bir çaba göstermediler? Şimdi bundan sonrasını da belki onlar düşünsün. Biz Kürtler olarak çok düşündük ve mücadelesini verdik. Yüzde 10 barajının kaldırılması için çaba gösterdik. Buna rağmen parlamentoyu protesto etmedik. Bağımsız adaylarla, düşüncemizin yansıtılması konusunda çaba gösterdik ve başarılı olduk. Ama artık belirli bir dönemden sonra siz bir partiyseniz bir halkı temsil ediyorsanız, bir ideolojiyi, bir düşünceyi temsil ediyorsanız o düşüncenizle birlikte seçimlere katılma gibi bir zorunluluk var. Bizim bu yerine getirmek istediğimiz şey bir siyasi sorumluluktur. Artık bunun zamanı gelmiştir diye düşünüyoruz. Başında da belirttiğim gibi asla bizim bir baraj problemimiz olmayacak. Ama tabi bütün koşullar, şartlar aleyhimizde işletilirse ve böyle birşey olsa da bunun sorumlusu biz değiliz. Bu barajı kaldırmayanlar sorumludur. O şekilde bakmak ve değerlendirmek gerekir diye düşünüyoruz.

PARLAMENTODA OLMADIĞIMIZ ZAMAN BU HALK YOK MU OLUYOR?

- Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili "HDP barajı geçmezse çözüm masasında oturamaz" gibi bir değerlendirmede bulunmuştu. HDP'nin barajı aşamaması çözüm sürecini nasıl etkiler sizce?

2 şey var. Çözüm sadece parlamentoda bulunmanın bir olayı değil. Çözüm halklar arasında halkların hak ve hukuk taleplerinin yerine getirilmesi konusunda bir anlayışın geliştirilmesi olarak değerlendirilmeli. Kürtler inkar edilmiş, Kürtler artık bir halk, kendi kimliğinin bilincinde, kendi yöresinde, bölgesinde kendisini yönetmeye aday ve Ortadoğu'nun en önemli dinamiklerinden biri. Artık Kürtleri yok sayan bir anlayış gerçekten bu ülkeye ne barışı ne de demokrasiyi getirebilir. Buarada bizim istediğimiz, Kürtlerin burada hukukuna, hakkına ve kendini yönetecek bir yapıya kavuşmasıdır. Şimdi parlamentoda olmazsak Kürtlerin bu talepleri, mücadeleleri gündemden mi kalkar, hayır kalkmayacaktır. Yani bu gerçekten tehditvari bir şeydir. İşte efendim Kürtler parlamentoda olmazsa çözüm olmaz. Bu çözümü dayatan Kürtlerdir. Yıllardan beri bu mücadelenin içerisinde olanlar Kürtlerdir. Biz parlamentoda olmadığımız zaman da Kürt mücadelesi devam ediyordu. Kürtler bu taleplerini dile getiriyordu. Biz aslında burada demokratik siyasetin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve demokratik siyasetin sorunları çözmesi konusunda çok önemli adımlar attık.

Şimdi burada parlamentoya girmediğiniz zaman çözüm olmaz gibi bir yaklaşım bu halkı inkar etmektir. Bu halkı tanımamak ve halkın taleplerini görmemektir. Bizim talebimiz, halkın talebinin görülmesi ve taleplerin karşılanması yönündedir. Parlamentoda olursunuz olmazsınız, parlamentoda olmadığımız zaman bu halk yok mu oluyor? Bu halk taleplerinden vaz mı geçiyor? Bu halk mücadelesinden vaz mı geçecek? Hayır. O zaman sizin halkın talepleri noktasında yaklaşım göstermeniz lazım. Cumhurbaşkanı'nın Kürtlerin taleplerini esas alan bir  duruş sergilemesi lazım. Zaten bugüne kadar çözüme dayalı ciddi, samimi bir adım atılmadı. Oyalayarak, kırıntılarla gündemde tutarak süreci kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Zaten Kürtler bu konuda isterseniz seçime girsin isterseniz seçime girmesin artık ortada dönen bir müzakere dönemidir. Böyle karşılıklı olarak masada oturma dönemidir. Dönem projelerle, programlarla bu sorunun çözümü konusunda ortaklaşmanın dönemidir mesajını veriyor. Biz halen tartışma noktasındayız. Görüşmeler var ama bugüne kadar bir müzakereye geçilmedi. Şimdiye kadar bir müzakere ortamının bile oluşmaması bir samimiyetsizliğin ifadesidir.

turk7.jpg

HALKIMIZ İKNA OLMAYA HAZIR

- Yıllarca Kürt Siyasi Hareketinin parlamentodaki partisinin genel başkanlığını yaptınız. Şuanda Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanısınız. Ahmet Türk olarak yaklaşan genel seçimlerle ilgili HDP yöneticilerine veya parti tabanına tavsiyeniz nedir? Bu süreçte nasıl bir politika izlenmeli?

Yaşadığımız bu süreçler Kürtler açısından hep önemli süreçler olmuştur. Gerçekten bugün yeni bir aşamaya geldik. Hem Kürtlerin içinde Kürt sorununun çözümü konusunda ve Kürtlerin demokratik hak ve talepleri konusunda sahiplenme gün geçtikçe ciddi bir şekilde güçlendi, yani bir ulusal ruh oluştu hem de Ortadoğu'daki gelişmeler, DAIŞ çetelerine karşı Kürtlerin verdiği bu demokratik mücadele dünya tarafından çok iyi bir şekilde görüldü. Bugün Dünya da biliyor ki Kürtler artık statüsüz bir şeyi kabul etmeyecektir. Bugün Suriye'ye, Irak'a baktığımızda bu DAIŞ çetelerine karşı bu duruşu gösteren, bu duruşu sergileyen Kürtlerdir. Kürtsüz bir Ortadoğu'nun barışa kavuşmayacağı inancı sadece Kürtlerde, bölgede değil bütün dünyada kabul gören bir durum. Tabi ki bu Kürt mücadelesinin yarattığı ve yılların emeğiyle oluşan bu birliğin siyaseten güçlü bir hale gelme dönemidir. Siz zaman zaman evet büyük direnişler gösterirsiniz, savaşları kazanırsınız kendi toprağınızı, onurunuzu korursunuz ama buna siyasten öncülük eden bir birlikteliği oluşturmazsanız yarın yine büyük sıkıntılarla karşı karşıya gelirsiniz.

KÜRTLERİN GELECEĞİNİN YAZILACAĞI BİR NOKTADAYIZ

Ben burada siyasete şu mesajı vermek istiyorum; halkımız ikna olmaya hazır. Biz ikna edebilirsek, doğru anlatabilirsek gerçekten burada halktan büyük bir destek görürüz. Bu nedenle köy köy, nokta nokta sürecin çok doğru anlatılması Kürtlerin bu dönemdeki rolü ve misyonunun çok iyi anlatılması, 21. yüzyılda çıkan bu tarihi fırsatın en doğru bir şekilde değerlendirilmesi konusunda siyaset kendisini hazırlamalıdır.  Tabi halkımız da bunu görmelidir. Bugün yaratılan muazzam değerlere sahip çıkacak bir duruşu ortaya koymalıdır. Elbette ki biz bütün insanlarımızdan aynı şeyi bekleyemeyiz. Bir gerillanın, bir şeyin bir canfeda bir şey değil ama onun da yapabileceği sorumluluklar vardır. Duruşuyla, Kürt meselesine sahip çıkmasıyla, siyasette demokrasi cephesini destekleyerek bir duruş ortaya koymasıyla elbette ki bu Kürt meselesinin bugün askeri alanda o zaferlerini taçlandıracak siyasal bir noktaya taşıma konusunda da bir sorumluluğu var. Halkımızın bu dönemin hassasiyetini çok iyi görmesini istiyorum. Biz yöneticiler hata, eksik yapabiliriz. Yanlış da yapabiliriz. Ama halkımız bilsin ki bu tarihi fırsat kaçırılırsa gerçekten Ortadoğu'da sıkıntılar aşılmayacak. Kürtler yine geçmişten beri ödediği bedellerin karşılığını alamayacak. Bunu görmemiz lazım. Bu nedenle artık geldiğimiz nokta gerçekten bir diriliş dönemi. Kürtlerin bir oluşumu yaratma dönemi. Bir varolma döneminin taçlandırılmasıdır. Bu mantıkla halkımızın yaklaşması lazım. Bu bir siyaset, bir parti işi değil. Evet geçmişte AKP'ye de oy vermiş olabilirler. Farklı partilere oy vermiş olabilirler. Ama bugün Kürtlerin geleceğinin yazılacağı bir noktadayız. Bu geleceğe katkı sunacak ve tarihi sorumlulukla buna yaklaşacak bir anlayışla meselelere bakmaları gerekiyor. Halklar tarihinde yüz yılda bir fırsatlar doğar. Bu fırsatların doğru değerlendirilmesi konusunda halkımıza da önemli sorumluluklar düşüyor. Başında söylediğim gibi eksiklerimiz olabilir. Ama bunu kendilerinin geleceğiyle ilgili bir karar olarak görmeleri lazım. Kendi geleceklerini oylayacaklar. Öyle bir hassas noktadayız. Ben bu bilinçle halkımızın gerçekten o sorumluluğu yerine getireceğine inanıyorum.

turk5.jpg

TEKRAR PARLAMENTOYA GİTMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM

- Son bir soru ile seçimler konusunu kapatacağım. Yaklaşan genel seçimlerde aday olmayı düşünüyor musunuz, böyle bir talep veya görev verilse yapar mısınız?

Tabi ki burada bir tercihimi yaptım. Partim, arkadaşlarım böyle bir süreçte Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin önemli olduğunu söylediler. Buraya geldim. Ben bundan sonra tekrar parlamentoya gitmeyi düşünmüyorum. Böyle bir talebim yok. Sonuçta insanların siyasette belli bir dönemi var. Artık 70 yaşına geldik. Artık bundan sonra ısrarla siyastin içerisinde kalmayı çok doğru bulmuyorum. Gençlerin önünü açmamız lazım. Belediye Başkanlığı görevini sürdürerek siyasetimi noktalamayı düşünüyorum.

GÖREVE BAŞLADIĞIMDA ORTADA BİR BELEDİYE YOKTU

- Mardin yereline inelim. Nasıl bir Mardin Belediyesi devraldınız, neler yaptınız, hayata geçirmeyi düşündüğünüz projeleriniz nelerdir?

Mardin yeni büyükşehir olan bir şehir. Yeni geldiğimizde gerçekten bir belediye yoktu. 3-4 kişinin yönettiği, burada belki siyasi partilerinin de programına uymayan bir Mardin Belediyecilik anlayışı egemendi. İşte hep sadece imar alanları açma, yüksek binaları yapma ama halkın taleplerini sosyal kültürel taleplerini asla dikkate almayan bir belediye anlayışı hakimdi. Tabi Mardin yeni Büyükşehir oldu. Büyük sıkıntılar çekti. Açık ve dürüstçe söylemek lazım. MARSU yeni oluşturuldu, belediyeyi yeniden oluşturduk, belediye içinde 19 tane daire başkanlığı oluşturduk, MARSU'da yine 18 tane yeni belediye oluşturuldu. Ancak bu büyükşehir yasasıyla halka hizmet götürmenin kolay olmayacağını da gördük. Örnek vermek gerekirse bana ayda 9-10 Milyon lira para geliyor. %40'ı kesildiği zaman 6 Milyon kalıyor. 6 Milyon sadece işçi memur parasına yetiyor. Oysa muazzam bir alan, bir eyalet Mardin. 1200 köyü var, ilçeleri var. Mardin'de 4500 kilometre köy yolları ağı var. Cumhuriyetten beri doğru dürüst bir yol yok. Şimdi bütün bu hizmetlerin yapımı bize devredilmiş durumda.

Biz buraya geldiğimiz zaman, o zaman Valilik tarafından kurulan tasfiye kurulu Özel İdare bize devredilmesine rağmen bütün borçlar belediyeye geçti. Ama Özel İdare bize geçmesine rağmen Özel İdare'nin birçok malı mülkü, arsası başka yerlere devredildi. Bugün hizmet verdiğimiz bina bile bize verilmedi. Büyükşehir yasası açık olmasına rağmen ilçeye verildi, Artuklu'ya verildi. Yani biz şuanda bile burada işgalci durumundayız. Burası benim değil. İyi bir örgütlenme olmadığı için de burada yereldeki gelirleri de doğru bir şekilde kullanma şansına sahip değiliz. Bir iki örnek vermek istiyorum. Mesela bugün elektrik abonelerine baktığınız zaman Kızıltepe'de 46 bin elektrik abonesi var, ama 22 bin su abonesi var. Merkezde 25 bin elektrik abonesi var, su abonesi sayısı 12 bin. Nusaybin'de 25 bin elektrik abonesi var, su abonesi sayısı 22 bin. Şimdi yeniden bir otomasyona gittik. Sayaçları yapıyoruz. Mardin'de bir trafik sorunu var. Mardin'de bir tek doğru dürüst bir garaj, oto park yok. Mardin  girişinde Diyarbakır kapısı dediğimiz yerde 9.5 dönümlük alanı kamulaştırdık. Çok katlı ve tarihi bir yapıyı, karşılıklı iki yerde garajlar yapıyoruz. Orada çok katlı otopark yaptığımız zaman birinci caddeyi trafiğe kapatıp bir beyoğlu gibi turistlerin gelip rahat rahat dolaştığı bir caddeye çevireceğiz. Park ve bahçelerle ilgili çalışmalar yaptık. Kızıltepe'nin alt yapısıyla ilgili 25 Milyon TL'lik bir kredi sağladık, çalışmalar başlayacak. Derik'te Derik Arıtma Suyu ile ilgili kredilerimiz geldi. Bu konuda çalışmalar başlayacağız. Yine biz Mardin'de imkanlarımız dahilinde 30 civarında yaşam veya taziye evleri şeklinde içerisinde kütüphanelerinin dahi olduğu yereler inşa edeceğiz.

HERŞEYİ GÜLLÜK GÜLİSTANLIK GÖSTERMENİN BİR ANLAMI YOK

Köy yolları için 20 Milyon TL para ayırdık. Ama köy yollarının çok iyi yapmamız için en azından 150-200 bin paraya ihtiyacımız var. İnsanların yaşayabileceği ekolojik alanlar yaratmaya çalışıyoruz. Burada bir ada şeklinde 3 katlı bahçeli, villa tipi yerler ve burada yaşam alanları, spor tesisleri gibi bir şey yapmak hedeflerimiz arasındadır. Şuandaki mevcut büyükşehir yasası ile buralarda çalışmaları çok iyi yapmak imkansızdır. Bu sadece Mardin için geçerli değil, yeni büyük şehir olan bütün şehirler bu sorunu çekiyor. Mardin biraz daha farklı. Biz burada sattığımız sudan Beyaz sunun elektrik parasını bile karşılayamıyoruz. Nüfusunun yüzde 44'ü köylerde yaşıyor. İmkanları esas alarak bir yorum yapmaya çalışıyorum. Herşeyi güllük gülistanlık göstermenin bir anlamı yok. Şuna inanıyorum ki halkımız da biliyor ki burada ne imkanımız varsa halka kullanacağız. Bütün gelirlerimiz, giderlerimiz her yönüyle açık olacak. En ufak bin liralık bir ihaleyi bile bir kişiye vermiyoruz. Açık ihaleler yaparak yapıyoruz. Şeffaflık politikamız konusunda halkımızın bir güvensizliği yok. Kesinlikle öyle birşey olmaz.

KOBANÊ'NİN YENİDEN İNŞASINDA ÇOK İYİ BİR DİPLOMATİK ÇALIŞMA GEREKİYOR

- Son olarak Kobanê ile röportajımızı noktamak istiyorum. Kobanê'de tarihi bir direnişin ardından zafer ilan edildi. Kobanê zaferiyle ilgili düşüncelerinizi ve Yüksekova Haber okurlarına bir mesajınız varsa almak istiyorum.

Kobanê Kürtler açısından bir onur mücadelesine dönüştü. IŞİD Kürtlerin bu onurunu kırmaya yönelik bütün gücüyle oraya saldırdı. Ama Kürtler kendi toprağını, kendi onurunu korumaya yönelik büyük bedeller ödedi ve bunu başardı. Tabi iş bununla bitmiyor. Kobanê'nin yeniden inşası ve Kobanê civarındaki köylerin temizlenmesiyle ilgili ciddi bir çalışmanın sürdürüldüğünü biliyoruz. Yeniden bir Kobanê yaratmanın çabalarını göstermemiz lazım. Burada çok doğru projelerle ortaya çıkmak lazım. Uluslararası kesimlerden Kobanê'nin yeniden inşası konusunda bir çalışma yapmak lazım, Avrupa Birliği, dünyanın birçok ülkesinden imkan sağlamak için ciddi bir çalışma ve program ortaya koymak gerekiyor. Mardin, şehircilik anlamında ustalarıyla, inşaat sektöründe çok gelişkin bir yer. Biz Kobanê'nin inşasında buralardan da insanlar göndererek inşa çalışmalarının hızlandırılması konusunda bir çaba ortaya koyacağız. Dediğim gibi kolay bir iş değil. Belki de Kürtlerin kendi başına yeniden bir şehir inşa etme imkanı olmayabilir. Ama burada Kobanê'nin yeniden yaratılması konusunda çok iyi bir diplomatik çalışma yapmak gerekir.

Tabi Yüksekova'dan geliyorsunuz. Yüksekova'nın Kürt mücadelesindeki yerini çok iyi biliyoruz. Direnişini çok iyi biliyoruz. Ben de genel başkanlığım döneminde zaman zaman Yüksekova'ya gidip geliyordum. Ben Yüksekova halkına sevgilerimi saygılarımı sunuyorum. Tarihi direniş gösteren ilçelerimizden biridir. Kendilerini kutluyorum.

turk6.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum