1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 32 insanın hayatı 5 milyon dolara bağlı
32 insanın hayatı 5 milyon dolara bağlı

32 insanın hayatı 5 milyon dolara bağlı

32 tır şoförünün 18’i Şırnaklı. İki gün önce, İŞİD’in elindeki rehine şoförlerden Ramazan Şimşek (45) ve oğlu Özgür (18), Selahattin Karakan (25) ve kardeşi Servet Karakan’ın (23) aileleri ile görüşmek üzere Şirnak’ın Silopi ilçesinin Doruklu Köyü’ne gitt

A+A-

HATİCE KAMER / YÜKSEKOVA HABER

ŞIRNAK - Irak Şam İslam Devletini (IŞİD) denince akla gelen ilk şey şiddet ve vahşet sahneleri oluyor. Rüştünü insan katletmenin en vahşi yöntemleri ile ispatlamaya ve bir korku imparatorluğu kurmaya çalışan bu örgüt, bir yılı aşkın zamandır Suriye’de ve Rojava’da egemenlik kurmaya çalışıyor. Özellikle Kürtler bu örgütü Rojava’da YPG’nin mücadelesinden biliyor. YPG’nin Rojava’da İŞİD’e karşı verdiği mücadelede yüzlerce militanını kaybettiği de biliniyor.

Türkiye’nin şimdiye kadar bu örgütün yaptıklarını görmezden gelmesinin altında yatan temel yaklaşımın YPG ile savaşması olduğu yaklaşımı,  farklı gazeteciler tarafından yazılıp çizildi. Ama şimdi durum öyle bir noktaya geldi ki,   ve Irak’ta birçok yerleşim yerinden sonra Musul’u da ele geçiren İŞİD, Türkiye’den, Musul’un Geyara ilçesindeki termik santrale yakıt taşıyan 32 tır şoförünü rehin aldı. Daha sonra ilerleyen saatlerde de Türkiye’nin Musul konsolosu Öztürk Yılmaz ile birlikte konsolosluktaki 48 kişiyi de rehin aldı. Bu insanlar, insafsızlığıyla dünyaya nam salmış bir örgütün insafına terkedilmiş bir şekilde kurtarılmayı bekliyor.

1-351.jpg

32 tır şoförünün 18’i Şırnaklı. İki gün önce, İŞİD’in elindeki rehine şoförlerden Ramazan Şimşek (45) ve oğlu Özgür (18), Selahattin Karakan (25) ve kardeşi Servet Karakan’ın (23) aileleri ile görüşmek üzere Şirnak’ın Silopi ilçesinin Doruklu Köyü’ne gittim.

Ramazan Şimşek, aynı zamanda Servet ve Selahattin’in dayısı.  Irak’a ilk defa yük taşıyacak olan oğlu ve yeğenlerini yalnız göndermek istemeyen Ramazan, onlara eşlik ederek Musula gider. Genç şoförler, termik santraldeki diğer şoförler gibi, yüklerini boşaltmak için sıra beklerken, İŞİD üyeleri Musul’u ele geçirir. Çok geçmeden santrale de el konulur ve orada bulunan 32 Türkiyeli şoför de esir alınır.

2-218.jpg

Telefonunu saklamayı başaran birkaç şoför aileleriyle irtibat kurarak, militanların şirket sahiplerinden 5 milyon dolar istediklerini aksi takdirde, hepsini teker teker öldürecekleri haberini verirler. O günden bu yana bütün ailelerde büyük bir yas havası ve çaresizlik var.

Hey Hawar, Hey Hawar!

Kürtçe adı Xezala olan Doruklu Köyü’ne vardığımda, Servet ve Selahattin’in annesi; Ramazan’ın ablası; Özgür’ün halası olan Hezine Teyze bahçesinin kapısında ağıtlar yakıyordu. Belli ki gözü ve yüreği köyün yolunda, kendisine gelecek umutlu bir haberi bekliyordu. Komşuları ikna edemiyordu onu, gözü yaşlı kadının acılı yüreği hiçbir yere sığamıyordu. Televizyonlardan duymuştu bu örgütün ne kadar vahşi ve vicdansız olduğunu. Bu yüzden büyük bir çaresizlikle acılar içinde kıvranıp ağıtlar yakıyordu.  

Hezine Teyze bana bakıp yürek sızlatan şu ağıdı yaktı:

"Erê daye dikuje kezeba law û bira’n

Bila xweda bibîze dengê di ne

da kes loma neke li vî dengê,

 bila nebêjin qey tu ker û lal î

ma qey tu nikarî bikî hewar û gazî ji xwedayê xwe re…

Hey hawar hey hawar, xwedayo tu bibine,

Wan kur û birayan ji deste wan evdan birevîne,

Hazir tu yî, mezin tu yî, nazik tu yî,

 wan cana ji deste wan evdan birevîne,

eşa law û bira’n nexine nava dilan…

hey hawar hey hawar bîne, bira bîne…

hey hewa hey hewar xwedayo tu bibine…

Hangi yürek dayanır ki bu acıya. Allahtan başka kime sığınıp yardım isteyebilirim ki. Çocuklarım, ağabim ve yeğenim para için orada esirler. Şu dünyanın bütün hazineleri sevdiklerimin bir tırnağı etmez ama bütün varlığımı satsam dahi istenen o parayı bulamayız. Eğer devlet bu parayı bulmazsa biz nereden getirebiliriz ki” diyerek çaresiz bir şekilde gözlerinin boşluğa dikti.

Ev de tam bir yas havası vardı. Komşu kadınlar etrafında toplanmış, onu teselli etmeye çalışıyordu ama hiçbir teselli bu acı gerçeği unutturmuyordu.

"32 şoförün canı beş milyon dolar etmiyor mu?"

17 yaşındaki oğlu Serbest  hem çok üzgün hem de çok öfkeliydi. Onunla röportaj yapmak istediğimde “ istemiyorum, daha önceki röportajların, sevdiklerimize hiçbir faydası olmadı, neden konuşacakmışım ki . Dört gündür bize yardımı olur diye gelen bütün gazetecilere derdimizi anlattık ama şimdiye kadar herhangi bir devlet yetkilisi bizi arayıp, yüreğimizi rahatlatacak herhangi bir şey söylemedi. Üç şirket var, bu şirketler 5 milyon doları bulamaz mı? Hadi onların yok, devletin hiç mi parası yok, 32 şoförün canı beş milyon dolar etmiyor mu? diyerek ağlama başladı.

Hezine Teyzenin annesi, 86 yaşındaki Sîsê Nîne, elinde tespihi, ağzında duası ile , torunları ve oğlunun serbest bırakılması için allaha dua edip duruyordu. “ İki yıl önce bir oğlumu trafik kazasında kaybettim. Onun acısı daha tazeyken, şimdi de çocuklarım bu durumda. Bütün devletlere de rica ediyorum, lütfen bize yardım edin, çocuklarımızı bize getirin” diye yakarıyordu.

Ramazan’ı eşi Nihal de perişan haldeydi. Genç kadın “ Özgürüm daha yeni şoför olmuştu, bu daha ilk seferiydi. Kuzenleriyle beraber gidiyordu ama eşim onları yalnız göndermek istemedi. Lütfen bize yardım edin, çocuklarımızı, canlarımızı bize sağ salim getirin” diyerek sürekli ağlıyordu.

İki evde büyük bir ümitsizlik hakim. ben döndükten sonra, Ramazan’a telefonla ulaşan ailesi, şirket fidyeyi vermezse, örgütün kendilerini öldüreceğini söylediğini aktardı.

Büyük bir çaresizlik içinde bekleyen bu insanların umudu 5 milyon dolara bağlı. “ Aileler bütün varlıklarını satsa, bir milyon doları bile toplayamazlar” diyerek yoksulluğa eklenen yoksunluğun verdiği çaresizlik içindeler.

Rehine Şoförlerden Salih “Perişan Bir Haldeyiz”

İŞİD’in elindeki 32 şoförden biri olan ve İkra şirketine bağlı çalışan Salih adındaki bir rehine ile telefonla görüşme şansım oldu. Hem de basında şoförlerin serbest bırakıldığı haberlerinin yayıldığı saatlerde. Bu asılsız habere çok kızan şoför “Yok öyle bir şey, bu doğru değil. Çok perişan bir haldeyiz. Termik santralden bizi çölün ortasında bir yere getirdiler. Dört tarafımızda yüksek duvarlar var. 32 şoför aynı yerdeyiz. Burası eski bir Amerikan üssü. 55-60 derece sıcağın altındayız, aç sussuz, perişan bir halde bekliyoruz. Bize çok kötü muamele ediyorlar. Şirket sahipleri istenen 5 milyon doları vermediğinden bizi bırakmıyorlar. Yetkililere sesleniyorum, çok kötü bir haldeyiz, lütfen bizi kurtarın” diyerek yetkililerden, şirket sahiplerinden yardım istedi.

Aileler "Sahipsiz Kaldık"

Cuma günü Silopi ve Urfa’da aileler, şirketlerin önünde oturma eylemi başlattı. Silopi’de Şimşek ve Karakan aileleri, Güven Nakliyatı önünde bekleyen araçlara el koyarak, gerekirse gümrük kapısında da benzer eylemler gerçekleştirip, şirketlerin araçlarının geçişine engel olacaklarını söylediler.

Tedirgin bir bekleyiş içindeki akrabalar, konsolosluktaki 49 kişiden sonra, şoförlerin geri plana itildiği ve hiçbir devlet yetkilisinin onlara herhangi bir açıklama yapmadığını, sahipsiz bırakıldıklarını  söyleyerek kızgınlıklarını dile getirdiler.

Güven Nakliyat’ın sahibi Ahmet Ertürk de, ailelerin eylemine destek vererek “ Şirket sahipleri girişimde bulunuyor ama şu an muhatabın kim olduğu sıkıntısı var. Milyon dolarlar bir insanın canından daha değerli değildir” diyerek devletin de şoförler için girişimlerde bulunması gerektiğini söyledi. Ailelerin eylemi, şoförler serbest bırakılıncaya kadar devam edecek.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum