Ahmet Türk: Kürt halkı kimsenin askeri değildir

Ahmet Türk: Kürt halkı kimsenin askeri değildir

Yaklaşan seçimler ve Türkiye’nin siyasi gündemini konuştuğumuz Ahmet Türk, Kürt seçmenin muhalefetten somut adımlar beklediğini ve seçimlerde sessizliğini bozacağını söyledi.

Erken ya da zamanında bir seçim süreci var Türkiye’nin önünde ve bu seçimlerde Kürtlerin oylarının önemli oranda belirleyici olacağı biliniyor. Televizyon kanallarında Kürt seçmenin oyu HDP temsilcileri olmadan konuşuluyor olsa da bu durumun gerçekliğini herkes biliyor.

Ahmet Türk yıllardır siyasetin içinde bir isim. Milletvekilliğinden parti ve belediye başkanlığına kadar siyasetin birçok kademesinde yer aldı. Siyasette rol aldığı yıllar içinde memleketi Mardin’de ve aslında bütün Türkiye’de saygın bir isim olarak kabul edildi. Sağduyusu, olaylara yerinde müdahalesi, kritik zamanlarda görev üstlenmesi hep takdir edildi. Türkiye siyasetinin ve Kürtlerin nabzını deneyimi sayesinde doğru tuttu.

Türkiye’nin ve Kürt halkının gündemini Ahmet Türk ile konuştuk.

'AYÇİÇEĞİ GİBİ BİR KESİM VAR, YÜZÜNÜ İKTİDARA DÖNER'

Siyasetteki deneyiminizden yola çıkarak sizce bir erken seçim mümkün mü?

Erdoğan ve AKP, ekonomik kriz koşullarında kaybedeceği bir seçime girmek istemez. Bu nedenle bir erken seçim beklemiyorum. Ancak Haziran’da da seçim olmayacaktır çünkü bu sefer Erdoğan’ın seçime girip girmeyeceği tartışma konusu olacaktır. Bu yüzden Erdoğan’ın bahar aylarında seçime hazırlandığını düşünüyorum.

Muhalefet partilerinin bölgeye ilgisine bakılırsa Kasım’da seçim olacak gibi hazırlandıklarını söylemek mümkün sanki. Bazı partilere ilgi de gözlemleniyor…  

Ayçiçeği güneşe döner yüzünü. Ayçiçeği gibi bir kesim var, iktidar neredeyse ya da iktidar olma ihtimali olan tarafa yüzlerini çeviriyorlar. İktidara gelmesi muhtemel partilere yöneliyorlar. Ancak gerçekten özgürlüğü ve demokrasiyi savunan, Kürtlerin demokratik hakları için mücadele eden insanlar, CHP ya da başka bir partinin siyasetine çok yakın olmayacaklardır. Biz tabii ki istiyoruz muhalefet demokratik bir Türkiye yaratsın, bütün halkları ortak demokratik değerlerde buluştursun. Ama zaman zaman yapılan açıklamalar bizi de endişeye sürüklüyor. Mesela milletvekilimiz Saliha Aydeniz polis tarafından tartaklandı. Parlamentonun bir mensubudur ve polis üzerine geliyor, hakaret ediyor, tartaklıyor kendisini. Sonuçta o da refleks olarak bir hareket yapıyor. Onun uğradığı linç hakkında kimse bir kelime kullanmadı ama "polisimize tokat attı" diye açıklama yaptılar. Gelecekle ilgili umutlar besliyoruz ancak bazı açıklamalar halkta bir güvensizliğe neden oluyor. CHP sözcüsünün yaptığı açıklama halk arasında çok tartışıldı ve bir güvensizliğe neden oldu.

Muhalefet umut vermiyor mu?

Türkiye’de değişimin, dönüşümün sağlanması için somut önerilerin ortaya konması lazım. Muhalefet parlamenter demokratik sistemi getireceğiz diyor. Ben 40 yıl parlamentonun içinde kaldım. Zihniyet değişmediği sürece, Kürtlerin hakları içselleştirilmediği sürece bir şey değişmeyecektir. Siyaset Kürtlerin halk olduğuna, dili ve kültürü olduğuna inanacak, bunu içselleştirecek ve güvence altına alacağını açıklayacak. Kürtlerin başka türlü muhalefete inanması çok zor. 

'MÜCADELEMİZ GÖRÜLMEZSE SİYASİ KÖRLÜK DEVAM EDER'

Halkın nabzını tutan bir siyasetçi olarak, seçime doğru giderken Kürtlerin seçime yönelik beklentisi ya da kuşkuları nelerdir?

Geçen gün beni ziyaret eden bir yurttaş, "Yıllardır Erdoğan elindeki sopayla bizi dövdü, sopayı Erdoğan’dan alıp muhalefetin eline verirsek ne olacak? Bir de onlardan mı dayak yiyeceğiz" dedi. Bu yurttaşın endişesi küçümsenmemeli. Bu şekilde genel bir tedirginlik var. Evet, Erdoğan gitmeli ama yerine gelecek kişinin radikal demokrasi mücadelesi vermesi gerekiyor. Türkiye’nin sorunları, özellikle Kürt halkının talepleri konusunda somut bazı çalışmalar, açıklamalar yapması lazım. Bugün on binlerce Kürt siyasetçi hukuksuz bir şekilde zindanda. Bir kısmı FETÖ’nün yargıçları ve savcıları tarafından, diğerleri de AKP-MHP yargıç ve savcıları tarafından zindana konuldu. Şimdi on binlerce Kürt hapisteyken ve bu konuda muhalefet partileri tarafından ciddi bir şey yapılmazken Kürtler niye güvensin onlara? Bu güvensizliği ortadan kaldıracak somut adımların atılması lazım. Beklentimiz budur. Umut ediyoruz ki Kürt halkının talepleri konusunda somut adımlar atılır ve gerçekten demokratik bir sistem oluşturulur. Biz başından beri halkların ortak demokratik zeminde buluşmasını talep ediyoruz. Sadece Kürtlerin değil, Türkiye’de yaşayan herkesin özgür, adil ve eşit geleceğe kavuşmasını talep ediyoruz. Bizim mücadelemiz budur ve bu mücadelemiz doğru algılanmazsa, gerçekten bütün Türkiye için mücadele ettiğimizi görmezlerse, siyasetteki körlük devam eder.

'SOMUT PROJELER GÖRMEK İSTİYORUZ'

Muhalefetteki bazı isimler cumhurbaşkanı adayı olarak gösteriliyor. Bu isimler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Önce adayın açıklanması, adayın gelecekle ilgili projelerinin ortaya çıkması lazım. Ama şunu söyleyebiliriz, Kürtler kimsenin askeri değildir. Kürtler, ancak demokrasinin askeri olabilirler. Yani Kürtlerin demokrasi beklentisi var. Özgürlük ve eşitlik talepleri var. Bu kararlılığı görmek lazım. Elbette Erdoğan bugüne kadar Kürtlere zulmetmekten başka bir şey yapmadı. Bunu görüyoruz ve unutmuyoruz. Ancak muhalefet de mevcut sistemi koruyarak, bazı şeyleri iyileştirmeye çalışarak Türkiye’ye demokrasi ve barışı getiremez. Bazı radikal adımların atılması lazım. Kürt meselesinde, ekonomik meselelerde çok ciddi adımlar atması lazım. Şimdi demokratik parlamenter sistem getireceğiz diyorlar, iyi de gelecek ile ilgili projeleriniz nedir? Somut önerileriniz var mı? Örneğin Kürt sorununu nasıl çözeceksiniz? Cezaevindeki tecridi, bu haksız, hukuksuz tutuklamaları nasıl engelleyeceksiniz? Sadece Kürtler değil, birçok akademisyen, aydın, demokrat insan da fikirleri nedeniyle cezaevinde. Bunları görmemezlikten gelebilir misiniz? Bu konularda somut açıklamaların yapılmasını bekliyor Kürt halkı. KHK ile birçok insan ihraç edilmiş durumda. Bakın 30 yıldır Özel İdare’de devletin memuru olarak çalışan insanlar, sadece benimle çalıştıkları için ihraç edildiler. Bunların deneyimlerinden yararlanmak için yanımda tutmuştum ancak 30 yıllık emekleri bu yüzden heba oldu ve onları yanımda tuttuğum için pişman oldum. Bunlar ne olacak?

'KORKUYORSANIZ MESELELERİ NASIL ÇÖZECEKSİNİZ?'

Kürtlerin oy potansiyeli belli. Buna rağmen muhalefet neden HDP ile arasına mesafe koyuyor?

6 parti bir masanın etrafında toplanmış ve iktidarı değiştirmeye çalışıyorlar. Ancak iktidara geldiklerinde Türkiye’nin sorunlarını nasıl çözeceklerine dair projelerini bilmek istiyoruz. İktidar olduklarında Kürt sorununun çözümü konusunda CHP ile İYİ Parti ya da Demokrat Parti aynı mı düşünecek? Yüzde 13 oyu olan bir parti neden altılı masanın içinde yer almıyor? Resmiyetin dışında bazı şeyler konuşuluyordur ancak resmiyetin dışında kalınca bazı şeyleri değiştirmek zordur. HDP’yle aralarındaki mesafeyi koruyorlar, peki kimden korkuyorlar? Mesele budur. Şimdiden korkuyorsanız yarın bütün bu meseleleri nasıl çözeceksiniz? Bunu ben de soruyorum, insanlar da soruyor. Bizim bu kadar tahribat yapan bir iktidarın yanında olmak gibi bir şansımız yok. Ama sonuçta, sopanın el değiştirmesinin de bizim için bir anlamı yok.

'ÖNEMLİ OLAN DEMOKRASİYE İNANAN BİR ADAY OLMASI'

Söylediklerinizden yola çıkarak, cumhurbaşkanı adayı olacak kişinin, inancı ya da etnik kimliğinden ziyade, politik duruşu Kürtler için esastır, diyebilir miyiz?

Altılı masada cumhurbaşkanı adayı ile ilgili görüşmeler, tartışmalar yapılıyor ama açıklamıyorlar. Adaylarını belirlemediler demiyorum, açıklamadılar. Fakat biz bu masanın içinde olmadığımız için bu konuda yorum yapmak istemiyorum. Tabi biz isimlere de takılmıyoruz. Gerçekten Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunacak bir insan bizim için önemlidir. Ama geçmişte demokratik değerlere sahip çıkmamış isimlerin aday gösterilmesini de istemiyoruz. Biz isteriz ki gerçekten herkesi kucaklayacak, Kürtleri ve bütün halkları kucaklayacak bir isim aday olsun. Adayın Alevi, Sunni, Kürt, Türk, Çerkes, Laz olması önemli değil, önemli olan demokrasiye inanması. Bütün halkları kucaklayacak bir anlayışta olması ve bunu içselleştirmiş olması önemlidir bizim için. Yoksa inanç üzerinden yapılan tartışmalar doğru değildir. Demokratik bir Türkiye’nin önünü açacak bir adaya ve onun ekibine ihtiyaç var. Bu tek kişiyle olacak bir şey de değildir sonuçta, bu bir ekip işidir. Demokrasiye inanan ve demokratik gelecek için projeler üretebilen bir ekibi oluşturacak bir Cumhurbaşkanı adayına ihtiyaç var.

'KÜRTLER SESSİZLİĞİNİ SANDIKTA BOZACAK'

Seçimlerle ilgili tartışmalar devam ederken Kürt halkının sessiz kaldığı, tartışmalara aktif olarak katılmadığı söyleniyor. Siz ne dersiniz?

Biz çok zor dönemlerden geçtik. 1990’dan 98’e kadar partinin ve Kürt halkının üzerinde çok yoğun baskılar vardı. 90’larda seçim için esnaf ziyareti yapıyorduk. Arkamızda özel timler vardı. Esnaf bizi görünce içeri geçiyordu çünkü bizimle tokalaşmasa ayıp olacak, tokalaşsa özel timler hepsini çekiyordu. Böyle bir korku vardı. Ama seçimler geldi ve yüzde 80’e yakın oy aldık. Mesela düzenlediğimiz basın toplantısına 20-30 kişi ancak katılıyordu ama sandıktan çıkan oy tam tersi oluyordu. Bence bu dönem de buna benziyor. Yoğun bir baskı var. Partinin önüne çıkıyorsunuz, polis baskın yapıyor ve bunu gören insanlar partiye gelmeye korkuyor. Daha önce de yaşadığımız böyle bir atmosferin içindeyiz. 12 Eylül dönemini de yaşadık ancak hiçbir dönem Yargıtay dahil bütün kurumlar bir tek kişinin elinde olmadı. Bu durum insanların endişe duymasına neden oluyor. Ama Kürt halkının seçimlerde sessizliğini bozacağını hep birlikte göreceğiz.

İçinde bulunduğumuz zaman yeni bir çözüm sürecini düşünmeye pek fırsat tanımıyor. Ancak yine de zaman zaman kulis bilgisi olarak yeni bir çözüm sürecinin başlayacağına dair söylemler dillendiriliyor. Siz ne dersiniz, yeni bir çözüm süreci ihtimali var mı?

Süleyman Demirel’in "Dün dündür bugün bugündür" sözü vardı, Türkiye’deki siyasetçiler de buna göre davranıyor. Bu yüzden yarın ne olacağını bilemiyoruz. Ama bu iktidar döneminde yeni bir çözüm sürecinin gelişebileceği konusunda çok umutlu değilim. Ama dediğim gibi, burası Türkiye ve yarın her şey olabilir.

PKK lideri Abdullah Öcalan, uzun zamandır avukatları ve ailesiyle görüştürülmüyor. İktidara yakın gazeteciler yakın zamanda ailesiyle bir görüşmenin sağlanacağı yönünde iddiaları dile getirdiler. Sizin böyle bir beklentiniz var mı?

Seçimlere doğru giderken belki tepkileri azaltmaya çalışıyorlar, bilemiyoruz. Tepkileri azaltmak için, işte görüştürdük, demek istiyorlar. Ama esas olarak çözüme katkı sunacak bir ortamın hazırlanması ve bir diyalog ortamının hazırlanmasına yönelik görüşmelerin sağlanması gerekiyor. Devletle, aileyle, avukatlarla görüşmesi sağlanmalı ve bu görüşmeler çözüme yönelik olmalı. Ben Sayın Öcalan’ın demokratik siyasetin güçlenmesi, sorunların demokratik yöntemlerle çözülmesi konusunda katkı sunmaya açık bir insan olduğunu düşünüyorum. Kendisiyle görüşmeler de bu temelde yapılmalı.

'KAYYIMLARIN SAHİBİ VAR'

Dönemin valisi Mustafa Yaman iki kez yerinize kayyım olarak atandı. Yaman görevden alındıktan sonra belediyede yapılan yolsuzluklarla ilgili raporlar hazırlandı. Bazı daire başkanları tutuklandı ancak Yaman’a hiç dokunulmadı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mardin’de yaşanan rezalet emin olun hiçbir yerde yaşanmadı. Mardin resmen talan edildi. Tek tek ihalelere bakın, hepsinde usulsüzlük, yolsuzluk vardır. Bunu sadece biz söylemiyoruz, gözaltına alınan ya da yolsuzluklara itiraz eden daire başkanları bunları mahkeme salonlarında açık açık anlattılar. Kayyım zihniyeti halkın iradesini gasp etmek, yok etmektir. Ayrıca buradaki kaynakları başka yerlere aktararak yarın öbür gün seçilecek belediye başkanını çalışamaz duruma getirmektir. Belediyeyi borçlandırın diye talimat vermişler, aldığım bilgiye göre. Neden? Çünkü geride bir enkaz bırakmak istiyorlar, seçilecek belediye başkanı başarısız olsun istiyorlar. Böyle bir mantık var. Öte yandan yolsuzluklardan elde edilen paraların nereye aktarıldığına dair birçok söylenti var ancak ben elimde belge olmadan konuşmak istemiyorum bu konuda. Kayyımlara neden dokunulmuyor? Çünkü kayyımların sahibi var, bu yüzden onlara dokunulmuyor.

GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI SALDIRININ BİR PARÇASI

Diyarbakır’da 16 gazeteci tutuklandı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

16 gazetecinin tutuklanması, Kürtlere yönelik sürdürülen operasyonların bir parçasıdır. Gerçekleri yazan, haksızlıkları, hukuksuzlukları dile getiren gazetecilerden rahatsızlar. Doğru yazdıkları için, Kürt oldukları için rahatsızlar. Bu Kürt gazetecilerin susturulması, sindirilmesi için alınan bir karar. Bu 16 kişinin tutuklanması hukuki bir mesele değil, Kürtlere yönelik saldırı projesinin parçasıdır.               

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum